Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (30 Eylül 2013)


İngiltere Basını
Financial Times, İtalya'daki hükümet krizini ön sayfasına taşıyor. Gazete, İtalya'nın merkez sol başbakanı Enrico Letta'nın yeni bir hükümet kurmak için acilen parlamentonun desteğine ihtiyaç duyduğunu yazıyor.

Financial Times, merkez sağ lider Silvio Berlusconi'nin henüz beş aydır iktidarda olan koalisyon hükümetinden bakanlarını çekmesiyle patlak veren hükümet krizinin İtalya'nın sorunlu ekonomisine yeni bir darbe indirebileceğini düşünüyor:

''Başbakan Letta'nın dün gece kriz görüşmeleri için bir araya geldiği Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano, anayasaya uyarınca sahip olduğu parlamentoyu feshedip erken seçim ilan etme yetkisini kullanmadan önce varolan bütün seçenekleri deneyeceğini söyledi. Başbakan Letta'nın bu hafta başında parlamentonun huzuruna çıkması bekleniyor.

Vergi kaçaklığından suçlu bulunan Berlusconi'nin 1 Ağustos'ta nihai temyiz başvurusunu kaybetmesi ve bundan dolayı önümüzdeki ay kamu görevinden men edilmesi olasılığının doğmasından bu yana, İtalya'daki büyük koalisyon sallantıda.''

Berlusconi 'ateşle oynuyor'
Guardian, bugünkü baş yazılarından birini ayırdığı İtalya için,''Bir kez daha, çöküşün eşiğinde'' başlığını kullanıyor. Silvio Berlusconi hakkında görüşünü açıkça dile getiren Guardian, ''Bu adamın İtalyan siyasetinde süregiden varlığının İtalya'ya bir faydası olmadığı alenen ortada.'' diye yazmış.

''Berlusconi, 77 yaşında koalisyon hükümetlerini rehin tutacak kudrette olmaktan sapkınca bir zevk alıyor olabilir. Fakat kendi şahsi kaderini -giderek büyüyen hukuki sorunlarını, değişen ruh halini ve kumarbaz alışkanlıklarını- İtalya'nın kaderinden ayrı tutamayan bu adam, felakete davetiye çıkarmak demek.

Euro bölgesinin üçüncü en büyük ekonomisi iki yıldır süren bir resesyona, 2 trilyon euro tutarındaki kamu borcuna ve gençler arasında yüzde 40'a ulaşan işsizliğe karşı mücadele veriyor. Eğer bugün piyasalar açılığında İtalya ve Almanya'nın 10 yıl vadeli tahvillerindeki faiz farkı gerçekten ciddi bir artış gösterirse, Berlusconi ateşle oynuyor olacak.''

İran'ın gizli ticaret anlaşmaları
Daily Telegraph'ın dış haber sayfalarında savunma editörü tarafından kaleme alınan bir haberde, İran'ın Türkiye ve Irak gibi komşu ülkelerle kurduğu gizli ticaret bağlarıyla ekonomik yaptırımları aşma gayretine hız verdiği bildiriliyor.

Daily Telegraph, para birimi tüm zamanların en düşük seviyesine inen İran'da yıllık enflasyonun yüzde 35'te seyrettiğini yazıyor. Gazete, İran riyalini istikrara kavuşturmak için Tahran hükümetinin gizli kapaklı ticaret ağlarıyla ülkeye döviz ve altın sokmaya çalıştığını bildiriyor:

''Batılı yetkililer Türkiye'den İran'a altın ithalatında keskin bir artış gözlemliyor. Yaptırımlardaki boşlukları kullanan İranlı bankacılar, İran Merkez Bankası'nın kasasına milyonlarca dolar para akıtıyor. Bunun yanısıra İran'a yüzlerce milyon dolar nakit para sağladıklarından kuşku duyulan bir dizi Türk şirketi tespit edildi.''

Gazeteye göre İran hükümeti, yabancı döviz elde etmek için Irak Başbakanı Nuri Maliki ile yakın bağlarından da istifade ediyor.

Peçe ne zaman açılmalı?
Daily Telegraph'ın bugün ön sayfasında ise, İngiltere Başbakanı David Cameron'ın peçe tartışmasına ilişkin yaptığı son açıklamaları okuyoruz. Gazete, Cameron'ın peçeli kadınların mahkemelerde yüzlerini açması gerektiği çağrısını manşete taşıyor.

