Header Ads

Mansur Yavaş, CHP’de Yaşananlar ve Gezi’nin Özgürlükçü Çocukları

- EREN AKSOYOĞLU* -
Mansur Yavaş’a Karşıyım Ama Bazı Şeyler Değişti
Mansur Yavaş’ın adaylığına başından beri karşıydım, şimdi de karşıyım. Ankara’da milyonlarca seçmenin önüne soldan aday ve soldan program seçeneği koymak yerine sağa yönelmeye çalışmak, hem de Gezi direnişinden geçtikten sonra bunu yapmak aptalcaydı. Kimse “Ankara’yı Mansur Yavaş alamıyorsa kimse alamaz zaten” demesin. Halen sürecin en başındayım, soldan aday ve soldan program kazanırdı. Bunca hileye yine maruz kalırdı, o ayrı. Ancak Mansur Yavaş’ın kazanması için mücadele ediyorum. Çünkü adalet istiyorum. Ayrıca kaybettiğinde Gökçek’in yüzünü görmeyi de önemsemiyorum. CHP Genel Merkezi’ne gidene kadar düşündüklerim bunlardı. Sonra bazı şeyler değişti.

CHP Genel Merkezi’ne nasıl gittiğim de önemli sanırım. Oraya biraz değineyim. Geçtiğimiz genel seçimlerde CHP SKM’de, seçim günü dahil, bir süre çalışmıştım. CHP SKM, MYK üyesi Emrehan Halıcı tarafından kurulmuş bir birim.  Uzunca bir süre seçimlere hazırlanıp en yoğun günde patlayan bir SKM’den sorumlu olmakla övünmeli sayın Halıcı. Şunu da belirteyim, kendisini zerre tanımam. Sadece iki deneyimim oldu. İkisi de kötüydü.

Geçtiğimiz genel seçimlerde CHP SKM’de Halıcı’nın kurduğu sistem üzerinde seçim gününden bir hafta önce ve üç gün önce iki farklı tatbikat yapmıştık. Bu tatbikatlardan birinde SKM 10 dakika içerisinde çökmüştü, ikincisinde ise bir süre boyunca sorunsuz şekilde çalışmıştı. Elbette, madem çalışmıştı seçimlere bu sistem ile girmek gerekiyordu. O süre zarfında ODTÜ’lü bir kadro bir intranet sistemi kurmak için CHP’ye teklif götürmüştü. Halıcı bunu elinin tersiyle itti. Seçim günü için çok detay vermeyeceğim. CHP SKM takriben 15 dakika ayakta kaldı. Bu sadece teknik bir sorun değildi, sisteme bir saldırı vardı. Bunu ne o gün, ne de sonraki günlerde kimseye anlatamadım. Ertesi gün aynı binada yapılan CHP MYK toplantısında Halıcı, cümleleri bende gizli, epeyce isyan etti. Konunun üstü kapatıldı. Sonraları Can Ataklı köşesinde bu skandalı yazdı.

CHP’de Yaşananlar
Bu seçimlerde de Ankara’nın kaderini belirleyecek ilçelerin birinde CHP ilçe seçim koordinasyon merkezindeydim. Hem bilgisayar başında CHP’nin veritabanından yararlanacak ve bunu ilçe SKM ile paylaşacak hem de CHP Ankara’ya ait telsizlerden ihbarları değerlendirecektik. Sistemin bir bölümü tıkır tıkır işledi, Halıcı’nın sistemi ise ilk 10 dakika içerisinde girilemez oldu.

Daha sonraları Oğulcan’a bunun nedenlerini sordum, kendisi ‘sistemin en büyük sorununun kamuoyuna açık bir web sitesinde oturtulması’ olduğunu söyledikten sonra ‘hem de CHP gibi trafiği yoğun bir adrese oturtulmuş’ diye not düştü. Bu tam bir intihardı. Halbuki geçtiğimiz genel seçimlerden sonra seçim güvenliğini sağlamak için internetin fişini çekmek gerektiğini söylemiştim. Hatta 25 Mart tarihinde Twitter’da şunu yazmıştım: “Oy ve Ötesi, Sandık Başındayız vb. ekiplere naçizane tavsiye: Seçim günü verileri toplayacağınız o bilgisayarları bir ağa bağlamayın.” CHP MYK üyesi Halıcı bildiğini okuduğu için intranet sistemi yetmemiş gibi “STS” sistemini Türkiye’nin en büyük web sitelerinden birine bağladı. 10 dakikada mükemmel yıkım.

