Avrupa Basınında Bugün (25 Şubat 2014)
İngiltere BasınıKıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades Guardian gazetesine mülakatında, Kıbrıs açıklarında bulunan petrol ve doğal gaz rezervlerinin çözümü daha da acil hale getirdiğini söylüyor.
Gazeteye göre büyük petrol şirketleri yatırım için Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesini istiyor.
Haberde özetle şöyle deniyor:
"Bu hafta Kıbrıs'ta ABD tarafından desteklenen görüşmelerin yeniden başlamasıyla Ada'yı ikiye ayıran Birleşmiş Milletler denetimindeki Yeşil Hat'ta diplomasi trafiği yoğunlaştı."
'"Birleşik bir ülke başka'
Kıbrıs Cumhurbaşkanı Anastasiades, 'Birleşik bir ülkenin gücü başka. Kıbrıslı Türklerle daha fazla işbirliği hızlı büyümeye katkıda bulunacak. Çözüm ekonomik krizle daha iyi mücadele etmemizi sağlayacak' diyor."
"Kıbrıs'ta mali kriz henüz hala devam ediyor Eylül 2012'de yüde 12,7 olan işsizlik, AB ülkeleri arasındaki görülen en hızlı tırmanışla yüzde 17'nin üzerine çıkmış durumda. Anastasiades, Kıbrıslı Rumların hayata iyimser bakışının krizle mücadelede katkısı olduğunu söylüyor:
'Kıbrıslılar bu tür sorunları Akdeniz'deki diğer ülkelerden daha farklı karşılıyor. İspanya, Portekiz ve Yunanistan'daki gibi değil, daha çok İrlanda'daki gibi. Farklı bir zihniyet ve kültürümüz var. İş gücünde istikrar ve sükunet hakim. Gösteri ve grev yok.'
"Kıbrıslı lider, başından beri Kıbrıs sorununun çözümünün sadece Ada'daki bölünmüşlüğün yaralarını sarmakla kalmayacağını, 1974'ten sonraki en ciddi ekonomik krizini yaşayan ülkeyi rahatlatacağını söylüyordu."
'Yanukoviç, başkente asker istemişti'
Ukrayna'da Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in devrilmesinden sonra yeni bir boyut kazanan krizle ilgili haber ve yorumlar İngiliz gazetelerindeki ağırlığını koruyor.
Financial Times'a göre, Viktor Yanukoviç protestoları binlerce asker ve polisle kanlı bir şekilde bastırmaya hazırlanıyordu. Yanukoviç'in lüks konutunun yanında atılmış halde bulunan ancak gerçek olup olmadığı kesin olmayan bazı belgelere göre devrik Cumhurbaşkanı geçen Perşembe bir "terörle mücadele operasyonu" için ülkenin güney ve güneydoğusundaki birliklerden 2500 asker sevkedilmesi talimatını verdi.
Gazete, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı'ndan bir kaynağa doğrulattığı bu emrin neden uygulanmadığının bilinmediğine dikkat çekiyor.
Ertesi gün AB Dışişleri Bakanları'nın girişimiyle Yanukoviç ve muhalefet liderleri arasında yapılan görüşmelerde uzlaşma sağlanmış ve yıl sonunda seçimler yapılması kararı alınmıştı. Ancak protestocular Yanukoviç'in istifasında ısrar eden protestocular haftalardır kamp kurdukları Bağımsızlık Meydanı'nı terk etmedi ve Meclis Cumartesi günü Cumhurbaşkanı'nı azletti.
Financial Times, Rusya'nın, Ukrayna'daki yeni liderleri "diktatör" olarak nitelediğini ve Batı'nın yeni yönetime destek vererek hata ettiğini aktarıyor.
Gazetenin yazarlarından Gideon Rachman, Ukrayna üzerinde Batı ile Doğu arasında gerginlik yaşanmasını engellemenin tek yolunun Ukrayna'nın kaderine Ukraynalıların karar vermesi olduğunu belirtiyor.
Doğu-Batı savaşı
Yazar şöyle diyor:
"Eğer Rusya ve Batılı güçler birlikte çalışacaksa iki tarafın da tavizler vermesi gerekiyor. ABD ve AB, Rusya'nın güvenlik kaygılarını dikkate alıp, öngörülebilir bir gelecekte, Ukrayna'ya NATO üyeliği teklif edilmeyeceği taahhüdünde bulunabilir. Hatta daha önceki NATO genişlemesinde verilen sözlere rağmen aldatıldığında ısrar eden Rusya'yı rahatlatmak için yazılı güvence verilebilir."
