Basından Sorumlu Devlet Bakanı Bülent Arınç'a 16 Soru: "Polis Şiddetine Maruz Kalmış Bir Gazeteciyi Ziyaret Ettiniz Mi?"
24 Temmuz’da kutlanan Gazeteciler ve Basın Bayramı ile birlikte bu yıl“Basından Sansürün Kaldırılışının” 105. yıl dönümünde, İstanbul Milletvekili Melda Onur Basından Sorumlu Devlet Bakanı Bülent Arınç’a basın özgürlüğü sorularını sordu.
Soru önergesi metni şu şekilde:
Gezi Parkı’na dönük hukuksuzlukları protesto etmek amacıyla yapılan gösteriler boyunca, kolluk kuvvetlerinin gazetecilere karşı tutumu oldukça sert olmuştur. Gezi olayları boyunca görevlerini yapan gazeteciler engellenmiş, polis tarafından şiddet görmüş, her türlü baskı ve hedef göstermeye maruz kalmışlardır. Basın özgürlüğü konusunda karnesi zayıf olan ülkemizde medyaya bu zamana kadar yapılan baskı, Gezi Parkı protestoları döneminde kitlesel bir hale dönüşmüştür. Sadece yerel veya ulusal basına karşı değil, aynı zamanda uluslararası basına karşı cephe alan bir anlayış benimsenmiştir. Bunun yanı sıra sosyal medyayı bir baş belası olarak niteleyen tavır ile alternatif medya kanalları ötekileştirilmeye çalışılmıştır.
Öte yandan Devlet Bakanı Bülent Arınç’ın sorumluğu olduğu Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü kurumunun misyonu ve vizyonu şu şekilde tanımlanmaktadır:
“Misyon: Uluslararası medyayı yakından izleyerek, karar alma süreçlerini zamanında ve doğru bilgilerle beslemek; basının gelişimine, ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmak ve bunlara ilişkin iletişim stratejilerini oluşturmaktır.”
“ Vizyon: Dünyada gerçekçi bir Türkiye algısının yerleşmesine, güçlü ve özgür basın ortamının sağlanmasına katkıda bulunan referans kurum olmaktır.”
Ancak gelişmeler göstermektedir ki, basının maruz kaldığı engelleme ve şiddet karşısında, BYEGM bu baskı ortamını görmezden gelen bir sessizlik içerisindedir.
Bu bağlamda;
1- Uluslararası medya Gezi olaylarını yakından takip ederken, yabancı gazetecileri hedef alan ve nefret söylemi yaratan yayın kuruluşları hakkında bir inceleme başlatılmış mıdır? CNN, BBC, Reuters gibi önde gelen uluslararası medya mensuplarını hedef gösteren kurumlar, Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı bulunan BYEGM tarafından basının gelişimine engel olduğu gerekçesiyle kınanacak mıdır?
2- Protestolar ve olaylar boyunca polis şiddetine maruz kalan, yaralanan gazeteciler için kurumunuz basını sahiplenen bir açıklama yapacak mıdır?
3- Basından sorumlu Devlet Bakanı olarak bu zamana kadar yaralanmış, gözaltına alınmış, gözaltında şiddet görmüş bir gazeteciyi ziyaret ettiniz mi? Ziyaret etmediyseniz telefon açarak yaşadıkları olayları kendi ağızlarınızdan dinlediniz mi?
4- Vizyonu güçlü ve özgür basın ortamını sağlamak olan BYEGM, haber ajansları ve evleri basılmak suretiyle aranan ve tacize maruz kalan gazetecilere kötü muameleyi uygulayan polisler hakkında soruşturma talep edecek midir?
5- Arama esnasında gazetecilerin el koyulan basın kimlik kartları yüzünden mesleğini icra ederken kart sorulduğunda gösteremeyen ve bu şekilde mağdur edilen gazetecilerin mağduriyetleri ne şekilde giderilecektir?
6- 12.07.2013 tarihinde ‘özgür basın’ talep eden gazetecilerin yürüyüşüne izin vermeyen İstanbul Valiliği karşısında, basının haklarını arayan bir tutum belirlenecek midir?
7- Son dönem siyasi davalarla birlikte sayısı artan tutuklu gazeteciler tutukluluk sürelerinin uzunluğunu protesto etmek üzere İstiklal Caddesi ve Taksim basın mensuplarının hak arama yürüyüşlerine sahne olmuştur. İstiklal Caddesi hangi gerekçeyle bu yürüyüşlere yasaklanmıştır?
8- Sarı Basın kartı olmayan gazetecilerin gazeteci olmadığına dair tarafınızdan ve kabinenin diğer bakanları tarafından çeşitli defalarda imalarda bulunulmuştur. Sarı Basın Kartı olmayan gazetecilerin hakları BYEGM’nin misyonu ve vizyonu dahilinde hangi şekilde güvence altına alınmaktadır/alınacaktır?
