Avrupa Basınında Bugün (20 Mayıs 2013)
İngiltere BasınıFinancial Times gazetesi yazarı David Gardner, Türkiye'nin Kuzey Irak yönetimiyle petrol ve doğal gaz anlaşması yapma planlarını "Osmanlı sonrası düzeninin sona ermesinin işareti" olarak değerlendiriyor.
Bu planlar nedeniyle Ankara'nın özellikle Amerika Birleşik Devletleri tarafından Irak'ın bölünmesiyle sonuçlanabilecek bir kumar oynamakla suçlandığını belirten yazar özetle şöyle devam ediyor:
"Ama Irak'ın bölünmesi, Suriye'deki iç savaşın etkisiyle Orta Doğu'daki parçaların dağılmasıyla ilgili tartışmanın sadece bir parçasını oluşturuyor. Savaş, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgesinin elini güçlendirdi ve bu durum, Türkiye'yi kendi Kürtleriyle barışmaya ve Iraklı ve Suriyeli Kürtleri ekonomik açıdan dinamik Türk nüfuz alanına çekmeye sevk etti."
Bu durumu, Osmanlı'da Suriye ve Mezopotamya'da 100 yıl öncesine kadar uygulanan devlet sistemine geri dönülmesi olarak yorumlayan yazar şöyle diyor:
"Fakat bu tartışmayla ilgisi sorun, başlangıç noktası olarak neyi alacağınızda. 1916'da İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı'nın elindeki Arap topraklarında kendi çıkarlarına uygun bir düzen kurması mı, 2003'te Irak'ın işgal edilmesi mi? Şimdi Türkiye'nin kucaklamaya çalıştığı genişlemiş bir Kürdistan'ın yanı sıra iki fiili bölge daha ortaya çıkıyor."
"Bunlardan biri Fırat'la Dicle arasında Irak'ın batısındaki Sünnilerle Suriye'nin doğusundaki akrabalarını birleştiren Cezire bölgesi. İkincisi ise kuzeybatı Suriye'deki Alevi bölgesi. Yani bir yerden çekilince hepsi sökülecek. Bu aşamada tepki ne olur bilmek zor ama doğru tavır muhtemelen dış politikasında eski Osmanlı topraklarında yumuşak sınırlara inanan Türkiye'ye konferans vermek değil."
Independent gazetesi Suriye'deki savaşın Lübnan'a sıçradığını ve Esad yönetimine destek veren Hizbullah'ın isyancıların elindeki Kuseyr kentinde büyük bir saldırı düzenlediğini aktarıyor.
Gazete, Hizbullah'ın Suriye'de daha faal olmasının İsrail'i rahatsız edeceğine dikkat çekiyor.
Independent, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun Suriye'ye yeni saldırılar düzenleyebilecekleri mesajını verdiğini belirtiyor.
Times gazetesi, İngiltere Başbakanı David Cameron'ın bugün parlamentoda, eşcinseller arasındaki evliliklere izin veren yasa tasarısının oylanması sırasında ağır bir darbe yiyebileceğini yazıyor.
Gazeteye göre, Başbakan'ı parti tabanından uzaklaşmakla suçlayan 150'den fazla Muhafazakar Parti milletvekili tasarıya muhalefetlerini ortaya koymak için heteroseksüel çiftlere nikah kıymadan evliliktekine eş haklar verilmesini öngören bir değişiklik önergesi sunacak.
Bu milletvekilleri, eşcinsel çiftlerin halihazırda bu hakka sahip olduğunu, bu kişilerin evliliklerine de izin verilmesi halinde "medeni birliktelik" hakkı olmayan çiftlere haksızlık yapılacağını savunuyor.
Başbakan'ın yakın çevresi ise, ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin değişiklik önergesine destek vermesi halinde eşcinsel arasındaki evliliklere izin verilmesine ilişkin yasanın yürürlüğe girmesinin 2 yıl gecikebileceğini ve devlete 4 milyar sterlinlik (yaklaşık 6 milyar dolar) bir fatura çıkacağını söylüyor.