Başbakan balkon konuşmasına çıktığında bütün örgütlerde moraller çökmüştü. Bazı sandıklarda CHP’liler balkon konuşmasının yapıldığı yönünde haberler yayıldıkça sandıklarını terk ettiler. Ancak böyle zamanlarda stratejiler çok önemlidir. Kılıçdaroğlu sorunun büyüklüğünü öngörerek hemen iki hamle yaptı. Ankara’da Mansur Yavaş ve Gürsel Erol “kazandık” açıklaması yaptı. Bu Ankara’nın sandıklarında bir rahatlama yaratmış olabilir ama yapmak zorundaydılar. Arkasından da İstanbul açıklaması geldi. Hamle sırası AKP’ye geldiğinde bulunduğum ilçe SKM’de moraller toparlanıyordu. Ben ise Mansur Yavaş’ın yarışa döneceğini açıklamayı yapmadan önce biliyordum.

O arada herkes Anadolu Ajansı’nın manipülasyonunun deşifre ederken Cihan yükseliyordu. YSK’dan veriler çok hızlı akmaya başladığında Mansur Yavaş Gökçek’i yakaladı ve öne geçti. Ancak bu yol üzerinde birçok dehliz var.

Bir metaforla devam edelim. Görme engelli biri olduğunuzu düşünün ve caddede belediyenin döşediği sarı bandın üzerinde ilerlediğinizi düşünün, 100 metre ilerlediniz ve yaya geçidine geldiniz. Belediye o sarı bandı yolun sonunda ihmal ettiyse caddeye çıkar ve arabanın çarpması sonucu ölebilirsiniz. Seçim güvenliği de buna benzer. Oyların kullanılması esnasında oy paravanının arkasından kullanılacak kaleme kadar, akşam oyların tutanaklara geçirilmesinden YSK’daki birleştirme tutanaklarına kadar her aşama önemlidir. Sayısının tespitini başka birine bırakıyorum ama belki de 30 çeşit hile yapılabilir. Seçim güvenliği için YSK/devletin üzerinde ilerleyeceğimiz sarı bandı kentin her köşesine döşemesi gerekiyor.

CHP’nin STS sistemine giriş yapamadığımız ve raporları göremediğimiz için ilçe SKM’de Cihan haber ajansının verilerine yönelmek zorunda kaldık. Zira o anda iyimser bir tercihti. Cihan’ın verileri ile AA’nın verileri arasında 10 puan fark vardı. Tahmin edeceğiniz gibi CHP’nin durumu Cihan’da daha iyiydi. Ancak biz geride olanı kaçırmıştık. Ankara’da açılan sandıklar yüzde 1’den yüzde 92’ye gelene kadar CHP neredeyse hiçbir yere müdahale edemedi. Ayrıca fark hızla küçülmekle birlikte Gökçek halen öndeydi.

Çankaya ve Yenimahalle seçmenleri üzerinden yaptığım bütün hesaplara göre Mansur Yavaş’ın öne geçmesi gerekiyordu. Çünkü hem Mansur Yavaş ilçelerde AKP’nin adaylarına oy veren pragmatik seçmen üzerinde çok etkiliydi, hem de Çankaya’da Alper Taşdelen’in o anki oylarının üzerine en az 150 bin oy daha getirecekti (Bir not, gecenin sonunda hesabı yanlış yaptığımı fark ettim, Taşdelen’den kaynaklı şekilde 150 bin oy değil 200 bine yaklaşan oy alması gerekiyordu, zira Çankaya seçmeninin Mansur Yavaş dışında bir tercihinin olması imkansızdı). Psikolojik etkisi olacaktı ama Çankaya ve Yenimahalle’nin oylarının sona bırakılmasını diledim. O zaman tabloyu daha net görebilecektik. Öyle de oldu. Bütün bu süreçte açılan sandık sayısı yüzde 92,5’ten yüzde 97,5’e yükselmişti.

Ancak ağır aksak bu yükseliş bir anda durdu.

O an CHP çevresinin veri alabildiği tek kanal Cihan’dı. YSK’dan veri alıp almadıklarını bilmiyorum, çünkü STS bu süre boyunca çalışmadı. Alsalar bile zannederim kendileri de veriyi göremiyorlardı. Cihan konusunu düşündüm, böyle zamanlarda aklıma gelen tek şey banka hesaplarındaki büyük hareketler veya yöneticileri baskı altına almaktır. Ancak zannederim Cihan siber bir saldırıya uğradı. Ama buraya bir çekince koyuyorum. Fatih Yaşlı’nın bu minvaldeki bir sözü aklıma geliyor: “O iş öyle olmayacak.”

