Avrupa Basınında Bugün (23 Haziran 2014)
İngiltere BasınıFinancial Times, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin bu hafta başlayan Orta Doğu ve Avrupa gezisinde, IŞİD'e yönelik bir müdahale için destek arayacağını yazıyor.
Buna göre Kerry, Iraklı Sünnilerin IŞİD'le bağlarını koparmaları ve Irak'ta mezhepler üstü bir hükümet kurulması için Sünni müttefiklerine başvuracak.
'Türkiye potansiyel müttefik'
Financial Times, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta hava saldırısına dair açıklamasına da yer veriyor. Başbakan Erdoğan, hava saldırılarının sivil ölümleriyle sonuçlanabileceğini, bölgede militan ve sivillerin iç içe yaşadığını söylemişti.
Gazete, NATO üyesi olan Türkiye'nin, Irak'a olası bir askeri müdahale durumunda potansiyel müttefik olarak görüldüğünü yazıyor.
Gazetede İngiltere eski Başbakanı Tony Blair'in "Saddam Hüseyin'in devrilmesi bu krize yol açmadı" başlıklı yazısına da yer verilmiş. Blair yazısında, Saddam Hüseyin'in bundan 11 yıl önce devrildiğini belirtiyor ve o günden bugüne iki konuya şu ifadelerle dikkat çekiyor:
"Bundan dört sene önce Irak'taki IŞİD ve diğer El Kaide benzeri cihatçı gruplar; Amerikan, İngiliz ve Sünni aşiretlerin işbirliği karşısında yenilgiye uğruyor ve etkisiz kalıyordu. Suriye'deki iç savaş onları tekrar ayağa kaldırdı. Dolayısıyla Suriye'de müdahaleden kaçınmak da sonuçları olan bir seçimdi."
"Diğer bir konu ise, Arap ayaklanmalarını ve eski rejimlerin yıkılışını göz önünde bulundurmadan, Orta Doğu'ya ilişkin hiçbir analizin anlamlı kılınamaz. Bu ayaklanmaların Irak'a sıçramayacağını düşünmek garip olurdu. Ve Saddam Hüseyin sağ olsaydı, ayaklanmalara tepkisi Mübarek'ten çok Esad'a benzeyecekti. 2003'te hangi kararı almış olursak olalım, 2014'te zor bir seçimle karşı karşıya kalacaktık."
'Radikal İslamcılık evrensel bir sorun'
Bugün karşı karşıya kalınan zorluğun 2003'te ya da bugün yapılan tercihler olmadığını belirten Blair, asıl sorunun radikal İslamcılık olduğunu ve bu sorunun evrensel hale geldiğini ifade ediyor.
Blair, kısa vadede Irak'ta hükümetin değişmesi ve Suriye'de iki taraf dışında bir yönetime gidilmesi gerektiğini söylüyor. Uzun vadede ise radikallerin terör kampanyası yaptığı yerlerde onlara karşılık verecek gücü ellerinde bulundurmaları gerektiğini belirtiyor.
Guardian gazetesi de Irak'taki krize geniş yer ayırmış. Gazetede yer alan haberde, IŞİD militanlarının Irak'ın batı sınırının büyük kısmını ele geçirdiği yazıyor.
Örgütün Ürdün sınırına dayanmasının krizi büyütebileceğine dikkat çekilen haberde, ülkeye yapılacak muhtemel bir ABD operasyonu ele alınıyor.
Gazete ABD Başkanı Obama'nın "IŞİD'in bölgede çatışmanın yayılmasına sebep olabileceği ve uzun vadede ABD'ye tehlike oluşturabileceği" açıklamalarına yer veriyor. Obama, Yemen'deki El Kaide ve Batı Afrika'daki Boko Haram'a da atıf yaparak, IŞİD'in bu tür sorunlardan yalnızca biri olduğunu söylüyor.
Suriye'ye müdahale edilmediği için bu krizin çıktığı iddialarını reddeden Obama'nın şu ifadelerine yer veriliyor:
"Bundan sonra daha hedefe yönelik bir strateji izleyeceğiz ve bu sefer Irak hükümeti ve ordusuyla hem işbirliği yapacağız hem de onları eğiteceğiz."
Cockburn: 'ABD-İran bir an önce işbirliği yapmalı'
Independent gazetesi bugün manşetine IŞİD'in Irak'taki ilerleyişini taşıyor. Gazete, Patrick Cockburn ve Robert Fisk'in Irak krizi hakkındaki yazılarına yer veriyor.
Patrick Cockburn'ün "ABD-İran bir an önce işbirliği yapmalılar, barbarlar kapıda" başlıklı yazısında, Irak'ın şiddetli bir bölünme yaşadığı belirtiliyor. Cockburn, Irak'ın içindeki üç temel grup olan Sünni, Şii ve Kürtlerin de birbirleriyle çatıştığını ifade ediyor. Yazı şöyle devam ediyor:
"Iraklılar kendilerini "yabancıların oyuncağı" olarak görüyor ve bu yabancıların başında da ABD ve İran geliyor. Washington ve Tahran'ın çatışmalarının yanı sıra Irak konusunda oldukça karmaşık ve gizli bir işbirliği geçmişi var. Her ikisi de Saddam Hüseyin'in gitmesini istiyordu ve gitmesine sevindi. Her ikisi de Şii-Kürt bir hükümet istiyordu. Ancak Irak'taki baskın güç olma konusundaki rekabet, ülke için kötü sonuçlara yol açtı."
