Header Ads

Cumartesi Anneleri'nin 467. Buluşması: "Gözaltında Kaybedilen Kadınları Unutmayacağız"


Cumartesi Anneleri, 467. kez Galatasaray Meydanı'nda buluştu. Kayıp yakınları, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla, kadın özgürlük mücadelesinin önderlerinden Rosa Luxemburg ve gözaltında kaybedilen kadınları andı.

NE OLMUŞTU?
Alman Komünist Partisi'nin kurucularından olan Rosa Luxemburg, politik kimliği nedeniyle devletin hedefindeydi. 5 Ocak 1919 gecesi Berlin'de kaldığı evde gözaltına alınan Luxemburg, Milliyetçi Freikorps birliklerinin karargah olarak kullandığı Eden Otel'e götürüldü. İşkence yapılan Luxemburg, cezaevine nakledileceği söylenerek bindirildiği arabada kurşunlanarak katledildi. Kaybetmek amacıyla ayağına taş bağlanarak Spree nehrine atıldı. Bedeni dört buçuk ay sonra 31 Mayıs 1919'da Landweher kanalında tesadüfen bulundu. Sekreteri ve arkadaşı, Luxemburg'u üzerindeki kolye, mavi elbise ve çoraplarından tanıyarak, teşhis etti. Berlin Friedrichsfelde'deki mezarlığa defnedildi. Naziler iktidara geldiğinde bu mezarlığı yerle bir etti. O nedenle bugün Luxemburg'un kemiklerinin tam olarak mezarlığın neresinde olduğu bilinmiyor. Ancak Rosa Luxemburg, her yıl dünyanın dört bir yanından Berlin'e gelen milyonlarca kişi tarafından anılıyor, insanlığa bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkılıyor.

'HANGİ KADINLARIN 8 MART'INI KUTLUYORSUNUZ?'
Eylemde ilk sözü gözaltında kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız aldı. "Her özel günümüz mücadeleyle geçiyor" diyen Yıldız, başta AKP olmak üzere çok sayıda siyasi partinin 8 Mart dolayısıyla sokaklara afiş ve pankartlar astığını hatırlattı, "Hangi kadınların 8 Mart'ını kutluyorsunuz. Evlatlarını katlettiğiniz anaların mı? Öldürdüğünüzü kadınların mı?" diye sordu.

Hapishanelerde bulunan kadın tutukluların 8 Mart'ını kutlayan Yıldız, Cumartesi Anneleri'nden el sallayarak kadınların 8 Mart'ını kutlamasını istedi. Kayıp yakınları zafer işareti yaparak ve el sallayarak tutuklu kadınların 8 Mart'ını kutladı.

Hayrettin Eren'in kardeşi İkbal Eren, 8 Mart'ın emek ve özgürlük mücadelesinin günü olduğunu söyledi. Kapitalistlerin bugünü tüketim günü, siyasilerin ise politika malzemesi haline getirdiğini kaydeden Eren, "Kadınları 'çiçek, papatya' diyerek zayıf, narin gösteriyorlar. Kadın hayatın devamlılığıdır, güçlüdür" dedi. Başbakan Erdoğan'ın Gezi isyanı sırasında Kabataş'ta türbanlı bir kadının darp edildiği yönündeki iddialarını hatırlatan Eren, "Görüntülerle bunun doğru olmadığı ortaya çıktı. Kadının 'ruhsal çöküntü' yaşadığı yönünde bolca propaganda yaptılar. 18 yıldır benim annemde ruhsal çöküntü içerisinde" şeklinde konuştu.

Eren, Plaza De Mayo Anneleri'ni selamladı, 8 Mart'larını kutladı.

Kayıp yakınları Halime Aydoğan ve Emine Kaya da birer konuşma yaptı, başta hapishanelerdeki kadınlar olmak üzere özgürlükleri için mücadele eden kadınları selamladı.

'ONLARI ARAMAKTAN, KATİLLERDEN HESAP SORMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ'
Haftanın metnini Evrim Savaş okudu. Savaş, Rosa Luxemburg'dan yıllar sonra Türkiye'de de kadınların, devletin güvenlik güçleri veye desteği ile hareket eden paramiliter gruplar tarafından gözaltına alınarak kaybedildiğini söyledi.

Savaş, Makbule Ökdem, Ayten Öztürk, Rıdda Yavuz, Hamide Şarlı, Hatun Işık, Yeter Işık, Elif Işık, Gülizar Serin ve üç yaşındaki kızı Dilek Serin, Lütfiye Kaçar, Ayşenur Şimşek, Hatice Şimşek, Fahriye Mordeniz, Zozan Eren, Neslihan Uslu, Konca Kuriş'in gözaltına altında kaybedildiğini hatırlattı, akıbetlerini sordu.

"Onların akıbetini açıklamak, faillerini cezalandırmak devletin görevidir" diyen Savaş, bu görevi yerine getirmeyen yetkililerin suç işlediğini kaydetti.

Savaş, topluma seslendi: "Devletin güvenlik güçlerince gözaltına alınmış, işkence edilmiş ve kaybedilmiş kadınlar gerçeği karşısında susmayın. Susarak bu kolektif suça ortak olmayın."

Savaş, devletin gözaltında kaybettiği kadınları aramaktan, onları kaybedenlerden hesap sormaktan vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.