Tayad'lı Aileler: 'Hapishanelerdeki Tecrit İşkencesinin Sorumlusu AKP'dir
Tutuklu Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TAYAD) üyesi aileler ortak bir açıklama yaparak hapishanelerde bulunan yakınlarına yapılan işkence ve kötü muamelenin sorumlusu olarak Adalet ve Kalkınma Partisi'ni gösterdi. Aileler referandum sürecinde iktidarın kullandığı' 12 Eylül'le hesaplaşıyoruz' söyleminin ise yanıltıcı olduğunu, 12 Eylül dönemini aratmayan uygulamaların 8 yıldır sürdürüldüğüne dikkat çektiler.
Yapılan açıklamanın tamamı ise şöyle:
Meydanlarda 12 Eylül'ü eleştiren AKP'nin hapishanelerinde bugün 118.000 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. 12 Eylül'de cunta, kendisine muhalif olan herkesi tutuklamış, işkenceden geçirmiş ve fişlemiştir.AKP iktidarında durum farklı mıdır? 17 TAYAD'lı neden tutuklanmıştır? Neyle suçlanmaktadırlar? 1) Güler ZERE'nin cenazesine katılmakla, 2) Mahir ÇAYAN'ın mezarını ziyaret etmekle ve 3) Newroz'a katılmakla. Peki bunlar mevcut yasalara göre suç oluşturuyorlar mı? Hayır. Esas tutuklanma nedenleri cunta yıllarından beri sürekli, dirençli, inatçı ve uzlaşmaz bir mücadele veren TAYAD'lılar olarak, şimdi de AKP'nin zulmünü teşhir etmeleridir. İşte AKP'nin özgürlük anlayışı da budur?
Tayyip Erdoğan'ın sürekli 12 Eylül döneminin Metris, Mamak ve Diyarbakır hapishanelerindeki işkencelerden söz etmesine ne demeli? AKP iktidarının 7 yıldır hapishanelerde uyguladığı tecrit, işkence değil midir?
12 Eylül'de Metris Hapishanesi'ndeki işkencelere timsah gözyaşı döken Tayyip Erdoğan, kendi döneminde aynı hapishanede 2008 Ekimi'nde katledilen Engin ÇEBER'e yapılan işkencelerden hiç söz etmemektedir. Engin ÇEBER'i katledenler AKP'nin sorumluluğunda değiller miydi?
12 Eylül döneminde idam edilenlere sahte gözyaşı döken AKP iktidarında; 2000–2009 yılları arasında 309 kişi hastalıklar ve işkenceler sonucu katledildi. Ayrıca, AKP hükümetinin hasta tutsaklara nasıl işkence ettiği de çok iyi bilinmektedir. Kanser hastaları, şeker hastaları, Çölyak hastalığına yakalananlar, Wernicke Korsakoff hastaları, hücreden hücreye, sürgünden sürgüne yollanmakta, çoğu zaman yanlarına bakımlarını yapacak bir arkadaş bile verilmemekte, ilaçları zamanında tedarik edilmemektedir.
Zaten, AKP tecritte bir gedik açan 45/1 Nolu Genelgeyi imzaladığı halde, bu genelgede bulunan sohbet hakkını uygulamamaktadır. Yani imzaladığı ve halka açıkladığı bir genelgeyi üç yıldır uygulamayan bir hükümetin sözlerine güvenilebilir mi?
Referandumda sandığa gitmemek, AKP'nin demokrasicilik oyununu bozmak anlamına gelecektir. Sandığa gitmemekle oligarşinin partileri arasında oynanan bu oyuna alet olmayacağız. Kendimizi onların iktidar kavgası için kullandırtmayacağız.
AKP'nin sahiplenip büyük bölümünü uygulamaya devam ettiği 12 Eylül Anayasası, emperyalizmin ve tekellerin anayasasıdır. Emperyalizme ve tekellere karşı olan devrimcilere karşı düşmanlıkla dolu bir anayasadır. Bu düşmanlığı en açık biçimde hapishanelerde görüyoruz.
AKP iktidarı 12 Eylül hapishanelerinde yaşanan işkencelere rahmet okutmuştur. Hapishaneler halk iktidarında birer eğitim kurumuna dönüşecektir. Halk Anayasası'nın 95. maddesi bu konuyu şöyle düzenlemiştir:
"Madde 95 – Cezaevleri Birer Eğitim Kurumu Olacaktır
a) Demokratik Halk Cumhuriyetinde yargı ve adalet mekanizması ve onu tamamlayan bir kurum olarak cezaevleri, tutuklu ve hükümlüleri sindirme, baskı ve eza yerleri olmaktan çıkarılacak; suç işleyen bireyleri eğiten, onları üreten, düşünen insanlar olarak topluma kazandıracak kurumlara dönüştürecektir.
b) Cezaevlerinde işkence ve kişinin onuruna yönelik uygulamalar yapılamaz. Yapan görevliler yargılanarak cezalandırılır ve bu kurumlarda yeniden görevlendirilemezler.
c) Cezaevlerinin yönetiminde tutuklu ve hükümlüler ve aileleri de temsil edilirler."
