İngiltere ve Almanya Basınından Türkiye Değerlendirmeleri: "Seçime Gölge Düştü"
İngiltere Basınıİngiliz gazetelerinde bugün de Türkiye'de pazar günü yapılan yerel seçimlerin yankıları ile ilgili haberler ve yorumlar var.
Eski ekonomiden sorumlu devlet bakanı Kemal Derviş, Financial Times gazetesi için bir yazı kaleme almış. Geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili olan Derviş, halen ABD'deki düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü'nün Başkan Yardımcısı.
Derviş'in Financial Times'taki yazısının başlığı "Türkiye'de muhalefet güçlü yönlerini yeniden keşfetmeli".
Kemal Derviş, seçmenin yerel seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (AKP) ezici bir destek vermediğini söylüyor. Derviş, yüzde 45 oy olan AKP'nin son genel seçimlerdeki oy oranının yüzde 50 olduğunu, 2010'daki referandumunda da seçmenlerin yüzde 58'inin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın savunduğu anayasa değişikliklerine destek verdiğini hatırlatmış.
AKP'nin muhalefetin üçe bölünmesinin avantajını kullandığını vurgulayan Derviş, "Geçtiğimiz aylarda tanık olduğumuz yıkıcı ve kutuplaştırıcı siyaset son bulmalı." diyor.
Derviş'e göre Türkiye'nin yeniden demokratik ve ekonomik açıdan başarılı bir ülke olarak belirmesi için üç şeye ihtiyaç var:
"AKP gerçekten demokratik bir muhafazakâr parti olmalı. Partinin lider kadrosu da iyi yönetim ile sürdürülebilir ekonomik başarı arasındaki bağı kavrayabilmeli...CHP merkez solda Avrupalı bir sosyal demokrat parti olmalı. Liberal bir toplumun ve hukukun üstünlüğünün savunucusu olmalı...Büyük oranda laik Kürtlerden destek alan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) de Türkiye'nin Kürtlerinin müreffeh olacakları ve demokratik bir ülkede barış içinde yaşayacakları bir geleceği hedeflemeli."
CHP ile ilgili satırlarında "Avrupa merkez solunun kardeş partisinde etnik şövenizme yer olamaz." demiş Derviş. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) yönetimini hukukun üstünlüğünden yana ve şiddete karşı uyarıcı tavrı nedeniyle övmüş ve CHP'ye de bir çağrıda bulunmuş:
"Türkiye'nin merkez sol muhalefeti kasetlere odaklanmaktan kaçınmalı, ekonomiye yoğunlaşmalı ve tıpkı 1970'lerde güçlü şekilde gösterdiği gibi büyük bir çoğunluk için konuşabilme yeteneğini yeniden keşfetmelidir. Sayın Erdoğan'ın iktidar tekeline sadece böyle meydan okunabilir. Üstelik bu tavır, AKP içindeki ılımlılara da yardımcı olabilir. Böylece, Türkiye'nin Kürtlerine ve Aleviler ile dini vecibelerini yerine getiren Sünniler gibi diğer gruplarına da güven verilebilir."
"Türkiye'de seçime gölge düştü"
Times gazetesinin iç sayfalarındaki haberin başlığı ise "Kayıp oylar ve esrarengiz elektrik kesintileri Türkiye'de seçime gölge düşürdü".
Gazetenin İstanbul'daki muhabiri Alexander Christie-Miller, dün Ankara'da Yüksek Seçim Kurulu (YSK) önünde toplanan binden fazla göstericinin Başbakan Erdoğan'ı, hafta sonundaki yerel seçimlerde hile yapmakla suçladıklarını aktarmış.
Haberde göstericiler ile CHP'nin İstanbul ve Ankara adaylarının seçimler sırasındaki elektriklerin şüpheli biçimde kesildiğini, seçim sandıklarının kaybolduğunu, oyların yanlış sayıldığını iddia ettikleri belirtiliyor.
Times'ın haberinde Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın dün gazetecilere yaptığı şu açıklamaya da yer verilmiş:
"Espri yapmıyorum arkadaşlar. Trafoya kedi girdi. Kesinti bundan yaşandı...Bunu seçime bağlamak yanlış."
Erdoğan aleyhtarı slogana müdahale
Guardian'ın iç sayfalarındaki haberin başlığı ise "Seçmenler oyların yeniden sayılmasını talep ederken, Türk polisi Ankara'da tazyikli su kullandı".
Gazetedeki haberde, YSK önünde toplanan kalabalığın "Hırsız Tayyip!" şeklinde sloganlar atması sonrası, polisin müdahale ettiği belirtilmiş.
Guardian'ın haberinde CHP'nin özellikle Ankara ve Antalya'da sonuçlara itiraz ettiği, partinin Ankara adayı Mansur Yavaş'ın gerekirse Anayasa Mahkemesi'ne gideceklerini söylediği, CHP İstanbul adayı Mustafa Sarıgül'ün de kentte tüm oyların yeniden sayılması çağrısında bulunduğu bilgileri de yer alıyor.
Haberde iki gelişmeye daha yer verilmiş. Bu gelişmeler: Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde usulsüzlük iddiaları sonrası çıkan çatışmalarin ardindan polisin göstericileri gözyaşartıcı gaz ve tazyikli su kullanarak dağıtması ile Osmaniye'nin Düziçi İlçesi'nde altı okulun çöplerinde, üzerinde CHP ve MHP'ye 'Evet' mührü basılı kullanılmış oy pusulalarının bulunması.