"Washington ve Tahran, IŞİD karşısında dehşete kapıldılar ancak yine de örgütü durdurmak için işbirliği yapmaya yanaşmıyorlar. ... Gerçekte, Suriye ve Irak'taki ABD ve İran varlığıyla iki ülke arasındaki nükleer anlaşma bir şekilde birbirlerini etkiliyor. Ancak İran'la işbirliği fikri ABD'de hala siyasi olarak sorunlu. ... ABD ve İran ileride muhtemelen yarı gizli bir işbirliği gerçekleştirecektir. Ama IŞİD kılığındaki barbarlar Bağdat'ın kapısına dayanmış durumda ve derhal sıkı bir işbirliğine ihtiyaç var."
Fisk, Irak'a olası bir müdahaleyi eleştiriyor
Robert Fisk yazısında olası bir Irak müdahalesine dair eleştirilerini dile getiriyor. Fisk'in yazısında şu ifadeler dikkat çekiyor:
"Eğer savaşa girersek, Iraklı Sünnilere karşı Şiilerin tarafını tutmuş olacağız. Suriye'de Beşar Esad'ın Alevi hükümetine karşı Sünni muhalifleri desteklediğimiz gibi. ... Ama hala Suriye ve Irak'taki çatışmalar birbirinden bağımsızmış gibi davranıyoruz."
"2011'den sonra muhalifler Beşar Esad'ın acımasız ordusunu yendikçe mutlu oluyorduk. Ama şimdi Maliki'yi tehdit eden aynı muhalifler."
Yazısına Rusya'nın Esad'ı desteklediğini, ABD'nin ise Irak'a hava müdahalesi planladığını belirterek devam eden Fisk, şu soruyu soruyor:
"Sevgili dostumuz Suudi Arabistan'ın Suriye ve Irak'taki muhaliflere desteği ile ABD'nin Orta Doğu politikasında İsrail kölesi olduğu. İşte tartışmamamız gerekn bu iki konuyu unutmayalım."
Kürt istihbaratı IŞİD tehlikesini İngilizlere 5 ay önce iletmiş
Daily Telegraph gazetesinde Kürt istihbaratının İngiltere'yi IŞİD tehdidi konusunda uyardığı haberi yer alıyor. Haberde, gazeteye konuşan yetkililerin beş ay önce kendilerine Kürt istihbaratından IŞİD'in Musul'a saldıracağı istihbaratının geldiği yazıyor. Gazeteye konuşan Kürt istihbarat servisi başkanı Rooz Bahjat da, bu bilgileri İngiliz yetkililere ilettiklerini, hangi askeri taktiklerle Musul'u ele geçirdiklerini bile söylediklerini ancak yetkililerin duymazdan geldiğini söylüyor.
Haberde ayrıca Talabani'nin Irak'ta ve Suriye'de olanlar nedeniyle Obama'yı suçladığı yazıyor. Talabani "İngilizler Irak'tan geriye kalanı korumak için Irak ordusunu desteklemeli" diyor.
Times gazetesinde, olası bir ABD-İran işbirliğine dair eleştiriler yer alıyor. Köşe yazarı Melanie Phillips'in yazısında, IŞİD'in işgalinden daha kötüsünün İran'la bir işbirliği olduğu belirtiliyor. İran'ın bir gecede düşmandan dosta dönüştüğünü söyleyen Phillips, bunun sebebinin İngiltere ve ABD'nin Irak'a ayak basmak konusunda çekinmeleri olduğunu ifade ediyor.
Phillips'e göre İran'la Irak konusunda işbirliği yapmak, Irak'ın Sünni ve Şii olarak bölünmesine ve Batı'ya karşı ikili bir terörizm yuvası oluşturmasına sebep olabilir. Yazar, ayrıca Irak'taki karışıklığın da baş sorumlusunun İran olduğunu iddia ediyor. Phillips Şii İran ve Sünni IŞİD'in Esad rejimiyle işbirliği içinde Irak'ı yok etmeye çalıştığı iddiasına da yer veriyor. Ve Batı'nın her aşamada İran'ı küçümsediğine dikkat çekiyor.
Gazetede yer alan bir başka yazıdaysa, IŞİD'e karşı bir Batı müdahalesi olması gerektiği, aksi takdirde Orta Doğu'nun büyük bir krize sürüklenebileceği belirtiliyor. Fakat bunun İran'ın bir adım geri atarak ve olumlu bir rol oynayarak yapabileceği ifade ediliyor. Buna göre İran, Şii ve Sünnilerin gücü paylaşacağı konusunda ikna olmalı. Yazıda ayrıca Batı'nın Irak konusunda hedeflerinin açık olması gerektiği ve bu hedefte İran'ın bir müttefik olarak değil, üzerine düşeni yapan bir aktör olarak yer alması gerektiği belirtiliyor.
