Header Ads

Patrik Cockburn: 'Irak Çatırdıyor'


ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile yaptığı 90 dakikalık görüşmenin ardından iyimser görünüyordu. Görüşme sonrası bir açıklama yapan Kerry, toplantıyı "iyi geçti" sözleriyle değerlendirdi. Eğer Kerry, Irak'ta var olan durumla ilgili gerçekten iyimserse, o zaman kendisi Bağdat'ta bu şekilde hisseden tek kişi olabilir. Çünkü isyancıların elde ettiği yeni zaferler ve mezhep katliamlarına dair haberler gelmeye devam ediyor. Irak, 1947 yılının bölünme aşamasındaki Hindistan'ına benziyor. O dönemde Hindistan'da gerçekleşen katliamlar ülkede demografik değişimlere neden olmuştu.

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Bağdat'ın batısında yer alan ve Sünni nüfusun ezici bir ağırlığının olduğu devasa Anbar eyaletinde fazla bir direnişle karşılaşmadan hızlı bir şekilde yayıldı. Irak ordusu Ürdün sınırından çekildi. Saddam Hüseyin tarafından yapılan ve İran-Irak savaşı sırasında önemli bir ikmal yolu olarak kullanılan otoyol üzerindeki Turaibal sınır kapısı Sünni kabilelerin hakimiyetine geçti. Turaibal'ın, geçtiğimiz hafta sonu Irak-Suriye arasındaki iki sınır kapısını ele geçiren IŞİD'e devriyle ilgili kabileler ile örgüt arasında pazarlık sürüyor. Bir kabile lideri, kan dökülmesini engellemek ve sınır kapısı çalışanlarının daha güvende olmalarını sağlamak için IŞİD ile arabuluculuk yaptığını söylüyor. "Militanlardan şimdilik olumlu mesajlar alıyoruz" diyor.

Ürdün ordusu, olası güvenlik tehditlerine karşı, Irak sınırında konuşlanan birliklerini alarm durumuna geçirdiğini duyurdu. Ürdün'ün Irak ile yaklaşık 180 kilometrelik bir sınırı bulunuyor. Çöllerin hakim olduğu bölgede yerleşim çok sınırlı. Irak ordusundan yapılan açıklamada ise Anbar'da yer alan bazı şehir ve kasabalardaki birliklerin "taktik nedenlerle" gerçi çekildiği söylendi.

Başkan Obama ve Kerry, Sünni liderlerin yer aldığı, Şiilerin ve Kürtlerin de iktidara ortak olduğu gerçek anlamda kapsayıcı bir hükümet için çağrıda bulundu. Böyle bir hükümetin kurulması durumunda, Maliki'nin iktidarda kalamayacağını ima ettiler. Ama iktidarını yeniden paylaşımını temel alan bir çözüm için geç olabilir. Çünkü Sünniler, çoğunluk oldukları bölgelerde, gerçek otorite olarak hükümetin yerini aldılar bile. Kerry'nin buluştuğu Sünni politikacılar Parlamento Sözcüsü Usama El Nuceyfi ile Başbakan Yardımcısı Salih El Mutak'ın kendi toplumları üzerinde fazla bir otoritesi bulunmuyor. Olay onları çoktan aşmış durumda, bu tür Sünni politikacılara verilecek daha büyük roller isyanın momentumunu kırmaya yetecek gibi değil.

Iraklı yetkililerin bildirdiğine göre, Maliki, ABD'den, Irak ve Suriye'deki IŞİD pozisyonlarına hava saldırıları düzenlenmesini, örgütün eğitim kamplarıyla konvoylarını hedef alınmasını istedi. Kerry'nin cevabı, sivil can kayıplarından kaçınmak için özen gösterilmesi gerektiği yönünde olmuş. Obama daha önce yaptığı açıklamada şöyle demişti: "Maliki ve Iraklı diğer liderler bir sınavla karşı karşıya. Toplumun genel çıkarları uğruna, evhamlarını ve mezhep tercihlerini bir yana bırakıp bırakamayacakları sınanacak."

İktidarı paylaştıracak bir hükümete dair umutlar pek güncel görünmüyor. Çünkü IŞİD başkenti kuşatmaya devam ediyor ve Şiilerle diyalog arayışında olmadığını, onları öldürmeyi veya Irak'tan sürmeyi istediğini açıkça ortaya koymuş durumda. IŞİD, Şiileri dinden dönmüş veya sapkın kişiler olarak görüyor, dine ihanet ettikleri için ölüme layık olduklarına inanıyor. Şiiler, 300 bin Şii Türkmen'in yaşadığı Telafer ile çatışmaların sürdüğü Musul'un batısında olduğu gibi kendilerini koruyacak durumda olmadıkları yerlerden kaçtılar. IŞİD, Irak ve Suriye'de Şii karşıtlığını temel alan bir hareket. Örgütün mezhepçiliği öyle aşırı bir boyutta ki, El Kaide tarafından eleştirilmelerinin bir sebebi de buydu. Musul'da yaşayan ve şehirde kalan az sayıdaki Şii'ye Sünni İslam'a dönme veya ölüm arasında seçim yapmaları için 24 saat verildiğine dair haberler geliyor.

Irak, geçtiğimiz iki hafta içerisinde, Sünni-Şii mezhep savaşına doğru bir hayli yol aldı. Selahhaddin eyaletinde yerli Sünni halkın desteğini alan savaşçılar üç farklı Şii köyünde yaşayan binlerce Şii Türkmeni yerlerinden sürdü. 52 yaşında çiftçilik yapan Hasan Ali, Şiilere ait El Zehra camiinde otururken yaşananlarla ilgili AP'ye şunları söylüyor: "Neler yaşandığını tasavvur edemezsin. Ancak gözünle görmüş olsan inanırsın. Bizi havan toplarıyla vurdular, aileler kaçtı ama onlar vurmaya devam ettiler. Bu tamamen mezhepçi bir saldırıydı. Şiiler dışarı diyorlardı."

Sığınmacıların ajansa anlattığına göre, saldırılar 16 Haziran günü birbirine komşu olan Çardaklı, Karanaz ve Bravçi köyleri ile onların 50 km kuzeyinde yer alan Beşir'de gerçekleşti. Saldırıların arkasındaki amaç, Şiilerin olmadığı ve IŞİD'in Sünni hilafet ilan edebileceği bir bölge yaratmak gibi görünüyor. Şii köylülerin bazıları öldürüldü ve cesetleri yol kenarına atıldı. Sayılarının 15 ile 35 arasında olduğu tahmin ediliyor. Köyde yaşayan bir polis, "Bizi arayıp 'gelip köpeklerinizi alın' dediler" diyor. Hayatta kalanlar Şii camilerinin havaya uçurulduğunu, evlerin yakıldığını ve koyunların çalındığını aktarıyor.

IŞİD'in yaptığı diğer Şii katliamlarına göre bunun doğruluğu ispatlanmış durumda. Şii köylüler, Sünni komşularının saldırıda yer aldığını söylüyor. Katliamın gerçekleştiği köylerin çevresinde yaşayan Sünniler ise Şiilerden misilleme bekledikleri için çoktan kaçmış durumdalar.

*Independent gazetesi Ortadoğu muhabiri Patrick Cockburn'un 24 Haziran'da counterpunch.org'da yayımlanan yazısı.
**Çeviren: Emre Altan- ETHA/Dünya Servisi

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.