Avrupa Basınında Bugün (19 Haziran 2014)
İngiltere BasınıGuardian gazetesi, 12 Eylül davası kapsamında yargılanan Kenan Evren ve Tahsinkaya'nın müebbet hapis cezasına çarptırılmasıyla ilgili haberinde mahkemenin tarihi bir karar verdiğini aktarıyor.
12 Eylül'ü "Türk modern tarihinin en acımasız darbesi" olarak niteleyen gazete, "bu sarsıcı darbe"yle ilgili davanın hükümetin askerin siyasete karışma geleneğine son verme girişimi olarak görüldüğünü belirtiyor.
Guardian askeri yönetimin 50 kişiyi idam ettiğini, yaklaşık 600,000 kişiyi tutukladığını ve yüzlerce kişinin kaybolduğunu vurguluyor.
Haberde şöyle deniyor:
"Üç yıllık askeri yönetimiden sonra cumhurbaşkanlığı yapan Kenan Evren hiçbir zaman darbeyle ilgili pişmanlık belirtmedi, bunun sağcı ve solcu gruplar arasındaki kanlı sokak çatışmalarını durdurmak için gerekli olduğunu söyledi. 2009'daki bir açıklamasında 'Sık sık (darbenin) sorumlularını cezalandırmaktan bahsediyorlar. Ülkemizin o zamanki koşullarıyla ilgili olarak beni yargılamak isteyenlere her gün 20-25 kişinin öldürüldüğünü hatırlatmak isterim. Polis birçok mahalleye giremeyordu. Bunu boşuna mı yaptığımızı sanıyorlar' dedi."
"Evren daha sonra idam edilenlerle ilgili olarak o meşhur 'Asmayıp da besleyelim mi?' sözlerini söylemişti.
'Değişimi simgeliyor'
Emekli genareller, AKP'nin dokunulmazlıklarını kaldırmasından sonra 2012'de başladı. Şimdiki Türkiye anayasası da 12 Eylül darbesinin ürünü."
Financial Times'ın haberinde ise "Mahkeme acımasız 1980 darbesi nedeniyle 97 yaşındaki eski devlet başkanını müebbet hapis cezasına çarptırarak ülke tarihindeki bir dönemi kapattı" diyor.
Gazete, mahkemenin rütbelerinin sökülmesine karar verdiğiEvren ve Şahinkaya'nın temyiz hakkı olduğunu hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor:
"Yaşları nedeniyle hapse girmeleri çok olası olmasa da, karar bu yüzyıla kadar askerin siyasetin ana aktörü olduğu bir ülke için tarihi bir değişimi simgeliyor."
'Savaşın sınırları kalktı'
Irak'la ilgili gelişmeler, bugün de gazetelerde önemli yer buluyor. Guardian ana sayfasında, Irak hükümetinin Irak Şam İslam Devleti örgütü militanlarını durdurmak için ABD'den resmen hava saldırısı düzenlemesini istediğini aktarıyor.
Gazete ülkenin en büyük petrol rafinerisini tamamen ele geçirmeye çok yaklaşan militanların Telafer'i geri almaya çalışan askeri birliklere direndiğini belirtiyor.
Aynı gazetede yer alan bir analizde ise artık Orta Doğu savaşında sınırların ortadan kalktığı yorumu yapılıyor.
Yazıda özetle şöyle deniyor:
"Cihatçıların ilerleyişi sadece eski sınırları silmekle kalmıyor, IŞİD'e yeni bir halifelik yaratma hedefine çok yakın olduğunu iddia etme fırsatı veriyor. Bu aynı zamanda, Suriye ve Irak savaşlarının birleştiğini, ikisinin birbirini beslediğini gösteriyor. "
"Suriye'nin kuzey doğusunu denetimi altında tutması IŞİD'in Musul'u ele geçirmesinde yardımcı oldu. Para ve silahlar kolayca geçti. Suudi Arabistan'ın Ürdün üzerinden Suriye'nin güneyindeki isyancılara gönderdiği Hırvatistan yapımı tanksavarlar, Irak'ın Anbar vilayetindeki IŞİD militanlarına ulaştı. Geçen hafta Irak'ın Haseke kentinde ele geçirilen kamyonlar dolusu silah Suriye'ye IŞİD'in kalesi olan Rakka'ya gönderildi."
Irak-Suriye sınırının fiilen ortadan kalkması, IŞİD'e değişen cephe koşullarına göre taktiklerini değiştirme ve sevkiyat yapma fırsatı veriyor. Örgüt, stratejik derinlik elde etti ve daha güvenli ikmal yollarına kavuştu."
ABD: Maliki gitmeli
Financial Times gazetesi, IŞİD'in saldırıları sonrasında Irak Başbakanı Nuri el Maliki'ye istifa baskısının arttığını yazıyor. Gazete, rakipleri tarafından mezhep şovenizmi ve baskıcı bir idare sergilemekle suçlanan Maliki'nin ABD tarafından da özellikle Amerikan askerleri tarafından çekilmesinden sonraki yönetimiyle eleştirildiğini kaydediyor.
