Header Ads

Başbakan Erdoğan: "Gerekirse Facebook ve Youtube'u Kapatırız"


ATV ve A Haber ortak yayınında gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hedefinde Gülen Cemaati lideri Fethullah Gülen vardı. ABD Başkanı Obama ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını anlatan Erdoğan, "Obama ile bu konuyu görüştüm. Oradan da umutluyum. 'Benim ülkemi karıştıran sizde Pensilvanya'da yaşıyor' dedim. ABD'nin iç güvenliğini tehdit edeni bizden istiyorsunuz, ben de sizden isterim, her şeyin başında o var' dedim ve o da olumlu baktı." ifadesini kullandı. Erdoğan, "Kırmızı bültenin söz konusu olup olmadığı" sorusunu da "Niye olmasın, işte diyorum ya her şeyin önce altyapısını bir oluşturacaksın, hazırladığın bülteni de sağlam hazırlayacaksın" diye yanıtladı.

Telefon dinlemeler
İnternette yayınlanan telefon kayıtlarının montaj olduğunu söyleyen Erdoğan, artık kriptolu telefon kullanmadığını söyledi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dinlenmesiyle ilgili olarak da 'Ben orada da ikili telefon görüşmelerinin dinlenmediğine inanmıyorum, Sayın Cumhurbaşkanımız o konuda ne derse desin. Arşivde duruyor, vakti saati geldiğinde bunlar onu da açıklarlar. Bu olayların bir defa geçmişe bir bakın, sene 1980, bu işin başlangıcıdır. Şu anda 2014'teyiz. 34 yıl. 34 yıldır bu çark çalışıyor ve şu anda zirve yaptığı noktadır' dedi.

Yeni yasaklar
Erdoğan, 30 Mart seçimlerinden sonra yeni yasal düzenlemeler yapılarak Cemaat'le mücadeleye devam edileceğini söyledi. Başbakan Facebook ve Youtube'un kapatılmasının da bu önlemler arasında olabileceğinin işaretini verdi. Erdoğan, "O konuda kararlılığımız var, benim ve bazı arkadaşlarımızın, hepsinin değil. Bu milleti Youtube'a, Facebook'a yedirmeyiz. Atılması gereken adım neyse biz bu adımı en kesin hatlarla atacağız. Kapatılmaları da dahil. Çünkü bu insanlar kazançları için her türlü ahlaksızlığı, ajanlığı, casusluğu teşvik ediyorlar. Bunun bir sınırı yok. Böyle bir özgürlük anlayışı olamaz" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarından diğer satır başları ise şöyle:

"Meydanlardaki coşkudan görüyorum ki paralel yapı meselesi halkı birbirine kenetlemiş. Bugün Malatya mitingimizde emniyet rakamlarına göre 100 bin kişi vardı. Daha paralel yapıya girmeden meydan tepkisini ortaya koyuyor.

Vatandaş enteresan sloganlar bulmuş, pankartlar çok farklı. Duygu ve tepki çok farklı. Muhalefet sürekli fotomontaj diyor. Bunların tekniği çok farklı. İnanmadıkları şeylere hemen fotomontaj diyorlar. 30 Mart'ta fotomontajı görecekler.

'Aydın Doğan da aracı bulsa görüşür müsünüz?'
Aydın Doğan'ın işi zorlaştı. Onun daha farklı yerleri devreye sokmak lazım. Çünkü şu andaki yayın politikalarıyla çok çok ahlaki olmayan yollara giriyorlar. Özellikle köşe yazarlarıyla hiç ahlak şu bu yok. Ben zaten paralel yapının adeta bir yayın organı gibi bir çalışmanın içindeler. Köşe yazarları da aynı şekilde öyle. Geçenlerde içlerinden bir tanesini deşifre ettim biliyorsunuz. Mesela yasa ihlalleri oluyor. Ve bunu savunuyor. Bunu savunan gazete ile nereye gidersiniz? Meclis'te bu yayınlar yapılıyor, kalkıyor bunu savunuyor. Anayasa ihlalleri yapılıyor bunları savunuyorlar. Bu insanlara kalkıp da buyurun gelsinler konuşalım diyemem. Benim yaradılışıma ters.

'Casusluk ve ajanlık'
Şu anda yargı adil bir karar verebilecek durumda değil. Çünkü yargıyada o şekilde dizayn etmişler. Bunun o şekilde düzenlenmesi lazım önce.  Neden HSYK'dan başladık? İstediğini istediği zaman istediği şekilde dinliyor. Bunların hepsini yaptılar ve yapıyorlar. Yüz binlerde insanı dinlediler. Yaptıkları atamalar neticesinde savcılar karıştırdıkça başka şeyler çıkmaya başladı. Bu arada bir çok CD vs kaçırılmış durumda. Şimdi yargıya geldiğimiz zaman orada da farklı bir düzenleme var. Bizim başımızda bilir kişi denilen bir bela var mesela. Kime göre belirlenecek bu bilir kişi. Bu kişi ajanı da kurtarıyor, casusu da kurtarıyor.Yargıda bir düzenlemenin yapılması şart. Bunun adımlarını atmadığımız sürece ulusal güvenliğimiz tehdit altındadır.

