Header Ads

Başbakan Erdoğan'ın da Tatil Yaptığı Urla Villalarında Son Karar Danıştay’ın


İzmir'in Urla İlçesi'nde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da zaman zaman tatilini geçirdiği Hacılar Koyu'nda, işadamı Mustafa Latif Topbaş tarafından yaptırılan villalarla ilgili Danıştay’ın kararı bekleniyor.

İl Genel Meclis Encümeni’nce yıkım kararı alınan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin de sahibi olduğu iddia edilen villaların inşaatı devam ederken,  bölgede son günlerde beton mikserleri ve kamyonların yoğunluğu dikkat çekiyor.

1995 yılında birinci derece SİT alanı olarak ilan edilen koydaki yaklaşık 100 dönümlük arazideki villaların inşaatını yapan işadamı Topbaş'ın avukatı Haluk Atalan, yıkım kararıyla ilgili itirazlarını yaptıklarını, Danıştay'ın kararını beklediklerini dile getirdi.

Turaç Top'un Al Jazeera'daki haberine göre, Urla İlçesi'ne bağlı Zeytineli Köyü'ne 5 kilometre uzaklıktaki Hacılar Koyu, geçen Ağustos ayında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, tatil için bölgeyi seçmesiyle tanınmıştı. Zaman zaman gözlerden kaybolan Başbakan Erdoğan'ın, ailesiyle, arkadaşları Mustafa Latif Topbaş ile Hamdi Boyacı'nın ev sahipliğinde tatilini geçirdiği ortaya çıkmıştı. 17 Aralık'taki operasyonun ardından internete düşen ses kaydında Başbakan Erdoğan ile işadamı Mustafa Latif Topbaş'ın aralarında geçen konuşma, gözleri yine, "Gizli cennet" olarak adlandırılan koya ve içinde inşaatı devam eden villalara çevirdi. Başbakan Erdoğan'ın da villalardan ikisini aldığı iddia edildi.

Mahkemenin kararı Danıştay'da
Özel arazi olması nedeniyle girişin yasak olduğu koydaki villalarla ilgili geçmişteki yasal işlemler, İzmir İl Genel Meclisi Başkanı CHP'li Serdar Değirmenci tarafından gündeme getirildi.

Başkan Değirmenci,  yasal işlemleri şöyle açıkladı:

“İşadamı Mustafa Latif Topbaş, Ebubekir Abidin Topbaş, Ahmet Afif Topbaş,  Hamdi Boyacı, Hayri Boyacı, Kadir Boyacı ve İbrahim Halit Çizmeci'ye ait 16 ayrı villanın bulunduğu koy, 06. 10. 1995 tarihinde, İzmir 1 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun, 5932 sayılı kararıyla Birinci Derece Doğal Sit Alanı olarak kabul edildi. İl encümenince, koydaki yapıların ruhsatsız olmasından dolayı 15.09.2010 tarihinde para cezası verildi. 29.02.2012 tarihinde ise ruhsatsız yapılar için İl Encümeni'nden yıkım kararı çıktı. Bu karar için de yaklaşık 80 Bin TL tutan yıkım masrafı, 2012 yılının Eylül ayında Urla Kaymakamlığı'na gönderildi.  Bunun yanı sıra Vali Cahit Kıraç döneminde Valilik yedek ödeneğinden 05. 10. 2011 tarihinde 300 Bin TL'lik ödenek, Urla Köylere Hizmet  Götürme Birliği'ne aktarılıp koya giden yol yapıldı. Yapı sahipleri, İl Özel İdaresi aleyhine hem yıkım kararının durdurulması, hem de Birinci Derece SİT alanı özelliğinin kaldırılması için İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi'ne dava açtı. Yargılama sonunda mahkeme,  31.12.2012 tarihindeki kararında, ruhsat alınmaksızın yapıldıkları açık olan dava konusu yapıların, 15.07.2010 yapı tatil zaptı ile tespit edilmesi sonrasında verilen süre içerisinde ruhsata bağlanamaması sebebiyle  3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32'inci maddesi uyarınca yıkımına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırı işlem bulunmadığını gerekçe gösterdi. Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere davayı reddetti”
Yapı sahiplerinin avukatları, İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi’nin red kararını Danıştay'a götürüp temyiz etti. Temyiz başvurusu değerlendirilirken, henüz karar çıkmadı.

