TESEV Raporu: "Ergenekon'un Öteki Yüzü: Faili Meçhuller ve Kayıplar"
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV), "Ergenekon'un Öteki Yüzü: Faili Meçhuller ve Kayıplar" başlıklı raporu kamuoyu ile paylaşıldı.
Nippon Otel'de düzenlenen basın toplantısında raporu hazırlayan Avukat Gülçin Avşar, sundu. Avşar'ın hazırladığı 197 sayfalık rapor, Türkiye'nin geçmişle yüzleşmesi sürecinin en önemli parçalarından bir olan "Fırat'ın Doğusundaki Ergenekon"u ortaya çıkarmak için Ergenekon davasında açığa çıkan bilgilerin derlemesinden oluşuyor.
Avşar, Ergenekon davasının, askeri bürokrasi içindeki bazı grupların ve onlarla siyasi ve ekonomik çıkar ortaklığında olan sivil ağların demokratik siyasete hukuk dışı yollarla müdahalesini ortaya çıkarması bakımından, Türkiye yakın döneminin en kritik siyasi gelişmelerinden birisi olduğunu kaydetti.
'SADECE HÜKÜMETE YÖNELİK DARBE TEŞEBBÜSÜ KAPSAMINDA ELE ALINDI'Avşar, Ergenekon davası sanıklarının Susurluk, Yüksekova Çetesi, JİTEM ve Özel Kuvvetler Komutanlığı gibi '90'lı yıllarda sivil Kürt vatandaşlara karşı geliştirilen yargısız infazların uygulayıcısı olduğu iddia edilen örgütlerle bağlantısının, kamuoyunda '90'lı yıllarda özellikle Kürt vatandaşları karşı ağır insan hakları ihlallerinin açığa çıkarılacağı beklentisini oluşturduğunu söyledi. Anca, soruşturmayı yürüten savcılık ve mahkeme heyetinin davayı cezai temellerinin bu beklentiyi dışarıda bırakarak, sadece hükümete yönelik darbe teşebbüsü suçu çerçevesinde oluşturulduğuna dikkat çekti.
Raporda, davaya konu edilmemiş faili meçhul cinayetler ve kayıplarla ilgili bilgilerin taramasının da yapıldığını ifade eden Avşar, "Elde edilen bulgular, davaya konu olan geniş ilişkiler ağı üzerine oturan yapının Türkiye'nin aydınlatılmamış siyasi cinayetleri ve yargısız infazları ile olan bağlantılarına işaret etmektedir" dedi. Avşar, dosyalarda özellikle JİTEM'le ilgili oldukça önemli bilgilerin yer aldığını vurguladı.
JİTEM bağlantılarının yanı sıra sanıkların ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda elde edilen belgeler arasında Susurluk çetesi tarafından gerçekleştirildiği bilinen faili meçhul cinayetler, zorla kaybetme ve yaşadışı eylemlere yönelik bilgilerin de yer aldığını bildirdi.
"Bulgular" kısmında ifadeleri bulunan gizli tanık beyanlarında da faili meçhul cinayet ve kayıplara yönelik failleri de kapsayan detaylı bilgiler yer alıyor. Bu cinayetlerden bazıları Musa Anter, Eşref Bitlis, Cem Ersever, Uğur Mumcu ve Hrant Dink cinayetleri. Cemal Temizöz ve ekibinin Cizre'de işlediği cinayetler ise Görümlü Köyü'nde 6 köylünün öldürülmesi olayı ile Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz cinayetleri.
Yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların Ergenekon'un yalnızca hükümete yönelik eylemlerle sınırlı bir örgütlenme olmadığını gösterdiğini ifade eden Avşar, "Zira bir çok faili meçhul cinayet ve kayıp olayında karşımıza bu örgütlenme içerisinde olan ve iddianame ile ek klasörlerde ismi geçen kişiler çıkmaktadır" dedi. Avşar, JİTEM, Temizöz, Musa Anter, Mete Sayar, Musa Çitil, Zirve Yayınevi katliamı, Yavuz Ertürk ve Turgut Özal davaları ile Bıçak Timi soruşturmalarının bu davalardan bazı olduğunu söyledi.
