Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (8 Nisan 2014)


İngiltere Basını
İngiltere’de yayımlanan gazetelerde, Macaristan ve Hindistan’daki seçimler ile Ukrayna’daki gelişmeler hakkındaki haber ve yorumlar dikkat çekiyor.

Macarsitan seçiminin ardından
Financial Times, Macaristan’da yapılan ve iktidardaki Fidest partisinin mutlak zaferiyle sonuçlanan genel seçimlere Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından getirilen eleştirileri aktarıyor.

Gözlemciler, oy verme sürecinin iyi idare edilmesine karşın, Başbakan Viktor Orban’ın partisine yakın medya patronlarının taraflı yayıncılığa ve haksız rekabete yol açtığını belirtiyor.

Orta Avrupa Üniversitesi öğretim üyesi ve Macaristan’ın eski Dışişleri Bakanı Peter Balazs, AB üyesi olan Macaristan’daki seçimlere getirilen bu eleştirinin “zılgıtın ötesine geçmeyeceği” görüşünde.

Seçimlerin düzenlenişini, “özgürce ama adilce değil” diye tanımlayan Prof. Balazs şöyle diyor: “Medya, reklamlar, kampanyanın finansmanı Fidezs’in çeşitli oyunlarıyla doluydu; ülkedeki herkes biliyor ki bunlar genellikle meşruiyetin sınırlarındadır ama resmi olarak bunların yasadışı olduğunu kanıtlamak oldukça zor.”

Londra merkezli Teneo Intelligence adlı düşünce kuruluşundan Otilia Dhand, iktidar partisinden daha radikal sağcı olan Jobbit partisinin yüzde 21’le ikinci olmasının, Roman-Çingene azınlık ile nüfus çoğunluğu arasındaki sosyal gerilimi artırabileceğine dikkat çekiyor.

Financial Times’ın başyazısında, Başbakan Orban’ın anayasa değişiklikleriyle basın ve ifade özgürlüğünü kısıtladığına ve partisiyle devleti bütünleştirdiğine vurgu yapılıyor.

AB’nin Orban’ın yurttaşlık haklarını kısıtlamasına karşı ne yapacağını bilemediğini belirten Financial Times şu ifadelere yer veriyor: “Orban bir adım geri atmaya zorlandığında genellikle daha sonra 3 adım daha atıyor. Macaristan’ın AB’deki ortakları her hakkı gaspını utanç verici sessizlikle geçiştiremez. Orban kendi evinde denetlemezken şimdi ileri atılmak onlara düşüyor.”

Hindistan seçimleri
Times gazetesi, Hindistan’da 800 milyondan fazla seçmenin oy kullanacağı seçimlerin ardından Başbakanlık koltuğuna oturabileceği belirtilen sağ kanat politikacı Narendra Modi’nin sığır etine karşı söylemlerine geniş yer ayırmış.

Haberde, Hindu milliyetçisi olan Modi’nin bu sözlerinin inek eti yemeye karşı kuralları olmayan Müslümanları rencide edebileceği ve ülkede ulusal birlik duygusunu zedeleyebileceği belirtiliyor.

Roger Boyers yorum yazısında, “Modi hem ülkesine hem de dışarıya dert açacaktır” diyerek, nükleer silah sahibi Hindistan’ın Pakistan ile ilişkilerinin de kötüleşebileceği uyarısı yapıyor.

Times muhabiri Robin Pagnamenta’ya konuşan 25 yaşındaki seçmen Manju Debbarma “Gençler için iş ve kadınlar için güvenlik için çoy veriyorum” derken, 95 yaşındaki Bayşnebi Debbarma, “Hükümette daha az yolsuzluk ve huzur içinde yaşamak istiyoruz” diye ifade ediyor beklentisini.

Ukrayna krizi derinleşebilir
Chatham House araştırmacılarından James Sherr, Independent gazetesindeki analizinde, Ukrayna’nın doğusunda Rusya yanlısı ayrılıkçıların hükümet binalarını işgalini değerlendiriyor.

Sherr’e göre, Ukrayna’nın Kırım bölgesini ilhak eden Rusya, attığı bu adımlarla Ukrayna hükümetinin ülke genelinde kontrolü olmadığını gözler önüne seriyor.

Sherr, 22 yıldır Rusya Federasyonu’nun eski Sovyetler Birliği topraklarındaki “dostları” ile politik işbirliği yaptığını fakat Ukrayna’nın bir bölgesinin ilhak edilmesinin Batı ile Moskova ilişkilerinde bir dönüm noktası olacağını belirtiyor.

Guardian gazetesinin haberinde de, Rusya’nın Ukrayna’nın doğu bölgesine askeri müdahalede ulunmasının, gerilimi çok ciddi derecede yükselteceğinin altı çiziliyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ise gazetedeki makalesinde suçlamalara yanıt vererek, “Asılsızca gerilimi yükseltmeyi durdurarak ortaklaşa ciddi işlere dönmenin zamanıdır” diyor.