İnşaat devam ediyor
Koydaki villalarda inşaat çalışmaları halen devam ediyor. Başbakan Erdoğan'ın da iki tanesini aldığı iddia edilen villalarda, son günlerdeki yoğunluk dikkat çekiyor. Çok sayıda kamyon ve beton mikseri, vatandaşların yaklaştırılmadığı koya girip çıkmaya devam ederken, işçilerin de villalarda sıva başta olmak üzere çalışmalarına devam ettikleri görüldü.

SİT derecesini düşürme iddiası
Danıştay'ın vereceği karar, ardından yapılacak uygulama merakla beklenirken, villa sahipleri avukatları aracılığıyla 1995 yılında koy için alınan 1'inci derece SİT kararını, 3'üncü dereceye düşürmek için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne müracaat etti. Villalarla ilgili 2012 yılındaki il encümeninin yıkım kararından 5 ay önce yapılan Bakanlıklardaki yetki değişikliğiyle inşaatların yasal hale getirilmeye çalışıldığını ifade eden İzmir İl Genel Meclis Başkanı Değirmenci, “18 Ekim 2011'de, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 648 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin, 10'uncu maddesi gereği, "Tabiat Varlıkları ve Doğal SİT alanları il Özel Çevre Koruma Bölgelerinin tescil, tespit, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasları belirlemek ve bu alanların sınırlarını tescil ve tespit etmek, yönetmek, yönetilmesini sağlamak" görevi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na verildi. Bu değişikliğin ardından, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri de, bünyelerinde, SİT alanlarını belirlemek ve mevcut alanları derecelendirmek için Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonlarını kurdu. Yapı sahipleri, bu değişiklikten yararlanıp tamamı bürokratlardan oluşan kuruldan koyla ilgili istedikleri SİT derecesini elde etmeyi, inşaatları bu şekilde yasal hale getirmeyi amaçlıyor” dedi.

'Kararı bekliyoruz'
Topbaş ailesinin avukatı Haluk Atalan, koydaki birinci derece doğal sit özelliğinin kaybolduğu gerekçesiyle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne müracaatta bulunduklarını söyledi. Yaklaşık iki yıldır müracaatlarının sonucunu beklediklerini dile getiren Atalan, "Koyla ilgili iki ayrı dava söz konusu. Birincisi, yapı sahipleri hakkında Urla Asliye Ceza Mahkemesi'nde, SİT alanına yapı yapıldığı gerekçesiyle Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefetten dava açıldı. Yapı sahipleri, evleri, 1986 yılında yaptıklarına dair elektrik ve su faturalarını göstermelerinin ardından ceza davası, 2012 yılında zaman aşımına girdi. Diğer dava ise, İzmir Dördüncü İdare Mahkemesi'nin, yıkım kararının durdurulmasıyla ilgili verdiği red kararı. Bu dava, şu an Danıştay'da, kararı bekliyoruz" dedi.

Avukat Atalan, Başbakan Erdoğan'ın, koyda villası olup olmadığıyla ilgili soruya karşılık, "Hiç bilmiyorum. O konuda yorum yapamıyorum" dedi.