9- Kişisel resmi web sitenizde de paylaşıldığı üzere, 2013 yılı Plan Bütçe görüşmelerinde yaptığınız sunumda yabancı gazetecilere verilen destekten söz etmiş ve şu ifadelere yer vermiştiniz: “Türkiye´de faaliyet gösteren mevcut yerleşik yabancı basın mensubu 2000´li yıllarda 30-40 kişi iken, 2011 yılında bu sayının 323´ü buldu, kendi imkanları ile gelen ve ağırlanan basın mensubu sayısı ise 2012 yılının ilk 9 ayında bin 290´a ulaştı.” Buna göre, ülkemizde gösterdiği artışı sorumlu olduğunuz kurumun bir gelişmesi olarak sunmanıza rağmen, yabancı basın mensuplarını ajan şeklinde lanse eden söylemlere karşı neden bir açıklama yapmadınız?
10- Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde fotoğraf çekerken gözaltına alınan, çıkarıldığı savcılıkta serbest bırakıldıktan sonra evine dönen, daha sonra hakkında 1 yıl 2 aydan, 7 yıla kadar hapis cezası istenen İtalyan fotoğrafçı Mattia Cacciatori’ye açılan davayı Bakanlığınız ya da BYEGM takip edecek midir?
11- ‘Haber kaynaklarının çeşitlenerek arttığını ve dünya üzerinde daha geniş bir coğrafyadan sürekli haberdar olma imkanı elde edildiğini’ gururla dile getirdiğiniz açıklamalarınız doğrultusunda, bu açıklamaların tam aksi yönünde, çeşitlilik gösteren haber kaynaklarının hedef gösterilmesi hakkında ne düşünmektesiniz?
12- BYEGM ve size bağlı olan kurumların plan bütçe görüşmelerinde tutuklu gazetecilerin durumu hakkında sorulan sorular üzerine gazetecilerin gazetecilik faaliyeti dolayısıyla değil terör eylemleri yüzünden tutuklu olduğunu söylediniz ve elinizdeki tutuklu gazeteci listesinden gazetecilere atfedilen suç isnatlarını tek tek okudunuz. 12.11.2012 tarihli komisyon görüşme tutanaklarında 92. sayfadan itibaren konuşmaların takip edilebileceği gibi, geçen sene Kasım ayından bu yana, barış ve çözüm süreci olarak adlandırılan süreçte okunan bu suçların hala hangileri terör suçu olarak tanımlanmaktadır? Yeni yapılan yargı düzenlemeleri çerçevesinde Adalet Bakanlığı ile birlikte tutuklu gazetecilerin durumunu istişare ettiniz mi/edecek misiniz?
13- Uluslararası basın özgürlüğü takip kuruluşu CPJ raporunu eleştirdiğiniz komisyon görüşmelerinde, bir önceki sene ile şimdi sene arasında tutuklu gazeteci sayıları arasında fark olduğunu belirterek, raporun geçen sene farklı olduğunu, bu sene farklı olduğunu söylediniz. Rapor senelik hazırlandığı için, tabiatıyla seneden seneye farklılık göstermektedir. Basın Bayramı olarak bilinen 24 Temmuz Basından Sansürün Kaldırılışının 105. yıldönümünde Türkiye’de siyasi nedenlerle kaç hükümlü, kaç hükmen tutuklu, kaç tutuklu gazeteci vardır? İsimleri, kesinleşen ve kesinleşemeyen hükümleri, suç isnatları nelerdir?
14- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 25 Ocak tarihinde bir gazetenin kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmasında tutuklu gazeteciler arasında cinsel taciz suçlamasından yargılanan gazeteci olduğunu söyledi. Bu gazetecinin kim olduğunu defalarca sözlü ya da yazılı olarak sormamıza rağmen cevap alamadık. Basından sorumlu Devlet Bakanı olarak cinsel taciz suçundan yargılanan gazeteci kimdir? Hangi medya kuruluşunda çalışmaktadır?
15- Çeşitli davalardan yargılanan tutuklu gazetecilerden biri veya birilerini bugüne kadar hiç ziyaret ettiniz mi? Cezaevinde yaşadıkları sorunları ve sıkıntıları dinlediniz mi?
16- Komisyonda kullandığınız ifadelerinizde “Türk Ceza Kanununda 6 tane madde vardır. Bunlar adli soruşturmayı etkilemeye teşebbüsten, soruşturmanın gizliliğini ihlalden filan devam eder. Terörle Mücadele Kanununda da üç, dört tane madde vardır ki gazetecilik yaptığı iddiasıyla bu Kanunun ağına takılan insanlar ceza görmektedir.” cümlelerini kaydettiniz. Terörle Mücadele Kanunun değişmesi veya kaldırılması konusunda CHP’nin kanun teklifleri mevcuttur ve iktidar tarafından reddedilmiştir.
Bunu göz önünde bulundurarak, gazetecilerin terörist muamelesi görmemesi için Bakanlığınızın TMK’nın ve TCK’nın bu maddelerinin değiştirilmesi veya kaldırılması hakkında bir çalışmaları var mıdır?

YORUM YAZIN