Odatv Davası: Soner Yalçın Tahliye Edildi. Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük Tutuklu Kaldı.
Gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın'ın da aralarında bulunduğu 13 sanık hakkında açılan Odatv davasının 15. duruşması sone erdi. Soner Yalçın tahliye edildi.
Odatv Davası'nda Soner Yalçın tahliye edildi.
Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük'ün tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.
Soner Yalçın oy çokluğuyla tahliye edildi.
Soner Yalçın her hafta Çarşamba gunü karakola gidip imza verecek ve yurtdışı çıkış yasağı getirildi.
Böylece Odatv davasında tutuklu Odatv çalışanı kalmadı.
Odatv davasına bakan mahkeme, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe yazılarak ‘dava dosyasında daha önce mahkemeye dijital olarak gönderilen dosya suretinden sonra, yargılamanın devamında dosyaya sunulan tüm bilgi ve belgelerin dvd’ye kaydedilerek gönderilmesini’ istedi.
Davanın bir sonraki duruşması 21 Mart 2013 tarihine ertelendi.
Soner Yalçın, 20.40 sıralarında Silivri Cezaevi'nden ayrıldı.
İLK AÇIKLAMAYalçın tahliyesi sonrası "Biz zindanda kalmayı Namık Kemal'den öğrendik. Biz ölmeyi öğrendik, ama bize yenilgiyi öğretemeyeceksiniz, biz yenilgiyi öğrenmeyeceğiz ve inadına yazacağız" dedi.
"BABAMI ÇOK ÖZLEDİM"Gözyaşları içinde babasıyla kucaklaşan Aren Soner Yalçın "Babamı çok özledim bana yılbaşı hediyesi oldu. Bu süreçte bazı şeyi unuttum. Şimdi tekrar hatırlayacağım" dedi.
Duruşmada Ne Oldu
Odatv davasının 15’inci oturumu yine gergin başladı. Adliyedeki görüntü sistemlerinin yenilenmesi çalışması kapsamında daha önceki duruşmaların yapıldığı büyük salondaki görüntü sistemleri de değiştirildiği için duruşma yaklaşık 30 kişilik olan küçük salonda yapıldı. Salonun küçük olması nedeniyle her sanık için bir avukatın alınacağı belirtildi. Bunu protesto eden sanık avukatları duruşma başlayınca salona girmedi.
Gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık ve Soner Yalçın'ın sanık olarak yargılandığı Odatv davasının 15. duruşması başladı. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 3’ü tutuklu 13 sanıklı duruşmaya tutuklu sanıklar Soner Yalçın, Yalçın Küçük ve Hanefi Avcı getirildi.Çağlayan’daki Adalet Sarayı’ndaki duruşmaya Ahmet Şık, Nedim Şener, Doğan Yurdakul’un da aralarında bulunduğu 10 tutuksuz sanık katıldı.
MİLLETVEKİLLERİ İLE MAHKEME BAŞKANI'NIN SALON TARTIŞMASI
Duruşma öncesinde CHP Milletvekilleri Emine Ülker Tarhan, İlhan Cihaner ve Mahmut Tanal, Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci ile görüştü. Milletvekilleri Başkan Ekinci’ye duruşmanın neden büyük salonda değil de küçük salonda yapıldığını sordu. Mahkeme Başkanı, milletvekillerine küçük salonu gezdirerek, diğer salonda kamera sisteminin yenilendiğini belirtti. Milletvekilleri ile Mahkeme Başkanı Ekinci duruşma salonu konusunda bir süre tartıştı.
BAŞKAN EKİNCİ’DEN SALON AÇIKLAMASI
Daha sonra tutuklu sanıklar salona alındı. Sanıklar izleyiciler ile bir süre sohbet etti. Daha sonra mahkeme heyeti salona girdi. Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, “Tüm adliye içinde 2 aydır görüntülü ifade sisteminde yenileme var. Bu sistem ile burada bir dava görülürken Diyarbakır’daki birinin ifadesini alabileceğiz görüntülü olarak. Bu nedenle çalışma yapılıyor. Yedek olarak sadece bu kameralı sistemin olduğu salon ayrıldı. O yüzden duruşmayı burada yapıyoruz."dedi.
