Header Ads

Faili Meçhuller Davası Sanığı Ayhan Çarkın: 'Cinayetler Devletin Bilgisi Dahilinde İşlenmiştir'


1990’lı yıllar işlenen 19 faili meçhul cinayet ile ilgili davanın ikinci duruşması bugün yapıldı. Mahkeme davanın tek tutuklu sanığı Ayhan Çarkın’ın tahliyesine karar verdi.

Duruşmaya tutuklu sanık Ayhan Çarkın, tutuksuz sanıklar Korkut Eken, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Lokman Külünk, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Uğur Şahin, Abbas Semih Sueri, Yusuf Yüksel, Enver Ulu, Muhsin Korman, CHP milletvekilleri Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu, HDP milletvekilleri Pervin Buldan, Sabahat Tuncel, Diyarbakır Belediye Başkanı Gülten Kışanak ve izleyiciler katıldı. Tutuksuz sanık Mehmet Ağar 7 günlük istirahat raporu sunarak duruşmaya katılmadı.

Mahkeme başkanı daha önce avukatı olmadığı için savunması alınmayan davanın tek tutuklu sanığı Ayhan Çarkın’ın savunmasının alınmasını istedi.

Çarkın savunmasında, "Suçlamaları kabul etmiyorum. Vermiş olduğum ifadeleri kabul ediyorum. Elle tutulur herhangi bir delil olmadığı için herhangi bir şey de söylemek istemiyorum. Tahliyemi kabul etmiyorum. O dönemki devletin bilgi dahilinde işlenmiş cinayetlerdir. Yoksa kimse pervasızca bu cinayetleri işleyemez. Herkes bilgi sahibidir. Bu cinayetleri işleyenler siyasi ve ekonomik rant elde etmişlerdir " dedi.

Çarkın “Hata yapan bedelini ödesin suç işleyen cezasını ödesin” dedi. Çarkın’ın bu sözleri üzerine mahkeme başkanı araya girerek, Çarkın’ın savunmasını bölünce, ÇHD’li avukatlar sanığın savunmasını kesmesine tepki gösterdi.

Avukatlar, “Çok tecrübeli bir başkansınız sanık savunmasının kesilmeyeceğini biliyorsunuz. Sanığın hakları savunmasından önce hatırlatılır, daha sonra savunması kesilmez” dedi.

Başkan bunun üzerine duruşmaya on dakika ara veriyorum deyince salonda bulunan milletvekilleri, avukatlar ve mağdur yakınları tepki gösterdi.


Mahkeme başkanı ile avukatlar arasında çıkan tartışma sonrası mahkeme başkanı duruşmaya 10 dakika ara verdi.

Duruşmaya verilen aranın ardından davanın tek tutuklu sanığı Ayhan Çarkın savunmasına devam etti. Çarkın, dosya kapsamına dönemin cumhurbaşkanı, başbakanı ve görevini yapmayan sorumluların eklenerek genişletilmesini istedi.

Çarkın savunmasında dönemin siyasetçileri Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e yönelik suçlamalar da yaptı. Çarkın, Mehmet Eymür’ün de sanık olması gerektiğinin altını çizdi.

Çarkın ayrıca, “Sanki Milli Güvenlik Kurulu’nda bu kararları ben almışım gibi benim üzerimde psikolojik baskı yapılmasını anlamış değilim. Benim ellerime ne doğusunda ne batısında hiç Kürt kanı bulaşmadı. Sadece sıçradı. Ben şimdi o kanı temizliyorum.” dedi.

"30 Eylül 1993'te kaçırılarak ölürülen Altındağ nüfus müdürü Abdulmecit Baskın'ın MGK kararları doğrultusunda öldürüldüğü bizzat tarafıma söylendi" diyen Çarkın, "Av. Faik Candan'ın öldürülmüş olduğunu, infaz edildiğini gördüm. Yine o kahrolası telsiz, kahrolası anonstan sonra benden adam öldürmem istendi.  Av. Yusuf Ekinci'yi benim öldürmem istendi" şeklinde konuştu.

Çarkın'ın ifadesi ardından diğer sanıkların savunmalarına geçildi.

