Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (30 Haziran 2014)


İngiltere Basını
İngiltere gazeteleri bu sabahki sayfalarında, İngiltere Başbakanı David Cameron'ın muhalefetine rağmen AB Komisyonu başkanlığına Jean Claude Juncker'ın seçilmesine ve İngiliz hükümetinin AB'ye yönelik eleştirilerine geniş yer ayırıyor.

Cameron, Avrupa çağında seçmenlerin reform talepleriyle eşleşmediğini belirterek eksi Lüksemburg lideri Jean Claude Juncker'ın AB Komisyonu başkanlığına muhalefet etmişti.

Ancak komisyonun başına Juncker getirilmişti.

Cameron, 2017 yılında İngiltere'de yapılacak AB referandumunda seçmenlerin reformlarla dönüşmemiş bir AB'den çıkış için oy verebileceğini söylemişti.

Cameron, AB'ye eleştirilerinin arkasında
David Cameron bugün Daily Telegraph'a bir makale yazmış ve Juncker'ın yeni AB Komisyonu Başkanı olması sonrası İngiltere'nin AB politikasının ne olacağını aktarmış.

Cameron yazısında bu gelişmeye rağmen İngiltere'nin AB'nin işleyişine yönelik eleştirilerinin süreceğini ve AB'ye dair reform talepleri için uğraşmaya devam edeceğini söylüyor.

İngiliz Başbakan, "Devam etmeye ve İngiltere'nin Avrupa'daki çıkarları için mücadele etmeyi sürdürmeye hazırım" diyor.

Yazının sonunda Cameron, AB'nin reformlara gitmesi için çabalarına devam edeceğini vurguladıktan sonra İngiltere'nin AB içindeki geleceğine 2017'de ne kendisinin, ne parlamentonun, ne de Brüksel'in karar vereceğini, kararın sahibinin İngiliz halkı olacağını söylüyor.

Cameron'a AB politikası eleştirileri
Independent'ın ana sayfa manşetinde konuyla ilgili gelişmeler ve farklı görüşler var.

"Cameron'ın AB'ye 'içi boş tehdidi" başlıklı haberinde Independent, farklı AB ülkelerinden diplomatların Cameron'ın tavrına yönelik eleştirilerine yer veriyor.

Gazeteye konuşan ve isimleri verilmeyen diplomatlar, 'Cameron'ın bu uyarısının ters tepebileceği' uyarısında bulunuyor.

Bir diplomat, 'bu tehdidin, Cameron'ın AB'den istediklerini alması için iyi bir yol olmadığını' söylüyor.

Bir başka AB diplomatı, Birlik içindeki yaygın görüşün 'İngiltere'nin AB'den ayrılacak kadar aptal olmadığı yönünde olduğunu' söylüyor.

Görüşüne başvurulan diğer bir diplomatsa 'İngiltere'nin şikayetçi tonunun rahatsızlık yarattığını' belirtmiş.

Independent'a yazan İşçi Partili Gölge Dışişleri Bakanı Douglas Alexander ise, 'Cameron'ın kişisel yenilgisi ve diplomatik olarak küçük düşmesi ardından İngiltere'nin AB'den talep ettiği reformlara ulaşması şansının azaldığını' belirtmiş.

Aşiret lideri: Maliki gidene kadar IŞİD'le hareket ederiz
Irak kriziyle ilgili gelişmeler bu sabah yine İngiliz gazetelerinde önemli yer tutuyor.

Daily Telegraph, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil'de, Irak'ın en büyük aşiretinlerinden birinin lideriyle röportaj gerçekleştirmiş.

Sünni Duleym Aşireti lideri Ali Hatem Süleymani, Irak Başbakanı Nuri Maliki görevini bırakana kadar IŞİD'le ittifaklarına devam edeceklerini söylüyor.

IŞİD'in gerçekleştirdiği katliamları savunmayan Süleymani bununla birlikte IŞİD'le birlikte hareket etmeme ve birleşik bir Sünni-Şii hükümeti kurma çabalarına destek verme yönündeki çağrılara olumlu yanıt vermiyor.