AVUKATSIZ DURUŞMAYA ŞIK’TAN TEPKİ
Öte yandan duruşmaya ilk etapta sanık avukatları katılmadı. Her sanık için bir avukatın girmesi yönünde güvenlik görevlilerine talimat verildi ve avukat listesi bırakıldı. İsmi olmayan avukatların içeri girmeyeceği belirtildi.
Başkan Ekinci duruşma başladığında Yalçın Küçük’ü tahliyeye ilişkin taleplerini söylemesi için kürsüye çağırdı. Yalçın Küçük’ün kürsüye geçmesi üzerine davanın sanıklarından Ahmet Şık ayağa kalkarak “Avukatlar olmadan yargılama yapıyorsunuz. Bunun tutanağa geçmesini istiyorum” dedi. Şık’ın avukatlar olmadan duruşmanın başlamasına tepki göstermesi üzerine mahkeme başkanı Mehmet Ekinci, Şık’ı yerine oturması için uyararak “Gelmek isteyen gelebilir. Biz avukatları da herkesi de alacağımızı söyledik. Zorla duruşmaya alacak halim yok. Avukatların da yeri boş, isterlerse gelip oturabilirler. Görüyorsunuz herkesi aldık” diye yanıt verdi.
Şık’ın “Zorla içeri almıyorsunuz ama” demesi üzerine ise başkan Ekinci, “Sizinle polemiğe girmeyeceğim. Yerinize oturun lütfen” dedi. Bu sözlü tartışmanın ardından Şık yerine oturdu.
AVUKATLAR 10 DAKİKA SONRA SALONA GELDİLER
Daha sonra tutuklu sanık Yalçın Küçük’ün savunmasına geçildi. Küçük’ün sözlerine başlamasından yaklaşık 10 dakika sonra da avukatlar salona geldiler. Küçük’ün avukatı Hasan Fehmi Demir, sanık avukatlarının salona giremediğini söylemesi üzerine Başkan Ekinci, “”Nasıl giremiyor?” diye sordu. Avukat Demir, “İsterseniz kalkıp bir bakın. Güvenlik görevlilerine bir liste verilmiş. Avukatların isimleri var. Listede benim adım yok” diye tepki gösterince başkan Ekinci de “Olur mu öyle şey?” dedi. Avukatların kendilerine ayrılan bölüme oturmasının ardından Yalçın Küçük sözlerine devam etti.
Bir süre savunması bölünen Küçük, yeniden savunmasına devam etti.
BAŞKAN TEPKİ GÖSTERDİ, KÜÇÜK ÖZÜR DİLEDİ
İddianamede PKK’yı, CHP’yi ve Odatv’yi yönettiğinin iddia edildiğini belirten Küçük, mahkeme heyetine “Vicdan yok mu sizde?" diye sordu. Bu sözlere sinirlenen Mahkeme Başkanı Ekinci, “Haddinizi bilin. Böyle konuşamazsınız. Oturun yerinize" diye sert tepki gösterdi. Bu tepki üzerine Küçük, “Özür dilerim. İçim yanıyor" diyerek konuşmasına devam etti.
MAHKEME BAŞKANI: NEDİM BEYİN İŞİ VAR, BİTSİN GELECEK
Küçük’ün savunmasına devam ettiği sırada salonun dışında bulunan bir izleyici bağırarak, “Nedim dışarı gelsin" dedi. Bu sözler üzerine Mahkeme Başkanı, “Nedim dışarı gelsin ne ya. Duruşma yapıyoruz. Nedim Beyin işi var bitsin gelecek" dedi. Bunun üzerine salonda gülüşmeler yaşandı.
