Header Ads

Diyanet Cuma Hutbesini Siyasete Alet Etti, Yasakları AKP Diliyle Savundu


Dışişleri Bakanlığı’ndaki Suriye savaş planlarıyla ilgili ses kaydı sonrasında tartışmalar sürerken, Diyanet'in Cuma hutbesinde de ses kayıtları için AKP'nin söyledikleriyle örtüştü.

Hutbede "birçok hata, hürriyet kavramının yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır.” denilerek Twitter ve Youtube yasakları adeta savunuldu. Diyanet’in hutbesinde dün yayınlanan ses kaydına da gönderme yapılan ifadelerr yer aldı. Diyanet hutbesinde "Kitle iletişim araçlarıyla dünyamızın küçüldüğü, geminin dibini delmek isteyenlerin çoğaldığı, teknik imkânları kullanıp tabiatın ekolojik dengesini dahi bozacak kadar ileri gittikleri günümüzde insanlık" ifadeleri yer aldı.

SOSYAL MEDYADAN DA TEPKİ
Cuma hutbesinde söylenenlerin Başbakan Erdoğan'ın konuşması gibi değerlendiren bazı yurttaşlar tepkilerini de sosyal medyaya yansıttı. Bazı kullanıcılar Cuma Hutbesi'nin Başbakan'ın konuşmasından farkı olmadığını ileri sürerek, 'AKP'nin seçime bir gün kala dini bu kez de seçim için kullandığı için tepki gösterdi.

"GEMİNİN DİBİNİ DELMEK İSTEDİLER"
Yayınlanan ses kaydı sonrasında AKP’li yöneticiler bunu “vatana ihanet” şeklinde yorumlarken, Cuma hutbesinde bu yorumları destekleyen şöyle bir bölüm yer aldı:

Peygamber Efendimiz (s.a.s), Cahiliye karanlığındaki kalplere iman nurunu yerleştirmek için elinden gelen gayreti gösteriyordu. Bir yandan hâl ve hareketleriyle getirdiği hidayeti yaşayarak sunarken bir yandan da etkili ve üstün hitabetiyle ilâhî mesajı en hikmetli kelimelere döküyordu. Bir gün insan ve toplum için hayatî bir önem taşıyan “hürriyet ve mesuliyet” duygusunu ashâbına güzel bir benzetmeyle şöyle anlatıyordu: Toplumsal sorumluluğun ve bireysel hürriyetin sınırlarını belirleyen bu hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), çok beliğ bir üslupla yaşadığımız dünyayı bir gemiye, bütün insanları da bu gemide yol alan yolculara benzetir. Yolcular kendi içlerinde iki kısma ayrılır. Bir kısmı Allah’ın koymuş olduğu sınırları gözeten ilim, irfan, akıl ve erdem sahibi insanlar; diğer kısmı ise bu sınırları çiğneyen, heva ve arzularına esir düşmüş, hürriyeti başıboşluk ve sorumsuzluk olarak telakki eden, sonu hem kendisinin hem de insanlığın felaketi olacak bir hürriyet anlayışına sahip olan kimselerdir.

Gemi hareket etmeden önce bu iki grup insan kura ile gemide yolculuk yapacakları yerleri belirlemiş, birinciler üst kısımda, ikinciler ise alt kısımda yerlerini almışlardır. İlahî rotada seyreden gemi, tam denizin ortasına vardığında aşağıdakiler güya yukarıdakileri gidip rahatsız etmemek gibi masumane görünen bir bahaneyle su ihtiyaçlarını gidermek için geminin dibini delmek isterler.

İşte bu hâl karşısında yukarıdakiler bütün insanlığın ortak malı olan bu geminin delinip su almasına mani olmadıkları takdirde yukarıdakilerle aşağıdakiler hep birlikte helak olacaktır. Ancak önlerine durup hikmetli bir yolla engel oldukları zaman sadece kendileri değil aşağıdakiler de batmaktan kurtulacaklardır.”

"ESARETE VE FELAKETE SÜRÜKLER"
Hutbenin devamında sosyal medyaya getirilen yasaklar "Günümüzde birçok hata, hürriyet kavramının yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Zira çoğu kimseye göre hürriyet, kişinin her yapmak istediğine sahip olmasıdır. Ancak unutmayalım ki böyle bir anlayış hem kişiyi hem de toplumu esarete ve felakete sürükler." şeklindeki ifadelerle savunuldu.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.