Süleymani şunları söylüyor: "IŞİD ve El Kaide ile istediğimiz zaman savaşabiliriz. Ama şimdi topraklarımız ve aşiretlerimiz için savaşıyoruz. IŞİD'den sorumlu değiliz. Maliki'nin ne yaptığına bir bakın. İki mülyon mülteciye bakın. Maliki yıktı ve öldürdü, o zaman dünya neredeydi?"

Süleymani, Sünni aşiretlerin olduğu bölgelere daha fazla yerinden yönetim imkanı verecek yapıdaki bir birleşik Irak'ın yaratılmasının hâlâ mümkün olduğunu söylüyor.

Süleymani'ye göre bunun ön şartlarıysa yeni bir Anayasa hazırlanması ve Maliki'nin yer almadığı bir hükümet kurulması.

'IŞİD'e karşı kanımızın son damlasına kadar savaşacağız'
Independent'ın şu an Bağdat'ta bulunan deneyimli Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn, Tikrit'teki çatışmaları ele alan bir haber yazmış.

Cockburn, Tikrit'e geri alınmasının Irak lideri Maliki için faydalı olacağını söylüyor.

Tikrit'ten yeni ayrılan Abu Nahib adlı bir kişi Cockburn'e Tikrit'teki durumla ilgili şunları söylemiş:

"Tikrit şu an bir hayalet kent. Tikrit hâlâ IŞİD'in elinde. Ama kentin hemen dışında çok sayıda asker var ve rasgele bombardıman yapılıyor."

Cockburn, IŞİD militanlarının hem Sünni hem Şiiler'in yaşadığı bölgelere girmesiyle örgütün saldırı ivmesinin nispeten düşer göründüğünü aktarıyor.

Cockburn birçok Şii'nin gönüllü olarak cepheye gittiğini belirtiyor.,

Gazetecinin Bağdat'taki Tahrir Meydanı'ndaki bir gösteri sırasında konuştuğu Abu Sadık adlı eylemci şöyle demiş: "IŞİD Bağdat'a gelirse kanımızın son damlasına kadar savaşacağız."

Tikrit'in sembolik önemi
Times, Tikrit'teki gelişmelerle ilgili haberinde Tikrit'in önemine değinmiş.

Gazete, eski Irak lideri Saddam Hüseyin'in memleketi olan Tikrit'in modern Irak tarihi açısından sembolik anlamları olduğunu yazıyor.

Times, Saddam Hüseyin'in yaşarken bu kentte saraylar yaptırdığını, ABD işgali sonrası bu sarayların yağmalandığını, binaların ABD birlikleri tarafından kullanıldığını, Saddam Hüseyin'in parçası olduğu Ebu Nasır aşiretinin hâlâ bu kentte yaşadığını, Saddam Hüseyin'in mezarının da kentin hemen dışında olduğunu yazıyor.

Times, Beyrut mahreciyle verdiği bir haberde ise IŞİD'in Suriye'nin Halep kentinde rakip muhalif grup üyesi sekiz militanı çarmıha gererek öldürdüğünü aktarıyor.

Diğer İngiliz gazetelerinin yanında Times, IŞİD'in halifelik ilanına sayfalarında en fazla yer veren gazete.

Ana sayfadan anonslanan haberde IŞİD'in bu adımının, El Kaide yanlısı örgütlerin öfkesini üzerine çekeceği belirtiliyor.

Haberde görüşüne yer verilen Brookings Doha Merkezi'nden Charles Lister, ''Meşruiyeti konusunda hangi kanıya varılırsa varılsın, bu halifelik ilanı, uluslararası cihad hareketi açısından 11 Eylül'den bu yana en önemli gelişme" yorumunu yapıyor.

Guardian muhabiri Martin Chulov ise Bağdat'tan yazdığı haberinde Iraklıların iki ordu arasında sıkılıp kaldığını ve korku içinde yaşadığını belirtiyor.

Chulov, Irak'ın kuzeyindeki Bakuba kentinin sakinleriyle görüşmüş.

Chulov'un görüştüğü kişiler kuzeylerinde IŞİD'in bulunduğunu, güneylerinde ise Irak ordusu ve Şii militanların yer aldığını, korku içinde olduklarını söylemişler.

Peşmergelerin şikâyetleri
Financial Times'ta ise Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ndeki peşmergelerle ilgili bir haber dikkat çekiyor.

