Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (10 Haziran 2013)



İngiltere Basını
Türkiye'de yaklaşık iki haftadır devam eden gösteriler ve protesto eylemleri haftanın ilk günüde İngiltere basınında haber ve değerlendirmelerle yine yer buluyor.

Times gazetesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Ankara'ya gidişinde peş peşe yaptığı konuşmaları derleyerek son gelişmeleri aktarmış.

'Sabrı azalıyor'
Gazete, büyük bir Atatürk resmini taşıyan bir bayrak ve Taksim Meydanı'nın kuşbakışı görüntüsünü aktaran bir fotoğraf eşliğinde Erdoğan'ın söylemindeki sertliğe vurgu yapıyor ve "Başbakan'ın sabrı azalıyor" yorumunu yapıyor.

"Erdoğan bu krizi yedi ay sonra yapılacak yerel seçimler için bir kampanya vasıtası haline getirmeye çalışıyor. Kendisini barışçı bir demokrat olarak tanımlayıp, protestocuları 'yağmacı, anarşist ve terörist' diye yaftalıyor" diye yazan Times haberinin sonunda eylemlerin polis memurları üzerinde de yoğun bir baskı yarattığını belirtiyor.

Eylemler başladığından beri altı polis memurunun intihar ettiğini yazan Times, Emniyet-Sen Başkanı Faruk Sezer'in "Polis sadece protestocuların şiddetine maruz kalmıyor. 120 saat aralıksız çalışan, bayat ekmek ve yemek yemeye zorlanan polis, bu düzenin şiddetine de maruz kalıyor" sözlerini aktarıyor.

60'lar ruhu
Times gazetesindeki dikkat çekici bir diğer yazı ise İngiltere'nin eski dışişleri bakanlarından Jack Straw'un imzasını taşıyor. "Erdoğan yeni bir 60'lar ruhuyla karşı karşıya" başlıklı yazıda Straw, Başbakan'ın geçen hafta katıldığı Avrupa Birliği-Türkiye konferansında yaptığı konuşmayla ilgili izlenimlerini aktarıyor.

"Erdoğan ve kurmayları AKP hükümetinin Türk ekonomisini getirdiği başarılı çizgiye rağmen, genç, orta sınıfın büyük bir bölümünün neden hâlâ kendisini yabancı hissettiğini ve küskün, öfkeli olduğunu anlayamıyor" diyen Jack Straw yazısını "Bu bana 60'lı yılları hatırlatıyor. Savaştan çıkan büyüklerimiz, hayatımızın onlara göre en güzel yıllarını yaşarken neden isyan ettiğimizi anlayamamışlardı" sözleriyle sürdürüyor.

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda yapması gereken pekçok reform bulunduğunu vurgulayan Straw, üyelik sürecinin Türkiye'de demokrasi beklentisini yükselttiğini belirtiyor ve yazısını şöyle noktalıyor:

"Eğer Fransa, Almanya ve Kıbrıslı Rumlar ilerlemeyi üç yıldır engellemeseydi, bu reformlar çok daha gelişmiş olacaktı. Şüphesiz Türkiye örneğin Romanya ve Macaristan'dan daha ağır şartlarla değerlendiriliyor. Ama yeni Komisyon yetkilisi Stefan Füle'nin önderliğinde bir ilerleme sağlanabilir. Sağlanmalı. Brüksel'den gelen küçük düşürme çabalarına karşı sadece AKP taraftarlarının değil tüm Türk halkının sabır sonsuza kadar sürmez. Bu önemli Avrupalı Müslüman ülkeye masamızda bir iskemle vermezsek Türkiye değil Avrupa zararlı çıkacaktır.

'Erdoğan dramatik olaylar zincirini krize çevirdi'
Daily Telegraph gazetesinin başyazılarından birisi de bugün yine Türkiye'ye ayrılmış. "Sağduyu zamanı" başlıklı yazıda gazete, "Yaklaşık iki hafta önce eylemler başladığından bu yana Recep Tayyip Erdoğan, bir 'dramatik olaylar zincirinin nasıl krize çevrileceği konusunda herkese bir ustalık dersi verdi" diyor.

Gazete, Erdoğan'ın ortalığı sakinleştirmek yerine sert sözlerle eylemleri körüklediğini belirtiyor ve "Protestoları ifade özgürlüğü değil de sanki kendisine karşı fesatlık olarak değerlendirdi" yorumunu yapıyor.

