Avrupa Basınında Bugün (25 Mart 2014)
İngiltere BasınıGuardian gazetesi, G7 ülkelerinin Rusya'yla 16 yıldır sürdürdüğü işbirliğini askıya almasıyla ilgili haberinde, bu kararı Putin'i yalnızlaştırma girişimi olarak niteliyor.
Gazete, liderlerin Rusya'nın bölgede yeni bir askeri adım atması halinde yaptırımları ağırlaştırma tehdidinde bulunduğunu aktarıyor.
Times gazetesi de manşetinde Batı'nın Kırım konusunda birleşerek Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'i tecrit ettiğini yazıyor. Gazete Lahey'de toplanan G7 liderlerinin Haziran'da Putin'in ev sahipliği yapacağı G8 zirvesine katılmayacaklarını, bunun yerine Brüksel'de toplanacaklarını belirtiyor.
Times'a göre, Rusya bu kararı "anlamsız" buldu. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ortada bir trajedi olmadığını, G8'de üye olarak kalmaya devam etmeye değip değmeyeceğini görmek için bir-iki yıl bekleyeceklerini söyledi.
'G20 de Rusya'ya tavır almalı'
Gazeteye göre Batılı diplomatlar, Kırım'ı ilhakı askeri birlik yığınağı nedeniyle Rusya'ya karşı tavır almaları için G20 ülkelerini de seferber etmeye çalıştıklarını, bunun Rusya'yla G7 arasında bir mesele değil, uluslararası hukuka uyma meselesi olduğuna dikkat çekiyor:
"Batı şimdiye kadar Rusya'ya verilecek karşılık konusunda bölünmüştü. Amerika Birleşik Devletleri Putin'in yakın çevresini cezalandıracak yaptırımlarda ısrar ederken, Avrupa Birliği üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle seyahat yasağı ve mal varlıklarının dondurulması kararlarıyla daha alt düzey yetkilileri hedef aldı. İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, finans piyasasına zarar vermesi pahasına Rus sermayesini yasaklamaya hazır olduklarını duyurdu."
Financial Times gazetesi de manşetinde Kırım'ın ilhakı nedeniyle bu yılın ilk üç ayı içinde Rusya'dan kaçan paranın toplamının 70 milyar dolara ulaşmasının beklendiğinin tahmin edildiğini aktarıyor.
Gazeteye göre, birçok uzman krize rağmen bu yıl Rus ekonomisinin yüzde bir civarında büyüyeceği tahmininde bulunduğuna dikkat çekiyor.
'Ukrayna, Moskova için felakete dönüşebilir'
Financial Times yazarı Gideon Rachman ise Ukrayna'yla savaşın Rusya için felakete dönüşebileceğini yazıyor:
"Rusya bir haftadan az bir süre içinde neredeyse tek bir kurşun atmadan Kırım'ı yuttu ve Ukrayna'nın doğu sınırına asker yığdı. Bunun karşılığında Batı'nın Ukrayna ordusuna verebildiği tek şey, Amerikan silahlı kuvvetlerinin hazır yiyecekleri oldu. Ama Putin'in büyük bir zafer kazandığı nosyonu yanıltıcı. Tehlikeli bir kumar oynadı ve güç kullanmaya kalkışırsa kaybeder. Kırım'ın ilhakı yeterince riskli. Ama Doğu Ukrayna'nın işgali Rusya'ya felaket getirir."
"Putin'in Kırım'ı alma kararı, Kremlin'in ne durdurabileceği ne de kontrol edebileceği Ukrayna devrimine karşı çaresizce gösterilmiş bir tepkiydi. Putin, tarihe Rusya Ukrayna'yı kaybederken Soçi'de buz dansı izleyen aciz bir lider olarak geçmemek için Kırım'da harekete geçme kararı aldı. Plan tuttu. Birkaç gün sonra ayakta alkışlanmaya başladı ve halk desteği artmaya başladı."
"Ancak Rusya Kırım'a el koyarak sonunda Ukrayna'yı kaybetmeyi garantiledi. Ukrayna'da Mayıs'ta seçim yapılırsa, Kırım'da Rusça konuşan topluluk oy kullanamayacağı için sandıktan Moskova karşıtlarının çıkması hemen hemen kesin."
'Şii savaşçılar, Suriye'de dengeleri değiştiriyor'
Financial Times'ta yer alan bir haberde Beşar Esad'ın saflarında savaşmaya gelen yabancı Şii militanların sayısının, ülkedeki Sünni militanların sayısına ulaştığını hatta geçtiğini yazıyor.