“BU İNSANLAR YARIN TÜRKİYE’Yİ YÖNETECEK”
Sözlerine Odatv ve Ergenekon davasına bakan mahkemelere teşekkür ederek başlayan Yalçın Küçük de duruşma salonunda bulunan sanıkları göstererek, “Bize yeni insanlar kazandırdınız. Bu insanlara iyi bakın, bu insanlar yarın Türkiye’yi yönetecek” dedi.
“DR. JEKYLL, MR. HYDE GİBİYİM”
İddianameye göre PKK’yı, Ergenekon’u, Odatv’yi, CHP’yi yönettiğini, siyaset dünyasını yönetmeye çalıştığını belirten Küçük, şunları söyledi:
''Bana iyi bakın, nasıl bir insanım? Dr. Jekyll, Mr. Hyde gibi gündüz iyiyim, gece hainlik yapıyorum. O yüzden bana iyi bakın böyle sanık bulamazsınız. Cumhuriyet, bana görme görevi verdi. Ben kimsenin görmediklerini görüyorum.
“DARBE YAPMAYACAĞIZ DEMİŞLER”
Genelkurmay Başkanlığı 3 milyon belgeyi vermiş mahkemeye (Ergenekon davasının görüldüğü 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi). Orada bir hazırlık yapılmış. Burada çok çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Bunu TSK’nın yeni Anayasa’sı olarak kabul edebiliriz. Her şeyi görmüşler. 2009’un başında ‘biz Türk ordusu silahlı ya da silahsız askeri darbe yapmayacağız, yapamayacağız’ demişler.
“BENİM İÇİN AJANLAR GÖNDERİYORSUNUZ”
Beni tutuklamak için MİT görevlisini bana telefon ettirdiniz. Yazık değil mi Türkiye Cumhuriyeti’ne benim için ajanlar gönderiyorsunuz.(Bu esnada salonda bulunan sanıklardan biri ‘İrfan Dündar adını da söyle’ dedi) Burada ben yokum hiçbir yerde ben yokum. Yanlış yapıyorsunuz.
“HAVAYI KOKLAR POLİSİMİ ARARIM”
Burada Hanefi Avcı’ya ‘Beni takip eder misiniz?” diye sordum, “Mesleğim sizi takip etmek” dedi. Mehmet Eymür’e sordum, ‘Evet’ dedi. Benim takip edilmediğim zaman yoktur. Bir yere gittiğimde havayı koklar polisimi ararım. Eğer bir yerde polis bulamıyorsam ‘bu devlet artık beni ciddiye almıyorum’ derim. Hukuk mantıktır, hukuk akıldır. Akıl ve mantık dışı hiçbir şeyi TÜBİTAK’a gönderemezsiniz.”
BAŞKAN'DAN TEPKİ
Yalçın Küçük’ün sesini yükselterek, “Odatv’nin kadrosuna talimat vermişim, niye incelenmiyor. Vicdan yok mu sizde? Vicdan yok mu kimsede?” demesi üzerine mahkeme başkanı Mehmet Ekinci, “Haddinizi bilin, lütfen oturun yerinize böyle konuşamazsınız” diye tepki gösterdi. Bunun üzerine özür dileyen Küçük, “İçim yanıyor” diyerek sözlerine devam etti.
“EĞER SANIKLAR SUÇUNU BİLMİYORSA O SİYASİ DAVADIR”
Odatv davası ile İnternet Andıcı davasının birbirine çok benzediğini belirten Küçük sözlerine şöyle devam etti:
“Yepyeni bir hukuk şekli. Yazılanların (dosyada delil olarak gösterilen haberler) hiç birinde suç bulmuyorsunuz ama çok sihirli bir şekilde ‘siz bunları yaptığınız için örgütsünüz’ diyorsunuz. Ben suçum nedir hiç demedim. Çünkü ben doğuştan suçluyum size göre. Bir davanın siyasi dava olup olmadığı ne sizin takdiriniz ne bizim iddiamız, içine bakın. Eğer bir davada sanıklar suçunu bilmiyorsa o siyasi davadır.”
