ÖDP Şişli Belediye Meclis Üyesi Adayı Burak Cop: "20 Yıllık İstanbul Yönetimi Tükendi"
ÖDP Şişli Belediye Meclisi Üyesi adayı Burak Cop'a sorduk..
Neden yerel siyaset/ neden başkanlık değil de belediye meclisi üyeliği?
Üyesi olduğum ÖDP'nin bu seçime ilişkin stratejisi uyarınca diyeyim. Yurt genelinde istisnai sayıda il ve ilçede ÖDP aday çıkartıyor. ÖDP'nin adı ve amblemi altında oy pusulasında yer alacak isimlerin bir kısmı da solun ortak adayı hüviyetini taşıyorlar. Bir de, Ankara Büyükşehir adayı Kaya Güvenç örneğindeki gibi, ÖDP'nin desteklediği bağımsız adaylar var.
ÖDP'nin yerel seçim stratejisi nedir?
Başkanlıklar mevzuunda kendini, adını dayatan bir çizgide olmasa da ÖDP, seçmenleri kendinden mahrum bırakma niyetinde değil. Türkiye genelinde bütün illerde oy pusulasında ÖDP bir şekilde yer alacak. Kâh belediye meclisi oy pusulasında, kâh il genel meclisi pusulasında, pek çok yerde de ikisinde birden. 2009 yerel seçimlerine partimiz hemen hemen hiç hazırlanamadan girmişti. Şimdilerde Twitter'da yazdıklarıyla bizleri eğlendiren, 2007'den itibaren adım adım iktidar blokuna yanaşan eski genel başkanımızın yol açtığı iç çalkantı partimizin yaklaşık 3 senesini yedi. 2009 seçimi de buna denk geldi. Türkiye'nin yaklaşık üçte birinde seçime katılabildik ve hemen hemen hiç çalışma yapamadık. Bu koşullar altında il genel meclisi seçiminde yurt genelinde 60 bin oydan biraz fazla aldık. Gerçek gücümüz bu değildi
Şimdi dosta, dost olmayana gerçek gücümüzü göstereceğiz. Yanlış anlaşılma olmasın, anlamsız bir meydan okuma değil bu. Biz aslında 30 Mart'ı değil, 30 Mart sonrasını hedefliyoruz. İktidar blokundaki iç savaş, baskıcı AKP-Cemaat rejiminin çözülüşü, Erdoğan ve avanesinin meşruiyet krizi ve en önemlisi Gezi isyanı... Türkiye'yi bir sol dalga bekliyor, bu benim şahsi görüşüm. CHP'nin de git gide sağa çektiği, CHP liderinin seçim otobüsünde bozkurt işaretiyle kalabalığı selamladığı bir dönemde tüm eşitlikçi, özgürlükçü, sol, demokrat güçlerin derlenip bir araya gelmesi gerekiyor. 30 Mart'ta elde edilecek oranlar, kazanılacak belediyeler, kazanılacak meclis üyelikleri bu konuda fikir verici olacaktır. Öngörüm o ki, bu yerel seçimde sosyalist sol 5 yıl önceki seçime göre daha derli toplu bir görüntü verecektir.
ÖDP neden aday çıkarmadı?
Sorumlu davrandık. Belli bir toplumsal karşılığımız olan, kazanma şansımız bulunan, solun ortaklaşabildiği az sayıdaki il ve ilçe dışında Erdoğan rejimine karşı doğal olarak oluşan demokrasi cephesini bölüp zayıflatmak istemedik. AKP'nin işine gelebilecek durumlara, seçim sonuçlarına yol açmak istemedik. Yoksa emin olun hemen her yerde aday çıkartır; binde 1, binde 5, yüzde 1, yüzde 3, yüzde 5 ve sair oylar alırdık. Peki bunun ne anlamı olacaktı?
Neden Şişli?
Evet, kişisel sorulara geçtik sanırım. 1980 yılında Şişli'de doğdum, halen Şişli'de yaşıyorum. Şişli çok önemli bir ilçedir, tek başına bir il, hatta ülke gibidir. Halklar mozaiğidir. "Kentli"dir. Her sınıftan insan vardır. Yurttaşların örgütlülüğünün, bilinç düzeyinin, sol duyarlılığının yüksek olduğu bir yerdir. Türkiye'nin en zengin ilçelerinden biri, rantın İstanbul'daki merkezlerinden biri ve sol belediyecilik için her türlü imkanı sunan bir ilçe.
Şişli'ye dair önerilerinizi anlatır mısınız?
Az önce dediğim gibi, Şişli'de her kimlikten yurttaş yaşar. Burada izninizle bir alt başlık açmak istiyorum. Şişli ilçesi Gayrimüslim yurttaşların İstanbul'da en yoğun olarak bulunduğu birkaç ilçeden biri. Özellikle Ermeni yurttaşlarımız kimi semtlerde yoğundur. Benim sol belediyecilikten anladığım, her dilin, her kültürün, her inancın kamusal bütçeden hak ettiği payı alması, bu payla da kimliksel varlığını sürdürebilmesidir. Vergi veren, askerlik yapan insanların ibadethanesi ibadethane sayılmıyor cemevleri örneğinde görüldüğü gibi, yahut camiler elektriğe suya para ödemezken kilise ve havralar bu ayrıcalıktan yararlanamıyor. Eşit yurttaşlık bağlamında bu önemli sorunların kesin çözümü ulusal düzeyde olur. Ama madem bizim bugünden yarına sol bir iktidar kurma şansımız yok, o zaman Şişli gibi zengin bir belediyenin en azından kendi sınırları içerisinde eşitlikçi pratikleri hayata geçirmesinin yolları üzerinde düşünmek lazım.