'ERGENEKON, 'DARBE DAVASI' OLMAKTAN ÖTE ANLAM TAŞIYOR'Sanıklara isnat edilen suçlar arasında '90'lı yılların ağır hak ihlalleri ve faili meçhul cinayetlerine yönelik bir "suç bulunmamasına" rağmen dava dosyalarına yansıyan bilgilerin, bu eylemlerin arkasındaki devlet kurumlarıyla bağlantılı illegal örgütleri ve gerçek failleri ifşa etmek için ipuçları sunduğunu söyledi. Avşar, bu sonuca ulaşılmasını sağlayan bir diğer önemli bulgununda, Ergenekon klasörlerinde geçen bilgilerin Türkiye'deki siyasi cinayetler ve faili meçhul cinayetlerle alakalı diğer soruşturma ve kovuşturmalarla olan bağlantılar olduğunu kaydetti. Ergenekon davasının tamamlanmasından bir kaç ay sonra on bine yakın faili meçhul dosyanın savcılara dağıtıldığına ilişkin haberlerin çıktığını hatırlatan Avşar, "Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde açıkça görüleceği gibi; Ergenekon davası, bir 'darbe davası' olmaktan öte bir anlam taşımaktadır" dedi.
'GEÇMİŞİN AYDINLATILMASININ ÖNÜNDEKİ ENGEL: DEVLET SIRRI'"Derin devlet yapılanmalarına yönelik soruşturmalarda karşılaşılan en büyük sorunlardan birisi devlet sırrıdır" diyen Avukat Gülçin Avşar, Arif Doğan'ın Beykoz'da bulunan evinde yapılan aramada ele geçirilen 'JİTEM arşivi" denilen 9 çuval belgenin "devlet sırrı" gerekçesiyle kamuoyu ile paylaşılmadığını hatırlattı. Avşar, inceleme olanağı olmayan bu dosyaların hak ihlallerinin araştırılmasına engel olduğunu vurguladı.
Avşar, faili meçhul cinayetler ve kayıplarla ilgili soruşturmaların açılmasında, derinleştirilmesinde, faillerin bulunmasında hükümete, yargıya, avukatlara ve hak savunucularına önemli görevler düştüğünü belirtti.
SONUÇ VE ÖNERİLERYargıya ilişkin öneriler:
-Faili meçhul cinayetler ve kayıp vakaları insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmeli ve bu suçlarda zamanaşımı işletilmemelidir.
-Hem sanıkların hem de müdahiller bakımından adil bir yargılamanın gerçekleşebilmesi için yargılamalar hızlandırılmalıdır.
-Olaylar hakkında bilgi sahibi olan kişilerin tanık olmaya teşvik edilmesi, olayları aydınlatılması için yargının etkili tanık koruma mekanizmaları geliştirmesi ve uygulaması gerekmektedir.
-Sanıkların güvenliği gerekçesi ile mahkeme yerlerinin değiştirilmesi mağdur tarafı daha da fazla mağdur etmektedir. Dava nakilleri sadece istisnai durumlarda uygulanmalı ve dava nakil kararı duruşmalı olarak, tarafların görüşleri alınarak verilmelidir.
Yasama ve Yürütmeye ilişkin öneriler:
-Üzerinden onlarca yıl geçmiş olaylara ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılmasını fiziki zorlukları olduğu açıktır. Bu olayların aydınlatılmasının sadece yargıya havale edilmesi asla gerçek anlamıyla adaleti sağlamayacaktır. Bu nedenle bir Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.
-Hükümetin, uzun süredir gündeminde tuttuğu Devlet Sırları Kanun Taslağı'ndaki muğlak ifadeler netleştirilerek güvenlik kurumlarının ardına sığınabileceği yeni bir cezasızlık kalkanı yaratılmasının önüne geçilmelidir."
Avukatlık alanına ilişkin öneriler:
-Tüm barolar, özellikle de üye sayısı ve kaynak gibi etkenler de göz önünde bulundurulduğunda İstanbul ve Ankara gibi büyüşehir barolar, Avukatlık Kanunu'nun kendilerine yüklediği insan haklarını savunma ve gözetme görevini yerine getirmek üzere bu davalara daha fazla katkıda bulunmalıdır.
Raporun ardından, "Geçmişle Yüzleşmede Yasama, Yargı ve Medyanın Rolü" başlıklı panel düzenlendi.
Panele, AKP Milletvekili ve TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Baş "Geçmişle yüzleşme ve parlamento", Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi "Yargının faili meçhullere bakışı", gazeteci Oral Çalışlar "Geçmişle Yüzleşme ve medya", Doğu Anadolu Akil İnsanlar Grubu Üyesi Avukat Mehmet Uçum ise "Toplum ve yüzleşme" başlıkları altında sunum yaptı.
Raporun tamamını okumak için:
http://www.tesev.org.tr/ergenekon-un-oteki-yuzu--faili-mechuller-ve-kayiplar/Icerik/1568.html
YORUM YAZIN