Header Ads

Boris Vian/Mezarlarınıza Tüküreceğim: Karnınıza Sıkı Bir Yumruk Yemeye Hazırlanın

- YAZI: MURAT SABUNCU -
Boris Vian’ın 26 yaşındayken yazdığı “Mezarlarınıza Tüküreceğim”, ırkçılığa farklı bakışı ve içindeki şiddet unsurlarıyla okurunu sarsıyor.

Bir dönem aldığım her kitabın ilk sayfasına tarih yazıyordum. Hatta kimilerine ‘olay’. Bu kitabın kapağında “1989 Ferhangi Şeyler Beyoğlu” yazıyor. Üniversite yıllarım. 20 yaşındayım. Ferhan Şensoy’un tiyatrosundayım. Sahnede güncel olayları nefis bir dille hicvediyor. Arada alıyor sazını eline, ‘konulu türkü’ söylüyor. Oyunda defalarca bir kişinin adı geçiyor: Boris Vian. Ne fena, yaşım ileri ama onu hiç tanımıyorum. Şensoy oyunda bir ara sonradan Vian’ın “Jöleli Şarkılar” adlı şiir kitabından alındığını öğrendiğim şu sözleri söylüyor...

“Boris Vian diyor ki...
Çok yararı vardır genç bir kadınla evlenmenin
Bir kadınla evlenmenin yararı say say bitmez
Bir evliliğin yararı saymakla bitmez
Kelek taraflarını saymazsak...
Boris Vian diyor ki...
Çok yararı vardır yaşlı bir kadınla evlenmenin
Bir kadınla evlenmenin yararı say say bitmez
Bir evliliğin faziletleri saymakla bitmez
Kelek taraflarını saymazsak...
Boris Vian diyor ki...
Özünde evlilik kelek bir şeydir
Bir kadınla birlikteliği saymazsak...”


Kim bu Boris Vian?
Gülüyorum. Ama aynı zamanda düşünüyorum. Kim bu Boris Vian? Henüz hayatı ‘google’lamadığımız günler. Tiyatrodan çıkıp yakındaki bir kitapçıya gidiyorum. Önüme üç kitabını çıkartıyorlar. Ben ‘en ince’ ve ‘en ucuz’ olanını tercih ediyorum. O kitabın suratıma yumruk gibi ineceğinden habersiz, belki de yanlış bir yerden başlıyorum: “Mezarlarınıza Tüküreceğim”.

Başlıyorum okumaya. Ama başlangıçta, bu kitabı 26 yaşında yazdığını da, takma bir isim, Vernon Sulivan ismini kullandığını da bilmiyorum. Hatta ahlaki değerlere hakaret ettiği gerekçesiyle 1948’de bir süre yasaklandığını da...


Evet, kitapta cinsellik gerçekçi bir şekilde tarif ediliyor. Ama beni içindeki ‘ırkçılığa farklı bir bakış’ ve şiddet unsurları çok daha fazla sarsıyor. Kitabın kahramanı kendini şöyle tarif ediyor:
“Benim durumuma düşen, kanlarını unutan, her durumda beyazların yanında yer alan ve her fırsatta siyahları dövmekten çekinmeyen siyahlar. Bu insanları da zevkle öldürürdüm ancak her şeyi yavaş yavaş, zamanında yapmak lazımdı...”

Hikayenin kahramanı Lee Anderson’ın, beyazlar tarafından öldürülen kardeşinin intikamını beyaz kızlarla yatarak, onlara tecavüz ederek, onları öldürerek alması... Önce arkadaş olup ilişkiye girdiği, sonra işkenceyle öldürdüğü kadınlar... Lou’yu nasıl öldürdüğünü anlattığı satırlar... Ruhunuzun sıkıştığınızı hissettiren tasvirler...
“Yeniden güldüm. Yüreğim göğsümde örse vurulan çekiç gibi atıyordu, ellerim titriyor ve sol kolum çok kötü kanıyordu, dirseğim boyunca kanımın aktığını hissettim. Beyazların kardeşimi öldürdüklerini söyledim ona, beni ele geçirmeleri öyle kolay olmayacaktı, ama ona gelince; her ne olursa olsun ölecekti. Göğüslerini bir elimi kasarak sıktım, neredeyse bayılacaktı, yine de bir şey demiyordu. Ölesiye tokatladım. Yeniden gözlerini açtı. Sabah oluyordu. Gözlerinin yaşla ve şiddetle parladıklarını görüyordum; üzerine eğildim; bir hayvan gibi koklamaya koyuldum, haykırmaya başladı.”

Hep farklıydı
ABD’deki ırkçılıkla, o ülkeye hiç gitmeden şiddet ve hoşgörüsüzlükle sert bir biçimde dalgasını geçen bir kitaptır bu. Yasaklanmadan önce 100 bin sattı. Vian 100 bin Frank para cezasına çarptırıldı. Yıllar sonra kitabın yasağı kalktı ve filme çekildi. Filmin galası, 23 Haziran 1959’da Cinema Marbeuf’ta yapılacaktı. Vian galaya gitti, orada fenalaştı ve kaldırıldığı hastanede öldü. 12 yaşından beri kalp hastasıydı. İnişli çıkışlı, yazı ve sanat dolu bir hayatı vardı. 39 yaşında öldüğünde on roman, 41 kısa öykü, yedi tiyatro oyunu, dört şiir kitabı yazmıştı. Müziğe, caza da ilgisi büyüktü. Onlarca şarkı sözünün de yazarıydı.

Beni en çarpan kitabı “Mezarlarınıza Tüküreceğim”di, ama en şaşırarak okuyup düşündüreni “Günlerin Köpüğü” oldu. “Günlerin Köpüğü”nde hayalle gerçeği öyle bir harmanlar ki Vian... Mesela bir kadının göğsünde nilüfer çiçeği açtırır:

“Ertesi sabah kalktıklarında, bir gece önce kırılan camdan içeriye uçuşan ‘beyaz kar taneleri’ Chloe’nin tüm göğsünü kapladı. Eriyerek suya dönüşen karlar, Chloe’nin göğsünde, suda büyüyen bir çiçek olan nilüfer çiçeklerin çıkmasına neden oldu.”


Kalemi bazen şiddeti bazen ‘kadının göğsünde çiçek açtıran’ hassasiyeti yazdı. Ne yazarsa yazsın hep farklıydı. Biliyor musunuz, bir kere başlayınca Vian okumaya, duramazsınız. ‘Günleriniz köpürür’, baharı ‘Pekin’de yaşamak’ istersiniz. O ister Vernon Sullivan olsun ya da Bison Ravi, Baron Visi, Brisavion... Her kitabında aynen kullandığı mahlaslar gibi farklı bir kimlikle karşılar sizi. Sürükler götürür istediği yere...
Uyarıyorum. Boris Vian’ın rehberliğinde başınızı alıp gitmeye hazır değilseniz, başlamayın okumaya.

* ilk olarak Milliyet Kitap'ta yayımlanmıştır.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.