Header Ads

Hayatını Kaybeden Hasta Tutuklu İrfan Eskibağ'ın Abisi Rıza Eskibağ: Kardeşimi Devlet Öldürdü



Ağır hastalığına rağmen Sincan 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nde tutulan hasta tutuklu İrfan Eskibağ, önceki gece saat 01.00 sıralarında götürüldüğü Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

TEŞHİS 2 YIL ÖNCE KONMUŞTU
42 yaşındaki Eskibağ’ın sağlık durumu uzun süredir kritik eşikteydi. Bolu F Tipi Cezaevi’nde kaldığı dönemde sarılık hastalığı teşhisi konularak Ocak 2011’de tedavisinin yapılması için Ankara Sincan F Tipi Cezaevi’ne sevk edildi. Eskibağ’a, Haziran 2011’de kontroller için götürüldüğü Ankara Numune Hastanesi’nde pankreas kanseri teşhisi konulmuş ve ameliyat edilmişti. Işın ve kemoterapi tedavisi son dönemlerde doktorları tarafından “yapılacak bir şeyi kalmadığı” için de sonlandırılmıştı.

Hastalığın ilerlemiş düzeyde geç teşhis edilmesinin yanında Eskibağ için cezaevi koşullarının olumsuzluğu da Ankara Numune Hastanesi doktorlarınca hazırlanan raporlarla ortaya konmuş, tahliye edilmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen cezaevinde tutulmaya devam etmişti.

BAKANLIĞA ÇAĞRI YAPILMIŞTI
Eskibağ için hazırlanan rapor, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmiş, oradan gelecek yanıtla tahliyesinin gerçekleşmesi bekleniyordu. Eskibağ için 1 Mayıs günü cezaevine giden BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Eskibağ’ın kişisel ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olmadığını belirterek, Adalet Bakanlığı’yla görüşüp, Adli Tıp sürecinin hızlandırılmasını istemişti.

Ancak bir türlü gelmeyen Adli Tıp raporu, Eskibağ'ın son günlerini ailesiyle geçirmesinin önüne geçmiş oldu.
Adli Tıp Kurumu’na götürülen Eskibağ’ın cenazesi, buradaki otopsi işlemlerinin ardından defnedilmek üzere İstanbul’a götürülecek.

'KARDEŞİMİ DEVLET ÖLDÜRDÜ'
İrfan Eskibağ’ın abisi Rıza Eskibağ, şunları söyledi: “20 gündür kardeşimin yanında refakatçi olarak kalıyordum. Kardeşimi devlet öldürdü. Kardeşimin öleceği belliydi. Ama tahliye etmediler. En büyük suçlu adli tıptır. Savcılık kardeşimi tahliye etmek için adli tıptan gelecek raporu bekledi. Ancak onlar da ayak dirediler ve vermediler. Kardeşimle ölmeden bir hafta önce konuşabildim. O'nun hala umudu vardı. Dışarı çıkacağım, orada iyileşeceğim diyordu.”

'TEDAVİSİNİ ENGELLEMEK İSTEMİŞLER'
Eskibağ'ın yaşamını yitirmesinin ardından BirGün'e konuşan ağabeyleri Timur ve Hacı Eskibağ, kardeşlerinin durumunun ağırlaşmasının ardından son günlerini ailesiyle geçirmek istediğini ancak buna müsaade edilmediğini belirtti.

Timur Eskibağ, kardeşinin göz göre göre öldüğünü belirterek, "Adıyaman Cezaevi'nde kalırken rahatsızlığı başlamıştı. Bolu'ya naklini istedi. Bolu'ya nakledildikten sonra tedavi talebinde bulundu. Tedavi olmasını engellemek istemişler. Kardeşim ısrarcı davranınca kabul etmişler. Son süreçte de Adli Tıp oyaladı" dedi.