Gecikmeye gerekçe olarak eşcinsel ve heteroseksüel çiftlere yönelik düzenlemelerin aynı anda yürürlüğe girmesi zorunluluğu gösteriliyor.
Financial Times gazetesi, eşcinseller arası evliliğe izin veren yasanın, hükümet programında Avrupa Birliği'nden çıkmak için referandum yapılması taahhüdüne yer vermediği için partisi içinde isyanla karşı karşıya olan Başbakan için zorlu bir sınav olacağını vurguluyor.
Gazete parti tabanının önde gelen bir parti yetkilisinin muhafazakar kanat için sarf ettiği iddia edilen sözler nedeniyle öfke dolu olduğunu vurguluyor. Cameron'a yakınlığıyla bilinen bu yetkilinin Avrupa Birliği ve eşcinseller arası evliliklere karşı muhafazakar taban örgütleri için "gözleri yuvalarından fırlamış ahmaklar" dediği öne sürülüyor.
Guardian gazetesi de, geçen hafta partisi içindeki isyanı yatıştırmak için yeniden seçilirlerse 2017'de Avrupa Birliği'nde kalıp kalmama konusunda referanduma gitme sözü veren Cameron'un otoritesinin ağır bir darbe alabileceğine dikkat çekiyor.
Times gazetesi, hükümetin gelecek yıl yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, henüz mecliste temsil edilmeyen ve İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkması gerektiğini savunan İngiltere Bağımsızlık Partisi'nin birinci parti olmasından endişe ettiğini aktarıyor.
Daily Telegraph gazetesi de bazı parti üyelerinin bu partiye geçmeye başladığını duyuruyor.
Independent gazetesinin manşetinde de Avrupa Birliği tartışması var.
Gazeteye göre ülkenin en büyük işadamlarından ikisi Virgin Group'un İcra Kurulu Başkanı Richard Baranson ile çok uluslu reklam ve halkla ilişkiler şirketi WPP'nin İcra Kurulu Başkanı Martin Sorrell Independent için ortak kaleme aldıkları bir yazıda İngiltere'nin Avrupa Birliği'nde kalması gerektiğini vurguladı. İş adamları Başbakan Cameron'a aksine Avrupa'yla bağları daha da güçlendirmesi çağrısında bulundu.
Daily Telegraph'ta yer alan bir haberde, bazı milletvekillerinin İngiltere'nin Avrupa Birliği'nin lokantalardaki zeytinyağı şişeleriyle ilgili kararına hayır dememesine öfkelendiği aktarılıyor.
Habere göre, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde 1 Ocak 2014'ten itibaren lokantalarda, masalarda ağzı açık şişelerde zeytinyağı bulundurulması yasaklanacak. Karara göre, zeytinyağı, üzerinde fabrika etiketi olan özel kapaklı şişelere konulacak.
İngiltere'nin oylamada çekimser kalmasını eleştiren milletvekillerine göre bu karar Brüksel'in üye ülkeleri ne kadar bürokrasiye boğduğunu gösteriyor.
BBC Türkçe,Financial Times gazetesi yazarı David Gardner, Türkiye'nin Kuzey Irak yönetimiyle petrol ve doğal gaz anlaşması yapma planlarını "Osmanlı sonrası düzeninin sona ermesinin işareti" olarak değerlendiriyor.
Bu planlar nedeniyle Ankara'nın özellikle Amerika Birleşik Devletleri tarafından Irak'ın bölünmesiyle sonuçlanabilecek bir kumar oynamakla suçlandığını belirten yazar özetle şöyle devam ediyor:
"Ama Irak'ın bölünmesi, Suriye'deki iç savaşın etkisiyle Orta Doğu'daki parçaların dağılmasıyla ilgili tartışmanın sadece bir parçasını oluşturuyor. Savaş, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgesinin elini güçlendirdi ve bu durum, Türkiye'yi kendi Kürtleriyle barışmaya ve Iraklı ve Suriyeli Kürtleri ekonomik açıdan dinamik Türk nüfuz alanına çekmeye sevk etti."
