Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (26 Kasım 2013)


İngiltere Basını
İngiltere basını dünyanın başlıca güçleri ve İran arasında Tahran'ın nükleer programıyla ilgili olarak varılan uzlaşmaya geniş yer ayırmaya devam ediyor.

Times gazetesinde yer alan Roger Boyes imzalı makalede, uzlaşmada en büyük kaybedenlerin İsrail ve Suudi Arabistan olduğu söyleniyor. Dikkat çeken satırlar şöyle;

İsrail ve Suudi Arabistan'ın liderlerine ABD'ye duydukları bağımlılık ve bu desteğin ne kadar güvenilmez olabileceği Obama'nın ekibi İran'la bir uzlaşmaya doğru koşarken kaba bir şekilde hatırlatıldı.

"Benyamin Netanyahu için aldığı darbe somut nitelikte. Uzlaşma İran'ı tek taraflı bir İsrail saldırısıyla tehdit etmeyi imkânsız hale getiriyor. Askeri seçenek en azından şimdilik gündemde değil. Netanyahu, Obama'nın İran'dan neredeyse daha fazla İsrail'i frenlemekten kaygı duyduğunu korkutucu derecede açık bir şekilde gördü. Suudi Arabistan da yara aldı. Ezeli düşmanı nükleer enerjideki ödünler karşılığında bölgede güç gösterisinde bulunmak için açık çek almış gibi görünüyor. Suudi Arabistan Cumhurbaşkanı Ruhani'nin Devrim Muhafızlarını yatıştırması gerekebileceğinden, bunun da Suriye'de Esad rejimine daha güçlü bir destek anlamına geleceğinden kaygılı. IHS Ortadoğu Uzmanı Firas Abi Ali, 'Suudi Arabistan büyük ihtimalle buna Suriye muhalefetine tanksavar ve belki de uçaksavar göndererek yanıt verecek' diyor. Yani bu işin bir kaybedeni de Suriye halkı olabilir. Dokuz aylık gecikmenin ardından 22 Ocak'ta yapılacak ikinci barış görüşmelerinden önce çatışmalar şiddetlenebilir"

S.Arabistan'ın yeni savunma doktrini
Daily Telegraph ise Suudi Arabistan'ın kamuoyu önünde anlaşmayla ilgili ihtiyatlı da olsa bir memnuniyet mesajı vermesine karşın, kendisini 'aldatılmış hisseden' Suudiler'in yeni bir savunma doktrininden bahsettiğini yazıyor.

Suudi Arabistan'ın Londra Büyükelçisi Muhammed bin Nawaf'ın diplomatik danışmanı Nawaf Ubeyd, 'Bize yalan söylendi. Bizden saklanan şeyler oldu. Sorun Cenevre'de uzlaşma sağlanması değil, bu uzlaşmanın nasıl sağlandığı. Biz de yanıt olarak İran'ı frenlemeye dayalı yeni bir doktrin benimseyeceğiz. Devrim Muhafızları'nın Humus'ta dolaşmasını kabul edemeyiz." diyor.

Gazete, petrol servetine karşın Suudi Arabistan'ın askeri anlamda İran'a kıyasla zayıf olduğunu ve ülkenin güvenlik garantörünün Amerika Birleşik Devletleri olduğunu vurguluyor.

Haberde görüşlerine yer verilen Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden Daniel Levy ise, "Suudi Arabistan müttefik ararken, ABD'nin yerine koyabileceği mutlak bir seçenek yok. Ama farklı yerlere odaklanacak uzun vadeli bir proje var." diyor.

Afganistan'da recm cezası
Guardian dünya haberleri sayfalarında Afganistan'da Taliban yönetiminin devrilmesinden 12 yıl sonra recm cezasının yeniden gündeme geldiğini yazıyor.

Gazete Afgan Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı yeni ceza yasası taslağında evliyken zina suçu işleyenler için recm, bekârken zina suçu işleyenler içinse kırbaçlama cezasının öngörüldüğünü belirtiyor.

Haberde ayrıca, düzenlemelerin Şeriat üzerine çalışan bir alt komite tarafından hazırlandığı ve onay için ana çalışma gruplarına henüz gönderilmediği belirtiliyor.