'Dinlerseniz dinleyin'
Tehditten kurtarmak için ilk adımı attık. Bunların devamı niteliğindeki adımları da atacağız. Şu anda dinlenme riski olmadan konuşacak durumda değilim. Güvenli hat kullanmıyorum, artık normal telefondan konuşuyorum. 'Dinlerseniz dinleyin' diyorum.

Ne dinlerseniz onu dinleyin diyorum. Bu işin rezilliği çıktı. Önemli adımlar attık, buraları temizleyeceğiz. Hesabını da soracağız. Ortaklarının içinde anamuhalefet de var, bizimle birlikte mücadele vermiyor. Bu dinlemeler adamı ipe götürür, öyle montaj var. İnsanları eşlerinden ayırır, aileyi bozar.

'Atacağımız yeni adımlar var'
Getirdiğimiz internet yasasına malum çevreler hemen itiraz etti. Yapabileceğimiz kadarını yaptık. O alanda da 30 Mart'tan sonra atacağımız yeni adımlar var. Bazıları Youtube ve Facebook'la ilgili bazı şeyler söylüyor. O konuda kararlılığımız var, benim ve bazı arkadaşlarımızın, hepsinin değil. Bu milleti Youtube'a, Facebook'a yedirmeyiz. Atılması gereken adım neyse biz bu adımı en kesin hatlarla atacağız. Kapatılmaları da dahil. Çünkü bu insanlar kazançları için her türlü ahlaksızlığı, ajanlığı, casusluğu teşvik ediyorlar. Bunun bir sınırı yok. Böyle bir özgürlük anlayışı olamaz.

'Alevi ifadesi bence montaj'
Adalet Bakanı ile yaptığım konuşma da yine parça parça birleştirilmiş. Şu anda Adalet Bakanımın Alevi ifadesi de bence bir montaj. Hatay seçiminde malum, o bölgede Nusayrilerin belli bir ağırlığı var, onları tahrike yönelik oraya bir montaj koymuş olabilirler. Bu tabii Sayın Kılıçdaroğlu'nun da çok hoşuna gider. Dinlenmemiz anayasaya aykırı. Bu medya onurlu olsa bunları yayınlamaz. Kim dinliyor? Paralel yapı. Bunu nereden dinliyor, aramaya gerek yok; TÜBİTAK.

'Gülen'in iadesi'
Sayın Obama ile de bu konuları görüştüm. Oradan da umutluyum. Gereken her şeyi söyledim. 'Ülkemdeki huzursuzluğun kaynağındaki kişi sizdedir', 'Pensilvanya'da'dır' dedim, bu kadar açık söyledim. 'Ben de sizden gereğini bekliyorum' dedim. 'Çünkü benim ülkemin iç güvenliğini tehdit edenler sizdeyse, siz de buna karşı gerekli tavrı koymalısınız. Amerika'nın iç güvenliğini tehdit eden kişiler bende olduğu zaman siz nasıl benden bunları istiyorsanız ben de sizden aynı şekilde bunları isteme hakkına sahibim' dedim. Bunları bu kadar açık kendisine söyledim. Olumlu baktı. Yani 'Mesaj alınmıştır' dedi.

Ailem ve çocuklarımla ilgili iftiraları halen yapmaya devam ediyorlar. Benim evlatlarımın boğazından haram lokma geçmemiştir. Karar mekanizmalarından bunlar temizlenmelidir. Çözümlendikten sonra yargıya sevk edilecekler. Biz burada son çeteyi çökertinceye kadar mücadele edeceğiz. Bunlar cemaat falan değil, alt tabakalaarı cemaat. Bunlar örgüt. Son MGK'da da konuştuk, ulusal güvenliğimize tehdit olan yapılar karşısında hükümet önlem alır.

'Balyoz ve Ergenekon davaları'
Balyoz ve Ergenekon davaları çok farklı. Balyoz'da çok hızlı gittiler. Ergenekon'da ise hala gerekçeli karar açıklanmadı. Bu manidardır. Gerekçe yazılmadığı için üst mahkemeye itiraz yapılamıyor. Başından beri temennim tutuksuz yargılanması şekilinde olmuştur. Bu mahkemelerde değil de Yüce Divan'da yargılanması gerektiğini ifade ettim.

'Yüreğini ortaya koyacak hepsi'
AK Parti'li milletvekilleri de bu yüreği ortaya koymalı. Bu bakan da olabilir milletvekili de olabilir, yüreğini ortaya koyacak hepsi. Çünkü gerçekleri görüyorlar, bu bir istiklal mücadelesiyse bu mücadeleyi beraber vereceğiz. Rahatsız mıyım? Tabii. Kenarından, kıyısından acaba birisi incinir mi, şu olur mu bu olur mu? Kul eğer adaletsizlik yapıyorsa, haksızlık yapıyorsa hiç kusura bakmasın. Ona hakkı, doğruyu, güzeli söyleyeceğiz, tabii söylemenin şekli var, o ayrı mesele. Onun için de insanların akıllarının alacağı şekilde konuşmak da yeri geldiği zaman gerekiyor.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.