Independent gazetesi ise manşetindeki özel haberinde "ABD'nin Nuri el Maliki istifa edinceye kadar Irak'a müdahale seçeneğini dışladığını" aktarıyor.
Patrick Cockburn imzalı haberde şöyle deniyor:
"Amerikan Yönetimi, Iraklı yetkililere Sünni direnişçilerin ilerleyişini durdurmak için müdahale edecekse, Nuri el Maliki'nin çekilmesi gerektiğini söyledi. Sünni toplumu Maliki'yi maruz kaldıkları zulmün mimarı olarak görüyor. Amerikalılar da Maliki iktidarda olduğu sürece Şiilerle Sünniler arasında uzlaşma sağlanamayacağına inanıyor" (BBC Türkçe)
Almanya BasınıAlman iç istihbaratı Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın ülke içindeki aşırılıkçı hareketlerle ilgili 2013 raporu Berlin’de kamuoyuna açıklandı. Raporu açıklayan İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere aşırı sağ ve sol kanattakilerin sayısı artmasa da bu grupların neden olduğu şiddet olaylarının gözle görülür şekilde arttığını belirtti. Die Welt gazetesinde konuyla ilgili şu yoruma yer veriliyor:
“İçişleri Bakanı de Maiziere, abartmaya eğilimli biri değil. Bu ülke için ‘ölümcül bir tehlike’den söz ediyorsa, terörün yeni bir niteliğini kastediyor. Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın yeni raporunu kamuoyuna açıklayan Bakan, şiddete meyilli gruplar içerisinde saldırı düzenlemeye hazır 40 bin kişi olduğunu söyledi. Sadece geçen yıl bu rakam 5 bin dolayında artmış. Suriye ve Irak’tan dönen potansiyel failler yeni tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Terör, herhangi birini değil herkesi hedef alıyor. Ülkeyi korkunun yönetmesi, önceden boyun eğilmesi isteniyor. Sosyal ahlak iklimi ülkede çökmeye başlıyor. Devletin hâlâ en önemli görevi, vatandaşların can ve yaşam güvenliğini sağlamak. Yüksek mercilerdeki yetkililerden gelen uyarılar yeterli değil.”
Neue Westfälische gazetesinde de aynı konuda bir yorum göze çarpıyor:
“İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere’nin değindiği gibi, Anayasayı Koruma Teşkilatı ‘hiçbir gözü kör olmasın’ isteniyorsa, sadece aşırı sol grupların değil, aşırı sağcı eğilimlerin de üzerine gidilecektir. Yabancı düşmanlığına dayalı şiddetin bu denli artmış olması ve aşırı sağcıların öfkelerini özellikle iltica başvurusunda bulunanlara yöneltmeleri tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor. Buna karşı önlem olarak, yerleşik siyasi partilerden, kâğıt üstünde değil, kafa karışıklığına yol açmayacak kadar açık bir şekilde mültecilerin ve bir insan hakkı olarak ilticanın savunulmasını isteriz.”
Westdeutsche Zeitung ise toplumda duyarlılığa gereksinim olduğu yorumuna yer veriyor:
“Rapora göre hem aşırı sol hem de Neonazi çevreleri küçüldü fakat küçülürken militanlaştı. Sadece aşırı sağcılar tarafından ortalama olarak günde en az bir yabancı düşmanlığı kaynaklı şiddet suçu işleniyor. Anayasayı Koruma Teşkilatı, bu konuda sadece veri elde edebilir. Aydın vatandaşların ve ihtiyatlı politikacıların harekete geçmesi şart.”
Neues Deutschland gazetesinde ise Irak’ta ilerleyişini sürdüren IŞİD örgütüne dair bir yorum yer alıyor:
“Dünya, Ortadoğu’daki herhangi bir silahlı çatışma durumunda, nadiren Irak’taki kadar bölünmüş bir tepki verdi. Irak krizi, uluslararası kuruluşların harekete geçmesini gerektiren en karakteristik örneklerden biri, ilk etapta da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin. Fakat hiç kimse böyle bir girişimde bulunmuyor. Alman Sosyal Demokrat Partisi de koalisyon ortağının çizgisinin dışına çıkmıyor. Hrıstiyan Demokrat Birlik Partili Volker Kauder, “Irak’ın istikrara kavuşturulması Amerikalıların görevidir” sözleriyle partisinin görüşünü özetledi. Peki, hangi hukuki temele dayanarak? Kimin görevlendirmesiyle? Koalisyon bir kez daha sızlandığında, hâlâ yasanın gücünün güçlünün yasasından daha baskın durumda olduğunu hatırlatmak gerekir.”
(DW Türkçe-Başak Özay)

YORUM YAZIN