Guardian ceza yasası taslağının tamamlanmasından sonra bakanlık tarafından değerlendireceğini ve cumhurbaşkanlığına gönderileceğini, son olarak da parlamentonun onayına sunulacağını vurguluyor.

Putin'den Berlusconi'ye 'diplomatik koruma'
Times gazetesi, hakkında açılan davalarla başı belada olan eski İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'nin imdadına Rusya lideri Vladimir Putin'in koşabileceğini yazıyor.

Times, İtalyan medyasında yer alan haberlerde, Putin'in vergi kaçakçılığı suçlamasından hüküm giyen Berlusconi'nin kamu hizmeti cezasını çekmesini önlemek için, eski İtalya Başbakanını Rusya'nın Vatikan Büyükelçisi olarak atayabileceğinin söylendiğini belirtiyor.

Böylece diplomatik pasaport sahibi olacak Berlusconi'nin ceza muafiyetinden faydalanacağı kaydediliyor.

Times bu yöndeki spekülasyonların Putin'in dünkü Roma ziyareti ve Papa Francis ile dün yaptığı görüşmeden sonra arttığını belirtiyor.

Berlusconi'yi destekleyen sağcı Libero gazetesinin de Berlusconi'nin partisi Forza İtalia'dan adı açıklanmayan bir milletvekilinin, "Evet, Vladimir Putin Berlusconi'ye bir diplomatik pasaport vermek istiyor.Böylece yaşamının geri kalanını yabancı ülkelerde, Antiller'de, Bermuda’da belki de Saint Moritz'de geçirebilir" diyor.

Berlusconi'nin aldığı cezanın ardından yarın senatodan atılması için bir oylama yapılacağını ve Berlusconi'nin dokunulmazlığını kaybedebileceğini de hatırlatan Times, Berlusconi ve Putin'in yakın bir dostluğa sahip olduğunu vurguluyor.

Gazete Putin'in, 18 yaşından küçük bir fahişeyle yatmakla da suçlanan Berlusconi'ye "Berlusconi kadınlarla yaşadığı için yargılanıyor. Bir homoseksüel olup, erkeklerle yaşasaydı kimse elini sürmeye cesaret edemezdi" sözleriyle destek olduğunu da hatırlatıyor.

Gazeteye konuşan bir Rus bir gözlemci ise Berlusconi’nin Vatikan'a Büyükelçi olarak atanmasının düşük bir ihtimal olduğunu söylüyor. Ancak diplomatik bir pasaport verilmesinin muhtemel olduğunu belirtiyor.

Almanya Basını
Cenevre'de İran ile 5+1 Grubu arasında varılan nükleer anlaşma tarihi bir adım olarak nitelendiriliyor. İsrail ise anlaşmaya tepkili. Die Welt gazetesinin konuya ilişkin yorumu şöyle:

“İran sonunda yasal olarak ‘suçsuz‘ statüsüne geri dönebilecek. Bulunan formülasyondan ortaya çıkan bu. Verilen taviz öylesine kapsamlı ki; şaşkına dönen ve nihai bir nükleer anlaşma sonrası bölgenin nasıl görüneceğini merak eden sadece Körfez ülkeleri ve İsrail değil. İran; Bahreyn, Yemen, Suriye ya da Lübnan'daki istikrarsızlığa dayalı politikalarından vazgeçmeden dünya ekonomisi ve toplumuna yeniden entegre edilirse Körfez'deki güç dengesinin nasıl değişeceği de merak konusu. ABD‘nin pek çok müttefiki, bomba seçeneğinden mahrum kalmadan Körfez'de büyük bir oyuncu ortaya çıkaran bu anlaşmayla sonunda en büyük bedeli ödeyecekleri hissine sahip.”