"Bunun karşılığında Rusya da Ukrayna'nın AB üyeliğine karşı çıkmaktan vazgeçmelidir. Rusya, Ukrayna'nın AB ile nihai entegrasyonunun kendi çıkarlarına zarar vermeyeceği gerçeğini kabul etmeli. Rusya'yı ikna etmek için, AB'nin Ukrayna'nın üyeliğe almak için acele etmediği gösterilebilir. Ama en önemlisi Ukrayna'nın geleceğine Ukraynalıların karar vermesidir. Bu da Mayıs ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin dış müdahaleden uzak olmasını gerektiriyor. Sürecin dürüstlüğünün garanti edilmesi konusunda taraflar birbirine güvenmiyor. Bu yüzden Ukrayna demokrasisinin yeniden doğuşu, dünyanın farklı bölgelerinde seçimleri organize eden Birleşmiş Milletler'e emanet edilebilir."
Times gazetesinde yer alan bir analizde, Ukrayna'da "utanç verici bir yenilgiye uğrayan" Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in intikam planlanladığı öne sürülürken, Guardian gazetesindeki bir haberde de, etnik Rusların çoğunlukta olduğu Kırım bölgesinin Moskova'nın komplosuna hedef olabileceği iddia ediliyor.
Almanya BasınıFrankfurter Rundschau gazetesi, Ukrayna'nın devlet iflasının eşiğine gelmesini konu alan yorumunda şu satırlara yer veriyor:
“Ukraynalılar oligarklarının, aksi ispat edilene kadar gayrı meşru yollardan edindikleri kesin olan astronomik servetine el koysalar rahat nefes alabilirler. Devlet, ülkenin yerden bitme zenginlerinin kaymağını yiyecekleri kredileri aramak yerine onların servetiyle borcunu ödeyebilir. Ukrayna'nın Karunları, milyonlarının her birini alın teriyle kazandıklarını ispat edebileceklerse, durmasınlar, devleti mahkemeye versinler.”
Berlin'de yayımlanan Die Welt gazetesi Ukrayna'nın yardım arayışında temkinli olunmasını tavsiye ediyor:
“Devrim yiyici devlet başkanını henüz alaşağı etmişken, Avrupa'ya dönüşe kocaman bir fatura ekleniyor. Ukrayna'nın devlet iflasını önleyebilmesi için önümüzdeki iki yılda en az 25 milyar euroya ihtiyacı olacak. Bu paranın öncelikle Batı'dan gelmesi gerekecek. Bu manzaraya jeostratejik açıdan yaklaşmakta fayda olabilir. 25 milyar euro Rusya'nın yeniden tezgâhlamaya çalıştığı emperyalist projeyi sekteye uğratmanın bedeli olacaksa, bu parayı gözden çıkarmaya değer. Şimdi Ukrayna'yı kurtarmak yerine uzun vadede emperyalist Rusya'nın etrafına duvar çekmenin bedeli çok daha ağır olur. Ama bu, hemen aşırı bonkörce davranılsın demek değildir. Hedef yükü paylaşmak, Uluslararası Para Fonu'nu ortak etmek ve Avrupa dışındaki Batı ülkelerini de yardım için kazanmak olmalıdır.”
Berlin'in Der Tagesspiegel gazetesinde Ukrayna - Rusya ilişkileri hakkında şu satırları okuyoruz:
“Ukrayna'nın aksine Rusya'daki muhalefet, protesto potansiyelinin bulunmasına rağmen halktan fazla destek almıyor. Ukrayna'daki ayaklanmanın başlıca nedeni yolsuzluk rejimi ve rejimin çaldıklarını gerektiği takdirde kuvvete başvurarak koruma vurdumduymazlığını göstermesi idi. Rusların da hırsızlığa ve çalınanların üzerine yatılmasına beslediği öfke giderek artıyor. Putin'in Ukrayna'dan ders alıp, şimdiye kadar başarıyla uyguladığı baskı rejiminin kendisine ve Rusya'ya çok pahalıya mal olacak şekilde başarısızlığa uğrayabileceğini artık idrak etmesi gerekiyor.”
Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi Almanya Başbakanı Angela Merkel'in İsrail ziyareti vesilesiyle yayınladığı yorumda Ortadoğu'daki barış arayışının ikili ilişkiler üzerindeki etkilerini ele alıyor:
“İki devletli çözümden yana çıkan İsrailliler bile Avrupa'yı, güvenlik açısından içinde bulundukları durumu idrak edememekle suçluyorlar. Merkel ve İran ile yapılan nükleer pazarlıkta İsrail'in yanında yer alan Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ithamdan ayrı tutuluyor. Sorulması gereken, bu avantajın İsrail hükümetini barış adımları atması için cesaretlendirmede ne kadar kullanıldığıdır. Lütufkâr ifadelerle netice alınamaz. Merkel, Filistin toprağındaki Yahudi yerleşimleri hakkında ne düşündüğünü Netanyahu'nun yüzüne karşı da söylemiş ve barış yanlılarından alkış almıştı. Bu gibi yüzleşmelerin ritüel haline gelme tehlikesi büyümektedir.”
