"Saraylara Değil, Halka Bütçe"
KESK, DİSK, TMMOB, TTB'nin düzenlediği "Savaşa, yoksulluğa, talana karşı halk için bütçe, demokratik Türkiye" mitingine binlerce kişi katıldı. Sıhhiye Meydanı'nı dolduran kitle "Saraylara değil, halka bütçe" diye haykırdı.
Türkiye'nin dört bir yanından gelen binlerce işçi ve emekçi sabah saatlerinde TCDD Ankara Garı önünde toplandı. Opera köprüsü güzergahını takip eden emekçilerin temel gündemi, Cumhurbaşkanı için yaptırılan ve milyarlarca liraya mal olan 'KaçAK Saray' oldu. Pankart, döviz ve sloganlarda "Kaçak saraya değil, emekçiye bütçe", "Saraylar değil ekmeğimiz büyüsün", "Hırsızlar yargılansın, barajlar yıkılsın" şeklinde talepler dile getirildi.
Direnişte bulunan Birleşik Metal İş üyesi ICF ve Demirdöküm işçileri ile Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden işten atılan sağlık işçileri de mitingde yerlerini aldı. HDP Milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü ve Levent Tüzel ile CHP milletvekilleri Süleyman Çelebi ve Musa Çam da mitinge katılan isimler arasındaydı.
'BÜTÇE DEDİĞİNİZ BİZİM YARATTIĞIMIZ ZENGİNLİK'
Saygı duruşu ile başlayan mitingde Grup Kibele söylediği marşlarla kitleyi coşturdu. Ardından, mitingin ilk konuşmasını KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen yaptı. 13 Aralık 1980'de idam edilen Erdal Eren'i, iş cinayetlerinde yaşamlarını yitiren işçileri, Ortadoğu'da özgürlük mücadelesinde hayatlarını kaybedenleri anan Özgen, "Bütçe dediğiniz bizim yarattığımız zenginliktir. Fakat bizim ürettiğimiz bu toplamın, nasıl toplanacağına, bölüştürüleceğine ve kimin payına ne kadar düşeceğine tek başına, AKP hükümeti karar veriyor" dedi.
Özgen, hükümet yanlısı sendikaları da eleştirdi, "Türk-İş, Hak-İş ve diğerleri neredesiniz?" diye sordu. KESK'in bu sendikal anlayışla kavgalı olduğunu belirten Özgün, "AKP, saltanat, debdebe, ihtişam peşinde koşuyor, Ne para, ne kan ne de çekilen acılar gözlerini doyurmuyor" diye konuştu. Kürt sorununda çözüm sürecinden hükümetin oyalama politikası yürüttüğünü belirten Özgen, "kamu düzeni" adı altında yürütülen tartışma sonucu hazırlanan 'İç Güvenlik Paketi'ni eleştirdiği, "Ortada kamu adına bir şey bırakmadınız ki" diyerek tepkisini dile getirdi. Yaşam alanları ve kamusal hizmetlerin sermayeye peşkeş çekildiğini söyleyen Özgen şöyle konuştu, "Bunların iki büyük sarayı var. Biri 1150 odası yeryüzünde bilmem kaç odası yer altında olan yeni rejimin simgesi 'KaçAK Saray'. Diğeri de yalanlardan, yolsuzluklardan, talandan oluşturdukları 'Pembe Saray'. Afişlerimizi yasaklasalar da yeni rejimlerinin simgelerini teşhir etmeye devam edeceğiz. Siz bir diktatörlük inşa ediyorsunuz. Yaşamımızı ipotek altına almanıza izin vermeyeceğiz. Bizi çitlere hapsetmek istiyorsunuz. Çitlerinizi paramparça edeceğiz."
'BİRİ YER BİRİ BAKAR, KIYAMET ONDAN KOPAR'
Özgen'in ardından kürsüye DİSK Genel Başkanı Kani Beko çıktı. Direnişteki işçileri selamlayan Beko, Cumhurbaşkanlığı sarayını savunmak için yapılan açıklamalara dikkat çekti, "Buradakilerin büyük bölümü 'itibardan tasarruf olmaz' diye bir atasözü duymamıştır. Ama buradaki binlerce işçi, binlerce emekçi atalarından şu sözü duydu: Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar. Bu ülkede işçinin yaşamından, işçinin ekmeğinden, işçinin haklarından tasarruf oluyor ama saraylardan tasarruf olmuyorsa, batsın o itibarınız" diye konuştu.
Soma'da 301 işçinin hayatına mal olan iş cinayetini hatırlatan Beko, "Bu cinayet nedeniyle bir tane bile bakan, bir tane bile bürokrat hesap vermedi. Hepsi maaşlarını tıkır tıkır alıyor. Ama katliamın yaşandığı madendeki yaklaşık 3 bin işçi kardeşimizi kapı önüne koydular. İnsanlarımızı açlık ile ölüm arasında tercihe zorluyorlar. Yetmiyor! Yırca'da 6 bin zeytini kesip iş güvenliği önlemi alınmamış madenlere inmeyi dayatıyorlar. Düşman ordusu olsa bu kadar kötülüğü bir arada yapmaz" dedi.
'ASGARİ ÜCRET NET 1800 LİRA OLSUN'
Özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarına son verilmesini isteyen Beko, "Bu görüş ve önerilerimizi defalarca dile getirdik ama hükümet hep bildiğini okudu. Neden mi? Çünkü onlara göre işçinin canından tasarruf olur ama saraylarından, yandaşlarının kasalarından, ayakkabı kutularından tasarruf olmaz" şeklinde konuştu. Asgari ücretin net 1800 lira olması gerektiğini söyleyen Beko, asgari ücrete kaynak yaratmak için sarayların yapılmamasını, savaşa ve silaha yatırım yapılmamasını, yeni TOMA'lar alınmamasını, kamusal hizmetlerin de parasız olmasını istedi.
AKP Hükümetinin Rojava'ya yönelik politikalarını da eleştiren Beko, "Biz işçi sınıfıyız. Biz acıya pasaport sormayız. Biz acıları mezhebe göre, ırka göre ayırmayız. Anaların ağıtları hangi dilde yakılırsa yakılsın bizim ağıdımızdır. Bizim istediğimiz halkların barış içinde, kardeşçe, insanca yaşadığı bir Ortadoğu'dur. İnsanları ırk mezhep ayrımına göre birbirine düşürenlere karşı bizim hedefimiz barıştır, demokrasidir, özgürlüktür. Bizim için Filistin Şengal'dir. Şengal Gazze'dir. Gazze Kobane'dir. Kobane Gezi'dir, Taksim'dir" şeklinde konuştu. Beko, konuşmasını "Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği" sözleriyle tamamladı.
YORUM YAZIN