Header Ads

Ayşe Nur Zarakolu Düşünce Özgürlüğü Ödülleri Büşra Ersanlı, Nuray Mert ve Ahmet Şık'a Verildi

Dünyanın en cesur kadınlarından insan hakları savunucusu, yayıncı Ayşe Nur Zarakolu onuruna her yıl verilen "Düşünce Özgürlüğü" ödüllerini bu yıl Büşra Ersanlı adına ablası Sırma Evcan, Nuray Mert ve Tutuklu Gazeteciler adına Ahmet Şık dün akşam İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi'nde ailenin tercih ettiği sade ve samimi bir törenle aldılar.

Ayşe Nur Zarakolu’nu yaşamı ve mücadelesini özetleyen belgesel gösteriminin ardından İnsan Hakları Derneği Başkanı (İHD) sağlık ve terapi koşulları nedeniyle törene katılamayan eşi Ragıp Zarakolu’nun mesajını okudu.

 Ragıp Zarakolu:“Bu yıl rahmetli eşim, kavga arkadaşım Ayşe’yi yitirmemizin 10. yıldönümü. Sanki dün gibi… Onu on yıl önce, yirmi yıl önce, otuz yıl önce söyledikleri hala bugünün sorunlarının çözümüne ışık tutuyor. Keşke bir dinleyen olsa… Ayşe’nin yolundan gitmek bedel ödettirir. Seve seve öderiz, o bedeli…” diyerek başladığı mesajında Kürdistan meselesine dikkat çekti. Hangi adla çözüm bulunursa bulunsun halkların eşitliği, kardeşliği ve barış içinde bir arada yaşamasının bir gerçeklik haline geleceğinin, Ayşe Zarakolu’nun rüyasının hakikat olacağının altını çizdi. 

Mesajında eşinin dünya görüşü, adalet ve özgürlük anlayışını savunmalarından örneklerle hatırlatan Ragıp Zarakolu, Beşikçi Davası savunmasında, devlet ve yargıya karşı, “ben sizi suçluyorum” diyen Ayşe Zarakolu’nun “Eşitliği savunmak değil, ayrımcı politikalar uygulamak, bireysel ve grup haklarını kısıtlamak suçtur. Yaşama hakkını savunmak değil, yaşama hakkına kastetmek, kişi özgürlüğünü ve güvenliğini fütursuzca çiğnemek suçtur. İşkenceye, zulüme karşı çıkmak değil, böylesi uygulamaları pervasızca sürdürmek ve bunu inkar etmek suçtur. Keyfi tutuklama ve sürgünlere karşı çıkmak değil, kitlesel tutuklama ve sürgün kararları almak suçtur. Adil yargılanma talep etmek değil, yargılı ya da yargısız infazlar yapmak suçtur. Savunma hakkını kullanmak değil, savunma hakkını çeşitli bahanelerle kısıtlamak suçtur. Düşünce ve inancını açıklamak değil, bunu yargılamak suçtur. Kendi kaderini tayin hakkını savunmak değil, bunu engellemek suçtur. Soykırım araştırmaları yapmak, soykırıma karşı çıkmak değil, soykırım gerçeğini reddetmek, soykırım politikaları izlemek suçtur. 1600 yılında Engizisyon kararı ile yakılan İtalyan Filozofu Giordano Bruno’dan düzenin dayattığı, kurumlaştırdığı resmi ideolojilere, bilim adına karşı çıkmak ‘suç’ değil, ama bu ideolojileri baskıyla, devlet gücüyle kabul etmeye zorlamak, farklı görüş ve yaklaşımlara hayat hakkı tanımamak suçtur.” sözleriyle Zarakolu ailesinin mesajını iletmiş oldu. 

Zarakolu, ödül alan, onyıllardır, devam eden haksız tutuklamalar nedeniyle, özgürlükleri ellerinden alınanlar ve ailelerini, insan hakları aktivistlerini “Özgürlük ertelenemez” sözleriyle selamlayarak mesajını noktaladı.

