Avrupa Basınında Bugün (10 Haziran 2014)
Almanya BasınıKöln'de ırkçı NSU örgütü tarafından düzenlenen Keup Caddesi saldırısının onuncu yıl anma etkinliklerine katılan Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, konuşmasında "Kenetlenelim" mesajı verdi. Mainz'ta yayımlanan Allgemeine Zeitung'un etkinliğe ve Gauck'un mesajına ilişkin yorumu şöyle:
“Cumhurbaşkanı her zaman olduğu gibi empati barındıran sözcükler seçti. Joachim Gauck, Köln'deki terör saldırısının 10'uncu yıldönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada, “Bugün birlikteyiz” dedi. Fakat gerçekten de öyle mi? Almanya gerçekten de yabancı düşmanlığına karşı mücadelede birliktelik sergiliyor mu? Bugünkü bulgulara göre, 2004 yılındaki saldırıyı NSU teröristleri Mundlos ve Böhnhardt düzenledi. Bunun acısını çekenlerse suçla ilişkilendirilen ve zan altında bırakılan Türkler oldu. NSU örgütünün bütünüyle Alman güvenlik birimleri tarihinde İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en karanlık bölüm olduğu kesin. Akıl almaz şeyler oldu. Yetkililerin kutsal vaatlerinin doğru olup olmadığını ileriki yıllar ortaya çıkartacak. Gauck'un ‘Birlikteyiz' demesi Türk vatandaşları açısından özel bir anlam taşıyor. Erdoğan gerçekten de Türkiye'yi neredeyse totaliter bir devlete dönüştürmeyi başarırsa, tüm özgürlükçü düşünen Avrupalıların ‘birlikte' hareket etmesi çok daha büyük bir önem kazanacak.”
Kölner Stadt-Anzeiger'de yer alan aynı konudaki yorumda ise çok kültürlülüğün önemine dikkat çekiliyor:
“Uzun yıllar boyunca Almanya'da entegrasyonun güya başarısızlığa uğradığı yönündeki tartışmalarda, kültürün birleştirici etkisine duyulan güven, ‘multi-kulti' söylemi diye aşağılandı. Oysa farklı kültürlerin birbirleri ile temasından nasıl bir enerji ve güç doğabileceği hafta sonu Mülheim'daki festivalde, her yerde hissediliyordu. Cumhurbaşkanı Gauck'un altını çizdiği ‘biz', içine alıcı bir ‘biz'. Gauck'un bahsettiği bu 'biz' sadece bir kesimi dışlıyor. O da ‘bizim için sınırsız değere sahip olanı nefretleriyle tahrip etmek isteyenler. Ama Gauck'un ‘bizi' aynı zamanda dışa açık olmalı, insanlar ve onların özgürlükleriyle dayanışma içinde olmalı, onların rahat ve huzurunu esas almalı. Mülteciler ve sığınma başvurusu yapanlar düşünüldüğünde, bu ‘biz'in yeni zorlukların üstesinden gelmeyi başarabilmesi gerekiyor.”
Süddeutsche Zeitung'da hafta sonu yemin ederek göreve başlayan Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah El Sisi'ye ilişkin bir yorum göze çarpıyor:
“El Sisi'yi bekleyen görevler arasında en zoru yolsuzluğu azaltmak ve Mısır'ın eksikliğini çektiği hukuk devleti, kurumsal verimlilik ve sosyal adaletin koşullarını oluşturmak. Yeni Cumhurbaşkanı ülkesine hizmet edebilir veya çok acı bir şekilde hayal kırıklığına uğratabilir. El Sisi, Mısır'ı çağdaşlığa taşıyabilir veya ikinci bir Mübarek gibi yönetebilir.”
