Header Ads

KCK Tutuklusu Gazeteciler Davasında Kürtçe Savunma Yapma İstekleri Reddedildi



Çağlayan Adliyesi'ndeki İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma, tutuklu gazetecilerin geç getirilmesi nedeniyle geç başladı.

Avukatlar, tutuksuz sanıklar ve izleyiciler, duruşma salonuna turnikelerden geçerek girdi. Mahkeme Başkanı'nın salona sadece 70 kişinin alınması talimatı vermesi üzerine gerginlik yaşandı. Karar, alkışlarla protesto edilirken, tutuklu gazeteciler "Özgür basın susturulamaz" sloganını attı.

Duruşma salonunda avukatlara ayrılan bölüm yeterli gelmeyince Mahkeme Başkanı, avukatların izleyicilerin olduğu bölüme geçmesini istedi. Ancak avukatlar, bunu usule aykırı olduğu gerekçesiyle kabul etmedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Ali Alçık ve heyet, duruşmaya izleyici alınmayacağını belirtti ve salonun boşaltılmasını isteyerek, salonu terk etti. Ardından da tutuklu gazeteciler salondan çıkartıldı. Avukatlar ve izleyicilerin duruşma salonunu terk etmek istememesi üzerine duruşma salonu, polis tarafından boşaltıldı.

36'sı tutuklu 44 gazeteci ve basın emekçisinin yargılandığı dava, öğleden sonra yeniden başladı. İlk olarak kimlik tespiti yapıldı. Gazeteciler, isimlerinin okunması üzerine "Ez li virim" diye yanıt verdi. Bu durum tutanaklara, "Hazır oldukları görüldü" şeklinde geçti.

'KÜRTLER VE KÜRT BASINI YARGILANIYOR'


Kimlik tespitinin ardından söz alan Avukat Baran Doğan, mahkemenin iktidarın talimatıyla hareket ettiğini söyledi. İddianamenin de İçişleri Bakanlığı'nın talimatı ile polis tarafından hazırlandığını belirten Doğan, dolayısıyla davanın hukuksal değil, siyasi bir dava olduğunu dile getirdi. Doğan, "Burada yargılanan Kürtler ve Kürt basınıdır" dedi.

Avukat Sinan Zincir ise müvekkillerinin Kürtçe savunma yapacağını açıkladı.

Bunun üzerine söz alan Diyarbakır Fırat Dağıtım çalışanı tutuklu Ertunç Bozkurt, Kürtçe savunma yapacaklarını bildirdi.

Mahkeme Başkanı, Kürtçe diliyle savunma yapılamayacağını bildirirken, Özgür Gündem Gazetesi yazarı Yüksel Genç söz aldı. Sadece bir bildirimde bulunmak için Türkçe konuşacağını söyleyen Genç, "Dilin inkarı varsa kimlik inkarı da vardır. Dolayısıyla bir halkı inkar etme durumu vardır. Anadilde konuşmak nefes almak gibidir. Nefes alamıyorsanız zaten yaşamıyorsunuzdur" dedi.

''VATANDAŞ TÜRKÇE KONUŞ'U MAHKEME SALONUNDA YAŞIYORUZ'

Kürtçe'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan beri yasak olduğunu belirten tutuklu gazeteci Genç, 12 Eylül'de halka "Vatandaş Türkçe konuş çok konuş" dayatmasında bulunulduğunu hatırlattı. Genç, "Bunu bugün de aynı şekilde mahkeme salonunda yaşıyoruz. Kürçe konuşan arkadaşımız konuşamadı, ben Türkçe konuşuyorum. Bu da 12 Eylül'den bu yana hiçbir şeyin değişmediğini gösteriyor. Mahkemelerde anadilimizde savunma yapmak istiyoruz" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın "asimilasyon bitti" sözlerini hatırlatan Genç, ekledi: "Ama maalesef anadilimizde konuşamıyoruz, inkar ediliyoruz." Genç, ayrıca anadilin engellenmesinin Kürt halkını güçlendirdiğini söyledi.

Yüksel Genç, Kürtçe savunma talebini yineleyerek, tercüman istedi.

Avukat Eşber Yağmurdereli, Kürt kelimesini kullandığı için DGM'de yargılandığını ve bir yıl hapis yattığını söyledi. "O zaman Kürt kelimesini kullanmak yasaktı" diyen Yağmurdereli, KCK davaları ilk başladığında Diyarbakır'a gittiğini ve orada da Kürtçe için "Bilinmeyen bir dil" denildiğini hatırlattı. Yağmurdereli, "Daha sonra Kürtçe denilmeye başlandı. Anadilde savunma yapmak için son eşiğe gelinmiştir. Yakın bir zamanda toplumsal talep karşısında anadilde savunma yapılacaktır, artık bunun için son eşikteyiz. Bu eşik aşılacak" dedi.

Avukat Baran Doğan da şöyle konuştu: "İki çeşit hukuk vardır. Bir düşman ceza hukuku, iki vatandaş ceza hukuku. Bu yargılamada düşman ceza hukuku uygulanıyor. Mahkeme heyeti, sanıklardan etkilenmemek için onlarla iletişime geçmiyor. Sanığın anadilinde savunma yapmasına izin vermiyor. Bu şimdiye kadar Kürt davalarında süregelen bir uygulamadır. İlk defa siz vatandaş ceza hukukunu uygulayın, sanıklarla iletişime geçin ve tarihe geçin."
- İSMAİL YILDIZ -

Avukatların konuşmalarının ardından duruşma sona erdi.

Tutuklu gazeteci İsmail Yıldız'ın 3 aylık bebeğine gözyaşlarıyla veda etmesi davanın en önemli anlarından biriydi.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

(etha/başka haber/foto: arşiv)



Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.