İşkencecilerin ve katliamcıların cezalandırılmadığı, davalarının zaman aşımına uğradığı ya da verilen göstermelik cezaların da çektirilmediği AKP iktidarına karşılık; HALK ANAYASA'sı işkencelerin cezalandırılmalarını EK 6. maddede kesin olarak düzenlemiştir:
"Madde–6: İşkence yapanlar yaptıranlar, insan haklarını çiğneyenler, infaz ve katliamların, kayıpların sorumluları derhal tutuklanacak; işkenceye uğrayan, yakınları öldürülen, iktidarların halka karşı politikalarından dolayı zarar gören herkesin kendini ifade edebileceği, suçları kanıtlayıp suçluları teşhis edebileceği bir platformda yargılanarak cezalandırılacaklardır..(...)
Kayıpları, faili meçhulleri ve infazları araştırmak, kayıpların akibetlerini açığa çıkarmak için, içinde kayıp ve şehit yakınlarının, hukukçuların da bulunduğu, her türlü soruşturmaya ve açığa çıkartmaya yetkili özel komisyonlar kurulacaktır."
AKP'nin anayasa değişikliklerinde hapishanelerde yaşanan sorunlara ilişkin bir çözüm maddesi yoktur. Çünkü sorunların kaynağı kendisidir. AKP'nin Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 59 yeni hapishane projesini açıklamıştır. Sadece bu bile gözaltıların, işkencelerin, halka yönelik saldırıların süreceğinin göstergesidir. Tecritte ısrar eden AKP'nin hapishanelerdeki anti-demokratik uygulamaları ve işkenceleri kaldırması sözkonusu bile değildir.
Sonuç olarak; AKP'nin referandumunda evet demek de, hayır demek de daha fazla zulüm, demektir. Referandumu protesto edelim. Sandığa gitmeyelim.
AKP'nin "demokratikleşme" iddiası taşıyan anayasa değişiklik paketinde işkencelere, infazlara, tecrit işkencesine, hapishane katliamlarına, ölümcül hasta tutsaklara karşı hiçbir madde yoktur.
Tayad'lı Aileler
Yapılan açıklamanın tamamı ise şöyle:
Meydanlarda 12 Eylül'ü eleştiren AKP'nin hapishanelerinde bugün 118.000 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. 12 Eylül'de cunta, kendisine muhalif olan herkesi tutuklamış, işkenceden geçirmiş ve fişlemiştir.AKP iktidarında durum farklı mıdır? 17 TAYAD'lı neden tutuklanmıştır? Neyle suçlanmaktadırlar? 1) Güler ZERE'nin cenazesine katılmakla, 2) Mahir ÇAYAN'ın mezarını ziyaret etmekle ve 3) Newroz'a katılmakla. Peki bunlar mevcut yasalara göre suç oluşturuyorlar mı? Hayır. Esas tutuklanma nedenleri cunta yıllarından beri sürekli, dirençli, inatçı ve uzlaşmaz bir mücadele veren TAYAD'lılar olarak, şimdi de AKP'nin zulmünü teşhir etmeleridir. İşte AKP'nin özgürlük anlayışı da budur?
Tayyip Erdoğan'ın sürekli 12 Eylül döneminin Metris, Mamak ve Diyarbakır hapishanelerindeki işkencelerden söz etmesine ne demeli? AKP iktidarının 7 yıldır hapishanelerde uyguladığı tecrit, işkence değil midir?
12 Eylül'de Metris Hapishanesi'ndeki işkencelere timsah gözyaşı döken Tayyip Erdoğan, kendi döneminde aynı hapishanede 2008 Ekimi'nde katledilen Engin ÇEBER'e yapılan işkencelerden hiç söz etmemektedir. Engin ÇEBER'i katledenler AKP'nin sorumluluğunda değiller miydi?
