Header Ads

Davalardan Birindekilere Özgürlük İsteyip Diğerindekilere Bigane Kalmamalı

- KADRİ GÜRSEL -
Basın özgürlüğü’ bir kavram olarak elbette ki siyasi içerikli. Çünkü demokrasinin olmazsa olmazı.

Demokrasi mücadelesi vermek bir siyasi tavır almak anlamına geliyorsa, basın özgürlüğü mücadelesi vermek de öyle.

Çünkü bir ülkede basın özgür değilse, o ülkede düzenlenen seçimler ne kadar serbest olursa olsun, adil olmaz. Adil seçim yapamayan bir ülkedeki rejimin ne kadar demokratik olduğu da tartışmaya açılır.

Demokrasi ve basın özgürlüğü arasında nasıl doğrudan bir kavramsal ilişki varsa, demokrasi mücadelesi ile basın özgürlüğü mücadelesi arasında da var.

Belirli bir siyasi program ve eylem etrafında bir araya gelenler, söylem ve davranışlarıyla demokrasiyi sadece kendileri için istediklerini gösteriyorlarsa, bu durum onların aslında demokrasi değil iktidar mücadelesi verdiklerinin işaretidir. Çünkü demokrasi ayrımsız herkes içindir.

Basın özgürlüğü de öyle…

Basın ve ifade özgürlüğünü savunma ves ınırlarını genişletme mücadelesinin meşru ve geçerli yolu, bunu mağdurlar arasında ayrım gözetmeden sürdürmektir.

Basın özgürlüğünü istemek, demokrasiyi istemektir ama bu ancak siyasi ve ideolojik aidiyet sınırları aşılarak yapıldığında diğer taraflar ve toplum nezdinde bir anlam ve değer taşır.

Sadede gelelim: Odatv davasında yargılanan gazeteciler için özgürlük isteyip, KCK davasında yargılananlara bigane kalmak, ya da tersini yapmak basın özgürlüğü mücadelesini zayıflatan hatalı, partizanca bir davranıştır.

Yargılanan gazetecilik olduğuna göre, siyasi ayrım gözetmeksizin tüm gazetecilerin haklarına sahip çıkılmalıdır. Bu aynı zamanda herkes için bir samimiyet testidir.

KCK duruşmalarında rastladığımız aktivistleri, OdaTV duruşmalarında da görmek isteriz. Veya tersi…


*Milliyet Gazetesi yazarı deneyimli gazeteci Kadri Gürsel disaridakigazeteciler.com için kaleme aldı.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.