SONER YALÇIN: KÖTÜLÜK YOLUN SONUNA GELMİŞTİRKüçük’ün ardından tutuklu sanık Soner Yalçın savunma yaptı. Türkiye’de zalim bir kötülüğün yapıldığını, bu kötülüğün memlekete ihanet ettiğini belirten Yalçın, “Bu kötülük örgütlüdür ve ne yazık ki devlet içinde yuvalanmıştır. Düzenlediği tertiplerle insanları itibarsızlaştırmakta, hapse attırmaktadır. Fakat hesaplanmış bu kötülük yolun sonuna gelmiştir. Artık açığa çıkmaktadır" dedi.
BAŞBAKAN’IN DİNLENİLMESİNİ ÖRNEK GÖSTERDİ
Savunmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ofisinde bulunduğu belirtilen böceklere değinen Soner Yalçın, “Baksanıza Başbakan Erdoğan bile kendisinin dinlendiğini, ofislerinde dinleme cihazı böceklerin bulunduğunu açıkladı. Şimdi sıra bu böceği yerleştiren kötülük merkezini ortaya çıkarmaya geldi. Buradan açıklıyorum, biz bu tertipçileri biliyoruz. Yazdık. Ve 2 yıldır da bu mahkeme salonundan haykırıyoruz. Bu tertipçiler: Deniz Baykal'a kaset komplosu yapanlardır. Bu tertipçiler: Bir değil, üç değil, beş-yedi değil 10 MHP'liye kaset komplosu kuranlardır. Bu tertipçilerin kim olduğu bellidir. Komplo yapacağı kişinin telefonunu dinleyecek, adım adım takip edecek, gizlice evlere girip kamerayı yerleştirecek, görüntüleri kaydedecek, montaj yapacak, yurtdışından internete sızdıracak ve hiç yakalanmayacak! Böylesine bir tertibi kim yapabilir? Sırtını devlete dayamadan; devletin istihbarat olanaklarına sahip olmadan bu tezgah kurulabilir mi, yapılabilir mi? Türkiye'nin merakla aradığı asıl derin devlet işte budur. Evet, biz bu tertipçileri biliyoruz; bunları yazdığımız için bize de komplo kurdular; bilgisayarlarımıza virüslü word dosyaları yükleyip bizi hapse attırdılar" diye konuştu.
“DÜĞMEYE BASTILAR"
Bu kötülük merkezinin hükümet tarafından bilindiğine dikkat çeken Soner Yalçın, “Tek eksik olan Türkiye'de bunları ortaya çıkaracak siyasi iradeye sahip olup olmamasıdır. Ama sanıyorum düğmeye bastılar. Çünkü biliyorlar ki, bu tertipçilerin şimdiki yeni hedefi Başbakan Erdoğan olduğu gün gibi açıktır. Bilinmez midir; kötülük sırtını mutlaka ihanete dayar. Devlet içindeki bu güç-iktidar çatışması kaçınılmazdır. Bu yaranın irini mutlaka yakında patlayacaktır" dedi.
“BU TERTİPÇİLERLE HESAPLAŞACAĞIZ”
Sadece başarıya odaklı gazetecilik yaptıklarını belirten Soner Yalçın, “Bizi iddianamelerde terörist yapan silah-bomba değildir; bilgilerimizdir, yazdıklarımızdır. Gazetecilikteki kararlılığımızdır. İş gerçeğe dayanırsa buradaki her gazeteci kimseye acımaz mutlaka yazar. Yazdık. Ve hapsedildik. Fakat hapse atılacağız, Silivri'de esir tutulacağız diye düşünmeyecek, araştırmayacak ve yazmayacak değiliz. Bugün dünden daha da kararlıyız, bu iki yıllık zorlu süreç irademizi çelikleştirdi. Erdemi bir zırh gibi kuşandık. Bu sebeple, bize yapılan bu kirli oyunu, pis entrikayı bir gün mutlaka ortaya çıkaracağız. Kimse merak etmesin, endişelenmesin, daha hapiste yatabiliriz ama herkes şundan emin olsun ki, biz bu tertipçilerle hesaplaşacağız. Devletin hangi makamında otururlarsa otursunlar; hangi karanlık-izbe yerlerde saklanırlarsa saklansınlar bu tertipçileri ortaya çıkaracağız, adaletin önüne getirilmelerini sağlayacağız.
