Avrupa Basınında Bugün (26 Mayıs 2014)
Avrupa basını AP seçim sonuçlarına kilitlenmiş durumda. Yorumlarda, aşırı sağcı partilerin elde ettiği başarıya dair değerlendirmeler dikkat çekiyor.
İngiltereThe Guardian gazetesi:
"Nigel Farage, uzun süredir vaat ettiği siyasi depremi sonunda gerçekleştirdi. Ukip Avrupa parlamentosu seçimlerinden galip çıktı ve ülke içinde de oldukça başarılı. Euro karşıtı politikalarıyla tanınan parti, İngiltere modern tarihinde bir dönüm noktası oldu. İlk kez muhafazakârlar ya da Labour (İşçi Partisi) dışında bir parti ulusal alanda seçim kazandı. Ukip'in yüzde 28'lik oy oranı, yerleşik partiler için bir uyarı niteliğinde. Yirmi yıl önce Ukip ancak yüzde 1 oranında oy alabiliyordu..."
FransaLe Monde gazetesi:
"Kimileri ümitsiz bir seçim mücadelesinden, sinsice çoğalan bir Euro şüpheciliğinden ve algısı yönlendirilmiş seçmenlerden bahsediyordu.Tüm bunların Avrupa parlamentosu seçimlerine katılımın rekor düzeyde düşük olmasına yol açacaktı.... Fransızlar büyük oranda bu varsayımı doğru çıkarmadı. Beş yıl öncesine kıyasla Fransızların katılımı çok daha yüksek oldu. Ve böylesi yüksek bir katılım oranı oldukça net bir mesaj içeriyor: Seçmenler Ulusal Cephe'nin Başkanı Marine Le Pen'in çağrısına kulak verdi. Başbakan Manuel Valls için sonuç kocaman bir şok ve deprem etkisi yarattı."
Liberation gazetesi:
"Bekleniyor olmasına rağmen Ulusal Cephe'nin zaferi Fransa ve tüm Avrupa'yı sallayacak bir deprem olarak kalmaya devam edecek. Marine Le Pen'in diğer Avrupa düşmanı partilerle birlikte elde ettiği zafer, Avrupa fikrine karşı gerçek bir tehlike teşkil ediyor. Fransa'da yıllardır hüküm süren bu virüsün, tasarruf politikalarına karşı öfke oluşmuş ve dış göçe karşı endişenin büyüdüğü bir takım Avrupa Birliği ülkelerine de yayılabilir. Bu hastalıkla mücadelede tek yardım edebilecek olan, seçmenlerine karşı doğru sözcükleri bulmak zorunda olan demokratik partiler...
AvusturyaDie Presse gazetesi:
"Ülkelerdeki yerleşik kitle partileri Avrupa Parlamentosu seçimlerinde adeta ekonomik kriz ve borç krizi sorumluları olarak farklı oranlarda cezalandırıldılar. Birilerinin deklare ettiği üzere siyasi bir deprem olmadı. Ancak bu seçimler, açılan yaraların görünür hale geldiği kriz sonrası ilk büyük seçimlerdi: Halk, siyasi yönetime olan güvenini kaybetti. Özellikle de Fransa'da ve İngiltere, İspanya ya da Yunanistan'da iktidar partilerine verilen desteğin kırıldığı anlaşıldı."
Hollandade Volkskrant gazetesi:
"Aşırı sağcı partilerden Avrupa Parlamentosu'na seçilen çok sayıdaki milletvekilinin, parlamento içinde de büyük bir güce sahip olup olmayacağı henüz kesin değil. Bu, Avrupa karşıtı partilerin Avrupa parlamentosu içinde bir grup oluşturma isteklerine ve becerilerine bağlı. Deneyimler bu tür partilerde egonun seçim galibiyetlerinden biraz daha büyük olduğunu gösterdi. Ve yeni parlamentoda mutlak çoğunluk için tek alternatif bulunuyor: Hrıstiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratlardan kurulacak bir koalisyon. Sadece bu iki partinin birlik olarak yasa oluşturma gücü bulunuyor."
