Header Ads

Memleketin Kafası En Rahat Adamı

- MİTHAT FABİAN SÖZMEN yazdı.. -
Hakan Şükür. 42 yaşında. Milletvekili.

Kafası rahat.

Öyle böyle değil hem de.

Yurdum insanı kafa dağıtmak için halı sahada top teper ya; heh o bizim mebusun istikrarlı olarak kayıtlara geçmiş tek meclis faaliyeti!

Yine de küçümsemeyin. Meclisspor’un biricik gol ümidiydi o.

“Umudumuz Hakan”ı.

Parlamento saflarına ilk katıldığında “Başbakan da golcü ben de. Takımdaki gol sorununu ben çözerim” demişti.

Bir de adamı oylamalara katılmıyor, meclise uğramıyor filan diye eleştirirler.

Yahu Boğaz’ın Boğası diye cihana nam salmış koskoca santrfor, el kaldırıp indirmek için mi geldi TBMM’ye!

Onun görevi takımın gol sorununu çözmekti.

Gelin görün ki o departmanda millete hizmet etmesinin önüne geçildi.

Giresun Milletvekili Adem Tatlı tarafından kadro dışı bırakıldı.

Neymiş? 3 gün idmana katılmamış!

Bilenler, AKP-Cemaat restleşmesi orada başladı diyorlar.
(Fotoşut’un yalancısıyım vallahi.)

***
Pes ettiremediler.

Kendini televizyon yorumculuğuna verdi. Demokrasilerde millete hizmetin sınırı yok ne de olsa!

Partisinin televizyonunda(devlet televizyonu diyenler var) birkaç yüz bin lira karşılığında birkaç yüz kelam etti.

AKP’den bile eleştirenler oldu. Çekemediler herhalde.

Bülent Arınç mesela "Ben aynı durumda olsaydım, yapmak istemezdim. Ama yasada kısıtlayıcı bir hüküm yok" dedi.

Hakan Şükür durur mu: “Futbol bir pazar. Bu pazarda size yer vermek isteyenleri, siz elinizin tersiyle itemezsiniz.”

Meali biraz piyasa güzellemesi biraz “Top oynamaya geldim top oynatmıyorsunuz. Pas mı tutayım” gibi bir şeydi.
(Dil de pabuç maşallah.)

***
Gol sorununa merhem olması engellenince kendini Hocaefendi’sinin “hizmet” aktivitelerine verdi. Kimse Yok mu Derneği senin, Dünya Ehli Beyt Vakfı benim, Türkçe Olimpiyatları berikinin gezdi durdu.

Seyahatleri süresince epeyce kilo da aldı. Yoruluyordu tabii, yorgunluğunu da “Günde 7-8 öğün yemekle” gideriyordu. Kendi deyimiyle “İkramları kıramıyordu.”

Çok mu tembeldi? Vekilliğinde günler ilerledikçe malum kesimlerden tepki sesleri yükseliyordu. “Bu ne biçim

Milletvekili” filan dendi örneğin. Sanırsın TBMM 550 millet hizmetkarından oluşuyor.

Oysa “Şimdi etüt ve gözlemleme zamanıydı”, milletvekilliğini “iyi yapabileceğine inanıyordu.” Onu tanıyanlar bilirdi, “Bir işe sarıldı mı onu yapar”dı.

Hem “İyi şeyler de yapıyordu ama ön plana çıkmıyor”du.

“Söylenip olmayan şeylerin takipçisi”ydi. İcraatlarını “söylememek için kendini tutuyor”du. Çünkü anlatınca “tılsımı gidiyor”du. (Bunların hepsi kendi ifadeleri; vallahi)

İtiraf etmeliyim ki tarihin en usta tembellik yalanı.

Ey tembeller! Değerini ileride anlayacaksınız. Bu tılsım hikayesinde çok ekmek var. (Milletvekili Hakan Şükür’den bir hizmet daha)

***
8 Martta gül dağıttı, bol bol AKP’ce kardeşlik mesajı verdi. Siyaseti ağzına hiçbir zaman almadı. Futbola olduğu gibi siyasete de siyaset karıştırmadı yani. Takdire şayandı.

Milletvekili seçilir seçilmez Hatip Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesi ve BDP-Blok grubunun meclisi boykotu üzerine sorulan sorulara “Gündemi takip edemedim. Bunun değerlendirmesini bizim büyüklerimiz, bakanlarımız, tecrübeli büyüklerimiz yapıyordur" yanıtını vererek tarihe geçti.

Halkın talepleri için açlık grevine girenler de milletvekiliydi, 7/24 emekçilerle yatıp kalkanlar da, Hakan Şükür de.

Tarzı değişikti diyelim. Tıpkı futbol sahalarında olduğu gibi nev-i şahsına münhasırdı!

Gündem takip etmek ya da “prosedürü bilmek” onun işi değildi. “Büyükleri”nin işi neydi? İnönü Stadı’nın yıkılmasına ilişkin de “Bakanımız bir şey söylemiş onun üstüne bir şey söylemek doğru olmaz. Yani bu anlamdaki prosedürü pek fazla bilmiyorum açıkçası. Ama şu andaki stadın mevcut konumu çok güzel. Beşiktaşlı taraftarların alıştığı bir stat. Ben onların istediği şekilde olmasını ümit ediyorum. Çünkü taraftarlık çok önemli bir şey” diyordu.

Tam olarak hangi işi yaptığı konusunda kafası karışık gibiydi.

''Gündem yoğun. Güzel şeyler yapmak isteyen var. Farklı hesaplar peşinde insanlar mutlaka var. Bunların arasında siyaset yapabilmek kolay değil. Bazen tartışıp seviyeyi bozmadan doğru yolu bulmalıyız.”

Ah ne naif!

Belki de Meclis’i BBG evi gibi bir şey sanıyor.

Biraz fazla mı dürüst nedir?

Belki de sadece kafası rahat.

Memleketin kafası en rahat adamı hatta.

(İmreniyoruz.)

Mithat Fabian Sözmen

* ilk olarak Evrensel Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.