Londra'da bir mahkeme yargıcı bu ay içerisinde tanık olarak çağrıldığı halde peçesini çıkartmayı reddeden Müslüman bir kadınla anlaşmazlığa girmişti.

Daily Telegraph'a göre Muhafazakar Parti saflarında peçenin kamusal alanda tamamen yasaklanmasını isteyen milletvekili sayısında artış var.

Gazete, Başbakan Cameron'ın böyle bir yasaktan yana olmadığını vurgulamakla beraber, okul ve mahkeme gibi alanlarda Müslüman kadınlardan yüzlerini göstermelerinin istenmesine destek verdiğini söylediğini kaydediyor.

Tüketimin yeni bayrağı: Apple
Times, Apple markasının ''Coca-Cola'nın gazını kaçırttığını'' haber veriyor. Gazete, marka değeri olarak Coca-Cola'yı ilk defa tahtından indiren Apple şirketinin artık küresel planda tüketiciliğin yeni amblemi haline geldiğini yazıyor.

Gazete, reklam dünyasının yakından takip ettiği ve Interbrand danışmanlık grubu tarafından hazırlanan küresel markalar listesinde Coca-Cola'nın bu yıl hem Apple hem de Google'ın ardına düştüğünü bildiriyor:

''Interbrand'in hesaplarına göre Apple'ın iPhone ile ateşlenen göz alıcı yükselişi sayesinde 2000 yılında 6.6 milyar dolar olan marka değeri bugün 98 milyar dolara tırmanmış bulunuyor.

2000 yılında Apple'ın listedeki yeri, 36'ıncılıktı, Kodak'ın 12 sıra altında. Ama şimdi, Apple'ın da yaygınlaşmasına katkıda bulunduğu dijital fotoğraçılıkla Kodak iflas etmiş durumda.''

Times, baş yazılarından birini de ayırdığı yıllık marka sıralamasının küresel planda ekonominin kaydettiği değişime ışık tuttuğunu yazıyor.

Gazete, 13 yıldır hazırlanmakta olan listede Coca-Cola'nın birinci sıradaki konumunu ilk kez Apple ve Google gibi iki şirket karşısında kaybedişini, teknoloji firmalarının çığır açan bir yükselişi olarak yorumluyor.

Almanya Basını
Frankfurter Rundschau, BM’de Suriye ile ilgili çıkarılan kararı yorumluyor:

“BM kararı ve barış görüşmelerinin Suriye’deki anlaşmazlığı yakın vadede sona erdirebileceği şüpheli. Suriye, kimyasal silahlarını imha etme ve imha sürecinin gözlemcilerce denetlenmesi yükümlülüğü altına sokuluyor. Güzel! Ama bu, Esad yönetiminin direnişçilere karşı konvansiyonel silahlar kullanmaya devam etmesini engellemeyecek. Yine de BM kararı, muhalif koalisyonu müzakere masasına oturtmaya yetecek denebilir. Ama Ulusal Koalisyon Başkanı Ahmed el-Carba’nın elinde ne yetki kalmış olacak ki? Daha geçtiğimiz hafta Suriye’de faal olan 13 muhalif grup koalisyonun otoritesini artık tanımadığını açıkladı. Bu barış konferansından bir şeyler umut etmek için çok iyimser olmak gerek.”

Neue Westfälische Zeitung ise İtalya’daki hükümet krizini konu alıyor yorumunda:

“Silvio Berlusconi’ninki acımasız bir plan. Dört kez başbakanlık koltuğunda oturmuş olan 77 yaşındaki Berlusconi kendisini köşeye sıkışmış hissediyor. Birkaç hafta sonra hapis cezası yürürlüğe girecek ve Berluconi bir yılı ev hapsinde geçirecek. Milyarder medya imparatoru birkaç hafta içinde dokunulmazlığını yitirince kendisine karşı soruşturmalar yürüten başka savcıların da hedefi haline gelecek. Artık makamların, dokunulmazlık ve meclis mekanizmalarının arkasına saklanamayacak olan Berlusconi şimdi sinsi bir planı yürürlüğe soktu. Kendi Özgürlükçü Halk Partisi ile sosyal demokratlar arasındaki hükümet ittifakının bozulması için kışkırttı. Şimdi erken seçim talep ediyor ve böylece kurumsal bir kaos içindeki ülkeyi kendisiyle birlikte uçuruma yuvarlama riskini göze alıyor.”