12 Eylül döneminde idam edilenlere sahte gözyaşı döken AKP iktidarında; 2000–2009 yılları arasında 309 kişi hastalıklar ve işkenceler sonucu katledildi. Ayrıca, AKP hükümetinin hasta tutsaklara nasıl işkence ettiği de çok iyi bilinmektedir. Kanser hastaları, şeker hastaları, Çölyak hastalığına yakalananlar, Wernicke Korsakoff hastaları, hücreden hücreye, sürgünden sürgüne yollanmakta, çoğu zaman yanlarına bakımlarını yapacak bir arkadaş bile verilmemekte, ilaçları zamanında tedarik edilmemektedir.
Zaten, AKP tecritte bir gedik açan 45/1 Nolu Genelgeyi imzaladığı halde, bu genelgede bulunan sohbet hakkını uygulamamaktadır. Yani imzaladığı ve halka açıkladığı bir genelgeyi üç yıldır uygulamayan bir hükümetin sözlerine güvenilebilir mi?
Referandumda sandığa gitmemek, AKP'nin demokrasicilik oyununu bozmak anlamına gelecektir. Sandığa gitmemekle oligarşinin partileri arasında oynanan bu oyuna alet olmayacağız. Kendimizi onların iktidar kavgası için kullandırtmayacağız.
AKP'nin sahiplenip büyük bölümünü uygulamaya devam ettiği 12 Eylül Anayasası, emperyalizmin ve tekellerin anayasasıdır. Emperyalizme ve tekellere karşı olan devrimcilere karşı düşmanlıkla dolu bir anayasadır. Bu düşmanlığı en açık biçimde hapishanelerde görüyoruz.
AKP iktidarı 12 Eylül hapishanelerinde yaşanan işkencelere rahmet okutmuştur. Hapishaneler halk iktidarında birer eğitim kurumuna dönüşecektir. Halk Anayasası'nın 95. maddesi bu konuyu şöyle düzenlemiştir:
"Madde 95 – Cezaevleri Birer Eğitim Kurumu Olacaktır
a) Demokratik Halk Cumhuriyetinde yargı ve adalet mekanizması ve onu tamamlayan bir kurum olarak cezaevleri, tutuklu ve hükümlüleri sindirme, baskı ve eza yerleri olmaktan çıkarılacak; suç işleyen bireyleri eğiten, onları üreten, düşünen insanlar olarak topluma kazandıracak kurumlara dönüştürecektir.
b) Cezaevlerinde işkence ve kişinin onuruna yönelik uygulamalar yapılamaz. Yapan görevliler yargılanarak cezalandırılır ve bu kurumlarda yeniden görevlendirilemezler.
c) Cezaevlerinin yönetiminde tutuklu ve hükümlüler ve aileleri de temsil edilirler."
İşkencecilerin ve katliamcıların cezalandırılmadığı, davalarının zaman aşımına uğradığı ya da verilen göstermelik cezaların da çektirilmediği AKP iktidarına karşılık; HALK ANAYASA'sı işkencelerin cezalandırılmalarını EK 6. maddede kesin olarak düzenlemiştir:
"Madde–6: İşkence yapanlar yaptıranlar, insan haklarını çiğneyenler, infaz ve katliamların, kayıpların sorumluları derhal tutuklanacak; işkenceye uğrayan, yakınları öldürülen, iktidarların halka karşı politikalarından dolayı zarar gören herkesin kendini ifade edebileceği, suçları kanıtlayıp suçluları teşhis edebileceği bir platformda yargılanarak cezalandırılacaklardır..(...)
Kayıpları, faili meçhulleri ve infazları araştırmak, kayıpların akibetlerini açığa çıkarmak için, içinde kayıp ve şehit yakınlarının, hukukçuların da bulunduğu, her türlü soruşturmaya ve açığa çıkartmaya yetkili özel komisyonlar kurulacaktır."
AKP'nin anayasa değişikliklerinde hapishanelerde yaşanan sorunlara ilişkin bir çözüm maddesi yoktur. Çünkü sorunların kaynağı kendisidir. AKP'nin Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 59 yeni hapishane projesini açıklamıştır. Sadece bu bile gözaltıların, işkencelerin, halka yönelik saldırıların süreceğinin göstergesidir. Tecritte ısrar eden AKP'nin hapishanelerdeki anti-demokratik uygulamaları ve işkenceleri kaldırması sözkonusu bile değildir.
Sonuç olarak; AKP'nin referandumunda evet demek de, hayır demek de daha fazla zulüm, demektir. Referandumu protesto edelim. Sandığa gitmeyelim.
AKP'nin "demokratikleşme" iddiası taşıyan anayasa değişiklik paketinde işkencelere, infazlara, tecrit işkencesine, hapishane katliamlarına, ölümcül hasta tutsaklara karşı hiçbir madde yoktur.
Tayad'lı Aileler

YORUM YAZIN