Header Ads

Hadi Voltacılık Oynayalım


Bakırköy Cezaevi’nde “Hayat Güzeldir” filmini anımsatan bir dram yaşanıyor. Kapatılan DTP’nin Gebze eski ilçe başkanı Meral Kurum boş bir iddianameyle 11 yıl hapse mahkum edildi. 3 yaşındaki oğlu Renas, cezaevini annesinin işyeri sanıyor, “voltacılık” oynuyor, leğen ve çekpas sopasıyla oyuncak yapıyor.

Türkiye'deki çarpık hukuk sistemi sadece kadınları değil, çocukların da yaşamını altüst etmeye davam ediyor. Bunun yeni bir göstergesi de Bakırköy kadın kapalı cezaevinde hükümlü bulunan DTP'nin Gebze eski İlçe Başkanı Meral Kurum ve oğlu Renas'ın yaşadığı çifte dram.

2007 yılında DTP Gebze İlçe Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada, sık sık polisin baskısıyla karşı karşıya kalan Meral Kurum, eylem hazırlığı içinde oldukları öne sürülerek gözaltına alınan 6 gence eylem talimatı vermekle sulandı. Kurum, 4 İlçe yöneticisiyle birlikte gözaltına alınmıştı.

Kurum, üzerine atılı suça ilişkin hiç bir somut delil bulunmadığı için çıkarıldığı Gebze Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılsa da davanın İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine taşınmasıyla her şey değişti.

Yeni doğan oğlu Renas'ı kucağına aldıktan bir yıl sonra 2010’da "PKK örgütüne üye olmak” ve “patlayıcı"dan 11 yıl hapse mahkum edilen Kurum'un cezası Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onaylanınca, hayatı bir anda altüst oldu.

3 YAŞINDAKİ RENAS CEZAEVİNİ İŞYERİ SANIYOR

2012 yılının Şubat ayında tutuklanan Kurum ve henüz 3 yaşındaki oğlu Renas için, bu durum eziyetin başlangıcı oldu.

Annesi ve siyasi kadın tutsakların yoğun çabasıyla cezaevini, annesinin iş yeri sanan Renas'ın yaşadıkları, Roberto Benigni'nin "Hayat Güzeldir" filmini anımsatıyor. Bu film, II. Dünya Savaşı zamanında karısı ve oğlu ile birlikte Yahudi kamplarına götürülen Yahudi bir babanın ve peşinden giden İtalyan bir annenin, çocuğunu korumak için yaptığı sayısız özveriyi anlatıyor

Renas da 15 gününü dışarda babasının yanında, 15 gününü parmaklıkların ardında annesinin yanında geçiriyor. Oyuncak, boya kalemlerinin alınmadığı Bakırköy Cezaevinde leğen ve çekpasla kendine oyun üreten Renas'ın en sevdiği oyun ise volta atmak.

Siyasi kadın tutsaklara, "Hadi gelin voltacılık oynayalım" diyen Renas, günlerini kollarını arkasına kenetleyerek volta atmakla geçiriyor.

Gardiyanlardan korktuğu için cezaevinin kreşine gidemeyen ve her an annesinden koparılma endişesiyle yaşayan Renas'ın sık sık annesine, "Anne artık burada çalışmayı bırak" demesi ise tüm yaşananları özetliyor.

KAÇAK YILLARIN BAŞLANGICI

2010 Haziran ayında 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 11 yıl hapis cezası aldığını öğrendiğinde hayatının tamamen değiştiğini, kendisi ve o zaman bir yaşındaki oğlu Renas için kaçak günlerin başlangıcı olduğunu belirten Meral Kurum, yaşadığı süreci şöyle anlatıyor:

"Çocuğumla birlikte sürekli saklanarak ve kaçarak yaşamak zorunda kaldım. Böylesi hukuksuz bir yargılama ve cezayı Yargıtay’ın bozacağına inandığım için sabredeyim dedim. Oğlum ile birlikte 3 gün arayla farklı arkadaşlarımda kaldım. Renas bu koşullarda ilk adımlarını attı. Hukuksuzluğa bir yıl sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesi ortak oldu ve cezam onandı. Tek başıma olsam her şeyi göğüsleyebilirdim ama oğlum Renas da aynı süreci benimle yaşadı. 2,5 yaşına kadar tecrit ortamında, yaşıtlarından ayrı yaşadı. Parka gidemiyordu. O korkuyu o küçük yaşında her an hissetti. Bir çocuk gördüğü zaman peşinden ağlardı. Anlam veremese de o travmayı derin yaşadı.”

