Melda Onur: 'CHP'li Ailelerin Solcu Çocuklarıyla Dolu Cezaevleri, Sayısını Bile Bilmiyoruz'
CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, BirGün gazetesinden Sebahat Karakoyun ve Yaşar Aydın’a Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında partide gidilen kurultay hakkında açıklamalarda bulundu.
Onur'un açıklamaları şöyle
CHP'nin bir süreden beri ülkedeki muhafazakar iklimin etkisinde kaldığı yönündeki eleştiriler doğru eleştiriler. Muhafazakar söylemle oy alan ve TBMM'de çoğunluğu yakalayabilen bir partinin seçmeninden oy almak için bu yönde politikalara eğildiği doğru. Ancak muhafazakar, dindar seçmenden oy almanın yolu sağdan ya da muhafazakar dünyadan isimleri partiye katmakla olmaz. Tabii bunu CHP özelinde söylüyorum. Diyelim ki sağdan ya da muhafazakâr alemden bir miktar oy geldi, bir o kadarı soldan gidiyor. ‘Sağ açılım mı sol açılım mı yapalım’ derken sağdaki oy potansiyelinin yüksekliği sağa yöneltiyor olabilir ama o oyların hepsini alamazsınız ki. Sağdan oy alacağım diye olağanüstü bir çaba sarf ediyorsunuz ve belki çok az bir miktar oy alıyorsunuz. Oysa çok daha az bir çabayla soldan en az aynı oyu alırsınız. Zira bugün bize oy vermeyen ve soldaki küçük partileri ya da bağımsız adayları destekleyenlerin çoğunun CHP'li ailelerin çocukları olduğunu görüyoruz.
ROTA SOLLA BÜTÜNLEŞMEK OLMALICHP'nin rotası kesinlikle solla bütünleşmek olmalı. Milletvekili olduğumda gittiğim yerler gereği CHP'nin solunda konumlanmış grupların arasında oldum. İlk başlarda tepki gösteriyorlardı. Sonra yavaş yavaş görmeye alıştılar, sonra eylemlerinde görmediklerinde arar oldular. Oturup konuştuğumuzda çoğunlukla CHP'yi ağır eleştirirler ama iki çaydan sonra anlatmaya başlarlar, “Benim de kuzenim, Bingöl'de CHP il yöneticisi” veya “Benim babam, falanca ilde CHP'den belediye başkanlığı yaptı" diye. Yani bu insanlar CHP'li ailelerin CHP'ye küsmüş ya da CHP'de aradığını bulamayan çocukları. Bu insanları kazanmak, hayatı boyunca sağ partilere oy veren kimseleri kazanmaktan daha kolay. En çok üzüldüğüm şudur: Ne zaman bir duruşmaya gitsem, ya da cezaevine gitsem kapıda CHP delegesi, üyesi bir baba görüyorum. Çocuğu ya parasız eğitim istediği için, ya falanca örgüt üyesi diye yargılanıyor. CHP'li ailelerin solcu çocuklarıyla dolu cezaevleri, sayısını bile bilmiyoruz. Sahip çıkamıyoruz. Ayrıca sosyal demokrat bir parti olarak sağ seçmenin haklarına da en çok biz sahip çıkarız, koruruz. Ama bunu sağdan gelecek isimlerle değil, her kesimin yaşam hakkı için çalışacak sol, sosyal demokrat kadrolarla yapabiliriz diye düşünüyorum.
ÇALIŞMA USULLERİ DEĞİŞMELİPartinin örgüt yapısından yönetimine ve politikalarına bir değişikliğe gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama sıraya koyarsam öncelikle partinin iş yapış şekli, çalışma usullerinin değişmesi gerekiyor. Yani stratejik eylem planlı, hedefli, ölçme değerlendirmeye dayalı, profesyonel katılıma değer veren bir yapıya kavuşması şart. İletişim, siyasal iletişim, kurumsal iletişim politikaları çok çok önemli. Parti kadroları oluşturulurken insan kaynakları yönetimi uygulanmalı. Yani "Melda Onur'a bir koltuk bulalım" demek yerine, "bu koltuk için en uygun kişi kimdir" sorusu sorularak tüm kurullar belirlenmeli.
ÖRGÜTE FATURA KESMEK YANLIŞPolitikalar sık sık revize edilmeli, eskimemeli, çelişmemeli. O politikaları partide herkes bilmeli. Yani ben HES'e karşı eylem yapıp vatandaşla mücadele ederken benim belediye meclis üyem karşı imza vermemeli. Örgütlere fatura kesmek bu haliyle yanlış. Sistemi yeniden kurup insanlara gerekli yol haritası, A, B, C planları, anlaşılabilir doküman, materyal vermek, iyi olanı takdir edip kötü olanı uyarmak, ölçme değerlendirme yapmak ve günlük olarak parti içi raporlamayı yerleştirmek gerek. Bundan sonra başarı olmazsa ya da bu çalışma şekline adapte olmazsa örgütlerinizi değiştirirsiniz. Çalışma şekli değişirse ancak o çok istenip de partiye bir türlü kazandırılamayan yeni kadrolar gelir.
GÜVEN VEREMİYORUZİktidar alternatifi olma yönünde güven veremiyoruz. Politikaları anlaşılır bir şekilde anlatamıyoruz. İktidar iyi bir siyasal iletişim yöntemiyle istikrar vurgusu yapıyor. AKP iktidarı ekonomik olarak kendisine bağımlı bir seçmen kitlesi yarattı. Uzun vadeli borçları olan, zar zor iş bulan, sosyal yardımlarla geçinen bu insanlar, AKP'nin gitmesiyle hayatlarının alt üst olacağına inanıyorlar. Bazı arkadaşlarımızın sosyal yardımları eleştiren yüksek perdeli ekonomik yorumları da ürkütüyor. Tabii en önemli konulardan biri korku. Başka bir partiyi desteklediklerinin duyulması halinde hayatlarının karartılabileceğini biliyor vatandaş. Başbakana duyulan sevgi değil korku.
PROGRAM DEĞİŞMELİÖncelikle parti programının değişmesi gerekiyor. Bütün politikaların temeline yaşam hakkını oturtmak ve bu temel üzerinde politikaları yükseltmek. Tereddütsüz, yalpalamayan net ve kesin bir söylem oluşturmak ve bu söylemin iletişim metotları için profesyonel siyasal iletişimcilere güvenmek. Parti Meclisini iyi bir meslek ve uzmanlık kompozisyonu ile oluşturmak. Bu kompozisyonda "Gezi Ruhu" dediğimiz iki kelime ile ifade edilen ancak "Gezi" öncesi varlığını Emek Sineması, 1 Mayıs, taraftar tepkileri arasında gösteren toplumsal muhalefetin taleplerini anlayan kadro ve politikaları kararlılıkla sahiplenmek. Eş başkanlık, kadın, erkek eşit katılım, genç yaşlı eşit katılım, dezavantajlı grupların temsili... Gezi Parkı’nda gözlerini kaybedenlere belediye meclis üyelikleri teklif edileceği söylendi, yapılmadı. 3 tane LGBTİ adayımız vardı belediye meclisi için, üçü de giremedi, Beşiktaş gibi ilçede kadın belediye meclis üyesi 11’inci sıradan başlıyor. Böyle olmaz, olamaz.
* http://www.birgun.net/news/view/chp-nereye--3/4237
YORUM YAZIN