BDP’ye hem de şahsıma saldırı

Törene tutukluluk halinin devamı yüzünden mesajla katılan Büşra Ersanlı’nın ödülünü ablası Sırma Evcan’a İHD Onursal Başkanı Akın Birdal sundu. Büşra Ersanlı, “İnsan Hakları Derneği’nin Ayşe Nur Zarakolu bilim ödülü için beni seçtiğine çok sevindim.” sözleriyle başlayan mesajında; Ben, “Yerelleşme özerklik” konularında merak, bilgi ve çözümleme hakkımı kullanma sürecinde araştırma kavramlarımla ve belgelerimle birlikte göz altına alındım. Barış ve Demokrasi Partisi’nin temel ilkeleriyle örgütlenme hakkım durduruldu. İfade özgürlüğüm, akademik özerkliğim, bilimsel özgürlüğüm ihlal edildi. Bu hem BDP’ye hem de şahsıma bir saldırıdır.

İHD ve şubeleri, Kürt ve Türk entelektüellerinin, tüm haksızlıklara karşı mücadele etmek isteyenlerin bir anlamda siyasal katılım ve siyasal/sosyal temsil platformu olmuştur.

Neden bu kadar çok Kürt avukat var? Neden İnsan Hakları Dernekleri kurulduktan sonra neredeyse bir sağlık ocağı gibi her yere yayıldı? Neden 1990’larda İnsan Hakları ihlalleri çeşitlenip arttıkça “İnsan Hakları” kavramı tehlikeli bir düşman kavram haline getirildi? Kürt halkının sivil toplum örgütlenmesinin önü kapanmak istendi?
Ayşe Zarakolu’nun hem İHD için, hem BDP’nin dayandığı parti geleneğini sürdürmek için, hem de bir akademisyen olarak verdiği emek, içerik olarak benim durumumla benzerlik taşıyor. Kendisini maalesef tanımadım.” sözleriyle tüm emeklerini rahmetle andı, adına verilen ödülle onur duyduğunu belirterek teşekkür etti.

Her an zafer ilan etmemiz gerekiyor

Nuray Mert’e ödülünü Ayşe Nur Zarakolu Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü gönül gözüyle gören devrimci yazar Eşber Yağmurdereli verdi.

Bu ödülü almanın çok büyük bir onur olduğunu söyleyen Nuray Mert“Fakat ben mahçubiyetle bu ödülü kabul ediyorum. Çünkü bugüne kadar ben de ezilenlerden, baskı görenlerden yana elimden geleni yapmaya çalıştım. Fakat bu camiada harcanan emeğin yanında yetersiz olduğunu düşünüyor, ödülü vazife olarak aldığımı söylemek istiyorum. Ben, cesaretle çok büyük şeyler yapmış olanların çabasına destek olmakla, yanında yakınında olmakla sadece arayı kapattım.” diyerek mücadelenin yanında yakınında olmanın büyük onur olduğunun altını çizdi. Böyle onurların başa getirdiklerini, kara propagandayı göze almak gerektiğini söyleyen Mert “ Kara propaganda benim için de bir süredir artarak devam ediyor. Sosyal medyada geçen sene genel seçimlerde Barış Adalet Platformu’na destek veren aydınların seçim öncesi ve seçim sonrası toplantılarına katılması çerçevesinde halkı zafer işareti yaparak selamlarken çekilen fotoğrafım hala gezdiriliyor. Söylediklerimin yazdıklarımın arkasındayım dememe rağmen hala skandal gibi gösterilip, bundan dolayı özür dilemem veya yanlışlık var demem isteniyor. Nedeni aşikar zafer işaretimin hala büyük kabahat, geri çekilmesi gereken bir hareket olarak tedavülde olması beni sadece güldürüyor. Ayrıca da banka hesapları olanların değil ezilenlerden yana olanların, özgürlük mücadelesi verenlerin kazandığını, her an zafer ilan etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Twitter’da benim ben değildim yerine o resim eskimişti ben yeni resimler vereceğim demiştim. Görüntü alan arkadaşlara bu fotoğrafı vermek istiyorum” diyerek patlayan alkışlar arasında zafer işareti yaparak basına yeni pozunu verdi.

Onu alkışlayarak kutlayan Yağmurdereli ise; “Her ne kadar kendisi mütevazi cümleler kurduysada mücadele tecrübeme dayanarak Nuray Mert’i tanımaktan mutlu oldum” dedi.

Ödül töreni salondaki dostlara kulak verilerek sona erdi.
haber: Zeynep Altay/Cumhuriyet

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.