Bu durumu, Osmanlı'da Suriye ve Mezopotamya'da 100 yıl öncesine kadar uygulanan devlet sistemine geri dönülmesi olarak yorumlayan yazar şöyle diyor:
"Fakat bu tartışmayla ilgisi sorun, başlangıç noktası olarak neyi alacağınızda. 1916'da İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı'nın elindeki Arap topraklarında kendi çıkarlarına uygun bir düzen kurması mı, 2003'te Irak'ın işgal edilmesi mi? Şimdi Türkiye'nin kucaklamaya çalıştığı genişlemiş bir Kürdistan'ın yanı sıra iki fiili bölge daha ortaya çıkıyor."
"Bunlardan biri Fırat'la Dicle arasında Irak'ın batısındaki Sünnilerle Suriye'nin doğusundaki akrabalarını birleştiren Cezire bölgesi. İkincisi ise kuzeybatı Suriye'deki Alevi bölgesi. Yani bir yerden çekilince hepsi sökülecek. Bu aşamada tepki ne olur bilmek zor ama doğru tavır muhtemelen dış politikasında eski Osmanlı topraklarında yumuşak sınırlara inanan Türkiye'ye konferans vermek değil."
Independent gazetesi Suriye'deki savaşın Lübnan'a sıçradığını ve Esad yönetimine destek veren Hizbullah'ın isyancıların elindeki Kuseyr kentinde büyük bir saldırı düzenlediğini aktarıyor.
Gazete, Hizbullah'ın Suriye'de daha faal olmasının İsrail'i rahatsız edeceğine dikkat çekiyor.
Independent, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun Suriye'ye yeni saldırılar düzenleyebilecekleri mesajını verdiğini belirtiyor.
Times gazetesi, İngiltere Başbakanı David Cameron'ın bugün parlamentoda, eşcinseller arasındaki evliliklere izin veren yasa tasarısının oylanması sırasında ağır bir darbe yiyebileceğini yazıyor.
Gazeteye göre, Başbakan'ı parti tabanından uzaklaşmakla suçlayan 150'den fazla Muhafazakar Parti milletvekili tasarıya muhalefetlerini ortaya koymak için heteroseksüel çiftlere nikah kıymadan evliliktekine eş haklar verilmesini öngören bir değişiklik önergesi sunacak.
Bu milletvekilleri, eşcinsel çiftlerin halihazırda bu hakka sahip olduğunu, bu kişilerin evliliklerine de izin verilmesi halinde "medeni birliktelik" hakkı olmayan çiftlere haksızlık yapılacağını savunuyor.
Başbakan'ın yakın çevresi ise, ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin değişiklik önergesine destek vermesi halinde eşcinsel arasındaki evliliklere izin verilmesine ilişkin yasanın yürürlüğe girmesinin 2 yıl gecikebileceğini ve devlete 4 milyar sterlinlik (yaklaşık 6 milyar dolar) bir fatura çıkacağını söylüyor.
Gecikmeye gerekçe olarak eşcinsel ve heteroseksüel çiftlere yönelik düzenlemelerin aynı anda yürürlüğe girmesi zorunluluğu gösteriliyor.
Financial Times gazetesi, eşcinseller arası evliliğe izin veren yasanın, hükümet programında Avrupa Birliği'nden çıkmak için referandum yapılması taahhüdüne yer vermediği için partisi içinde isyanla karşı karşıya olan Başbakan için zorlu bir sınav olacağını vurguluyor.
Gazete parti tabanının önde gelen bir parti yetkilisinin muhafazakar kanat için sarf ettiği iddia edilen sözler nedeniyle öfke dolu olduğunu vurguluyor. Cameron'a yakınlığıyla bilinen bu yetkilinin Avrupa Birliği ve eşcinseller arası evliliklere karşı muhafazakar taban örgütleri için "gözleri yuvalarından fırlamış ahmaklar" dediği öne sürülüyor.