Haberde peşmergelerin yeterli askeri teçhizatları olmamalarından ve düşük ücret almaktan kaynaklanan şikâyetleri aktarılıyor.

Peşmergeler Kerkük'te, IŞİD'in Kürt bölgesine doğru olasıu ilerleyişini durdurmak için bekliyor.

Gazete, IŞİD'in Kürt bölgesine yönelik olası saldırısında Kürtler'in yenilmesinin kolay olmadığını belirtiyor.

Almanya Basını
Neue Osnabrücker Zeitung Irak'taki tehlikeli gelişmeleri konu alan yorumunda "bıçağın kemiğe dayandığını" yazıyor:

“Irak hükümetinin alelacele Rusya'dan beş savaş uçağı satın alması stratejik bakımdan anlaşılabilir bir adımdır. IŞİD milisi Bağdat kapılarına dayandı. Tikrit'teki çarpışmalar şiddetleniyor. Irak hava kuvvetleri henüz kurulma aşamasında. ABD'nin verdiği F-16'ların göreve hazır hale getirilmesi aylar alacak. Rus Su-25'leri ise derhal havalanabilir ve ABD'nin iç politik çekinceler yüzünden cesaret edemediği hava saldırılarını yapabilir. Irak böylelikle Washington'a, "bize yardım etmezseniz biz yapacağımızı biliriz" mesajı göndermiş oluyor.”

Rheinische Post gazetesinin yorumunda, Rusya'nın katkısı olmadan Ukrayna krizinin sona erdirilemeyeceği vurgulanıyor:

“Rusya iradesinin ortaya koymadan Ukrayna'nın doğusuna barış getirilemez. Bunu, AGİT gözlemcilerinin serbest bırakılmasında da gördük. Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier, gözlemcilerin serbest bırakılması için ayrılıkçılarla yapılan pazarlıkta Rusya'nın önemli rol oynadığını boşuna söylemedi. Ayrılıkçı gruplar Moskova'nın desteklediği ölçüde güçlü olabilir. Ukrayna yönetimi Rusya sınırının doğusunda kontrolü tamamen kaybettiği için bu bölgeden ülkeye silah sokmak kolaylaştı. Ukrayna Devlet Başkanı'nın barış planı iki ülke arasındaki sınırda tampon bölge oluşturulmasını da öngörüyor. Taraflar arasında uzlaşma sağlanırsa bu bölgeyi denetleme görevi devletler camiasına düşecek. Bu adım atılana kadar Avrupa Birliği ve ABD Moskova'ya azami ölçüde baskı yapmalıdır. Yoksa hiçbir şey değişmez.”

Badische Zeitung Fransa'nın Rusya Federasyonu ile savunma işbirliğini sürdürmesini eleştiriyor:

“Fransa'nın bir yandan Devlet Başkanı Vladimir Putin'i yaptırımla tehdit edip diğer yandan Rusya'ya milyarlarca dolarlık askerî teçhizat satması, hatta Rus askerlerini eğitmesi, yaptırım tehditlerinin ne kadar gülünç kaçtığını göstermeye yeter. Rusya'ya satılacak askerî malzemenin Brüksel tarafından belirlenen yaptırım kapsamına girmemesi durumu değiştirmez. Krizdeki Fransız tersanelerinden müşteriler arasında tercih yapması istenemeyeceğine göre Paris yönetiminin siyasi ağırlığını koyması gerekirdi.”

Süddeutsche Zeitung'un yorumunda İtalya'nın Avrupa Birliği açısından taşıdığı önem ele alınıyor:

“İtalya 1 Temmuz'da AB dönem başkanlığını devraldığında gözler genç Başbakan Matteo Renzi'ye çevrilecek. Berlusconi döneminde yapıcı rol oynamayan İtalya, AB'nin kurucu üyesi olarak yeniden sorumluluk üstlenebilir. Renzi iki önemli konuyu öne çıkaracak: Bir türlü başarılamayan ekonomik büyüme ve kıtanın güneyindeki mülteci sorunu. Ama Renzi elini yakabilir de. Büyük beklentiler yarattığı için düşüşü de ani olabilir. İtalya Başbakanı şimdiye kadar reformculuk iddiasını yerine getirebilmiş değil. Avrupa en azından İtalya'nın yeniden aileye katılmasından memnuniyet duyabilir.”

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.