Cihan’ın verilerine göre yüzde 97,5’te duran ve ilerlemeyen açılan sandık sayısı bir anda ana akım medyada yüzde 99,5’e yükseldi. Televizyonlarına bakanlar bunu çok net bir şekilde anlamamış olabilirler. Ancak bilgisayar ekranında Cihan’ın verilerine bakanlar bunu anladılar. AKP bir anda operasyon çekmişti, belki iki belki de üçüncü defa. Peki o koca aralıkta ne oldu? Bir yandan ekrana bakıp diğer yandan telsiz konuşmalarını dinliyordum. O arada Twitter’a şunu yazmıştım: “CHP Ankara’nın okullarında müthiş bir mücadele veriyor. Oylar kaçırılıyor, CHP’liler kovalıyor.” Bir polisiye gibiydi ve bu uzunca bir süre devam etti.

CHP Genel Merkezi tarafına bakalım, hangi birini sayayım bilmiyorum. CHP SKM verileri yayınlamayı önemsemeyip sisteme girmeyi önemsese hiçbirimiz Twitter’dan tutanak aramak zorunda kalmazdık. Ertesi gün genel merkeze Oğulcan’la birlikte girdik. Hiç görmediğim yüzleri gördüm ancak, az sonra, -1 kattaki SKM’ye girdiğimizde durumun böyle olmayacağını düşünüyordum. Bilmeyenler için belirteyim, SKM’ye girmeden önce arada kalan bir salon vardır. O salonun fotoğrafını Twitter’da “CHP’yi ve Türkiye’yi bu gençler değiştirecek” notuyla paylaştım. Böyle durumlarda tanıdık çok sayıda yüze rastlarsınız. Hayır, ilk salonu geçene kadar bakmadığım yüz kalmadı, birini bile tanımıyordum.

 Oğulcan’la SKM’ye girdiğimizde bir karmaşa hali gördük. Haklarını yemeyelim, bütün sorunlara rağmen çok değerli işler yapmışlar. Biraz el verdik ve ortaya #oyTutanakları etiketi çıktı. Hızlı bir şekilde paylaştık ve gönüllüler Twitter’dan gelen fotoğrafları dağıtmaya başladılar. Ayrıca iki ve daha sonra üçlenecek olan e-posta adreslerini aldık. O gün kullandığımız üç e-posta adresine de çok büyük yığılmalar oldu. CHP Halkla İlişkiler birimi de devreye girerek az önce bahsini geçirdiğim etiketi geniş bir alana yaydı. İnternet üzerinden verileri toplarken 600 kişilik salon haberi geldi. Teknik sorumlular altyapıyı kurdular ama 50 laptop kapasiteli olduğu söylenen WİFİ sistemine 600 kişi yüklenince sistem yürümedi. Ardından tesadüfen tanıştığımız bir gönüllü iki GSM operatörü şirketindeki arkadaşları aracılığıyla bölgedeki trafiği arttırdı.  Sonrasında saatlerde WİFİ’daki rahatlama işlerin hızlanmasına neden oldu.

Buraya bir not eklemekte fayda var. Birinci salon, yani SKM dışındaki hiçbir salonda parti yöneticileri yönlendirmede bulunmadılar. Sadece malzeme ihtiyacı olduğunda çalışanlara ulaştık ve malzeme aldık. Bunlardan biri de görevli kartları oldu, yönlendiricilere dağıttığımız kartlar işimizi çok kolaylaştırdı. Çok sayıda ıslak imzalı tutanak veya fotoğraf getirenler oldu. Her birini havuzda topladık. Sonrası daha da keyifliydi, börekler, kekler ve meyveler gelmeye başladı. Buna “priz ihtiyacınız varmış, aldık geldik”ler de eklendi. Laptop’larıyla gelenler duvarların dibine oturup çalıştılar.