Almanya Basınıİlk seçtiğimiz yorum Der Tagesspiegel adlı gazeteden. Yorumda Ukrayna’daki son durum değerlendiriliyor:
“AB dışişleri bakanları bugün tekrar Ukrayna krizini ele alıyor. Moskova yönetiminin ise endişelenmesine hiç gerek yok. Zira AB’nin bu sefer de Rusya’ya yaptırım kararı almayacağı kesin. Fakat dışişleri bakanlarının, Ukrayna’nın yakın bir gelecekte tekrar şiddete boğulmasına seyirci kalmamaları gerek. Örneğin AB ve diğer organizasyonların, sınırın denetlenmesi konusunda destek vermesi düşünülebilir. Böylelikle tarafsız gözlemciler, Rusya’dan Ukrayna’ya militanların ve silahların sızıp sızmadığını, ya da tankların sınırı geçip geçmediğini tespit edebilir. AB’nin bu adıma paralel olarak Moskova yönetimine baskıyı artırması gerek, bu yönetici kademelerine yönelik yaptırımlar ile de olabilir. Aksi takdirde Kırım’ın yavaş yavaş ilhakından sonra Batı tekrar gülünç duruma düşebilir.”
İsrail, kaybolan üç genci bulmak adına, Batı Şeria topraklarında 2002 yılından bu yana en büyük askerî operasyonlarını yapıyor. Binlerce askerin katıldığı operasyonlarda bugüne kadar 5 Filistinli öldürüldü, 300’den fazla kişi gözaltına alındı. Weimar kentinde çıkan Thüringische Landeszeitung adlı gazete, konuyla ilgili şu yorumu sunuyor okuyucularına:
"Başbakan Benyamin Netanyahu attığı adımlarla, İsrail’e yönelik nefretin büyümesi ve Hamas’ın güç kazanması riskini göze alıyor. Öte yandan bu Filistin lideri Mahmud Abbas’ın ılımlı El Fetih hareketinin zayıflaması anlamına geliyor. Bu, özellikle altı ay sonra Filistin topraklarında seçimlerin olduğu göz önünde
bulundurulursa ilginç bir nokta."
Papa Francisco'nun mafyaya yönelik çıkışının yankıları sürüyor. İtalya’nın güneyindeki Calabria Bölgesi'nde halka hitap eden Papa, “Mafya gibi kötülüğün yolunu tutanlar, Tanrı’nın yolundan uzaklaşmışlardır. Bunlar aforoz edilmişlerdir” diyerek, mafyayı sert bir dille eleştirmişti. Frankfurter Allgemeine Zeitung Papa’nın bu sözleri ile ilgili şu değerlendirmeyi yapmış:
"Papa 2. Jean Paul ve 16. Benedikt de mafyaya yüklenmişti. Ancak Papa Francisco, mafya üyelerini aforoz eden ilk Papa oldu. Tanrıya hayranlığın yerini paraya hayranlığın almasının, günahın, kişisel çıkarların ve baskının yolunu açacağını söyleyen Papa, kötüye tapanın yerinin Kilise olmadığını vurguladı. Umarız Papa, aforoz açıklamasının arkasından, mafya cehennemindeki cemaatlere ve papazlarına da destek olacak, somut adımlar atılmasını sağlar.”
Son aktaracağımız yorum ise Brezilya’daki FIFA Dünya Kupası ile ilgili. Turnuva son hızıyla sürerken, Berlin’de çıkan Die Welt gazetesi şu yorumu yapıyor:
“Futbol, beş kez kupaya uzanmış olan ev sahibinin topraklarında orijinal haline geri dönmüş gibi. Son yıllarda Avrupa'nın liderliğinde teknik ağırlıklı futbol ağır basarken, şimdi Brezilya’daki stadyumlarda biraz olsun mahalle aralarında oynanan ateşli futbolun keyfi sürülüyor. Kosta Rika ve Kolombiya gibi beklenmedik takımlar, beyinlerinin değil yüreklerinin sesini dinleyerek seyircileri mest ediyor. Sıcak havalarda oynanan maçlarda yine tutku ve kayıtsız şartsız mücadele isteği moda. Bugüne kadar taktik açıdan mükemmeliyetleriyle göz dolduran, İspanya, İtalya veya İngiltere gibi Avrupa takımları zorlanıyor ya da çoktan kupaya veda etti bile. Bu sefer Şilililer, Uruguaylılar, Kolombiyalılar ve tabii ki Brezilyalılar ve Arjantinliler, kendi kıtalarında şenlik yapıyor ve hayat sevincinin ağır bastığı bir atmosfer yaratıyor.”
(bbc türkçe/dw türkçe)

YORUM YAZIN