Gazete, bu savaşçıların İran'ın desteğiyle Sünni savaşçılardan daha örgütlü olduklarını belirtiyor:
"Suriye'deki savaş bölgedeki Şii toplumların dokusuna işledi. Bu Esad ve ana destekçisi İran için hem avantajlar hem de riskleri beraberinde getiriyor. Suriye'deki Şii savaşçıların sayısının 8.000 ile 10.000 arasında değiştiği tahmin ediliyor."
"Bu militanların çoğunun Lübnan ve Irak'tan geliyor. Hatta Azerbaycan ve Afganistan'dan gelenlerin olduğu bile söyleniyor. Şii savaşçıların varlığı Suriye'de üç yıldır devam eden savaşta dengelerin değişmesinde payı var. Ancak Şii seferberliği Esad'a zarar verebilir. Başlangıçta Sünni savaşçılar isyancıların ilerlemesine destek oldular. Ancak daha sonra kendi gündemlerinin peşine düşerek, Esad'a karşı savaşan isyancıları zayıflattılar. Çıkarlarının çatışması halinde aynı şeyi Şii savaşçılar da yapabilir. "
Almanya BasınıMittelbayerische Zeitung adlı gazete Avrupa Birliği'nin Ukrayna krizi karşısındaki tutumuna dikkat çekiyor. Gazetede yer alan yorumda Avrupa'nın Rusya'ya karşı ne gibi adımlar atabileceği irdeleniyor:
“Kırım kaybedildi, buna şüphe yok. Şimdi söz konusu olan Ukrayna’nın egemenliğini koruyabilmek. Avrupa’nın siyasi manevra olanaklarının neler olduğu belli. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ne bir kişi olarak ne de gerekli bir otorite olarak devreye girebilir. Bu nedenle ekonomik alanda gücünü göstermesi Avrupa açısından daha anlamlı olur. Zira Rusya ekonomik bir cüce ve bu yüzden ekonomik pozisyonu oldukça zayıf.“
Süddeutsche Zeitung gazetesinde yer alan yorumda da Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen'in ittifak üyesi bir ülkenin dış sınırlarının korunmasının önemli olduğu ve NATO'nun Ukrayna'da varlık göstermesi gerektiğine ilişkin açıklamaları değerlendiriliyor:
“Kırım krizinden bahsedilirken genellikle ‘şimdilik‘ ifadesi kullanılıyor. ‘Varlık göstermek‘ vurgusu da kulağa ek manevralarla Baltık Denizi‘ne daha fazla asker ve daha fazla uçak gemisi gönderilmesi şeklinde çalınıyor. Bazı kişilerin bunu gereksiz bir gerginlik olarak görmesi anlaşılabilir… Ancak Savunma Bakanı von der Leyen doğuya asker göndermek istemiyor. Hava sahasının gözetlenmesi ise Baltık ülkelerinin NATO’ya katılmasından bu yana yapılan rutin uygulama. Von der Leyen bu tür bir durumda askeri seçenekler hakkında konuşmasının yanlış olacağının farkında. Ancak öte yandan askeri seçenekler hakkında konuşulması, Bakan açısından yanlış değil.“
Fransa'daki yerel seçimlerin ilk turunda sol partiler oy kaybederken aşırı sağcı Ulusal Cephe oyunu yüzde 6 oranında artırarak büyük bir çıkış yaptı. Trierischer Volksfreund gazetesinde yer alan yorumda Avrupa Parlamentosu seçimlerine dikkat çekiliyor:
“Ulusal Cephe, işsizliğin ortalamanın üstünde olduğu her yerde oyunu artırdı ve artık iki büyük partiye güven duymayan bütün seçmenlerin kızgınlığından yararlandı. Ancak bu eğilim maalesef bir başlangıç ve haziran ayında yapılacak Avrupa seçimlerinde kendini daha da belli edebilir. Daha fazla seçmenin oyunu kullanmaması durumunda da Le Pen ülkenin birinci partisi olma iddiasına ulaşabilir.“
Mısır'da şiddet olaylarına karıştığı gerekçesiyle yargılanan 529 Mursi taraftarı idama mahkum edildi.