Yılların ayrımcılığından ötürü pozitif ayrımcılık dahi kısmen gündeme gelebilir. Belediye bütçesinden toplumda azınlıkta kalan dil, din, inanç ve mezhep gruplarına; bu toplulukların dinsel, kültürel, eğitsel kuruluşlarına, adı konmuş, düzenli bir kaynak aktarımı söz konusu olabilir. Belediye meclisi icrai bir organ olmadığı için "seçilince bunları yapacağım" gibi bir vaatte bulunamıyorum. Ama günün birinde Şişli'yi ve İstanbul'un her yerini halkçı, kamucu, kısaca sol belediyeler yönetecek olursa, bizim bugün söylediklerimiz o gün için damla damla biriksin.
ÖDP'nin seçim stratejisini sorduğunuzda söylemeyi unuttum. ÖDP, belirli bir başkan adayını desteklemediği yerlerde yurttaşlara şu kriterlere sahip adaylara oy vermeleri çağrısında bulunuyor: Kamucu, özgürlükçü, bağımsızlıkçı, ekolojist, cinsiyetçiliğe karşı, kentin doğal ve kültürel zenginliklerinin rantçı yağmasına karşı duran, laiklikten ve Kürt sorununa demokratik çözümden yana adaylara oy çağrısında bulunuyoruz. Şişli ilçesinde bu kriterlere en uygun aday HDP adayı Ayşe Berktay gibi görünüyor. Lakin şunu belirtmeden de geçemeyeceğim: HDP, Kürt hareketinin ihtiyaçları doğrultusunda kurulmuş, onun yörüngesinde bir koalisyon. Abdullah Öcalan, Bese Hozat, Rıza Altun gibi PKK liderleri çözüm sürecini sabote etmek isteyen güçler arasında "Rum lobisi"ni, "Ermeni lobisi"ni sayarken HDP yönetimi buna karşı güçlü bir ses çıkaramadı. Anca yarım ağızla bir açıklama yaptılar.
Ben buradan şu sonuçları çıkartıyorum. Tüm kimliklerin özgürleşmesinin yolu, bu kimliklerden birinin, bir ulusal hareketin önderliğinde kurulan ve kimlik siyaseti yapan bir partinin güçlenmesinden geçmiyor. Sınıfsal meseleleri her zaman birinci plana koyan bir sosyalist hareket ancak herkesin özgürleşmesini sağlayabilir. Aksi takdirde, x kimliğinin özgürleşmesini y kimliğinin mücadelesine bağlarsanız, günü gelir de y kimliği kendi çıkarları, kendi gündemi doğrultusunda milliyetçileştiğinde, başka milliyetler karşısında kendini rakip olarak konumlandırdığında; araba aniden istop eder.
20 yıllık İstanbul yönetimine dair görüşleriniz?
Tükendiler. Trafik sorununu iyice çıkmaza soktular. Raylı sistemleri yeterince geliştiremediler. 5 değil 10 değil, 20 yılda raylı sistemle donatamazlar mıydı bütün şehri? Şimdi bir süredir planladıkları metro hatlarının reklamını yapıyorlar. Belediye panolarında o reklamlar bizim paramızla yapılıyor. Bizim paramızla bize artistlik yapıyorlar, üstelik ortada icraat da yok, vaat var.
Beceriksizler. Kadıköy-Kartal metrosunu zamanında bitiremediler. Üstelik yarı-atıl durumda bu hat, yeterince kullanılmıyor. Bağcılar-Olimpiyat Köyü metrosunu zamanında tamamlayamadılar. Bakırköy-Beylikdüzü metrosunun inşaatına geçen yıl başlayacaklardı, başlayamadılar. Keza Yenikapı-Bakırköy hattına da başlayacaklardı, başlayamadılar. Daha bir sürü örnek var böyle. Çok sayıda hattın inşaatının altından İBB kalkamayacağını görünce bunları Ulaştırma Bakanlığı'na devretti. Melih Gökçek de Ankara'da ek hatların inşasını beceremeyince Bakanlığa devretti. Böyle belediye başkanı ben de olurum. Verin bana merkezi yönetimin inşaatı devralma garantisini, ne projeler geliştiririm.
İstanbul seçimlerine bakışınız?
ÖDP'nin oy çağrısında bulunduğu aday profiline uygun üç kişi görüyorum: HDP'li Sırrı Süreyya Önder, TKP'li Aydemir Güler ve bağımsız aday Şafak Tanrıverdi. Haklı gerekçelerle belediye seçimini AKP'ye kaybettirmek isteyen demokrat yurttaşlar ise "tatava yapma, en güçlü adaya oy ver" diyor. Yani Sarıgül'ü işaret ediyor. Bizse ÖDP olarak hem tatava yapan hem de yapmayan seçmenlerin oyuna talibiz belediye meclisi seçimlerinde. Belediye meclislerinde genel seçimdeki gibi bir ulusal baraj yoktur. Oyunuz boşa gitmeyebilir.


YORUM YAZIN