ABD Ulusal Güvenlik Kurumu'nun (NSA) dinleme skandalı sonrası ABD-Alman ilişkileri bir hayli gerildi. Dün bir ABD'li heyet Berlin'i ziyaret ederek gizli servislerin işbirliği ve daha iyi kontrolü konularını ele aldı. Düsseldorf'tan Handelsbaltt gazetesinin yorumu:

“ABD ile ilişkiler kolayca riske atılamayacak kadar önemli. Ama Avrupa vatandaşlarının kişisel verilerinin korunması da öyle. İşte bu, NSA'in dinleme skandalı ve izleme birimlerinin sürekli ortaya çıkan ihlalleri ışığında Avrupa'daki veri koruma politikasının karşı karşıya kaldığı çelişkiyi tarif ediyor. Şimdi en azından cesaret verici mesajlar var: ABD Adalet Bakanı Holder, ilk kez AB Komisyonu'nun Adalet İşlerinden Sorumlu Üyesi Viviane Reding'e ABD'ye veri transferinde AB vatandaşlarının haklarının korunması konusunda yasal teminat verdi. Bu, tehlike altındaki müzakereleri bir dönüm noktasına götürebilecek önemli bir adım. AB vatandaşları, talep ettikleri gibi, verilerinin yanlış kullanımı konusunda ABD'de dava açabilmeli.”
Tagesspiegel gazetesi de ABD heyetinin Berlin ziyaretine ilişkin bir yoruma yer veriyor:

“Muhalif bir milletvekiliyle yetinebilmek için suçlamalar çok ciddi, pek çok soru hâlâ yanıtlanmamış ve ABD-Alman ilişkileri zedelenmiş durumda. Tabii ki hangi düzeyde olursa olsun müzakerelerin kopmaması iyi ve önemli. Ancak sonuç sadece ‘bu konuda konuşmamız iyi oldu” açıklaması ile sınırlı kalırsa o zaman pek birşey elde edilemez. Ama bu konudan sadece Amerikalılar sorumlu tutulamaz, zira onlar dostane bir atmosferin olmasını istiyor. Öte yandan görüşmelerde neler talep edildiği de önemli. Gerçekten birşeyler yapılmak istenip istenmediği.”

AB, Ukrayna ile planlanan Ortaklık Anlaşması'nın imzalanmasını tutuklu bulunan eski Başbakan Yulya Timoşenko'nun serbest bırakılması şartına bağlıyordu. Ancak Timoşenko'nun yurtdışında tedavi görmesine olanacak sağlayacak yasal düzenleme geçen hafta Ukrayna Parlamentosu'nda reddedildi ve ardından Kiev'deki hükümet AB ile imzalanması planlanan Ortaklık Anlaşması'nı da askıya aldığını açıkladı. Bu kararın ardından Ukrayna'da AB yanlıları sokaklara döküldü. Rheinische Post gazetesinin konuya ilişkin yorumuyla basın turumuza son veriyoruz:

“Kiev'de devam gösteriler, Ukrayna'nın ne kadar derin bir şekilde bölündüğünü gösteriyor. Pek çok Ukraynalı, Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in Ortaklık Anlaşması'nı askıya alınmasını kabul etmiyor. Onlar şunu düşünüyor: AB özgürlük, demokrasi ve istikrarın yanında ve Yanukoviç'in Brüksel'i reddetmesi aynı zamanda bu değerleri de reddetmesi anlamına geliyor. 2015 yılında Ukrayna'da cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Yanukoviç, muhalifi Yulya Timoşenko'yu hapiste tutmaya devam ederse, şansının daha iyi olduğunu düşünüyor olmalı. AB yetkililerinin Ukrayna ile müzakereleri ‘Ortaklık Anlaşması'na karşı Timoşenko'nun serbest bırakılması' formülüne indirgemesi ise yakışıksızdı. Ancak tehditler eşlik etse de Putin'in teklifleri, Ukrayna'daki yönetime daha cazip geliyor gibi görünüyor. Kremlin siyasi muhaliflerin serbest bırakılmasında ısrar etmiyor. AB, bu oyunda kaybeden taraf. Onlara sadece Moskova'yı eleştirmek ve Ukrayna için kapıları açık tutmak kalıyor.”

