Cumartesi Anneleri'nin 428. Buluşması: Halka Rağmen Demokrasi Zorba Rejimlerde Olur
Cumartesi Anneleri, 428. kez Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi yaptı.
1980 yılında gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren'in kardeşi Faruk Eren, yakınlarının devlet güçleri tarafından gözaltına alındığını ve bir daha kendilerinden haber alamadıklarını söyledi.
'DEVLETİ ŞİDDETE SON VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ'12 gün önce, Gezi Parkı için yaşanan direnişi ve devlet şiddetini hatırlatan Eren, "Devlet yıllardır büyük bir terör uyguluyor" dedi.
Gezi direnişini selamlayan Eren, şunları söyledi: "Devlet şiddetini yakından tanıyanlar olarak devleti, şiddete son vermeye çağırıyoruz."
'BUNDAN SONRA ADALETİ HALKTAN İSTEYECEĞİZ'Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız da 18 yıldır ilk kez bir Cumartesi eylemini polis ablukası olmadan gerçekleştirdiklerini söyledi.
Yıldız, Taksim direnişini selamladı ve ekledi: "Adalet diyorlar ama biz ne adalet, ne de hükümeti görüyoruz. Biz halkın adaletininin ne kadar büyük olduğunu 12 gün önce gördük. Bundan sonra adaleti halktan isteyeceğiz."
Hanife Yıldız, Gezi Parkı için direnenlere yazdığı şiiri okudu.
Cemil Kırbayır'ın ağabeyi Mikail Kırbayır, çocukları ve hamile olan kadınları gördüğünde üzüldüğünü belirtti, nedenini şöyle açıkladı: "Çünkü onlara özgür ve onurlu bir dünya bırakamayacağımı düşünürdüm. '68 ve '78 kuşağı direndi, bu ülke için onurlu bir mücadele verdi. Ama '90 kuşağı umutsuz duygularımı yıktı. Yüreklerimizi kabarttı. Daim olsun, selam olsun" dedi.
Haftanın metnini Nur Sürer okudu.
'ONLARI YÖNETENLER, YÖNETENLERİ DE HALKIN SESSİZLİĞİ CESARETLENDİRİYOR'Bu topraklarda güvenlik güçlerinin, emir komuta zinciri içerisinde, örgütlü bir şekilde yüzlerce insanı gözaltına alarak kaybettiğini hatırlatan Sürer, bu insanlar hakkında soruşturma açılmadığını, yargılanmadıklarını ve tüm iktidarlar tarafından cezasızlık zırhıyla korunduklarını vurguladı.
Halka karşı işlenen ağır insanlık suçlarında kamu görevlilerinden hesap sorulmadığı için yeni suçların işlendiğini kaydeden Sürer, "Roboskî'de savaş uçaklarıyla insanların bombalanması, Başbakan'ın otoriter, tehditkar tarzına itiaraz eden gençlerin hayatlarına kast eden bir şiddet uygulanması bu yüzdendir. Onları yönetenlerin suskunluğu, yönetenleri de yargının, medyanın ve halkın suskunluğu cesaretlendirdi" dedi.
Geçmişte evlatlarını katleden zihniyetin, bugün de yurttaşlık haklarına sahip çıkıyor diye evlatlarına düşman muamelesi yapmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Sürer, yargının insan hakları ihlallerine sebep olan devlet yapısının tamamen değiştirilmesi ve insan haklarına saygılı yeni bir kurumsal yapının oluşturulmasını, hak ihlallerinde bulunan kamu görevlilerinin, hukuk dışı emir veren yöneticilerin görevlerinden uzaklaştırılmasını, yeniden kamusal görevde bulunmamaları için de düzenleme yapılmasını istedi.
'HALKA RAĞMEN DEMOKRASİ ZORBA REJİMLERDE OLUR'Hükümetin sandıktan aldığı gücü toplumun taleplerine ve yararına göre kullandığı sürece meşru olduğunu kaydeden Sürer, "Demokrasiden aslolan toplumun talepleridir, yönetenlerin hırsları değil. Halka rağmen yönetim demokrasilerde değil, zorba rejimlerde olur" diye konuştu.
Nur Sürer, Başbakan Erdoğan'a seslendi: "Haklarımıza saygı göstermek, yurttaşlık taleplerimizi yerine getirmek sizin görevinizdir. Barışa zemin hazırlamak için silahların sustuğu bir dönemde demokrasiyi tahrip eden dayatmacı tarzınızdan vazgeçin. Barışın ve demokrasinin önünü açarak yol temizliğine daha fazla zaman kaybetmeden başlayın. Bir tehdit unsuru olarak topluma cellatlarını hatırlatma geleneğinizden vazgeçin. Kaybedilenlerin, katledilenlerin isimlerini okullardan, caddelerden, meydanlardan, köprülerden kaldırın. Kayıplarımızın akıbetini gizleyen, faillerini koruyan politikanıza son verin."
(etha/başka haber)

YORUM YAZIN