“BİLİME İHANET ETTİLER”
Korku insanı yozlaştırarak esir alır bu nedenle TÜBİTAK'ta çalışan o üç kişinin varsayımlarına yanıt vermeye gerek duymuyorum artık. Bunları konuşmak abestir. Sözüm ona kendilerine bilirkişi diyenler bilime ve kendilerine ihanet etmişlerdir. Sayın heyetinizden bir tek talebim var, sahte delil üreten devlet içindeki bu örgütlü kötülüğün ortaya çıkarılmasına yardımcı olunuz. Bilgisayarlara virüslü word dosyaları gönderen şebekenin ortaya çıkarılması için savcılığa suç duyurusunda bulununuz” ifadelerini kullandı.
MİT VE EMNİYET'E SESLENDİ
Savunmasında MİT ve Emniyet'e seslenen Yalçın, “Eğer bu ülkenin istihbarat örgütü MİT, komplo sonucu hapse atılan ve cezaevinde yaşamını kaybeden meslektaşları Kaşif Kozinoğlu'na yapılanların hesabını sormazsa yazıklar olsun onlara. Kozinoğlu'na yapılan tertibi açığa çıkarmazlarsa tarih önünde hep suç ortağı olarak anılacaklardır. Türk Polis Teşkilatı, bir kitap yazdı diye hayatı felaketlerle didik didik edilen emniyet müdürleri Hanefi Avcı'ya kendi içlerinden yapılan bu tertibi ortaya çıkarmazlarsa onlara da yuh olsun. Tarih onları da suç ortağı olarak yazacaktır. MİT'e, Emniyet'e sesleniyorum, bu iftiralar komplolar, tertipler atölyesini ortaya çıkarmak boynunuzun borcudur" ifadelerini kullandı.
Soner Yalçın’ın savunmasının ardından salonda bulunan izleyiciler bir süre alkışladı. Bu alkışlara mahkeme başkanı Ekinci, “Burada konferans vermiyoruz" diye tepki gösterdi.
Duruşma öncesi açıklamaCHP milletvekilleri ile gazetecilerin aralarında bulunduğu bir grup, duruşma öncesi adliye önünde toplandı. Gruptakiler, tutuklu gazetecilerin fotoğraflarının olduğu dövizleri yere bırakarak, ''Hapisteki gazetecilere özgürlük'' yazılı pankartı açtı.
Grup adına açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, ''Bugün kalbimiz Silivri'de ve Odatv davasında atıyor. Bu davalar siyasi davalar. Bütün siyasi davalar gibi bu davaların ipinin kimin elinde olduğunu biliyoruz. Ben bu tür davaları kurda kuzu postu giydirmek gibi görüyorum. Kuzunun postunu kaldırdığımızda, altından intikam çıkıyor. Rövanş, nefret, kin çıkıyor'' dedi.
Bu davaların bir an önce sonlandırılması gerektiğini düşündüğünü belirten Tarhan, ''Ben bu zulmün sona ereceğine bütün kalbimle inanıyorum. Bugün olumlu bir karar çıkmasını bekliyorum'' dedi.
Gruptakiler adına Ankara Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ümit Gürtuna ile Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu da birer açıklama yaparak, gazetecilere özgürlük istedi.
(cumhuriyet/hürriyet)

YORUM YAZIN