Der Tagesspiegel'de ise Ukrayna'nın yeni Devlet Başkanı Petro Poroşenko'ya ilişkin bir yoruma yer veriliyor:
“Poroşenko ateşkese nasıl ulaşılabileceğini söylemedi fakat anlaşılan o ki Rusya ile müzakerelere bel bağlamış durumda. Şu ana kadar bu tür görüşmeler yalnızca doğalgaz çerçevesinde yapıldı, ancak hafta sonunda ilk kez iki tarafın temsilcileri çatışmaları dizginlemek amacıyla Kiev'de bir araya geldi. Bunun arkasında, Ukrayna'nın doğusunda barışın yolunun Moskova'dan geçmesi yatıyor. Rusya, Ukrayna'ya çatışmalara son verilmesi çağrısında bulundu ve gerginliğin yatışmasının küçük bir sinyali olarak da sınır kontrolünün sıkılaştırılacağını duyurdu. Rus savaşçıların desteği ve Rus silahları olmadan, ayrılıkçıların mücadelelerini uzun süre devam ettirebilmelerine imkân yok. Şimdi Moskova'nın sözlerini icraatın izlemesi gerekiyor.”
İngiltere Basınıİngiltere'deki gazetelerde İran Cumhurbaşkanı'nın Ankara ziyareti, Taliban'ın Pakistan'daki baskını ve Rusya'nın bölgesel girişimleriyle ilgili haber ve yorumlar dikkat çekiyor.
Türkiye-İran ilişkileri
Financial Times, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Ankara ziyaretinin, “Türkiye ile İran arasındaki buzları eritme umudu yarattığını” belirtiyor.
Daniel Dombey ve Najmeh Borzorgmehr imzalı haberde, Ruhani’ye çok sayıda bakan ile 90’ı aşkın işadamının eşlik ettiğine dikkat çekiliyor.
İki ülkenin Suriye’deki iç savaşta zıt kutuplarda yer aldığı hatırlatılan haberde görüşüne yer verilen Carnegie Europe uzmanı Sinan Ülgen, “Bu ziyaretin gerçekleşmesinin esas sebebi, hem Ankara’da hem da Tahran’daki gerçekçilik anlayışı” diyor.
Ziyareti “dönüm noktası” olarak tanımlayan Ruhani’nin, iki ülkenin politik ve ekonomik ilişkileri geliştirme niyetinde olduğunu belirtmesinin altı çiziliyor haberde.
Financial Times muhabirleri, İran’da Mahmud Ahmedinejad’dan koltuğu devralan Ruhani’nin daha ılımlı bir çizgi izlediğine ve Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın son dönemde Suriye lideri Beşar Esad’a karşı söylemini geri plana çektiğine işaret ediyor.
Türkiye’nin son dönemde Suriye’de rejime karşı savaşan radikal gruplara kaşı tavır takınmaya başladığı ve Ruhani ile Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “terörizme karşı” ortak mücadeleden söz etmesi de haberde verilen ayrıntılar arasında.
The Royal Bank of Scotland ekonomisti Abbas Ameli-Renani ise 2000’lerin başında 1 milyar dolar düzeyinde olan Türkiye-İran ticaret hacminin hızla yükseldiğini belirtirken, bu seviyeyi 2016’ya kadar 30 milyar dolara yükseltme hedefini “fazla iyimser” buluyor.
Ameli-Renani, petrol ve doğal gaz sahibi İran ile beyaz eşya üreticisi Türkiye’nin ekonomilerinin birbirlerini tamamladığını ifade ediyor.
Haberde, İran’a nükleer programı nedeniyle uygulanan uluslararası yaptırımların aşmanın bir yöntemi olan Türkiye-İran altın ticaretinin geçen yıl Temmuz ayında kesildiği hatırlatılıyor.
Karaçi baskını
İngiltere gazetelerinin hemen hepsinde, Taliban militanlarının Pakistan’ın Karaçi havalimanına yaptığı baskınla ilgili haber ve yorumlar yer buluyor.
Times muhabiri Robin Pagnamenta, Başbakan Nevaz Şerif’in öncelikli hedefleri arasında yer almasına karşın, Taliban ile Pakistan hükümeti arasındaki olası barış görüşmelerinin “Karaçi’den yükselen kara dumanların” gölgesinde kaldığını dile getiriyor.
