Header Ads

Avrupa Konseyi'nden "Gezi Raporu": "Polisin Tutumu İnsan Haklarını Tehdit Ediyor"


Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks, Gezi olaylarıyla ilgili hazırladığı raporda, güvenlik güçlerinin davranışının insan haklarına yönelik ‘bir tehdit’ oluşturduğunu belirtti ve “Artık Türk polisinin insan haklarına saygı gösterme zamanı gelmiştir” dedi.

Muiznieks, 1-5 Temmuz tarihleri arasında Türkiye’ye yaptığı ziyaretle ilgili raporunu bugün yayımladı. Raporda, polisin toplantı ve gösterilere müdahale sırasında neden olduğu insan hakkı ihlallerinin yapısal bir sorun haline geldiği ve Ankara’nın defalarca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bu nedenle mahkum olduğu hatırlatıldı.

ÖZGÜRLÜKLER TEHDİT EDİLİYOR
Raporda, toplantı ve gösterilerde polisin göz yaşartıcı bomba ve biber gazı kullanımında, gösteri sırası ve sonrasındaki göz altılarda Avrupa İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından belirlenmiş standartlarla uyumlu olmadığı belirtildi.

Gezi olaylarına katılan sağlık personeli, medya mensupları, üniversite ve dernek mensuplarının cezalandırıldığı ya da işten çıkarıldıklarına dikkat çekilen raporda, bu türlü cezalandırmaların ‘toplanma özgürlüğü’ ya da ‘basın özgürlüğü’nü tehdit ettiği belirtildi.

Türkiye’de izinsiz de olsa barışçıl toplantı ve gösterilere karşı Avrupa standartlarında hoşgörünün bulunmadığına dikkat çekilen raporda, temel sorunun bu tür olaylarda insan hakkı ihlaline neden olan polis memurlarının cezalandırılmaması olduğu vurgulandı.

POLİS TOPLUMU YANSITMALI
Polisin ‘orantısız güç kullanımı’ karşısında ülke yönetimlerinin ‘sessiz’ kaldığı, bu türlü davranışlara ‘hoşgörülü olunamayacağı’na yönelik hiç bir mesaj vermediğinin belirtildiği raporda, bu tutumun polisin ‘güç gösterisi’ni cesaretlendirdiği yorumu yapıldı.

Avrupa İnsan Hakları Komiseri, polislerin yargılanabilmeleri için gerekli idari izin mekanizmasının kaldırılmasını ve etkin bir polis şikayet mekanizması oluşturulması gerektiğini de kaydetti.

"İÇ YAPI MUHAZAFAKAR"
Avrupa İnsan Hakları Komiseri’nin raporunda polis içindeki etnik, cinsel ve dinsel çeşitlilik konusuna da değinilmekte. Türkiye’de polislerin sadece yüzde 6’sının kadın olduğuna işaret edilen raporda, ülkedeki etnik ve dinsel azınlıkların da polis içinde yeterince temsil edilmedikleri görüşü dile getiriliyor.

Komiser Muiznieks, polisin “eşcinsel ve transseksüel düşmanı ve maço” olduğuna dair şikayetler aldığını da not ediyor. Türkiye’de gerçekleştirilen bazı sosyolojik araştırmaların Türk polisinin mevcut yapısının “12 Eylül 1980 darbesinden kalma" nitelediğini belirtip, polis içindeki baskın yapıyı “milliyetçi-muhafazakar, militarist ve devlet-merkezci” olarak tanımlıyor.

POLİSİN SOSYAL HAKLARI
Avrupa İnsan Hakları Komiseri tüm bunlara karşılık raporunda polisin sosyal hakları konusuna da yer veriyor. Türk polisinin sendikalaşma hakkına sahip olmadığını not eden Muiznieks, Avrupa Polis Etiği Yönetmeliği’nin polis memurlarına örgütlenme ve sendikalara üye olma hakkı tanıdığını hatırlatıyor. Türk polisi içindeki yüksek intihar oranı, polis memurlarının ağır çalışma koşulları ve yeterli psikolojik destek olmamasını da gündeme getiren Muiznieks, bu koşulların değiştirilmemesi halinde “daha ciddi sorunlarla karşılaşılabileceğini” söylüyor. Gezi Parkı olayları sırasında yaşanan polis şiddetinin nedenlerinden birinin de polisin yaşadığı bu koşullardan kaynaklandığını kaydediyor.

Raporda Ombudsmanlık ve Ulusal İnsan Hakları Kurumu’na da değiniliyor. Her iki kurumun varlığını olumlu bulan Avrupa İnsan Hakları Komiseri, bağımsızlıkları konusunda bu iki kurumun “kendilerini kanıtlamaları gerektiğini” söylüyor.

(Zeynel Lüle/Hürriyet-Kayhan Karaca/DW)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.