Başka Haber 4 Yaşında!
Gezi Parkı Direnişi sırasında hayatını yitiren canların anısına..
Başka Haber 4 yaşında!
16 Ağustos 2010 tarihinde alternatif medyada bir ses olma iddiasıyla yola çıktığımızda Türkiye'de ve dünyada hiçbir yer güllük gülüstanlık değildi.
Dünyanın dört bir tarafında katliamlar yaşanmaya devam ediyor, insanlar renginden, dilinden, dininden, dinsizliğinden, politik, ideolojik ve cinsel tercihlerinden ötürü damgalanmaya, aşağılanmaya, ötekileştirilmeye ve zulme uğramaya devam ediyordu.
Zalimin zulmü her zaman olduğu gibi devam ediyordu.
Dünyada değişen pek bir şey yok.
O Dünya içerisinde yer alan Türkiye'de de değişen bir şey yoktu. Ta ki 31 Mayıs 2013'e kadar.
31 Mayıs'ta başlayan Gezi Parkı direnişi boyunca ana akım medya pespaye yayıncılığı ile kendisine layık olanı yapıyordu. Penguen yayıncılığı ekranları buza çevirip hiçbir şey olmamış gibi yaparken ana akım dışında yer alan gazeteler ise inanılmaz bir atalet içerisinde internet sitelerinden anlık, düzenli ve güvenilir veri akışı sağlayamıyordu. Dört bir yer yangın yeriydi ama çok az kaynak tarafından haberler bir düzen içerisinde verilebiliyordu.
Başka Haber direnişi İstiklal Caddesi'nden, Gezi Parkı'ndan, Beşiktaş'tan, Gazi Mahallesi'nden, Kadıköy'den, Ankara Kızılay'dan, Kennedy Caddesi'nden, İzmir Alsancak ve Bornova'dan, Eskişehir'den, Antakya'dan, Antalya'dan, Adana'dan ve daha birçok şehirden haber, fotoğraf, video ve yurttaş gazeteciler aracılığı ile canlı yayınlarla direnişi sıcağı sıcağına an be an takip edip, sosyal medya aracılığıyla takipçilerine güvenilir ve kesin bilgiler eşliğinde sunmaya gayret etti.
Bu gayret hala sürüyor.
***
Alternatif medyada bir ses olmak için çıktığımız yolda baskahaber.blogspot.com'dan 2. yılımızda baskahaber.org'a geçtik. 'Organize' olmanın şart olduğuna inandık çünkü. Dayanışmanın en hakiki insanlık edimlerinden biri olduğuna inandık çünkü.
Ayrımsız her türlü haksızlığa hukuksuzluğa, kindarlığa ve düşmanlığa karşı çıkmaya çalıştık.
Kentsel dönüşüm bahanesiyle yerinden yurdundan edilenlerle, terör bahanesiyle zorunlu göçe tabi tutulanların hikayelerinin ne kadar da ortak olduğunu aktarmaya çalıştık.
Evleri işaretlenen, ibadethaneleri yıkılmaya çalışılan Aleviler ile hep nefretle bakılan LGBTİ bireylerin ortak bir bir duygudaşlığı olduğunu hatırlattık.
Bu ülkede kadın olmanın sözel ve fiziki şiddeti de katarında taşımak zorunda olduğu gibi Kürt, Ermeni, Rum, Çerkes, Hristiyan, Süryani, Ezidi olmanın da acı yüklerle dolu ve hakikatleriyle yüzleşmenin şart olduğu birer mirası taşıdığını göstermeye çalıştık.
Nefretin, ayrımcılığın ve ataerkilliğin dilini kullananlara inatla karşı durmaya çalıştık.
Kurulu hukuk düzeninin sol, sosyalist örgütleri vurduğu gibi, iktidarın hoşuna gitmeyen her türlü Atatürkçü, ulusalcı ve liberalleri de vurduğunu anlatmaya çalıştık. Silivri'den de haber yaptık, KCK duruşmalarının sürdüğü Diyarbakır'dan, Van'dan da.
Avukatları adliyelerde sürükleyerek gözaltına alan şiddetin, derelerine HES yaptırmak istemeyenlere de aynı biçimde uygulandığına işaret ettik.
Adil yargılanma özgürlüğü ile düşünce ve ifade özgürlüğünün sadece bizim için cemaatimiz için değil, hiç hoşlanmadığımız insanlar ve fikirler için de geçerli olması gerektiğini üstüne basa basa belirttik.
Her geçen gün yeni bir örneğiyle karşılaştığımız akademik özgürlük katilleri ile emekleri sömürülen atölyelerde, maden ocaklarında, inşaatlarda ve tersanelerde iş cinayetlerine kurban giden binlerce işçinin katillerinin aynı zihniyetten beslendiğini göstermeye çalıştık. Güvencesiz çalışan bir asistan ile sigortasız ve sendikasız çalışan bir ev işçisinin, merdivenaltı atölye işçisinin kaderinin ortak olduğuna inandık.
Yoksulluğun ve yoksunluğun derinlere ne kadar çok nüfuz ettiğini, bu sistemin ta kendisinin de bu olduğu açımlamaya çalıştık.
Dağda yaşamını yitiren genç ile kışlada dayak yiyen, işkence gören ve intihar eden gencin aynı militarist çarkın içerisinde yer aldığına; vicdani retçilerin ve anti-militaristlerin bu düzene nasıl inadına çomak sokmaya çalıştığına her daim öncelik vermeye çalıştık.
Baskının, zulmün ve cinayetlerin her daim sürdüğü dünyada zulümlerden zulüm beğenmedik. Bir zulme gözünü kapatıp konjonktürel olarak başka bir zulme odaklanmamızı isteyenlere karşı durduk.
Roboski de bizimdi Soma da.. Ezidiler de bizimdi Türkmenler ve Nusayriler de..
***
Başka bir iletişim mümkün! sloganlarımızdan biri sadece.
Biz asıl "Başka bir dünya mümkün!" sloganını seviyoruz. Önceden çekine çekine söylediğimiz bu sloganı insanların direnme ve dayanışma arzularını gördükten sonra daha yüreklice dillendiriyoruz.
Başka Haber bu kurak medya düzeni içerisinde yer alan alternatif medya içerisinde başlangıçlardan biri.
Bu başlangıca omuz veren, görüşleri, önerileri ve eleştirileri ile destek veren herkese çok teşekkürler.
Ne diyoruz öyleyse: Bu daha başlangıç! Mücadeleye devam!

YORUM YAZIN