Kardeşi için TAYAD ve BDP Milletvekili İdris Baluken'in girişimlerde bulunduğunu ancak çabalarının sonuç vermediğini belirten Timur Eskibağ, "Ocak ayında hastane tarafından "Hapishane koşullarında kalamaz" ibareli rapor Adli Tıp'a gönderildi. Ama hastanenin gönderdiği rapora Adli Tıp 4 ay boyunca cevap vermedi. Kanser denen illette saatler bile çok önemliyken, 4 ay bekletmek, ölüme davetiye çıkarmaktır" diye konuştu.

İrfan Eskibağ'ın diğer ağabeyi Hacı Eskibağ ise, "Devletin fikirlerine karşı duran kim varsa yok ediyorlar. Devletin işi vatandaşını mağdur etmek olmuş. Kardeşim gitti benim. Daha ne diye bilirim ki" ifadelerini kullandı.

AVUKATI: KATİL DEVLET PROSEDÜRLERİ
İrfan Eskibağ’ın avukatı ve Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) Temsilcisi Avukat Belgin Baba da öldüren bürokrasiyi şöyle anlattı: “İrfan’ın dilekçesinde tahliye edilmesi için kurul raporu bulunmasına rağmen, Adli Tıp Kurumu tekrar hastayı görmek istedi. Bunun üzerine İrfan’ı o hasta haliyle ring aracıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu’na götürdüler. Bütün bunlar Nisan ayı başına kadar yaşanmış ancak aradan geçen bir aya rağmen adli tıp ölümcül bir hasta için bir rapor yazamamıştır. Ölüme yaklaşmış bir insanın ailesi ile vedalaşmasına izin verilmemesinin hiçbir açıklaması yok. Eskibağ’ın tahliye edilmemesinin nedeni gereksiz devlet prosedürleri. Üstelik ailesi İrfan'ın 4. Yargı Paketi'nden yararlanması için Ocak ayında dilekçe yazdı ancak buna bile 5 aydır cevap gelmedi.”

KİM NE DEDİ? 
'GÖZ GÖRE GÖRE CİNAYET'
Metin Bakkalcı (Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri): Çok üzgünüz. Gayri ahlaki, gayri insanı ısrarlı bir tutum ile karşı karşıyayız. Çığlık atıyoruz. Yaşam hakkı bütünüyle siyasi iktidarın tasarrufunda değildir. Onun güvencesi altında olması gereken tutsaklar onların elinde ölüyor, öldürülüyorlar. Bunun tartışılacak hiçbir yanı yoktur. Bırakalım uluslararası hukuku, imzacısı olduğumuz sözleşmeleri yetersiz olan iç hukukumuza göre bile bir suç işlenmiştir. Doğrudan ve göz göre göre devlet cinayet işliyor. Buna sessiz kalmayacağız.

'PROSEDÜRLER HIZLANDIRILMALI'
BDP: Bu konuda Adalet Bakanlığı’na göreve çağırıyoruz. Ağır hasta konumundaki tutuklu ve hükümlerin durumuna derhal el atılmalı ve tahliyeleri için gerekli koşullar sağlanmalıdır. Geciken Adli Tıp prosedürleri derhal hızlandırılmalıdır. Aksi taktirde cezaevlerinden ölüm haberleri gelmeye devam edecektir. Cezaevlerindeki ağır hasta tutuklu ve hükümlülere yönelik hükümetin duyarsızlığı ne yazık ki ölümleri beraberinde getirmektedir.

122
İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre şuan hapishanelerde bulunan ağır hastalıklara sahip tutuklu sayısı. Bunlardan 115'inin tedavisinin hapishanede yapılması mümkün değil. CHP'nin hasta mahpuslar raporuna göre son bir yılda cezaevinde yaşamını yitiren hasta tutuklu sayısı ise 50'inin üzerinde.


(Esra Koçak/Can Bursalı-BirGün)
http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1368000572&year=2013&month=05&day=08

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.