Header Ads

Cumartesi Anneleri'nin 480. Buluşması: 'Görevinizi Yapmadığınız İçin Anneler Ağlıyor'


Cumartesi Anneleri, 480. kez Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi yaptı. Bu hafta 11 Haziran 1990'da Siverek'te gözaltına alınarak kaybedilen Adnan Bağca'nın akıbeti soruldu, sorumluların yargılanması istendi.

NE OLMUŞTU
Adnan Bağca, 11 Haziran 1990'da Diyarbakır yönüne taksisiyle yolcu götürdü ve bir daha eve dönmedi. Bunun üzerine ailesi, Siverek Emniyet Müdürlüğü'ne başvuru yaptı. Emniyetten ağabeyine, "Kardeşin elimizde, başka bir şey sorma" yanıtı verildi. Bir gün sonra tekrar gidildiğinde ise "Sana yanlış bilgi verilmiş. Kardeşinin akıbeti hakkında bilgimiz yok" denildi. Adnan Bağca'dan bir ize rastlanmadı, bir yıl sonra arabası Batman'da bulundu. Otomobili sahte evrakla satan 4 kişi gözaltına alındı ancak araya JİTEM komutanı Cem Ersever girince serbest bırakıldılar. Otomobile ise devlet el koydu.

Tüm mercilere başvuru yapan Bağca ailesi, "Bu olayı araştırmaktan vazgeçmezseniz başınıza geleceklerden kendiniz sorumlusunuz" diye tehdit edildi. Aileye, dönemin Urfa Milletvekili ve Devlet Bakanı Cenap Gülpınar, "Bazı kurumlar bizi de aşıyor. Devlet içinde devlet mi var diyeceksiniz ama maalesef öyle" dedi. Gülpınar, daha sonra AKP iktidarında da TBMM Başkanvekili oldu.

Ailesi 24 yıldır Adnan Bağca'yı aramayı sürdürüyor. Ailenin iç hukuktan sonuç alamayınca AİHM'e taşıdığı dava henüz sonuçlanmadı.

KARAKOÇ: BİZİM SORUNUMUZU KİM ÇÖZECEK?
Gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç'un kardeşi Hasan Karakoç, 20 yıldır başa gelen tüm hükümetlerin Cumartesi Anneleri'ne yüreklerini kapattıklarını, burjuva basının ise görmediğini söyledi. "Tek istediğimiz insanlığa karşı işlenen suça, insanların sessiz kalmaması, acılar üzerinden menfaat elde edilmemesi" diyen Karakoç, devlete seslendi: "Bizim sorunumuzu kim çözecek. Bu Meclis, bu Adalet Bakanı değil mi?"

"Yeter artık, bize kayıtsız kalmayın" diyen Karakoç, "20 yıldır buradayız, bin yıl da burada oluruz. Devlet yetkililerinin kansızlığını, çirkefliklerini haykırmaya devam edeceğiz" dedi.

Çok sayıda kayıp dosyasında avukatlık yapan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Cumartesi Meydanı'ndaki adalet arayışının mutlaka karşılık bulacağını söyledi. Tanrıkulu, şöyle devam etti: "Cumartesi Annelerini görmeden, vicdan ortaklığı kurmadan barış ve çözüm ortamı tesis edilemez. Toplumun vicdanı harekete geçti ama siyasilerin aklı ve vicdanı harekete geçmedi. Biz bir gün harekete geçireceğiz."

Ardından, Adnan Bağca'nın Siverek'te yaşayan ailesi adına ağabeyi Mustafa Bağca'nın gönderdiği mektup okundu.

'SİZ GÖREVİNİZİ YAPMADIĞINIZ İÇİN ANNELER AĞLIYOR'
Haftanın açıklamasını Neriman Çelik yaptı. İktidarın gerçeği tahrif etmeye devam ettiğini belirten Çelik, "Geçmişte asker annelerini bize karşı kışkırtan zihniyet, bugün de Başbakan Erdoğan ve Hükümet Sözcüsü Hüseyin Çelik'in ağzından bizi hedef alıyor" dedi.

Cumartesi Anneleri'ni desteklemenin "suçmuş" gibi algı yaratılmaya çalışıldığını söyleyen Çelik, "Ortada bir suç varsa, bu da annelerin gözyaşlarını kutuplaşmanın malzemesi olarak kullananlardır" yanıtını verdi. Çelik, "Görevi, kayıplarımızı bulmak ve suçluları cezalandırmak olanlar, siz görevinizi yapmadığınız için biz Galatasaray'dayız. Siz barış sözü verip savaşın yöntemlerini kullandığınız için psikolojik harbinizin sonucu olarak Diyarbakır'da anneler ağlıyor" dedi.

'GERİLİM STRATEJİSİNİN PARÇASI OLMAYIN'
Antidemokratik yönetimlerin, kendinden olmayana karşı nefret yaratmayı psikolojik savaşın yöntemi olarak kullandıklarını vurgulayan Çelik, "Muhalifleri, kendilerine yönelik hayali bir haksızlığın öznesi olarak sunarlar. Provokasyonlarla besledikleri bir gerilim stratejisi izleyerek, toplumu kendinden olmayana karşı şiddete yönlendirirler" dedi, toplumu bu gerilim stratejisinin parçası olmamaya çağırdı.

Adnan Bağca'nın gözaltında kaybedilmesinin hikayesini ve sonrasında verilen mücadeleyi aktaran Çelik, Bağca gözaltında katledildiğinde hükümet kabinesinde yer alan Cemil Çiçek, Abdulkadir Aksu ve Cenap Gülpınar'ın AKP iktidarında da bakan, TBMM Başkanı ve TBMM Başkanvekili olduklarını hatırlattı. Bağca gözaltında kaybedildiğinde, Yıldırım Akbulut'un Başbakan, AKP Milletvekili Abdulkadir Aksu'nun İçişleri Bakanı, Oltan Sungurlu'nun Adalet Bakanı, Necip Torumtay'ın Genelkurmay Başkanı, Necati Bilican'ın Emniyet Genel Müdürü, Burhanettin Bilgay'ın Jandarma Genel Komutanı, Hayri Kozakçıoğlu'nun OHAL Valisi olduğunu hatırlattı, bu isimlerin yargılanmasını istedi.

ETHA

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.