AlmanyaMünchner Merkur gazetesi sonuçları Alman Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisi CSU açısından değerlendiriyor. Yorum şöyle;
"CSU, siyasi bir toprak kaymasıyla sarsıldı. Son 60 yılın en berbat oy oranlarıyla, gecenin kaybedeni oldu. Seehofer başkanlığındaki CSU, seçimlerden kısa süre önce Brüksel'e ve birebir Sosyal Demokratlar'ın AP birinci sıra adayı Martin Schulz'a yönelik, dış göç tartışmalarıyla ilgili nahoş eleştirilerde bulundu. CSU'nun devasa bir hata yaptığı malum. Çünkü bu popülist tavır, Bavyera Eyaleti'nde tek başına iktidarda olan CSU'ya yaramadı. Tam aksine merkezleri Oberbayern'de ve partinin birinci sıra adayları Markus Ferber'in de memleketi olan kaleleri Suab'da dahi iki haneli eksi puanlara yol açtı. Bu seçim hezimeti sonuçsuz kalmayacaktır."
Süddeutsche Zeitung gazetesi, AP seçim sonuçlarını, aşırı sağın elde ettiği başarı açısından değerlendirdiği bir yoruma yer veriyor. Gazete, popülizmin, İtalya'da Bebe Grillo, İngiltere'de Nigel Farage ve Fransa'da Marine Le Pen taraftarlarınca çağrılmış 'kötü bir ruh' olduğunu söylüyor. Yorum şöyle devam ediyor;
"Avrupa şimdi karmaşayla dolu bir döneme girecek. Sorun yine Avrupa Birliği’nin varlığı, kurumları ve politikalarının inandırıcılığı üzerinde yoğunlaşıyor. Seçimlerin birçok sonucu sarsıcı ancak Avrupa işlemeye ve çalışmaya devam edecek. Avrupa inandırıcılığını sadece, güney ülkelerde gençler arasındaki işsizlik sorunuyla mücadelede ya da ticari anlaşmalar için savaş vererek kazanamayacak. Avrupa ancak herkesin cüzdanında, elektrik faturasında ya da organik gıda marketlerinde yarar sağladığı zaman inandırıcı olabilir. Ve Avrupa bir beş yıl sonra Avrupalı seçmenler 'kötü ruhu' kovduklarında inandırıcı olacak."
Kölner Stadt-Anzeiger gazetesinin aynı konuya dair yorumu şöyle;
"Avrupa Birliği her daim varlık sorunuyla bağdaştırıldı: Borç krizi, Euro krizi, mali kriz, kuzey güneye karşı... Bu arka plan göz önünde bulundurulduğunda, bu sonuç bir başarı. Çünkü bu sonuçlar özünde AB’nin onaylandığını gösteriyor. AB’nin görevi, gelecekte hatalarını düzeltmek ve insanlara daha yakın hale gelmek.”
Badische Neueste Zeitung gazetesi da AP seçim sonuçlarına dair bir yoruma yer veriyor. Gazete, seçim sonuçlarının bir dönüm noktası olabileceğine dikkat çekiyor;
"Strasbourg rotasında bir tutkunun uyanışı mı gerçekleşiyor? Bu çok abartılı bir yorum olur. Ancak, AP seçimlerine paralel, aynı gün düzenlenen yerel seçimlerin motivasyonuyla sandık başına giden seçmenler göz önünde bulundurularak, Avrupa vatandaşlık bilincinin keşfinden de konuşulmamalı. Ancak 25 Mayıs 2014, bir dönüm noktası, bir işaret olabilir. Avrupa zor dönemlerde de yine motive olmuş durumda."
(Dw Türkçe)

YORUM YAZIN