Başbakan Erdoğan'ın popüler bir siyasetçi olduğunu belirten Daily Telegraph, ekonomide başarılı bir çizgi yakalandığını hatta Türkiye'nin, siyasî İslam'ın demokratik değerlerle nasıl bağdaştırılabileceğinin en iyi örneğini belirtiyor ancak Erdoğan'ın giderek artan otoriter tutumunun bu gelişmeleri gölgelediğini yazıyor.

Gazete yazısını "Bu tutum Erdoğan'ın demokrasiye sadece, tek parti sistemini yerleştirebilmek ve Atatürk'ün laik düzenini eritmek için inandığı endişelerini arttırıyor. Aynı zamanda Türkiye'nin uzak tutulması gerektiğine inanan Avrupa Birliği içindeki güçlere de koz veriyor. Erdoğan'ı sağduyuya davet ediyoruz" sözleriyle noktalıyor.

Toplum ataerkil liderlikten memnun değil
Financial Times gazetesinin sabah baskısında yer almayan ancak gazetenin internet sitesinde yayımlanan Kemal Derviş imzalı bir değerlendirme yazısı var bugün.

"Protestolardan hâlâ modern bir Türkiye çıkabilir" başlıklı yazısında Derviş, son gelişmeleri değerlendiriyor ve "Hoşgörü ve evrensellik bu genç ülkeyi ilerletecektir" yorumunu yapıyor.

"2011 yılında Arap dünyasında çalkantı başladığında bazı batılı uzmanlar, "Türk modelinin" nüfusunun çoğunluğu Müslüman diğer ülkelere örnek olabileceğini savunmuşlardı. Ancak son olaylar, kökleri siyasî İslam'dan gelen muhafazakâr bir parti yönetimindeki demokratik bir ülkeyle ilgili bambaşka bir tablo çiziyor" diyen Derviş, "Protestolar, Türk toplumunun önemli bir bölümünün bu ataerkil liderlik tarzından ve laik yaşam tarzları üzerinde artan baskıdan memnun olmadıklarını gösterdi." değerlendirmesini yapıyor.

"Peki Türk modeli parçalanıyor mu? Toplumu bölen fay hatları daha fazla istikrarsızlık, şiddet ve baskı mı getirecek?" diye soran Kemal Derviş, "Karamsar bir senaryo olası elbette ama ben bu olayların ardından gerçek bir Türk modelinin de çıkabileceğine inanıyorum" diyor.

"Laik gençliğin büyük bir bölümü, daha önceki kuşakların yapamadığı şekilde, daha dindar olan kardeşlerinin inançlarına, yaşam tarzlarına saygı duyduklarını gösterdiler. Örneğin, kız öğrencilerin başörtüsü taktıkları için üniversiteye alınmadıkları günlere geri dönmek istemiyorlar" diyen Kemal Derviş "Eğer muhafazakârlar ve inançlı kişiler de, diğerlerinin kendi yaşamlarını istedikleri gibi sürdürebileceklerini gerçekten kabul eder ve iktidar partisi de daha büyük bir çoğunluğa hitap etmeden ülkeyi yönetemeyeceklerini fark ederse işte o zaman Türkiye, Avrupa'daki Hıristiyan Demokratlar'ın Müslüman karşılığını oluşturabilir. Merkezin solundaki muhalefetin de ülkeyi oluşturan çeşitliliği tam olarak benimsemesi ve canlı bir alternatif durumuna gelmesi gerekli. İşte bu olursa, Türkiye başkaları için gerçekten bir örnek teşkil edebilir" yorumunu yapıyor.

Kemal Derviş yazısını, "Önümüzdeki yıllar çok önemli. Ben umutluyum, çünkü yaşanan son olaylar bana ileriye bakan genç bir ülkeyi gösterdi. Bu ülkede, Mevlana'nın, Yunus Emre'nin, Hacı Bektaş'ın dizeleriyle yüzyıllardır kuşaktan kuşağa taşınan bir hoşgörü ve evrensellik mesajı var. Ve son olarak modern Türkiye'nin kurucusu Atatürk'e gösterilmeye devam eden saygı, modernleşme yolundaki zorlu yolda elde edilen başarıların bir yansıması" sözleriyle noktalıyor.

Almanya Basını
Hafta başında Alman basınından seçtiğimiz yorumlar yine tamamen Türkiye'ye, ülkedeki protesto eylemlerine, hükümetin yanıtlarına ve Almanya'nın tepkisine odaklı.

