İstanbul'dan 'Yeter' Çağrısı
İstanbul Tabip Odası ve İstanbul Barış Meclisi Girişimi’nin çağrısıyla ortak bir deklarasyon yayınlayan 347 kurum, “Şimdi silahları susturmanın, parmakların tetiklerden uzaklaşmasını sağlamanın, Kürt sorununda demokratik ve adil bir çözüm istemenin zamanı” dedi.
Aralarında pek çok sendika, meslek örgütü, demokratik kitle örgütü, dernek, vakıf, girişim ve inisiyatifin bulunduğu 347 kurum Mecidiyeköy Kültür Merkezi’ndeki basın toplantısında bir araya geldi. Basın toplantısında 347 kurum tarafından imzalanan ve yeni imzalara açılan metin kamuoyu ile paylaşıldı.
“Yeter” başlıklı ortak metni İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu okudu. Çerkezoğlu, toplumsal muhalefetin gündemi ne kadar yoğun olursa olsun, ülkede herkesin yaşamını derinden etkileyen ve görmezden gelinemeyecek bir Kürt sorunu olduğunu ve bu konuda çözümsüzlüğe artık bir yeter denmesi gerektiğini belirtti. Bu bir araya gelişin önümüzdeki dönemde daha da geliştirileceğini ve neler yapılacağı üzerine geniş katılımlı tartışmalar yürütüleceğini belirten Çerkezoğlu daha sonra tüm imzacı kurum temsilcilerini sahneye davet etti.
Deklarasyonun tam metni:
YETER!
Bizler; fiziksel, ruhsal, toplumsal ve siyasal bakımdan “iyilik halinde“ yaşayan bir toplum olmak istiyoruz.
On yıllardır süren bu “çatışma” ortamı bizleri fiziksel olarak yıprattı. 40 bin ölüm, büyük bir ekolojik yıkım ve yaşatmaya değil silahlanmaya harcanan milyar dolarlar...
Bu “çatışma” ortamı bizleri ruhsal olarak yıprattı. Öleni ve öldüreni kardeş olan bu topraklardaki bunca cenaze töreni ve yakılan ağıtlar toplumun dokusunda büyük bir tahribat yarattı.
Bu “çatışma” ortamı bizleri “toplumsal” olarak da yıprattı. Saldırganlık ve linç atmosferi yaygınlaşmaya başladı. En temel demokratik etkinliğin dahi bu linç kültürüne muhatap kalabileceği günleri yaşıyoruz.
Bu “çatışma” ortamı bizleri “siyasal” olarak da yıprattı. Yıllardır inkar edilen, askeri operasyonların, silahların çözemediği, ‘asalım’cıların çözemediği, bu haliyle ‘açılım’cıların da çözemeyeceğinin anlaşıldığı Kürt sorununda çözümsüzlük dayatmasıyla baş başa bırakılıyoruz.
Yeter!
Bizler, bu toplumun aklını ve vicdanını temsil eden tüm güçleri, Kürt sorunundaki ölme ve öldürme kısır döngüsüne yeter demeye çağırıyoruz. Çözümsüzlüğe ve yıkıma karşı aklın ve vicdanın sesini silahlardan daha güçlü bir ses halinde duyurmanın zamanıdır!
Silahları susturmanın, parmakların tetiklerden uzaklaşmasını sağlamanın, çözümü ülke siyasetini yönlendirenlerin inisiyatifine bırakmamanın, yani toplum olarak demokratik ve adil bir çözüm istemenin zamanıdır.
Biz aşağıda imzası olan kurumlar, bu sorunu görüyoruz. Çözülebilmesi için önce toplumun ortak bir sorununun olduğunu benimsemesi gerektiğini biliyoruz. Çözümün her düzeyde ( sendikasından, meslek odasına, derneğinden siyasi partilerine ve sivil inisiyatiflere kadar) tüm muhataplarıyla tartışılarak bulunabileceğine inanıyoruz.
