Ergenekon Davası'nın 284. Duruşması: Savcı 6 Kişinin Tahliyesini İstedi
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de aralarında bulunduğu 67'si tutuklu 275 sanıklı Ergenekon davasının 284. duruşması başladı.
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Ankara GATA'da tedavi gören Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, emekli tuğgeneraller Veli Küçük ve Levent Ersöz ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in de aralarında yer aldığı 31 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ile bazı gazeteci örgütleri temsilcileri de duruşmayı izlemek üzere salona geldi.
Duruşmada söz alan bazı sanıkların avukatı Celal Ülgen, konuşma sürelerinin kısıtlanmamasını, salonda kurulan barikatların kaldırılmasını, gazetecilerin daha önce bulunduğu bölüme alınmasını, cep telefonu ile salona girilmesini ve yine salonun tavanında asılı bulunan mikrofonların kaldırılmasını istedi. Ülgen, bu tür yasakların veya uygulamaların mahkemeyi töhmet altında bıraktığını söyledi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'de görülen 67'si tutuklu 275 sanıklı Ergenekon Davası'nın 284. duruşması sanık avukatlarının usule ilişkin taleplerinin alınması tamamlandı.
Ergenekon'da 6 kişinin taliyesi istendi
Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, taleplere ilişkin savcılıktan görüşünü sordu. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, sanıklar ve avukatlarının taleplerinin reddedilmesine karar verilmesini talep etti. Savcı Pekgüzel ayrıca tutuklu sanıklar Fatma Cengiz, Mehmet Bülent Sarıkahya, Mehmet Zekeriya Öztürk, İbrahim Özcan, Oğuz Bulut ve Ulaş Özel'in talep edilen ceza miktarları, tutuklulukta geçirdikleri süre de dikkate alınarak haklarında adli kontrol kararı verilerek tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Duruşmaya taleplerin değerlendirilmesi için ara verildi.
Sakık'ın ifadesi
Ergenekon davasında gizli tanık "Deniz" olarak ifadesi alınırken kimliğini açıklayan Şemdin Sakık, Diyarbakır Cezaevi'nden İstanbul 13. Ağır ceza Mahkemesi'ne gönderdiği bir sayfalık dilekçesinde, duruşmada tanık olarak dinlenilen Adil Timurtaş hakkında beyanlarda bulundu.
Şemdin Sakık, dilekçesinde, Silivri Sulh Ceza Mahkemesi'nde ifade veren Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Mehmet Deniz Yıldırım'ın, "Timurtaş, emniyette kendisine 25 sayfalık ifade tutanağının zorla imzalatıldığını söylüyor. İşte tanık olarak dinledikleriniz böyledir" sözlerinin dikkatini çektiğini kaydetti.
Polis ifadesini reddeden Timurtaş'ın mahkemeyi ikilemde bıraktığını belirten Sakık, 1986'da Şırnak'ta yanında olan Timurtaş'ın, sevgilisini alarak kaçtığını ve güvenlik güçlerine teslim olduğunu anlattı.
Timurtaş'ın, jandarma bünyesinde operasyona katılan bir eleman olarak çalışmaya başladığını, zaman zaman bu kişinin jandarma istihbaratta ne kadar faal olduğunu duyduğunu aktaran Sakık, aradan geçen 12 yılın ardından kendisinin de örgütten ayrıldığını anımsattı.
Sakık, Adil Timurtaş'ı, güvenlik güçlerinin kendisini Kuzey Irak'tan Türkiye'ye getirdiğinde Diyarbakır'da jandarma istihbarat teşkilatı bünyesinde sorguya alındığında gördüğünü dile getirerek, "Hala bu teşkilata bağlı olarak çalışıyordu. Hem kendisi hem de birlikte örgütten kaçtıktan sonra evlendiği eşi JİTEM bünyesinde bir memur olarak görünüyorlardı. Timurtaş'ın görevi örtülü operasyonlara katılmaktı" ifadelerini kullandı.
"JİTEM'i iyi bilir"
Şemdin Sakık, dilekçesinde şu bilgilere yer verdi:
"Ben PKK örgütünün içişlerini ne kadar iyi biliyorsam Adil Timurtaş da JİTEM yapısını o kadar iyi bilen birisidir. Bu şahıs polisteki ifadesinde ne söylemişse doğru söylemiştir. Belki de bildiği doğruların yarısını yani kendisine zarar vermeyecek olanları söylemiştir. Çünkü bölgede işlenen faili meçhul cinayetlerden birinci derecede sorumlu olan JİTEM'in faal bir elemanıydı. Timurtaş, 'Polisten korktuğum için metni imzaladım' demiş. Kesinlikle arkasında JİTEM olan bu şahsın polisten korkması için hiçbir neden yoktu. Büyük bir ihtimalle vicdanının sesini dinleyerek ifade verdi. Ama ardından suçladığı kurum ya da kişiler tarafından örneğimde olduğu gibi ölümle ya da cezaevine düşürülmekle tehdit edildiği için ifadesinden vazgeçti. Onun kişiliğini ve 15 yılı aşkın sürede JİTEM bünyesinde yaptıklarını bilen birisi olarak, bu şahsın poliste verdiği ifadenin gerçekleri yansıtabileceğini, ifadesini geri almasının da tehditten kaynaklandığını düşünüyorum." (aa)

YORUM YAZIN