Frankfurter Rundschau gazetesinde Minya kentinde görülen davaya ilişkin şu yoruma yer veriliyor:
“Yukarı Mısır’da küçük bir kent olan Minya’ya giden herkes korkuyu hissediyor. Belediye binası, karakollar ve kiliseler kum torbaları ile çevrelenmiş, askerler de elleri tetikte nöbet tutuyor. İslamcıların saldırı düzenlemesinden ve devlet başkanlığından devrilen Muhammed Mursi taraftarı göstericilerin öfkesinden korkuluyor. Bu korku ve nefret atmosferi içinde mahkemeden sert bir karar çıktı. Hukukun tüm temel prensiplerini unutan hakim, 529 sanığı idam cezasına mahkum etti. Siyasetçiler ve hükümet üyeleri de dahil birçok Mısırlı için İslamcıların protestolarına karşı tek çözüm ise güvenlik önlemlerinin artırılması. Bunun uğruna demokrasinin ilkelerini unutmaya hazırlar. Bu da Mısır’daki gelişmelerin ne denli dramatik olduğunu gösteriyor.“
İtalya Basınıİtalya'dan Corriere della Sera gazetesi Fransa'da hafta sonunda yapılan belediye seçimlerinin ilk turunda aşırı sağcı Ulusal Cephe Partisi'nin başarılı olmasını ve ilk kez belediye başkanı çıkarmasını ele alıyor:
"Fransa'dan Avrupa'ya bir kez daha kara bulutlar geliyor. Marine Le Pen'in Ulusal Cephe'sinin belediye başkanlığı seçimlerinin ilk turunda sağladığı başarı, popülizmin cazip hale gelmesi, Avrupa'dan duyulan korku ve izlenen politikanın reddedilmesi gibi mesajları da barındırıyor. Ayrıca seçimlere katılım oranı da rekor düzeyde düşüktü. Eğer belediye başkanlığı seçimlerine 10 vatandaştan dördü katılmama kararı aldıysa, bunun anlamı Alpler'in diğer tarafındaki hastalığın ağır olduğu, bunun Avrupa toplumlarında zaten yaygın olan salgının daha da genişlemesine yol açabileceğidir. Bu durumun Avrupa Parlamentosu seçimlerinden kısa bir süre önce Fransa ve Avrupa'da yol açacağı sonuçları sınırlandırmak zor olacaktır."
İsviçre Basınıİsviçre'den Neue Zürcher Zeitung, aynı konuyla ilgili yorumunda şu görüşleri savunuyor:
"Bu sonuçlar korkutuyor. Sonuçlar sürpriz olmadı. Elbette Cumhurbaşkanı François Hollande yerel seçimlerin önemini Fransa iç politikası açısından azaltmaya çalıştı. Ancak aşırı sağcı Marine Le Pen ve partisi Ulusal Cephe'nin giderek artan popülaritesi onu kendine getirmek zorunda. Muhafazakâr muhalefet partisi Halk Hareketi Birliği'nin (UMP) yeniden canlanması da aynı şekilde. Hollande bu işin bir başka boyutunu da inkâr edemez: Parti tabanının bu sarsıntısı Başbakan Jean-Marc Ayrault'un kabinesinin de sallanmasına neden oluyor. Yerel seçimlerin ikinci turunda Fransa bir kabine değişikliği ile karşı karşıya kalırsa, şaşırtıcı olmaz."
Avusturya BasınıAvusturya'dan Der Standard gazetesi ise 'Putin yenilenebilir enerjinin kurtarıcısı' başlıklı yorumunda, Kırım krizi yüzünden AB ve Rusya arasındaki ilişkilerin gerilmesinin yol açacağı sonuçları irdeliyor:
"Kim derdi ki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yani Rusya'nın büyük çoğunluğundaki büyük çaptaki doğalgaz anlaşmalarının efendisi, Avrupa'nın geri kalan bölgelerinde yenilenebilir enerjiler konusunda kesin bir biçimde devrim başlatabilir. Çünkü Kırım'ın Ukrayna'dan fiili olarak ayrılmasından bir hafta sonra Batı Rusya'ya enerji bağımlılığını –tamamen bitirilemese de- mümkün olduğunca azaltmaya kafa yoruyor. Bu tartışmalarda rüzgâr ve güneş enerjisinin artırılması, değerli enerji kaynaklarının daha tasarruflu kullanılmasıyla birlikte en üst sırada yer alıyor."
Letonya BasınıLetonya'dan Latvijas Avize gazetesi ise AB'nin Rusya'ya yönelik aldığı yaptırım kararlarını savunduğu yorumda şu görüşleri dile getiriyor:
"AB'nin Rusya'ya yönelik ekonomik yaptırımları Letonya'yı da ürkütüyor. Rusya'nın Kırım'ı ele geçirmesinin etkileri henüz değerlendirilmiş ve idrak edilmiş değil. Ancak yeni bir toprağın ele geçirilmesinin yol açacağı zarar, ekonomik yaptırımlardan dolayı yaşanacak kayıptan çok daha büyük olacaktır. Durum çok karmaşık ve ufukta basit çözümler görünmüyor. Batı Avrupa Rus gazına bağımlı ancak Rusya da Batı Avrupa'nın parasına muhtaç. Tek çözüm siyasi ve ekonomik baskının akıllıca birleştirilmesi ve askerî açıdan gücün sergilenmesi."

YORUM YAZIN