Fransa Basını
Sud-Ouest adlı Fransız gazetesi İran'ın ikna edilmesinde Fransa'nın oynadığı role değiniyor:

“Aşırı sayıda tarafın uzlaşmayı iple çekmesi, İran ile Batılı devletler arasında varılan anlaşmaya kuşkuyla yaklaşılmasını gerektirir. İran istiyordu, çünkü yaptırımlar yüzünden ekonomik durumu içler acısıydı. ABD istiyordu, çünkü Irak ve Afganistan'da uğradığı başarısızlık yüzünden bir an önce Ortadoğu'yu terk etmeye niyetliydi. Rusya ve Çin de İran'ın müttefikleri olarak anlaşma sağlanmasını arzuluyordu. Bu durumda Fransa tek başına kalmak istemezdi. Ama Fransa'nın katı tutumu semeresini verdi. Dışişleri Bakanı Laurent Fabius'un taviz vermez tutumu karşısında İran, ağır su reaktörü Arak'ın faaliyete son vermesini kabul etmek zorunda kaldı. Fransız diplomasisi bu başarısından dolayı övülmeyi hak etmiştir.”

Norveç Basını
Norveç gazetelerinden Dagsavisen İran'ın nükleer programıyla ilgili anlaşmayı şöyle yorumluyor:

“Pazar günü Cenevre'de imzalanan ön anlaşma, İran ile dünya devletleri arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi için tarihi bir fırsat yaratmış olmaktadır. İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerinde yüzde beşlik oranı aşmamayı sadece altı aylığına taahhüt etmiş olsa bile bu mutabakat, İran nükleer programının kalıcı bir şekilde durdurulmasını konu alan müzakerelerin sürdürülmesine zemin hazırlamıştır. Anlaşma, diplomasinin zaferidir ve dünya barışı açısından olağanüstü bir fırsat sunmaktadır.”

İtalya Basını
İtalya'nın önde gelen günlük siyasi gazetelerinden Corriere della Sera, uzun gizli istişarelerin ardından anlaşmaya varılmasının bütün tarafların yararına olduğunu yazıyor:

“İran ile varılan anlaşma ilk bakışta sadece geçici değil, aynı zamanda mütevazı ve eksikmiş gibi de görünüyor. Sadece altı aylık bir süreyi kapsıyor. Uzlaşma, İran'ın üzerinde hak iddia ettiği, 5 + 1 grubunun ise İran'a izin verdiğini inkâr ettiği uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin cezasız kalacağına işaret ediyor. Ama uzlaşmayı uluslararası hadise kılan iki önemli husus gözden kaçırılmamalı. İlki şu: Cenevre'deki müzakere masasına oturan bütün taraflar, görüşmelerin yeniden ertelenmesinin İran ile anlaşmaya varılmasını istemeyenlerin ekmeğine yağ süreceğini ve bundan sonraki buluşmaları şaibe altında bırakacağını müdrik davrandı. İkincisi ise, eksik ve süreli de olsa ilk uzlaşmanın İsrail hükümet başkanıyla Suudi Arabistan'ı öfkelendirmeye yetmiş olmasıydı.”

Rusya Basını
Moskova'da yayımlanan Nesavisimaya adlı Rus gazetesi, Ukrayna'nın Rusya ile bozuşmamak için Avrupa Birliği'nin ortaklık teklifini geri çevirmesine şu satırları ayırmış:

“Bütün Ukrayna Avrupa yanlılarının gösteri meydanına dönmüş gibi. Avrupa Birliği ile yakınlaşmadan yana olan binlerce Ukraynalı büyük kentlerin meydanlarını doldurdu. Muktedirlerin Avrupa Birliği ile ortaklık anlaşması imzalanmasını erteleme kararı göstericiler tarafından protesto edildi. Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç ve ekibinin tereddüde düştüğü anlaşılıyor. Yanukoviç hafta sonunda Avrupa Birliği'nin doğu ortaklığı konulu zirvesine katılmak üzere Litvanya'nın başkenti Vilnius'a gittiğinde, protesto gösterileri ortaklık anlaşmasını imzalaması için ek bir gerekçe olacak. Ukrayna çoktan gözlerini Batı'ya çevirdi.”

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.