Selin Sayek Böke: 'Hükümetin Enflasyonu İndirme İradesi Kalmadı'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek-Böke Ekim ayı enflasyon verilerini değerlendirirken, “Yorgun ve yılgın iktidar artık sadece sorun tespiti yapabiliyor. Sorunlara çözüm üretmek yerine, kendisi dışında sorumlular bulmaya çalışıyor. Enflasyonda da aynı durum geçerlidir. Mevcut hükümetle enflasyonla mücadele edilemeyeceği açıkça görülmektedir.” tespitini yaptı.
“Çift haneli enflasyonun sorumlusu gıda fiyatları değil, AKP’nin kötü politika tercihleridir” diyen Böke, memura, emekliye ve asgari ücretliye yapılan zamlar ile çift haneli enflasyon arasında uçurum oluştuğuna dikkati çekti. Enflasyonun bir yoksulluk vergisi olmaya devam ettiğini de vurgulayan Böke şu mesajları verdi:
İNDİRME İRADESİ YOK: Hükümetin enflasyonun azaltılması için gerekli yapısal reform iradesinin kalmadığını, yorgun ve yılgın bir iktidarın ancak sorun tespitinde bulunabileceğini, sorunlara çözüm üretmek yerine, kendisi dışında sorumlular bulmaya çalışacağını ifade etti. Enflasyon için de durumun farksız olduğunu dile getirdi.
YOKSULA VERGİYE DÖNÜŞTÜ: Sosyal adaletsizliği arttırıcı enflasyon vergisi en çok yoksulu vurmaktadır. Enflasyon bir yoksulluk vergisi olmaya devam etmektedir. Memura, emekliye ve asgari ücretliye yapılan zamlar ile çift haneli enflasyon arasında bir uçurum oluşmuştur. Yoksul enflasyonu daha çok zorunlu tüketime (gıda, konut, enerji), duyarlı olduğu için bu ürün ve hizmetlerde gerçekleşen enflasyon, yoksul kesimin alım gücünü daha çok etkilemektedir. Konut, elektrik, gaz, su ve diğer yakıtların enflasyonu, 2013 Ekim ayına göre yüzde 7,9, gıda enflasyonu ise yüzde 12,7 olarak gerçekleşmiştir. Bahsi geçen enflasyon gruplarındaki artış, sosyal adaletsizliğin, enflasyon farkları ile daha da artacağını göstermektedir.
SUÇ, GIDA VE ENERJİ FİYATLARINDAKİ ARTIŞTA DEĞİL; ENERJİ ÜZERİNDEKİ AĞIR VERGİLERDEDİR: Eminiz ki, önümüzdeki günlerde bu seneki yüksek enflasyonun nedeni “elektrik ve doğalgaz zamları ve gıda fiyatlarındaki artış” olarak gösterilecek. Ancak, enerji ve gıda fiyat artışlarının sorumlusu, hükümetin bu alanlardaki yanlış politikalarıdır.
Böke, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı ekonomik paketin DE hiçbir yenilik taşımadığını söyledi.
Paketin özünde 13 Haziran 2013’te Resmi Gazete’de yayınlanmış olan 10. Kalkınma Programının aynen tekrarından ibaret olduğunu söyleyen Böke, Davutoğlu’nun sunumu için de, “Heyecansız, samimiyetsiz ve sahiplenilmemiş” yorumunu yaptı. Türkiye’nin ihtiyacının 25 maddelik değil, tek maddelik program olduğunu vurgulayan Böke, “Bu tek madde de iktidarın ve sergilediği zihniyetin değişmesi ve yerine CHP iktidarının gelmesidir” dedi. Böke programa ilişkin şu tespitleri yaptı:
10. KALKINMA PLANININ TEKRARI: Sayın Başbakanın açıkladığı program için en genel çerçevede, ‘hiçbir yenilik içermediği’ söylenebilir. 13 Haziran 2013’te Resmi Gazete’de yayınlanmış olan 10. Kalkınma Planı’nın aynen tekrarını sundu da denilebilir. Söylenebilecek en önemli şey; heyecansız, samimiyetsiz ve sahiplenilmeyen bir sunumdu. Bunun arkasındaki neden de programın sahiplenilmemiş olmasıdır.
AKP’Yİ AKP’DEN KURTARMA TEMENNİSİ: 12 yıldır iktidar olan bir siyasi iradenin kendi tercihleriyle ortaya çıkan sorunlar demetinin sergilendiği ve bir bakıma ‘kendilerini kendilerinden kurtarmayı’ temenni ve vaat eden bir program ile karşı karşıyayız. Bu da kendi içinde başlı başına bir çelişkidir zaten. Başbakanın ‘biz zaafımızı biliyoruz’ demesi de zaafın kendileri tarafından yaratılmasının bir sonucudur.
TEM SAMİMİ NOKTA: ‘EKONOMİ KURTARILMAYA MUHTAÇ’ İTİRAFI: Belki de Davutoğlu’nun sunumundaki tek samimi nokta; zaman daraldığı için gazetecilerden soru alırken, ‘Türk ekonomisini kurtaracak soruyu soracaksınız’ demesiydi. Bu da Türk ekonomisinin kurtarılmaya ihtiyacı olduğunun zimni kabulüdür. Ayrıca birkaç kere ‘bu bir temenni dokümanı değildir’ vurgusu yapması da bunun aslında bir temenni belgesi olduğunun kendilerince de bilindiğinin göstergesidir.
İNSANSIZ PROGRAM: ‘Reel Sektör’, ‘Makro Ekonomik Politikalar’ ve ‘İnsani Kalkınma’ şeklindeki üç ayağa dayandırılan programın bir bütünsellik taşıdığı tezi de geçerli bir yaklaşım değildir. Eğer bütünsel bir program ise niçin ayrı ayrı günlerde açıklanıyor? Ayrıca insani kalkınmayı barındıran bir program açıklandığı söylemi de gerçekçi değildir. Çünkü program sunumunda insani ögeler yoktu. Dikkat edilirse sunumun içeriğinde ne kadın ne de gençler vardı.
İHTİYAÇ TEK MADDE: İKTİDARIN DEĞİŞMESİ: Programı toplam bin 250 maddelik eylem planı olarak açıkladılar. Bunun başka ülkelerce de yapıldığını ifade ettiler. Oysa bilindiği gibi; böylesine çok alt başlıklı eylem planlarıyla yola koyulan ülkelerin hiçbirisi ekonomik başarıya ulaşamamıştır. Bugün Türkiye’nin de asıl ihtiyacı olan böyle 25 tane değişim programı değil, tek maddelik bir programdır: Bu da iktidarın ve sergilediği zihniyetin değişmesi; yerine de gerçek sosyal devleti yaşatacak olan CHP’nin iktidar olmasıdır. Karşı karşıya olduğumuz asıl mesele de budur.

YORUM YAZIN