Süddeutsche Zeitung'da İstanbul’dan Christiane Schlötzer’in kaleme aldığı analiz, “Türkler tam düşünce özgürlüğü istiyor” başlığını taşıyor. “Polisin bizzat kendisi göstericilere karşı günlerdir süren müdahaleden şikayetçi. İstanbul’daki göstericiler ise Başbakan Erdoğan’ın sert tavrına karşı çıkıyor ve Başbakan'a bir talepler kataloğu sunuyor” ifadelerine yer verilen analiz şöyle devam ediyor:

“Başbakan'ın sert çıkışı bir işe yaramadı. Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümete eleştirel yaklaşan göstericilere, 'eylemleri derhal bitirin' çağrısı da etkili olmadı. ‘Taksim Dayanışması’ adlı hükümet karşıtı platformun temsilcileri ise hafta sonunda yaptığı açıklamada taleplerini art arda sıraladı: Gezi Parkı’nda yapılaşma olmaması, Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılmaması, aşırı polis müdahalelerinden sorumlu valilerin ve emniyet müdürlerinin görevden alınması, göz yaşartıcı gazın yasaklanması, göstericiler hakkında soruşturma açılmaması, düşünce özgürlüklerinin önündeki engellerin kaldırılması. Dayanışma girişimi olaylarda hayatını kaybeden ve bunlar arasında 27 yaşındaki bir polis memurunun da bulunduğu üç kişi için ise anma toplantısı düzenledi.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise “AKP erken seçim olasılığı görmüyor” başlıklı makalesinde özetle şunları okuyucusuna aktarıyor:

“AKP'nin İstanbul'da düzenlediği Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında konuşan parti sözcüsü Hüseyin Çelik, 'hükümetin, parlamentonun ve kabinenin tıkır tıkır işlediğini, erken seçim için bir neden bulunmadığını' belirtti. Daha önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli erken seçime gidilmesini talep etmişti. Öte yandan AKP'nin, yandaşlarının birliğini ve gücünü sergilemek üzere önümüzdeki hafta sonunda Ankara ve İstanbul'da büyük mitingler düzenleyeceğini açıkladı. Bu arada Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Erdoğan'a çağrı yaparak vatandaş haklarına saygılı olmasını istedi. 'Welt am Sonntag' adlı gazeteye demeç veren Westerwelle, Türk hükümetinin hukukun üstünlüğünün ve kişisel özgürlüklerin kendisini için önem taşıdığını Avrupa'ya ve dünyaya göstermesi için bir sınav vermiş olacağını vurguladı. Almanya Dışişleri Bakanı özellikle 'polisin sert müdahalesi' konusunda Erdoğan'ın sorumluluk taşıdığına dikkat çekti.”

Straubinger Tagblatt adlı gazete de konuyu Türkiye'nin AB üyeliği süreci perspektifinden ele aldığı yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden yana olanlar, şu anda demokratik nitelikler kazanması için Türkiye ile üyelik sürecinin sürdürülmesi gerektiğini söylüyorsa, bunların saflığına sadece şaşırmak gerekir. AB'ye üye olmak isteyenler, birliğe üye olmaya daha başında uygun olduklarını kanıtlamak zorundadırlar; birliğe üye olduktan sonra değil! Kendisine peşinen güven duyulmasını Erdoğan hak etmiyor.”

Frankfurter Rundschau gazetesindeki “Erdoğan'ın topraklarında özgür cumhuriyet” başlıklı, Frank Nordhausen imzalı yorumda ise özetle şu görüşlere yer veriliyor:

“Taksim Meydanı'nda polis yeniden alana gelene kadar modern Türkiye kendisini yaşıyor. Ankara'da ise pazar günü de polis, göstericilere karşı tazyikli su sıkmaya, göz yaşartıcı bomba kullanmaya, göstericileri coplamaya devam etti. Alman Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) sözcülerinden Gerda Hasselfeld, Türk polisinin sert müdahalelerinin Türkiye'nin AB üyeliğini imkansızlaştırdığını vurguladı. Alman haber ajansı dpa'ya yaptığı açıklamada Hasselfeld, ‘Bu tavır, Türk hükümetinin demokrasi, insan hakları, dinî özgürlükler ve genel anlamda özgürlük anlayışından çok uzak olduğunu gözler önüne sermiştir' diye konuştu.”

(bbc türkçe/dw türkçe)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.