Analizde, 2007 yılında kurulan örgütün lideri Hekimullah Mesud’un geçen Kasım ayında Amerikan insansız hava araçlarının saldırısında öldürülmesinin ardından örgütte bölünme yaşandığı belirtiliyor.
Bu saldırının, barış görüşmelerinin başlamasının bir gün öncesine rastladığını kaydeden Pagnamenta, şu anda örgüte hakim olan Fazlullah Mevlana’nın aşırı talepler ileri süren, acımasız bir lider olduğunu ifade ediyor.
Daily Telegraph’a konuşan gazeteci Rahimullah Yusufzai, bu çapta bir baskını planlamanın en az 2 hafta alacağını söylüyor.
Taliban’ın “bitmediklerini” göstermek istediğini belirten Yusufzai, örgütten yapılan açıklamada olası barış görüşmelerinin tamamen reddedilmediğine dikkat çekiyor.
Gazeteye konuşan bir havalimanı yetkilisi ise iki grup halindeki Özbek ve Çeçen asıllı saldırganların saatlerce süren çatışmalara iyi hazırlandığını anlatıyor.
Rusya-Ukrayna gelişmeleri
Financial Times’ta, Kırım’ın Rusya tarafından ilhak edilmesinden bu yana olduğu gibi, Ukrayna ve Rusya ilgili çok sayıda haber ve yorum yer alıyor.
Neil Buckley, Ukrayna’da Rusça konuşan vatandaşların büyük bölümünün katılmadığı seçimlerde seçilen yeni Devlet Başkanı Petro Poroşenko’yu bekleyen görevleri irdeliyor.
Rusya yanlısı ayrılıkçılara karşı operasyonların sürdüğü doğu bölgelerinde akan kanın durması için Poroşenko’nun Rusya ile temasa geçtiğini hatırlatan Buckley, Moskova yönetiminin bu bölgedeki çıkarlarının korunacağına ikna edilmesi gerektiğini söylüyor.
Poroşenko’nun, geçen yıl sonunda şiddetli gösterilerin çıkış noktası olan AB ile işbirliği anlaşmasını imzalamak zorunda olduğunu belirten yazar, NATO’ya üyelik konusundaysa halkın aynı ölçüde istekli olmadığına dikkat çekiyor.
Yeni devlet başkanının Batılı müttefikler, Rusya, Rusça konuşan azınlık ve batı bölgelerindeki Ukraynalılar arasında kaldığı belirtilen makalede, Rusya’nın Bosna tarzı bir çözüme yanaşmaması halinde, Ukrayna’nın doğusunun en iyi ihtimalle Gürcistan’ın Güney Osetya bölgesi gibi bir “gri alan” olacağı görüşü ileri sürülüyor.
Bir başka haberde, AB ve ABD’den gelen baskılar üzerine, Bulgar hükümetinin Rus doğal gazını Avrupa’ya taşımada Ukrayna’yı devreden çıkaracak Güney Akım hattının inşaatını durdurduğuna dikkat çekiliyor.
Bulgar Enerji Bakanı Dragomir Stoynev ise bunun geçici bir erteleme olduğunu ve pürüzler giderildikten sonra inşaatın başlamasının herkesin çıkarına olduğunu savunuyor.
Jack Farchy imzalı tam sayfalık analizdeyse; Rusya, Belarus ve Kazakistan arasında kurulan ve daha sonra Ermenistan ile Kırgızistan’ın katılımı beklenen Avrusya Ekonomik Birliği ele alınıyor.
Rusya’nın Batı ile arası açılırken eski Sovyet ülkeleri üzerindeki nüfuzunu artırdığına dikkat çekilen analizde, bu ülkelerin Moskova’ya boğun eğmek dışında fazla şansı olmadığı belirtiliyor.
Analize göre, Orta Asya bölgesinde Rusya’nın nüfuzunu dengeleyebilecek olan Çin ise Rusya’yı tedirgin etmek istemiyor.
(bbc türkçe-dw türkçe)

YORUM YAZIN