Bu ülkede yaşayan akıl ve vicdan sahibi herkesi, 26 yıllık çatışmanın yarattığı travma ve toplumsal gerçekliğimizle yüzleşmeye, birbirimizi anlamaya, acılarımızı paylaşmaya çağırıyoruz. Ve toplumsal birliğimizi inşa etmek üzere birbirimize karşı saygı, kardeşlik, özgürlük, demokrasi, hukuk ve eşitlik temelinde bir araya gelmemiz gerektiğini söylüyoruz.
foto: sendika.org
Aralarında pek çok sendika, meslek örgütü, demokratik kitle örgütü, dernek, vakıf, girişim ve inisiyatifin bulunduğu 347 kurum Mecidiyeköy Kültür Merkezi’ndeki basın toplantısında bir araya geldi. Basın toplantısında 347 kurum tarafından imzalanan ve yeni imzalara açılan metin kamuoyu ile paylaşıldı.
“Yeter” başlıklı ortak metni İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu okudu. Çerkezoğlu, toplumsal muhalefetin gündemi ne kadar yoğun olursa olsun, ülkede herkesin yaşamını derinden etkileyen ve görmezden gelinemeyecek bir Kürt sorunu olduğunu ve bu konuda çözümsüzlüğe artık bir yeter denmesi gerektiğini belirtti. Bu bir araya gelişin önümüzdeki dönemde daha da geliştirileceğini ve neler yapılacağı üzerine geniş katılımlı tartışmalar yürütüleceğini belirten Çerkezoğlu daha sonra tüm imzacı kurum temsilcilerini sahneye davet etti.
Deklarasyonun tam metni:
YETER!
Bizler; fiziksel, ruhsal, toplumsal ve siyasal bakımdan “iyilik halinde“ yaşayan bir toplum olmak istiyoruz.
On yıllardır süren bu “çatışma” ortamı bizleri fiziksel olarak yıprattı. 40 bin ölüm, büyük bir ekolojik yıkım ve yaşatmaya değil silahlanmaya harcanan milyar dolarlar...
Bu “çatışma” ortamı bizleri ruhsal olarak yıprattı. Öleni ve öldüreni kardeş olan bu topraklardaki bunca cenaze töreni ve yakılan ağıtlar toplumun dokusunda büyük bir tahribat yarattı.
Bu “çatışma” ortamı bizleri “toplumsal” olarak da yıprattı. Saldırganlık ve linç atmosferi yaygınlaşmaya başladı. En temel demokratik etkinliğin dahi bu linç kültürüne muhatap kalabileceği günleri yaşıyoruz.
Bu “çatışma” ortamı bizleri “siyasal” olarak da yıprattı. Yıllardır inkar edilen, askeri operasyonların, silahların çözemediği, ‘asalım’cıların çözemediği, bu haliyle ‘açılım’cıların da çözemeyeceğinin anlaşıldığı Kürt sorununda çözümsüzlük dayatmasıyla baş başa bırakılıyoruz.
Yeter!
Bizler, bu toplumun aklını ve vicdanını temsil eden tüm güçleri, Kürt sorunundaki ölme ve öldürme kısır döngüsüne yeter demeye çağırıyoruz. Çözümsüzlüğe ve yıkıma karşı aklın ve vicdanın sesini silahlardan daha güçlü bir ses halinde duyurmanın zamanıdır!
Silahları susturmanın, parmakların tetiklerden uzaklaşmasını sağlamanın, çözümü ülke siyasetini yönlendirenlerin inisiyatifine bırakmamanın, yani toplum olarak demokratik ve adil bir çözüm istemenin zamanıdır.
Biz aşağıda imzası olan kurumlar, bu sorunu görüyoruz. Çözülebilmesi için önce toplumun ortak bir sorununun olduğunu benimsemesi gerektiğini biliyoruz. Çözümün her düzeyde ( sendikasından, meslek odasına, derneğinden siyasi partilerine ve sivil inisiyatiflere kadar) tüm muhataplarıyla tartışılarak bulunabileceğine inanıyoruz.
Bu ülkede yaşayan akıl ve vicdan sahibi herkesi, 26 yıllık çatışmanın yarattığı travma ve toplumsal gerçekliğimizle yüzleşmeye, birbirimizi anlamaya, acılarımızı paylaşmaya çağırıyoruz. Ve toplumsal birliğimizi inşa etmek üzere birbirimize karşı saygı, kardeşlik, özgürlük, demokrasi, hukuk ve eşitlik temelinde bir araya gelmemiz gerektiğini söylüyoruz.
foto: sendika.org

YORUM YAZIN