Header Ads

İstanbul Barosu Eski Başkanı Turgut Kazan KCK Basın Davasını Yorumladı: Bu Mahkeme Kötünün de Kötüsü


34'ü tutuklu 44 gazetecinin yargılandığı "KCK Basın Davası"na bugün Silivri Cezaevi Kompleksi içerisindeki duruşma salonunda bugün devam edildi. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılamayı takip eden Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi ve İstanbul Barosu Eski Başkanı Turgut Kazan, ETHA'ya konuştu.

12 Eylül dönemi ile bugünkü yargılamaları kıyaslarken, Bektaşi fıkrasını hatırlatan Kazan, şöyle konuştu: "Bektaşi'nin önüne iki şişe şarap koyarak, en iyisini seçmelerini istemişler. O da birini tatmış ve yüzünü buruşturarak, 'iyi' diye öbürünü göstermiş. 'İleri demokrasi' uygulamaları ve özel yetkili mahkemeler Bektaşi'nin benzetmesini yıkıp geçti. Demek ki, kötünün de kötüsü oluyormuş. Kesinlikle bunlar hem DGM'ler, hem de sıkıyönetim mahkemelerinden çok daha kötü."

12 Mart ve 12 Eylül yargılamalarının tanığı olduğunu anımsatan Kazan, "Avukatsız, dinleyicisiz, sanıksız bir yerde iddianame okunur mu? Heyetin hiçbir şeye tahammülü yok" dedi.

'BURASI CEZAEVİ'

Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi ve İstanbul Barosu Eski Başkanı Turgut Kazan, duruşma salonunun cezaevi kompleksi içinde olduğuna dikkat çekerek, şöyle konuştu: "Duruşmanın girişinde 'bağımsız kapı' diyerek bu durumu değiştiremezsiniz. Cezaevinde yargılama, yargılama değildir, orada ne aleniyet vardır, ne de savunma. Dolayısıyla orada adalet yoktur."

"İdeolojik olarak, buradaki herkes mahkumiyet vermeye kararlı" diyen Kazan, "Kim sanıklar hakkında tahliye oyu verdiyse, kim cezaya muhalif kaldıysa ayıklandı. Bir çeşit imzasız mektuplarla soruşturma yapıldı, ayıklandı. Kim ki Pensilvanya'ya bağlı onlar buraya atandı" diye konuştu. (etha)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.