Fransa BasınıSol liberal Fransız gazetesi Liberation'un “Ukrayna'nın kaderi henüz belirsiz” başlıklı yorumunda şu satırları okuyoruz:
“Ukrayna borçlarını ödeyemez durumda ve bir grubu zenginleştiren, halkı ise yoksulluğa iten siyasî, ekonomik, malî sistemini köklü bir biçimde reformdan geçirmesi gerekiyor. Şimdi sorulması gereken şey şu: Acaba geçmişte görevinden azledilen Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’ten daha iyi olmayan Ukrayna muhalefeti iyi bir yönetimin gerektirdiği kurallara gönülden sahip çıkacak mı? Rusya pusuda bekliyor. Putin, siyasî olarak boyun eğme karşılığında yardımlarını ve doğal gazını sunuyor. Bu noktada Putin, Doğu Ukrayna’nın ekseriyetle Rusça konuşan halkına güveniyor. Ukrayna’da iktidar mücadelesinden zaferle çıkanlar eğer Ukrayna’nın devlet egemenliğini korumak istiyorlarsa, o zaman ülkenin bu bölünmüş kimliğini kabullenmek zorundalar.”
Slovakya BasınıLiberal Slovakya gazetesi Sme ise yorumunda Ukrayna muhalefetinin simge ismi, cezaevinden tahliye edilen Yulya Timoşenko konusunda uyarılarda bulunuyor:
“Eğer eski hükümet başkanı Timoşenko işkence mağduru olduğu imajını iktidara gelmek için kullanmaya kalkarsa, bunun ona pek bir yararı olmaz. Yanukoviç’e karşı duruşu ile Timoşenko gerçekten siyasî bir mahkumdu ve batıda (biraz abartılı bir biçimde) demokrasi mücadelesinin simgesi olarak görülmekte. Ancak onun iş dünyasındaki karanlık geçmişi ve dizginleyemediği kişisel hırsları yüzünden Turuncu Devrim’in başarıları önceden tahrip olmuştu.”
İtalya BasınıLiberal İtalyan gazetesi La Stampa’nın yorumu ise “Putin artık yenilgisini teslim etmeli” başlığını taşıyor:
“Ukrayna’daki son seçimlerden sonra harita çok açık bir biçimde gösteriyor: Ülkenin batı kesimi tümüyle demokratik muhalefeti seçti. Rusça konuşulan doğu ve güneyde ise seçmen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin safında yer aldı. Ülke bölünmüş durumda. Peki şimdi ne olacak? Ukrayna’da 'kötüler' ile 'iyiler' arasında bir seçim söz konusu değil! Ve Putin’in Ukrayna meselesine sürekli müdahale etmek isteyeceğini de aklımızdan çıkartmayalım. Çünkü eğer Ukrayna Avrupa’nın nüfuz alanına girer ve hatta NATO üyeliği gündeme gelecek olursa, o takdirde Moskova’nın yeni yayılmacılık düşleri suya düşer. Ukrayna’da aklın izlemesi gereken yolun önündeki tek engel işte bu Putin engeli! Burada krizin çözümü için Kremlin’in katı şefinin, Suriye ve İran’a politikalarında kaydettiği başarılardan sonra bir kez de yenilgi aldığını kabul etmesi gerekiyor.”
Bulgaristan BasınıBulgar gazetesi Trud da yorumunda, AB ile ABD'nin Ukrayna için bir alternatif sunmalarının şart olduğunu yazıyor:
“Bölünmüş bir Ukrayna senaryosu son derece hakiki. Batı eğer ülkenin kritik ekonomik sorunlarıyla baş edebilmesi ve her şeyden önce de aşırı eğilimlilere, radikallerle mücadele edebilmesi için yardım elini uzatmazsa, işi epeyce zorlaşır. Kendimizi kandırmayalım: Başkan Obama, -ki kendisi bir Ronald Reagan değil- ya da AB veya NATO Ukrayna’nın birliği/bütünlüğü uğrunda savaşa girmez. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin açısından Ukrayna’nın kaybı, tarihî bir perspektifin ve Sovyetlerin yıkılmasından sonra ortaya çıkan cumhuriyetlerin bir araya getirilmesi umutlarının suya düşmesi anlamına gelir. Bu umutların gerçekleşmesi ise Putin’e tarihte sağlam bir yer garanti eder. AB ile ABD, zıtlaşma politikalarına karşı bir alternatif geliştirmeli ve Rusya'nın kendi içine kapanarak, anlaşılmadığı izlenimi ile agresifleşmesine izin vermemeli.”
(dw/bbc türkçe)

YORUM YAZIN