Die Welt gazetesinin yorumu ise şöyle:

“İtalya’da siyasî sistemi Berlusconi’den kurtarmak şimdi ilk ödev. Üç şey olmadan bunu başarmak mümkün değil. Öncelikle Berlusconi’nin Senato’dan hemen atılması lâzım. İkincisi partisinin kendisini Berlusconi’den kurtarması gerek. Üçüncüsü ülkenin parti finansmanına yönelik bir yasaya ihtiyacı var. Bu yasa ile irade oluşumunun, tek bir kişinin milyonlarına ve ruh haline teslim edilmemesi sağlanmalı.”

Berlin’de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi ise Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin cuma günü açıkladığı iklim raporu çerçevesinde Almanya’nın enerji politikalarını irdeliyor:

“Küresel iklimin durumuna bakıldığında, Hrıstiyan Birlik partileriyle Sosyal Demokratlar arasında kurulacak bir büyük koalisyon enerjideki eski sistemi sadece yenilenebilir enerjilerle zenginleştirmeye kalkar ya da kömürü sistemin içinde tutmak isterse, bu felaket olur. Enerji dönüşümü, sistemin yeniden yapılandırılması demektir, eski sistemin korunup sadece birkaç yeşil enerjiyle tamamlanması değil. Dünya iklim raporu bu mesajı koalisyon görüşmelerine ulaştırabilirse muhteşem olur. Çünkü ABD’de, Çin’de, her yerde değişim yönünde ilk adımlar atılıyor. Almanya’daki enerji dönüşümü başarısız olursa, bu tüm dünyadaki statükocular için ucuz bir tez haline gelir ve iklim için de çok kötü sonuçlar doğurur.”

Hollanda Basını
Hollanda'dan de Volkskrant gazetesi İran'dan son dönemlerde gelen ılımlı mesajları yorumluyor:

"Batı İran konusundaki fırsatın önemini kavramaz ve İran'ın nükleer programını yeterince kontrol edebilecek bir anlaşmaya varamazsa, bir şansı kaçırmış olur. Her şey kötüye gidebilir. Tahran'daki şahinler frene basabilir. İran'ın Suriye sorunundaki rolü sağlanmış olan havayı bozabilir. İran’ın tartışmalı nükleer programı sorununun diplomatik yollardan çözümlenmesi ise, yeterince şiddete tanık olan Ortadoğu için tam bir nimet olur."
Avusturya Basını
Avusturya'dan Der Standard gazetesi ise bugünkü sayısında, Rusya'nın Suriye krizinin çözülmesindeki rolünü mercek altına alıyor:

"Rusya kimyasal silahların imha sürecini bizzat takip etmeyi öneriyor. Peki bunu neden şimdi yapıyor? Neden uzun süre önce BM'ye buna uygun görev üstlenmek için başvuru yapmadı? Moskova bu konuda gerekli kapasiteye ve sorumluluğa sahip. Sovyetler Birliği, Suriye'nin kimyasal silah cephaneliğini oluşturmasına katkı sağlayan en önemli ülkeydi. Şimdi her şey tersine dönüyor ve değişiyor. Rusya'nın inandırıcılığını sürdürmesi, zorda kaldığında yakın müttefiki Suriye üzerindeki koruyucu elini geri çekmesine bağlı.”

Fransa Basını
Fransız Ouest-France gazetesi Stockholm'deki İklim Konferansı bağlamında ülkelerin izlediği siyaseti irdeliyor Gazeteye göre iklim değişimi karşısında her ülke farklı bir politika izliyor. Yorum şöyle:

"Tüm dünyayı ilgilendiren bir sorun karşısında herkes ayrı telden çalıyor. Çin özellikle kendi sınırları içindeki iklim değişiminin etkileri nedeniyle huzursuz ve kapsamlı araştırmalar ortaya koyuyor. Ruslar ve Amerikalılar, yeni deniz yollarının önünü açacak, deniz tabanında yeni kaynakların bulunmasını sağlayabilecek Antartika buzullarındaki erime olasılığını büyük ilgiyle takip ediyor. Avrupa'da yapılması gereken Alman-Fransız ortaklığının iklim koruma konusundaki yönü tayin etmesidir. Ancak şu anda her iki ülke de farklı enerji politikalarının peşinden gidiyor.”

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.