O arada telefonum çaldı, tam da aradığım kişi işte, Onat arıyordu. Durumu anlattım ve havuzdaki veriyi göremediğimizi söyledim. Onat çabuk karar alabilen ve birkaç adım geriye çekilerek sorunu tespit edebilen biridir. Genel merkeze geldi ve Halıcı’nın odasına çıktık. Eksik tutanakların tespitinden sonra sandık ve okul sorumlularının telefonlarını alarak ve gönüllülerden bir takım kurarak ıslak imzalı tutanaklara ulaşabileceğimizi belirttik. Aklımızdaki plana göre resmi olmayan kanallardan partinin sandıktaki sorumlularını sıkıştıracak, tutanakları bulundukları adresten getirecektik. Sanırım o arada genel merkezin önünde binin üzerinde araç vardı. Ancak hiç şaşırmadım, Halıcı buna gerek olmadığını söyledi ve aşağıdaki kalabalığı dağıtacağını söyledi. Onat’la birbirimize baktık ve dışarı çıktık.

Sanırım kısa vadede yapılabileceklerin hepsi yapılmıştı. Çünkü bütün bunların yanında ve bizim uzağımızda, genel merkezin 13.katında bir grup genç tarafından “İtirazım var” grubu oluşturulmuştu. Danışmanlardan ve bir grup hukukçudan oluşan bu takım da çok sıkı çalıştı.

Yoğun tempo ertesi gün de sürdü. Saat 12.00 olduğunda genel merkezdeki işler bitmişti. Gelen herkes ikna edildi, teşekkür edildi ve geri çevrildi. O arada CHP Ankara, Çankaya, Mamak ve Yenimahalle’de yoğun bir çalışma sürdürüldü. İtiraz dilekçeleri yazıldı ve YSK başvurusu yapıldı. Zannederim bütün bu süreç içerisinde konuya en çok hakim olan vekiller İlhan Cihaner, Hüseyin Aygün ve Aykut Erdoğdu’ydu. Doğru yerlerde doğru açıklamala yaptılar. Son bölüme geçerken son not, herkes sorunun Çankaya’da olduğunu zannetti, sahiden de Seyranbağları’ndaki Necla Kızılbağ’da güvenlik zaafiyeti vardı, listeyi gördüğüm için biliyorum, Çankaya’dan daha çok Keçiören ve Mamak’ta sorunlu sandıklar vardı.

Gelelim Gezi’nin Özgürlükçü Çocuklarına
Tabloyu netleştirmek için araya bir görsel alalım.



13.kattaki çalışmayı dışarıda tutarsak günün özeti buydu.

Saat 19:00 ile 01:00 arasında kitle açısından hiçbir fark yoktu. İçeridekiler, çalışanlar, yönlendiriciler, destek olanlar; aşağı yukarı 20-35 yaş arası, CHP sempatizanı, belki ÖDP’li, TKP’li, belki YSGP’li, Kürt hareketinin varlığını da önemseyen, moda tabirle özgürlükçü, seküler, demokrat gençlerdi. Dünyayı okuyan, dil bilen, diplomalı gençler; her birinin elinde akıllı telefon, kıvrak zeka. Gezi Parkı lan işte! Parkın üstünü kapattığınızı düşünün. Aynı zamanda CHP’yle sorun yaşayan bir kitle bu. CHP’de iyi şeyler olmasını isteyen ama olmadığında sinirlenen, tepki veren, ancak içerisine girdiğimiz şu süreçte eleştirilerini “şimdilik” kenara koyan bir kitle. Aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun partiye çağırdığı gençler. Bugüne kadar neden gelmediklerini birkaç defa yazmıştım. Ceketli, kravatlı, dik yaka gömlekli, kirli sakallı; kartvizitli, ekipli, başkanımlı, hiyerarşik düzenekli CHP Gençlik Kolları’nı sevmedikleri; tüzüğe, programa, ideolojinin ağır yüklerine, ağır deşifrelere hayatlarında yer açmadıkları için hiç gelmemişlerdi. Bugün geldiler, çünkü kolektif bir akıl bir irade kurdular. Ama kimse mutlu olmasın, yarın gidecekler. Çünkü Kılıçdaroğlu bütün samimiyeti ile davet ediyor ama partisinin durumu bu gençleri içine almaya hiç müsait değil. Ne yalan söyleyelim, Gezi’nin özgürlükçü çocuklarının CHP Gençlik Kolları’nın içinde eriyerek berbat siyasetçilere dönüşmesini içime sindiremem, böyle güzel. Neden CHP Gençlik Kolları’na bu kadar kızgınım? 3 bin gencin arasında 3 tane gençlik kolları yöneticisi görmediğim için.

EREN AKSOYOĞLU

http://nuve.biz/2014/04/02/mansur-yavas-chpde-yasananlar-ve-gezinin-ozgurlukcu-cocuklari/

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.