'İş Güvenliği Uzmanı Çalıştığı Yeri Devlete Şikayet Etmez'
Serdal Işık/etha
Türkiye'de işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri, ancak Soma'da yüzlerce madencinin yaşamını yitirmesinin ardından yoğun bir şekilde tartışılmaya başladı. Oysa madenler başta olmak üzere inşaat, yol, tersaneler ve diğer riskli işkollarında hemen her gün iş cinayetleri yaşanıyor. Günde ortalama 4 işçinin yaşamını yitirdiği koşullarda devletin aldığı "önlem" ise iş güvenliğini özel sektöre devretmek oldu.
AKP Hükümeti tarafından hazırlanan "İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası", Ocak 2013'de yürürlüğe girdi. İsminde dahi işçinin değil "iş"in güvenliğini esas alan yasa ile işyerlerinin denetimi iş müfettişlerine verildi. Ancak Türkiye'de müfettiş sayısı çok yetersiz. Türkiye genelinde bir milyon 700 bin civarında işyeri bulunuyor. Bu işyerlerini denetleyecek müfettiş sayısı ise sadece bin civarında.
AKP Hükümeti, bu sorun karşısında çözümü, denetimi özel sektöre devretmekte buldu. Bunun için İş Güvenliği Uzmanlığı yönetmeliği çıkardı. Ancak işyeri uzmanlarının ücretlerini denetledikleri işyerinin sahibinden alması, hazırlanan raporun güvenilirliğini tartışmaya açıyor. Öte yandan, İş Güvenliği Uzmanları Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliğe göre, iş güvenliği uzmanı patrona sadece "öneride" bulunabiliyor.
İş Güvenliği ve Sağlığı Yasası'na göre, denetim periyotları ve süreleri işyerinin risk durumuna ve çalışan işçi sayısına göre belirleniyor. İş güvenliği uzmanlarının, az tehlikeli işyerlerinde ayda en az 12 saat, buna ilaveten işçi başına ayda 5 dakika, tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ayda en az 24 saat ve işçi başına ayda en az 5 dakika, çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ayda en az 36 saat ve ilave olarak işçi başına ayda en az 10 dakika zaman ayırması gerekiyor.
Denetim işçi sayısına göre de değişiyor. Az tehlikeli sınıfta yer alan 1000 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 1000 işçi için tam gün çalışacak en az bir iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi gerekiyor. Tehlikeli sınıfta yer alan 750 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 750 işçi için tam gün çalışacak en az bir iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi gerekiyor. Çok tehlikeli sınıfta yer alan 500 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 500 işçi için tam gün çalışacak en az bir iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi zorunluluğu bulunuyor.
MAAŞINI ALDIĞI PATRONU ŞİKAYET EDEMİYORMevzuatın yetersizliğinin yanı sıra yasada belirtilen hükümler uygulamada da karşılık bulmuyor. Mevzuata göre, iş güvenliği uzmanı, işyerinde hayati tehlike arzeden bir durum gördüğünde ilk önce patronu uyaracak, sorun çözülmediği taktirde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na rapor edecek. Ancak bunun pratikte uygulanması mümkün görünmüyor. Çünkü, hiçbir iş güvenliği uzmanı, çalıştığı yeri devlete şikayet etmez. Etmesi durumunda işsiz kalacağını bilir. Riskler bilindiği halde önlem alınmaması ise Soma'da olduğu gibi işçilerin yaşamına mal oluyor. Soma'da 13 iş güvenliği uzmanı olmasına rağmen gerekli önlemler alınmadığı için bir katliam yaşandı.
İŞVEREN KENDİ İŞ GÜVENLİĞİ UZMANINI KENDİSİ SEÇİYORİş Güvenliği Uzmanları Derneği (İSGDER) Başkanı Hacı Latif İşçen, iş güvenliği sistemini ETHA'ya değerlendirdi.
İşçen sistemin, patron ile iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi arasında kısmi süreli iş sözleşmesiyle veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş ortak sağlık güvenlik birimi üzerinden serbest piyasa koşullarında anlaşma yapılarak işletildiğini söyledi. İşçen, patronun çalışacağı kişiyi ya da Ortak Sağlık Güvenlik Birimi'ni (OSGB) kendisinin belirlediğinin de altını çizdi.
Mevzuata göre, noter ve İŞKUR onaylı Tespit Öneri Defteri ya da Risk Değerlendirme Raporu'nda belirtilen risklerle ilgili makul sürede tedbir alınması gerektiğini hatırlatan İşçen, "İş güvenliği uzmanı ücretini işverenden aldığı için tespit öneri defterine tespitlerin yazılmasında sıkıntılar yaşandığını arkadaşlardan duyuyoruz" dedi. İşçen, risklerin giderilmemesi durumunda patronun Çalışma Bakanlığı'na şikayet edilmesi konusunda ise "yürümediğini ve yürüyemeyeceğini söyleyebiliriz" dedi.
İşçen, ILO sözleşmesine göre, denetim yetkisinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e direkt bağlı bulunan İş Teftiş Kurulu Başkanlığı biriminde olduğuna da dikkat çekti.
BÜTÜN İŞLEMLERİ BİR SAAT İÇİNDE YAPACAK!İş Güvenliği Uzmanları Yönetmeliğinde belirlenen sürelerin de yetersiz olduğunu ifade eden İşçen, "Örneğin 4 çalışanı olan tehlikeli sınıftaki bir işyerinde ayda bir saat hizmet verilmesi zorunludur. Bu saat zarfında hem risk değerlendirme raporu, hem acil durum planının hazırlanması, hem de çalışanlara iş güvenliği eğitimi verilmesi mümkün görünmemektedir. Bunun gibi ufak bir işyerinde en az 3 saat gibi minimum bir süre belirlenmesi gerekmektedir. Türkiye genelindeki işyerine bakıldığında işyerlerinin yüzde 85'inin, çalışan sayısı 10 kişinin altında olduğu görülmektedir. Kazaların çoğu böyle yerlerde olmaktadır" dedi.
'İŞYERİ DENETÇİLERİ BAĞIMSIZ OLMALI'İşyeri denetçilerinin mesleki bağımsızlığı olması gerektiğini vurgulayan İşçen, "Taban fiyat belirlerken işletmenin çalışan sayısına, tehlike sınıfına ve işletmenin büyüklüğüne bağlı olarak belirlenmesi gerekmektedir. İşyerinden ücretini alan iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi tespitleri yazarken bile sıkıntılar yaşamaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) üzerinden tüm işler yürüse belki daha kolay ve etkin çözümler bulunabilir" dedi.
YORUM YAZIN