Elektrik ve su hattı
Bu arada, koy içindeki özel araziye, Orman Bakanlığı ve ilgili kurumlardan kiralama yapılarak elektrik ve su hizmeti götürüldüğü, yaklaşık 500 metre yakındaki köylülere ait kullanılmayan arazilerin ise orman vasfı kazandığı gerekçesiyle davalık olduğu ortaya çıktı. Köylülerin, hukuk mücadelesi sonucunda arazilerin bir bölümüyle ilgili haklarını geri aldıkları öğrenildi. Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri, sadece bu bölge için değil her yerde bu tür yerlere enerji ve su hatlarının çekilmesi için kiralama yöntemiyle izin verdiklerini söyledi. Köylülere açılan davalarla ilgili olarakta, bakımsız kalan ve orman alanına dönmüş bölgeler için orman vasfı kararı aldıklarını ancak arazi sahiplerinin ellerindeki belgelerle bunu ispatlamaları halinde karar düzeltmeye gittiklerini söyledi.

Hazine arazisi iddiası
Yıkım kararı bulunan villaların inşaatıyla ilgili iddiaların sonuncusu ise Hazine arazisi üzerinde olmaları. İddialarına her gün yenisini ekleyen İl Genel Meclisi Başkanı Serdar Değirmenci, kaçak ve ruhsatsız olduğunu söylediği villaların bir kısmının Hazine arazisi üzerinde olduğunu ileri sürdü. Hacılar Koyu'nda, 1609, 1607, 1608, 1611, 1819 numaralı parsellerin bulunduğunu söyleyen Değirmenci, "İzmir İl Özel İdaresi, mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne kayıtlı bulunan 1819 nolu parsele ilişkin olarak, parsel üzerinde yer alan ruhsatsız yapıların yıktırılması konusunda 775 sayılı kanun gereği 16.04.2012, 19.03.2013 ve 23.05.2013 tarihlerinde Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'na yazı yazmıştır. Yine İl Encümeni’nce bu parseldeki ruhsatsız yapılardan dolayı 70 bin TL para cezası kesilmiştir. Ancak bunlarla ilgili ne yapıldığına dair bir yanıt alınamamıştır" dedi. Topbaş ailesinin avukatı Atalan ise, parsellerin, Hazine ve orman arazisi olmadığını, özel mülkiyet olduğunu dile getirdi.

"Büyüklerimizin takdiri"
Başkan Değirmenci, bazı kamu görevlilerinin villalarla ilgili olumsuz karar almaları nedeniyle yerlerinin değiştirildiğini de söyledi.  Kentte, villalarla ilgili tartışmaların yükseldiği dönemde görevden alınan Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürü Fethi Şahinoğlu,   "Büyüklerimizin takdiridir. Bu konuda bir yorum yapamam" dedi.
Konuyu takip eden İzmir Şehir Plancıları Odasının Başkanı Özlem Şenyol ise, koyun, SİT, imar ve yapıların ruhsat durumlarıyla ilgili Çevre Şehircilik Bakanlığı ve İzmir Valiliği'ne yazıyla başvurduklarını, şu ana kadar yanıt alamadıklarını dile getirdi.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri ise, alanın, SİT derecesinin düşürülüp düşürülmediği veya bölgeyle ilgili çalışmalarına yönelik açıklama yapmadı.

Doğal kamuflaja sahip
Eski adı "Sarpdere" olan Hacılar koyu, doğal kamuflaja sahip. Koyun yakınındaki Zeytineli köyüne yerleşim, kitaplara göre, 400 yıl önceye gidiyor. Yerleşik hayat, Osmanlı döneminde iki ailenin yerleşmesiyle başlar. Köy, tarihi zeytin ağaçlarıyla kaplı olduğu için adını zeytinden alıyor. Şu an yaklaşık 50 haneli köy, turistik ancak çok bilinmiyor. Etrafı tellerle çevrili, karadan girişe izin verilmeyen koyun içerisinde, meyve, zeytin ağaçları, bir hara, mescit ve iskelede bulunuyor. Başbakan Erdoğan’ın, tatillerinde tercih ettiği koya, genelde kendi kullandığı otomobille gittiği ileri sürüldü.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.