Avrupa Basınında Bugün (10 Temmuz 2013)
İngiltere'de Bugünİngiltere'de gazeteler bugün Mısır'daki gelişmeleri, Amerikalı istihbarat çalışanı Edward Snowden'ın iltica girişimlerini ve özel güvenlik firması G4S çalışanı üç güvenlik görevlisinin Angola'ya geri gönderilen bir adamın ölümüne sebebiyet vermesini sayfalarına taşıyor.
'Mısır küresel terörizmi tetikleyecek'
Times gazetesinde köşe yazarı Roger Boyes, Mısır'da Müslüman Kardeşler iktidarının devrilmesinin dünya çapında terörizmi tetikleyeceğini yazıyor.
Bu hafta ülkede 50 kişinin öldürülüş biçiminin krizin gidişatına işaretçi olduğunu öne süren yazar, Boyes'a göre İslami partiler hükümetle işbirliğine yanaşmadıkça radikalleşecekler ve 'demokratik darbe' hızla 'askeri yönetime' dönüşecek.
Yazar bu kısır döngünün Suriye ve Lübnan'da kötüleşen durumlarla bir araya gelip dünyayı Sünniler ve Şiilerin çatışmasının ortasında bırakacağına inanıyor.
Boyes, Avrupa Birliği ve Amerika'nın, Irak'ta intihar eylemlerini desteklediği bilinen Müslüman Kardeşler'in Batı'yı dinleyen, halkını dinleyen ve El-Kaide'nin gücünü kesebilecek bir iktidar olabileceğine inandığını hatırlatıyor ve ekliyor: "naifliğimizin cezasını yakında ödeyeceğiz."
Boyes'un yorumlarına yakın bir analiz yapan bir kişi Telegraph gazetesi için Kahire'den bildiren Richard Spencer.
Makale şöyle başlıyor: "İlk bakışta Suriye sanılabilir ama geçen hafta Mısır'dı konu ülke. El-Kaide'nin Suriye unsurlarının kullandığı siyah cihat bayrakları tezahürat tutan bir grubun üstünde dalgalanıyordu. Kızgın bir konuşmacı kürsüye çıktı ve 'savaş konseyi kurmalıyız' diye bağırdı."
Spencer makalenin devamında özellikle Sina yarımadasında artan 'İslami şiddeti' konu alıyor. Mısır'ın turizm sektörünün kalbinin attığı yer olan Sina'da turistlerin kaçırılma ihtimali de olduğunu aktaran Telegraph yazarı, bu bölgede artan şiddetten bahsedilmemesini "garip" olarak niteliyor ve hatırlatıyor: "radikal gruplar savaş çağrısı yapıyor."
Snowden Venezuela yolcusu mu?
Amerikalı istihbarat çalışanı Edward Snowden'ın içinde bulunduğu diplomatik durum yine gazetelerde. Times bu haberi dış haberler sayfasının manşetine taşımış.
Gazete, Rus Parlamentosu'nun dış ilişkiler komitesi başkanı Alexei Pushkov'un sosyal paylaşım sitesi Twitter aracılığıyla Snowden'ın Venezuela'nın yaptığı iltica teklifini kabul ettiğini söylediğini yazıyor.
Gazete, Pushkov'un bu mesajı daha sonra sildiğini, açıklama olarak da televizyonda geçen bir haberden dolayı yanıldığını aktarıyor.
Ama Times, televizyondaki haberin de Pushkov'u kaynak gösterdiğini yazıyor. Times'a göre bazı kişiler Venezuela üzerinde karar kılındıktan sonra resmi açıklama henüz yapılmadığından Pushkov'un attığı Twitter mesajını silmiş olabileceğine inanıyor.
Sınır dışı edilen kişinin ölümü G4S'in başını ağrıtacak
Guardian gazetesi bugün ön sayfasını İngiltere'den bir habere ayırmış. Gazete, 2010 yılının Ekim ayında Angola'ya gitmek üzere sınır dışı edilen bir kişinin uçakta G4S özel güvenlik firmasına bağlı güvenlik görevlileriyle çıkan arbedede hayatını kaybetmesine dair mahkeme kararının açıklandığını yazıyor.
Guardian, dün açıklanan kararda Jimmy Mubenga adlı Angolalı kişinin güvenlik görevlilerince 'öldürüldüğüne' kanaat getirildiğini aktarıyor.
Gazetenin haberine göre, mahkeme, güvenlik görevlileri Mubenga'yı koltuğunda tutmaya çalıştıklarında aşırı başka yaptıklarından nefes almasına engel olmuş. Guardian, Mubenga'nın ailesinin şimdi G4S'i mahkemeye vereceğini yazıyor.