Almanya BasınıWestfälische Nachrichten adlı gazetede yer alan yorumda, Erdoğan'ın bundan sonra atacağı adımlara dikkat çekiliyor:
“Türkiye artık Avrupa Birliği’nin bir üye adayı değil ve aynı zamanda Avrupa ile Ortadoğu arasında köprü olma işlevini de yerine getirmiyor. Erdoğan elde ettiği zaferi, yürüttüğü siyasetin onayı olarak değerlendiriyor… Ve şimdi korkulan, Erdoğan’ın elindeki tüm olanaklarla iç politikadaki karşıtlarına karşı hücuma geçmesi… “
Kölner Stadt-Anzeiger gazetesinde de şu satırları okuyoruz:
“Seçim zaferinin sonuçları sorunlu görünüyor. Erdoğan, bu zaferi hakkındaki yolsuzluk suçlamalarından siyaseten aklanma olarak değerlendiriyor. Adli soruşturmaları ise polis ve yargıda başlattığı tasfiyelerle olanaksız hale getirdi. Erdoğan zaferini, siyasi karşıtlarına yönelik acımasız bir operasyon başlatma misyonu olarak da yorumlayabilir. Nitekim seçim gecesi muhaliflerini, en başta da ılımlı İslamcı din adamı Fetullah Gülen’i ve yandaşlarını tehdit etti ve ‘onların köklerinin kazınmasının zamanının geldiğini‘ söyledi. Uzlaşmak yerine bölmek, Erdoğan’ın sloganı haline gelmiş durumda. Bu adamın cumhurbaşkanlığına aday olma ihtimali oldukça rahatsız edici.“
Badische Neueste Nachrichten gazetesinde yer alan yorumda da Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ilişkin tutumu irdeleniyor:
“Ankara’da artık Avrupa Birliği’nin gündemde olmaması sadece Erdoğan’dan kaynaklanmıyor. Avrupa Birliği’nin kendisi de son yıllarda Türkiye konusunu ihmal ediyor. Avrupalıların Müslüman bir ülkeyi kabul etmeyi isteyip istemediği konusunda şimdiye kadar görüş birliği içinde olmaması yüzünden Ankara’ya kimi zaman inandırıcı kimi zaman da inandırıcı olmayan gerekçelerle mesafe konuldu. Avrupa Birliği süreci geciktirirken, birçok Türk de Avrupa arzusunu kaybetti. Erdoğan’ın Avrupa Birliği’ne karşı kuşkulu tutumu da bu hayal kırıklığının bir sonucu. Ayrıca Başbakan’ın muhafazakâr seçmenlerinin, demokratik reformlara ilişkin Erdoğan karşıtı Türklerden ve Avrupalılardan bambaşka fikirleri var.“
Thüringische Landeszeitung gazetesi ise Ankara'ya yaptırım uygulanması gerektiğini savunuyor:
“Türkiye daha uzun bir süre Avrupa Birliği’ne üye olmamalı. Avrupa’nın değerlerini Türkiye’de sadece azınlıkta kalan bir kesim paylaşıyor. Erdoğan, Avrupa Birliği için göz hizasında bir muhatap olamaz. Erdoğan demokrasiye zarar vermeye devam ediyor, Avrupa Birliği'nin Ankara'ya karşı yaptırım kararı alması gerekli.“
Lüneburg'da yayımlanan Landeszeitung adlı gazetenin Türkiye'deki mahalli idareler seçimlerine ayırdığı yorum özetle şöyle:
“Rakip başkan adaylarının taraftarları arasındaki çatışmalarda sekiz kişinin ölmesi, Türkiye'deki yerel seçimlerin sadece belediye başkanlarının belirlenmesinden çok daha fazla önem taşıdığını göstermeye yeter. Erdoğan on bir yıldır, Kürt meselesi de dâhil olmak üzere Türkiye'yi birleştirmeyi başaramadı. Toplumda derin bir kutuplaşma oldu. AKP'nin kendini arınmış İslamcıların partisi olarak lanse etmesine rağmen, Türkiye'yi köklü bir şekilde İslamlaştırma hedefini güttüğü anlaşılıyor. Erdoğan, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlıklarının yeniden kazanılmasını kendine verilmiş güvenoyu addedecektir. İncelik gösteremeyen otokrat lider demokratik usullerle Türkiye'yi demokratik değerlerden uzaklaştıracaktır.”
Stuttgarter Zeitung yerel seçimleri konu alan yorumunda Türk toplumunun bölünmüşlüğüne işaret ediyor:
“Recep Tayyip Erdoğan bölünmüş bir ülkenin başbakanlığını yapıyor. Muhafazakar seçmenlerini kendi safında koruyabilmek için son aylarda kasıtlı olarak bölünmüşlüğü daha da derinleştirdi. Bunun siyasi bedeli yüksek olur, siyasi atmosfer kirlenir. Şimdi gereken uzlaşmacılık, şeffaflık ve diyalogdur ki bunların hiçbiri Erdoğan'ın son aylarda takındığı siyasi üsluba uymamaktadır. Hükümet başkanı muhaliflerine hasım gözüyle baktığı sürece Türkiye huzura kavuşmayacaktır.”

YORUM YAZIN