100 Yıl Önce Hayal Edilen 24. Yüzyıl İstanbul'u
![]() |
| - ZEYNEP BAKIR - |
Osmanlı ordusu Trablusgarp cephesinde çarpışırken, Balkan Harbi'nin patlak verdiği 1913 yılında, şimdilerde hakkında çok az bilgi bulunan Molla Davutzade Mustafa Nazım Erzurum” bir kitap yazmaya başlar; 'Rüyada Terakki'.
Yazar eserinde, rüyasında dört yüz yıl önce yaşamış dedesi Molla Davut'la karşılaşır. Torun Mustafa Nazım Bey ve büyük büyük dede Molla Davut, 24. yüzyıl İstanbul'unu ziyaret ederler...
ÜÇ KATLI KÖPRÜKuşkusuz kitabın merak ettirdiği, yazarın 100 yıl önce, 400 yıl sonrasının İstanbul'u hakkında ne yazmış olduğudur. Dede ve torun tüm İstanbul'u gezerken, mümkün olabileceğini düşündükleri tarihi anlatırlar. 246 sayfalık kitabın ütopyaları arasında bugün hiç de şaşırmadığımız anekdotlar bulunuyor.
İstanbul'un nüfusunun 10 milyona ulaştığı, Boğaz'da üç katlı köprünün olduğu, adaların çevresini fabrika bacalarının sardığı, kadınların fabrikaların başına geçtiği, Boğaziçi'nin her iki tarafının boydan boya yüksek binalarla imar edildiği, geriye doğru uzanan dağların düzleştirilip köşklerin kondurulduğu, elbise gibi giyilen uçma makinelerinin yapıldığı bir şehir İstanbul...
Molla Davutzade Mustafa Nazım Erzurum” Boğaziçi'nde hayal ettiği üç katlı köprüyü aynen şöyle anlatıyor: 'Arabalarımız Salacak İskelesi'ne doğru iniyordu. Başımı kaldırdım. Müsadif-i nazarım olan dehşetli bir köprü tüylerimi ürpertti, çünkü ömrümde bu kadar azametli, bu derece dehşetli bir şey görmemiştim. Bu köprü üç kat olarak inşa edilmiş. En üst katında insanlar karıncalar gibi kaynaşıyorlardı. Şimendifer, araba, otomobil gibi vesait-i nakliye köprünün birinci ve ikinci katından gelip gidiyorlardı. Bu köprü Harem İskelesi'nden Kumkapı'ya uzatılarak Asya'yı Avrupa'ya raptetmişti. Vapurlar geçeceği vakit köprünün yalnız birinci ve ikinci katları açılıyordu. En yüksek, direkleri en cesim vapurlar bu açılan mahalden serbest serbest girip çıkıyorlardı. İnsanların çıktığı üçüncü kat ise asla açılmıyordu.'
BİR UMUT KİTABIKitap, Kapı Yayınları tarafından yayınlandı. Eski Türkçe'den günümüz diline sadeleştiren ve yayına hazırlayan Hilal Aydın ve Öykü Özer. Kitap aynı zamanda kullanışlı bir sözlük de sunuyor. 'Rüyada Terakki' kitabının yazıldığı dönemle ve kitabın anlattıklarıyla yakından ilgilenen Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinden Engin Kılıç kitabı şu sözlerle yorumluyor: 'Osmanlı orduları Balkan devletleri ittifakına karşı kesin ve açık bir hezimete uğruyor ve Osmanlı Devleti'nin bütün Avrupa toprakları birkaç hafta içinde kaybediliyor. Bu hezimetin ve onun siyasal ve toplumsal sonuçlarının yarattığı büyük travmayı anlatıcı üzerinden görüyoruz. Kitabın bana kalırsa asıl amacı, dönemin pek çok ütopik eserinde görüldüğü gibi, yok olmanın eşiğinde devleti kurtarmak ve yeniden Avrupa'ya kafa tutan, güçlü ve zengin bir hale getirmek.'
Molla Davutzade'nin İstanbul için hayallerini yazdığı kitabında şikayet ettiğimiz her şey var; Gökyüzüne yükselen evler, yakaları birbirine bağlayan köprüler...
*Akşam Kitap

YORUM YAZIN