Çukurova'nın zaferi
Financial Times gazetesi, Turkcell'in kontrolü üzerine Rus Alfa grubuyla verilen mücadeleyi Mehmet Karamehmet'in kazandığını yazıyor.
Gazete, Karamehmet'in Turkcell'i yeniden kontrol edebilmek için Alfa'ya 1,56 milyar dolar ödemek zorunda olduğunu; ve Alfa'nın 3 milyar dolar istediği göz önünde bulundurulduğunda İngiltere Danışma Meclisi'nin verdiği kararın Karamehmet için zafer olduğunu yazıyor.
Gazete, Karamehmet'in Çukurova grubunun 2007 yılında ayında 1,35 milyar dolarlık bir borcu ödeyemediğini, bu yüzden de Alfa'nın bu hisseleri devraldığını hatırlatıyor.
Danışma Meclisi'nin Ocak ayında Çukurova'nın bu hisseleri yeniden alabilmesine fırsat verilmesi gerektiğine kanaat getirdiğini yazan Financial Times, şimdi fiyatın Çukurova'nın lehinde belirlenmiş olduğunu belirtiyor.
Fukushima'nın kaptanı kanserden öldü
Independent gazetesi, Japonya'da 2011 yılında deprem ve tsunaminin ardından Fukushima elektrik santralinde patlak veren krizde koltuğundan ayrılmayan müdür Masao Yoshida'nın kanserden öldüğünü yazıyor.
Dünyada ilk kez görülen üçlü reaktör erimesine tanık olan Yoshida'nın, reaktörlerin kullanılmaz hale geleceğinden endişelenen şirketinin emirlerine kulak asmayıp reaktörlere su doldurarak daha da büyük bir felaketi engellediğini yazan gazete, mütevazılığinden dolayı 'kahraman' olarak nitelendirilen kişinin bu olaydan hiçbir zaman bahsetmediğini de sayfalarına taşıyor.
Almanya BasınıMünih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung yorumunda genç aktivistlerin Mısır'ın tek şansı olduğu değerlendirmesinde bulunuyor. Gazetenin yorumu şöyle:
"Selefiler de, liberaller de, ordunun generalleri de modern bir Mısır için yön gösterici değil. Ülkenin geleceği için en büyük şansı genç aktivistler oluşturuyor. Gençler önce Hüsnü Mübarek, ardından Muhammed Mursi olmak üzere ikinci kez bir cumhurbaşkanının devrilmesine ön ayak oldular. Ancak artık isyancı şöhretlerini pratik siyasetin hizmetine sunmalılar. Partiler kurmalı ve eski yerleşik kuşağın modernite öncesi siyaset anlayışına bir son vermeliler. Başarılı devrimler sokakta yapılır ama mecliste tamamlanır."
Düsseldorf'ta yayımlanan Handelsblatt gazetesinin aynı konudaki yorumu ise şöyle:
"Batı, özellikle de ABD ne yapmalı? General Sisi'nin sözlerini ciddiye almalı, ekonomiyi kurtarması için ona gücü yettiğince yardım etmeli, bu arada da demokrasi ihlallerini Batı'nın Mursi döneminde yaptığından daha güçlü bir şekilde kınamalı. Konu, askerî darbeyi lanetlemek yerine, hoşuna gitmese de yeni yönetimin eskisinden daha çürük olmayacağını ummak. Müslüman Kardeşlerin rejimi gizliden gizliye bir darbeydi. Umut etmek hiç de saçma değil. Askerî helikopterler çekme halatlarında dev Mısır bayraklarıyla Tahrir Meydanı'nda boy gösterdiğinde aşağıdaki kitleler 'Ordu ve halk tek el' diye bağırıyordu."
Berlin'de yayımlanan Die Welt gazetesi ise Almanya'daki veri depolama tartışmalarını konu alıyor:
"Adalet Bakanı Leutheusser-Schnarrenberger bilinçli olarak Sosyal Demokratlar ve Yeşillerin veri takibatı konusundaki tutumuna saldırıyor. Hükümet sözcüsü Steffen Seibert'in de benimsediği, 'Artık Soğuk Savaşta değiliz' formülünü yarattı. Sonuçta Hrıstiyan Birlik Partileri ve Hür Demokrat Parti arasındaki tartışma, verilerin üç aylığına mı, altı aylığına mı kayıt altına alınacağı. Ancak genel seçimler sonrasında Almanya ve Batılı ülkelerde tartışma konusu, temelden yeni bir güvenlik anlayışı olacak. AB’nin veri depolama konusundaki yönetmeliğine yönelik itirazlar hakkında ancak 2014'te karar verilecek. Leutheusser-Schnarrenberger kararı beklemeyip, yönetmeliği doğrudan devre dışı bırakmayı öneriyor. Bu, Avrupa Komisyonuna ve kararı verecek olan Avrupa Adalet Divanı'na bir saldırı olarak anlaşılabilir."