Lavrov, Batı ülkeleri diplomatlarının Rusya’ya yönelik suçlamlarını ve NATO’nun doğuya doğru genişleme programını eleştirerek; Almanya, Fransa ve Polonya dışişleri bakanlarının 21 Şubat günü dile getirdiği öneriyi desteklediklerini belirtiyor.

Söz konusu öneri, Rusya ile AB arasında Ukrayna ve diğer Doğu Avrupa ülkelerinin katılımıyla müzakereler sürdürülmesini içeriyordu.

İstanbul, Londra ve Paris’i solladı
Times ve Daily Telegraph, İstanbul’un TripAdvisor tarafından derlenen değerlendirmelerde gezilecek en iyi kent seçildiği haberine yer veriyor.

İkinciliği İtalya başkenti Roma’nın aldığı listede Londra üçüncü, Pekin dördüncü olmuş. Bu kentleri Prag, Marakeş, Paris, Hanoi takip ediyor.

Geçen yıl listenin başlarında olan New York’un bu yıl 12. gerilemesi dikkat çekiyor.

Almanya Basını
Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk kentinde Rusya yanlısı göstericiler bağımsızlık ilan etti. Frankfurter Rundschau gazetesi gelişmelerle ilgili bir yoruma yer veriyor sayfalarında:
“Vladimir Putin, Ukrayna sınırında güç gösterisinde bulunmak, Rusya yanlısı güçler aracılığıyla ateşle oynamak istiyor olabilir. Ancak ekonomik ya da etnik çatışmaların gündemde olduğu bölgeleri sürekli Rusya'ya katmak, çıkarına olamaz. Gürcistan'ın Güney Osetya ve Abhazya gibi sadakatsiz bölgelerini beslemenin Moskova'ya maliyeti getirisinden daha fazladır. Kaldı ki egemenlik alanının kenarında ayrılıkçılara karşı yıpratıcı bir savaş sürdürmenin ne anlama geldiğini Moskova, Kuzey Kafkasya'da yeterince tecrübe etti. Ukrayna'nın doğusunda kendilerini Moskova'dan çok Kiev'e bağlı hisseden Ukraynalılar gibi etnik Rusların da yaşaması Kremlin'i derin derin düşündürüyor olmalı.”

Mannheimer Morgen gazetesinin Ukrayna'daki gelişmelere ilişkin yorumu ise şu şekilde:
"Batı'da Rusya Devlet Başkanı'nın ganimet olarak Kırım ile yetineceğini hâlâ ümit edenler, durumun ciddiyetini kavramamış demektir. Putin Ukrayna'yı paramparça etmek istiyor, onu en azından artık bağımsız bir devletten söz edilemeyecek kadar zayıflatmak istiyor. Almanya'da Rusların Kırım üzerindeki tarihsel hak iddiaları hararetli bir biçimde tartışılırken önemli bir noktanın üzerinden atlanıyor: Putin ve birçok Rus için bir bütün olarak Ukrayna'nın varlık meşruiyeti bulunmuyor. Esas itibarıyla Moskova'nın alçakça yorumu bu şekilde, bağımsız Ukrayna ulusu diye bir şey yok ve konuşulan dil de Rusça'nın bir lehçesinden başka bir şey değil. Öyle olunca Ukrayna'nın kendi devleti üzerinde hak iddiası da düşmüş oluyor elbette."

Macaristan'da pazar günü yapılan genel seçimlerin galibi Viktor Orban oldu. Almanya'nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Handelsblatt seçimin sonucunu şöyle yorumluyor:
“Avrupa'ya giden yolda birçok siyasi sorumlu sosyal adalet ve ekonomik kalkınma gibi hedefleri kendi Avrupa Birliği vatandaşlarının gözünün önünden kaçırıyor. Hâlbuki küresel dünyada Orban'ın sürdürmeye çalıştığı ulusal ekonomi politikaları stratejik bir çıkmazdır. Federal Alman hükümeti, Macaristan'ın tuttuğu yanlış yolu şimdiye kadar görmezden geldi. Almanya uzun süre Akdeniz'deki sorunlu çocuklarla ilgilendi ve Avrupa'nın doğusunda siyasi açıdan saatli bir bombanın işlemekte olduğunu unuttu.”

Kölner Stadt-Anzeiger Macaristan'da vatandaşların yaptığı tercihe Berlin ve Brüksel'in saygı duyması gerektiğini vurguluyor yorumunda:
“Orban'ın zaferi ezici oldu, çünkü partisi demokratik usulden uzak, kendisine uyacak tarzda bir seçim yasası şekillendirdi ve medyayı maniple etti. Ama bunların yanı sıra Macarlar da sağ milliyetçi bir hükümet istediklerini fazla fazla ortaya koydu. Bunun kabullenilmesi gerek, Brüksel ve Berlin'de de. Alman hükümet sözcüsünün vakit kaybetmeden Orban'ı elde ettiği çoğunluğu ‘dengeli, alçakgönüllü ve duyarlı' bir biçimde kullanma konusunda uyarması zaten tuhaf. İç işlerine karışmaktan başka anlam taşımayan bu tarz açıklamalarla Macar vatandaşları sadece Brüksel'dekilere değil Almanya'ya karşı da öfkelendirilmiş olur.”

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.