Sanık Ayhan Akça'nın savunması sırasında 90'lı yıllarda katledilen Hacı Karay’ın oğlu Emrah Karay, “22 senedir ben bilmediğim diyor. 22 senedir biz sizin isimleri unutmadık. Senin babanın derisinde naylon erittiler mi, sigara söndürdüler mi” diyerek tepkisini dile getirdi.

Savunması alınacak sanık Enver Ulu, duruşmada olan kişilerin kim olduğunu bilmediğini ve adresini vermek istemediğini söyledi. Bu ifadelerine müşteki avukatları bu duruma itiraz etti ve “biz öldürdüğün adamların aileleriyiz” tepkisinde bulundu. Ulu, daha sonra açık adresini mahkemeye bildirdi.

Savunması alınan Uğur Şahin, müşteki avukatlarının sanıklara katil denilmesine karşı çıktı. Bunun üzerine müşteki avukatlardan biri, “Siz bize göre katilsiniz. Sizi biz savunmak zorunda değiliz.” dedi. Bunun üzerine sanık avukatlarından biri de “Biz sizin katil dediklerinizle gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı. Bu sözler üzerinde sanık avukatları ve müşteki avukatları arasında tartışma yaşandı. Mahkeme duruşmaya öğle arası verdi.

Mahkeme, duruşmaya sanık Ayhan Çarkın’ın akıl ve ruh sağlığının yerinde olup olmadığını dair Adli Tıp Kurumu’nda istenen belgenin geldiğini bildirdi.

Adli Tıp Kurumu gönderdiği yazıda "yapılan muayenesi, müşahedesi, tetkikleri ve adli dosyanın incelenmesi neticesinde, kendisinde ceza sorumluluğunu etkileyecek veya ortadan kaldıracak ve verdiği ifadelerine itibar edilmesine engel olacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tespit edilmemiştir." tespitlerinde bulundu.

Savcı mütalaasının ardından duruşma salonunda kavga çıktı.

Duruşmanın sonuna doğru mahkeme heyeti savcıdan mütalaada bulunmasını istedi.

Savcı, mütalaasında Ayhan Çarkın’ın tutuksuz yargılanmasını istedi.

Savcının "iddialarının soyut olduğu ve aynı durumun Ayhan Çarkın için de geçerli olduğu için tutuksuz yargılanmasına ve cinayetlerden üzüntüsünden kaynaklı tahkir ve tezyif suretine” ifadelerinin ardından müşteki avukatları savcıya tepki gösterdi.

Duruşma salonunda müşteki yakınları sanık yakınları arasında kavga çıktı. Taraflar birbirine su şişesi ve sandalye fırlattı. Kavga devam derken, duruşma salonuna çevik kuvvet girdi.

Kavganın yatışmasının arından izleyiciler dışarı çıkarılırken, sanıklar içeride tutuldu.

1990’lı yıllar işlenen 19 faili meçhul cinayet ile ilgili davanın ikinci duruşması sona erdi. Mahkeme davanın tek tutuklu sanığı Ayhan Çarkın’ın tahliyesine karar verdi.

Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın 1990’larda işlenen faili meçhul cinayetler ile ilgili yürüttüğü soruşturma kapsamında, Çarkın iddia edilen faili meçhul cinayetlerle ilgili önemli açıklamalarda bulunmuştu.

1990'lı yıllarda işlenen 19 faili meçhul cinayetle ilgili Mehmet Ağar, özel harekat polisleri ve 18 kişi hakkında 765 sayılı TCK'nın "cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında adam öldürmek" suçlamasıyla hazırladığı iddianame Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmişti. Özel Yetkili Mahkemeleri’n kaldırılmasında sonra dava Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne devredilmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame, Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Haci Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeılı, Asker Smıtko, Tarık Ümit, Salih Aslan, Faik Candan ve Abdülmecit Baskın cinayetlerini kapsıyor.

İddianamede "şüpheliler" ise şunlar: Mehmet Kemal Ağar, İbrahim Şahin, Mehmet Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven ve Muhsin Korman.

Faili meçhul cinayetler davası kapsamında, Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın 30 Eylül 1993 tarihinde Ankara’da öldürülmesine ilişkin davanın dördüncü duruşmasında mahkeme davanın 1990’lı yıllarda işlenen 18 failli meçhul cinayeti davası ile birleştirilmesine karar vermişti.

(ajanslar)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.