Frankfurter Allgemeine Zeitung ise AB ülkesi Letonya'nın 1 Ocak 2014 itibariyle Euro Bölgesi'ne katılmasını taşıyor yorum sütunlarına.
"Letonya Euro Bölgesi'nin 18'inci üyesi oluyor. Bu haberi güzel kılan, malî kriz sonucunda ağır bir ekonomik çöküş yaşayan bir ülkenin başarılı bir program uygulayarak, sıkı bir bütçe disiplini ve ekonomik reform kombinasyonunun işe yaradığını göstermiş olması. Letonya'nın başarısı, para birliğinin sallantıda olduğu tahminini de çürütüyor. Yunanistan ve diğer belirsizliklere rağmen şu an bunun tam tersi söz konusu: Euro Bölgesi büyüyor ve 2015'te Litvanya'da Euro Bölgesi'ne dahil olabilir. Bu büyüme rakamları, sağlam kamu maliyesinin büyüme düşmanı ya da Almanların bir takıntısı olmadığını savunanları güçlendiren hoş bir yan etki."
Fransa BasınıMuhafazakâr Fransız gazetesi Le Figaro, “Mısır'ın birliğe ihtiyacı var” başlıklı yorumunda şu görüşlere yer veriyor:
“Mısır'da herkesin demokrasi talebi var. İster dini kesimler olsun, ister dini olmayanlar, ülkenin en güçlü siyasi güçleri için demokrasi hedefi geçerliliğini koruyor. Yeni Mısır sadece askerlerin, ya da sadece İslamcıların değil, tüm Mısırlıların ülkesi konumunda. Modern bir Mısır yaratmayı mümkün kılabilmek için de vakit çok geçmeden bir uzlaşma bulunması şart. Bunu yaparken de kimsenin dışlanmaması, tüm yurttaşların sürece katılması gerekiyor. Şah damarı Nil olan Mısır, yüzyıllar içinde çok güçlü bir ulusal bilinç geliştirdi. Şimdi genelin çıkarlarının parti hesaplarının önünde gelmesinin tam zamanı!”
Hollanda BasınıHollanda gazetesi De Volkskrant, “Mısır uçurumun eşiğinde” başlıklı yorumunda tarihsel bazı paralelliklere göndermede bulunuyor:
“Cezayir'de askerlerin İslamcıların seçim zaferini iptal etmesinden sonra ülkede 1992'de kanlı bir iç savaş yaşanmıştı. Eğer halk arasındaki kutuplaşma engellenemezse Mısır'da da benzer bir durum ortaya çıkabilir. Eski muhalefet çevrelerinde Müslüman Kardeşler ‘terörist' olarak nitelendiriliyor ve Mübarek döneminden alışılageldiği üzere bu örgütün yasaklanması talepleri şu sıralarda sıkça duyuluyor. Ordu yönetiminin ve onun siyasi bağlaşıklarının bu tuzağa düşmemeleri ümit edilir. Müslüman Kardeşler, Mursi yönetimi sırasında birçoklarının onlara duyduğu sempatiyi yitirdiler, ama halkın hâlâ büyük bir kesiminden destek görmeye devam ediyorlar. Müslüman Kardeşler'i devre dışı bırakmak, Mısır'ı uçuruma itmek anlamına gelir.”
İsveç BasınıLiberal İsveç gazetesi Dagens Nyheter de yorumunda, Portekiz ve Yunanistan'ın durumunun ele alındığı dünkü AB maliye bakanları toplantısına değiniyor:
“Sadece Yunanistan ve Portekiz değil, İtalya ve İspanya gibi büyük ülkeler de, küçülme eğilimi gösteren ekonomileri nedeniyle kendilerini büyük baskı altında hissediyorlar. Gerçek olan, genel olarak tüm Avrupa ekonomisinin 2013 itibarıyla gerilemiş olmasıdır. Euro Bölgesi maliye bakanlarının bir kez daha tekrarladıkları, durumun kontrol altında olduğu iddiası hayaldir. Daha da kötüsü, (bu saptamanın) hayalden ibaret olması zaten sorunun özünü oluşturuyor. Asıl gerekli olan şey, Avrupa ekonomisini belli bir düzeyde tutabilmek için siyasî cesaret ve insiyatif üstlenmektir. AB liderleri ayağa kalkıp dümene geçmek zorundadırlar. Tekne yavaştan batarken orada sessizce oturmanın yapacağı etki büyük olacaktır.”
(dw türkçe/bbc türkçe)

YORUM YAZIN