Header Ads

Tanıştırayım, Bu Türkiye; Aile-izm İle Yönetiliyor

- TUĞÇE ÖZSOY -
“Aile”izm ile yönetilen Türkiye'ye hoş geldiniz! Kendisini çekirdek aile, koşulsuz destekleyenleri geniş aile, Kürtleri evlatlık, Alevileri içgüvey ve azınlıkları yabancı damat/gelin olarak gören bir devletin, söylem ve işleyişi atasözü ve deyimler olunca, dış politikasının (ve hatta matruşkasal kademelerden ötürü iç politikaları da ) eli mahkum “Kol kırılır, yen içinde kalır”dan ibaret olması pek de garip gelmiyor.

Kabullenip, kurtulalım (!)
“Aza tamah etmeyen çoğu bulamaz” şeklinde karşılamamız istenen demokratikleşme paketiyle dopdolu geçirdiğimiz haftanın sonlarına da Yılmaz Özdil'in “Bizim aileden birinin cezasını biz veririz, başkasına dövdürmeyiz” şeklinde açıklanabilecek olan “Esad çıkışı” damga vurdu ve 7 cihana bizim aile-izmle yönetildiğimizi gösterecek başarılı bir adım daha attık.

Uğur Dündar'ın Halk TV'de yaptığı “Halkın Arenası” programında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, Başbakan Erdoğan hakkında sert sözler sarfettiği 20 dakikalık röportajın yayınlanmasının ardından, konuk Yılmaz Özdil tam olarak şu ifadeleri kullanarak, Esad'ın sözlerini “geri püskürtüyor”:

“Bu lafların bu Ortadoğu kasabına yedirilmesi lazım. Benim şahsi olarak kendi ülkemin hükümetiyle ilgili eleştirilerim var. İtirazlarım var. Ama hiçbir Ortadoğu Hacivatı'nın çıkıp Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na hakaret etme hakkı yok. Bu lafın bu adama yedirilmesi lazım. Bu ahlaksız katil-, -den mi öğreneceğiz biz demokrasiyi? “

İşin “demokrasiyi kimden öğreneceğimiz” tartışmasına gerileyerek, Suriye'den demokrasi devşirilmemesi gerektiğine dair kanaat bildirme noktasına kadar gelebilmiş olmasının absürtlüğü bir yana, dış politikanın “had bildirme” üzerinden yürütülebileceğine inananların sayısının fazlalığı konusunda ne yapılabilir, bilmiyorum.

Türkiye ailesi savunmasının ardından Özdil durmayıp, vitesi “çekirdek aile”ye takarak ilerliyor zaten ve kapsayıcılıktan son sürat şu sözlerle uzaklaşarak, andımızdan ibaret gördüğü demokratikleşme pakedinin asıl çatlaklarını, “terör ve Suriye” üzerinden destekliyor:

“Diyor ki, “akrep gibidir” diyor terör. Bunların beslediği terör örgütünün haddi hesabı yok. Yani şu an Suriye'de kaç tane terör örgütü cirit atıyor bilmiyorum ama bu arkadaşın, babasının ve kendisinin döneminde beslediği terör örgütünün sayısı şu ankinden de fazla. Şimdi Türk televizyonları üzerinden Türkiye halkına psikolojik harekat yapmasın. “

İktidarın mevcut politikalarına “sözde” karşı olan bir ismin söylediklerine bakınca insanın, “Hey gidi evrensellik” ile başlayıp, “Madem durum had bildirme, o zaman NATO'dan çıkıp, AB için de uğraşmayı derhal bırakalım” diyesi geliyor elinde olmadan.

Ama çok pardon, unutmuşum; biz artık “Değerli yalnızlık”a inanan bir cihan devletiyiz, değil mi?

Oturmuş bir de “Niye anadilde eğitim yok, niye Aleviler'in adı bile geçmiyor? Niye seçim barajı “ölümü gösterip sıtmaya razı edercesine” sunulan 3 seçenek ile tartışmaya açılıyor? Niye toplanma ve protesto hakkında bırakın ileri gitmeyi, izine tabî tutulmak gibi geriletici adımlar atılıyor?” diye demokratikleş(eme)me pakedini filan sorguluyoruz.

İktidar “baba”mız, “İnşallah bir sonraki pakede” , ana muhalefet “anne”miz “Aman komşular duymasın, yoksa ne derler mazallah” derken, bize bu aile-izmde “kötü tohum” çocuklar olmaktan başka sıfat düşüyor mu acaba?

Tuğçe Özsoy
https://twitter.com/Daphniful

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.