KÜRTÇE KONUŞTUĞUM İÇİN LİNÇ EDİLDİM

Kurum anlatmaya devam ediyor: “Son olarak başka çarem kalmayınca Renas'ı babasının yanına bırakıp, 2012 Şubat ayında aynı davadan ceza alan kadın bir arkadaşımla birlikte Edirne'den kaçak yollarla çıkmaya çalıştım. Aslında bu benim tercihim değildi, Renas'ın geleceğini düşünmek zorunda kalmam, beni böyle bir seçeneğe zorladı. Edirne'de yakalandım ve Edirne kapalı cezaevine götürüldüm. Siyasi kadın koğuşu olmadığı için benimle birlikte yakalanan arkadaşımla beraber 10 gün adli mahkumların yanında kaldık. Orada yaşadıklarım ayrı bir travma. Kimliğimden kaynaklı adli mahkumların saldırı ve linçine maruz kaldım.

Cezaevinin fiziki koşulları zaten anlatılacak gibi değil. İnsanı insan olmaktan çıkaran manzaralarla karşılaştım. Birlikte tutuklandığım arkadaşımla cezaevi idaresinin kışkırtmasıyla linçe maruz kaldık. Aramızda Kürtçe konuştuğumuz için öldüresiye darp edildik. Kendimizi güç bela koğuş dışına attık. Üstüne üstlük bizim onlara hakaret ettiğimizi söylenerek şikayetimizi geri çekmemiz için tehdit edildik. Yaşadıklarımızın etkisiyle şikâyetten vazgeçtik. Öyle bir saldırıyorlardı ki tek düşündüğüm bir daha oğlumu göremeyecek olmamdı.”

YARALI HALDE APAR TOPAR BAKIRKÖY'E SEVK


“İki gün sonra yaralı halde apar topar bizi sevk ettiler. Ben Bakırköy'e, diğer arkadaşım Fidan Bendeş Gebze Cezaevine sevk edildi. Bakırköy cezaevine geldikten sonra oğlumu yanıma almak için yaralarımın iyileşmesini bekledim bir süre. Sonra oğlum geldi. Şimdi 15 gün benimle, 15 gün babasıyla kalıyor. Renas sevgi dolu bir çocuk. Ancak doğduğu günden itibaren çok değişik koşullar altında yaşadı. Bunun yeni yeni bilincine varmaya başlıyor.

'ANNE ARTIK BURADA ÇALIŞMA!'

Ona buranın benim işyerim olduğunu söyledim. Sık sık, ‘Anne artık burada çalışma’ diye sitem ediyor. Havalandırmada volta atmayı öğrendi. Oyunları bile o yönlü. ‘Hadi görüşe çıkma oyunu oynayalım’ diyor. Bir yerden beni özlerken, diğer yerden babasını özlüyor. ‘Niye bir arada değilsiniz?’ gibi sorular soruyor.

LEĞEN VE ÇEKPASTAN OYUNCAK

Bir çocuğun gelişmesi için lazım olan boya kalemleridir, oyuncaklardır; ancak hiçbir şey içeriye alınmıyor. Gardiyanlardan korktuğu için kreşe gitmeği istemiyor. Hep bizim yanımızda kaldığı için çocuklarla anlaşamıyor. Büyüdükçe sorunları çoğalıyor ancak buna çoğu zaman cevap vermekte zorlanıyorum. Cezaevinin koşulları büyükler için bile çok yetersizken, bir çocuk için hiç yok gibi. Kendine leğen ve çekpas sopasıyla oyun üretmeye çalışıyor. Yaşadıklarıyla başa çıkmaya çalışıyor kendince. Bir çocuk düşünün üstü aranınca, ‘Askerler benim kıyafetlerimi düzelti’ diyor. Ya da ‘Hadi gelin voltacılık oynayalım’ diyor. çöp kovaların da kendini çizgi film kahramanı Betem yapıyor.”

BU HUKUKSUZLUK KİMLİĞİME YÖNELİK!


Kendisine ve çocuğuna yaşatılan adaletsizliğin kimliğine yönelik olduğunu söyleyen Kurum, şöyle konuşuyor: “Bana ve çocuğuma yaşatılanlar; Bu ülkede ki adaletsizliğin göstergesi. Ben legal bir partide ilçe Başkanlığı yapan, sıradan bir hayat süren ve farkında olarak yaşamaya çalışan biriydim. Bu hukuksuzluk benim kimliğime yönelik bir uygulamadır. Bugün bir AKP ya da CHP' de siyaset yapanlar onları rahatsız etmiyor. Biz rahatsız ediyoruz çünkü farkındayız hukuksuzluğun.

Biz Kürtlere bin yıldır reva görülen anlayış şimdi 3 yaşındaki Renas'a reva görülüyor. Bu Çocuk büyüyünce ‘neden?’ diye soracak ve bunun hesabının verilmesini isteyecek. İşte Kürt sorunu aslında bu kuşaklar boyunca değişmeden bize reva görülenin bir parçası... Bizler duygu olarak bu ülkeden koptukça, çocuklarımızda daha fazla uzaklaşıyor. İstedikleri buysa buyursunlar. Tek bir delil bile olmadan, bomboş bir iddianameye 11 yıl ceza kesenlere sormak lazım: ‘Siz gerçekten ne istiyorsunuz?”

Zeynep Kuray / Bakırköy Cezaevi 
* http://www.firathaberajansi.org/index.php?dil=tr

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.