Guardian gazetesi de, geçen hafta partisi içindeki isyanı yatıştırmak için yeniden seçilirlerse 2017'de Avrupa Birliği'nde kalıp kalmama konusunda referanduma gitme sözü veren Cameron'un otoritesinin ağır bir darbe alabileceğine dikkat çekiyor.
Times gazetesi, hükümetin gelecek yıl yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, henüz mecliste temsil edilmeyen ve İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkması gerektiğini savunan İngiltere Bağımsızlık Partisi'nin birinci parti olmasından endişe ettiğini aktarıyor.
Daily Telegraph gazetesi de bazı parti üyelerinin bu partiye geçmeye başladığını duyuruyor.
Independent gazetesinin manşetinde de Avrupa Birliği tartışması var.
Gazeteye göre ülkenin en büyük işadamlarından ikisi Virgin Group'un İcra Kurulu Başkanı Richard Baranson ile çok uluslu reklam ve halkla ilişkiler şirketi WPP'nin İcra Kurulu Başkanı Martin Sorrell Independent için ortak kaleme aldıkları bir yazıda İngiltere'nin Avrupa Birliği'nde kalması gerektiğini vurguladı. İş adamları Başbakan Cameron'a aksine Avrupa'yla bağları daha da güçlendirmesi çağrısında bulundu.
Daily Telegraph'ta yer alan bir haberde, bazı milletvekillerinin İngiltere'nin Avrupa Birliği'nin lokantalardaki zeytinyağı şişeleriyle ilgili kararına hayır dememesine öfkelendiği aktarılıyor.
Habere göre, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde 1 Ocak 2014'ten itibaren lokantalarda, masalarda ağzı açık şişelerde zeytinyağı bulundurulması yasaklanacak. Karara göre, zeytinyağı, üzerinde fabrika etiketi olan özel kapaklı şişelere konulacak.
İngiltere'nin oylamada çekimser kalmasını eleştiren milletvekillerine göre bu karar Brüksel'in üye ülkeleri ne kadar bürokrasiye boğduğunu gösteriyor.
İspanya BasınıEl Pais | Avrupa Merkez Bankası ve Fransa’nın eleştirilerine rağmen,Almanya kesinti politikasında ısrar ediyor
Almanya, “kemer sıkmaktan başka bir çözüm yolu yok” diyor. Berlin, çizgisinden bir milim bile kıpırdamaya niyetli değil, üstelik Avrupa Merkez Bankası ve Fransa’nın sert muhalefetine rağmen…
Oysaki umutlar Almanya’daki seçimlerle birlikte mevcut politikanın değişeceği yönündeydi. El Pais’in Almanya’da danıştığı ekonomistler uyarıyor: Almanya’daki tüm siyasi partiler, mevcut mali programdan memnun. Diğer bir deyişle, değişim için Almanya’daki seçimleri bekleyen varsa bu fikri aklından çıkarsın!
Öte yandan Almanya’nın kesinti politikasından taviz vermemesi Avrupa’daki Alman karşıtlığını körüklüyor. Ancak Berlin bu konuda da rahat… Almanya “Zorluklar karşısında, dışarıdaki bir düşmanı suçlamak her zaman daha kolaydır. Eğer Almanya’yı suçlamanız gerekiyorsa biz buna da hazırız” diyerek kararlı tavrından vazgeçmiyor.
Fransa BasınıLiberation | Savaş Drone’ları
François Hollande iktidarı, iki Amerikan insansız hava aracını satın alarak bir yıldır devam eden düşünce ve endişe sürecine son verdi.
General Atomics tarafından üretilen Reaper cinsi iki insansız hava aracıyla ilgili Fransız ve Amerikan savunma bakanları anlaşmaya vardı. Şimdi gözler normalde Amerikan ordusunun kullanımı için üretilen bu iki aracın Fransa’ya satılmasına izin verecek Kongre’de.
Fransa’nın elinde, 90’lı yıllarda satın alınan dört adet insansız hava aracı bulunuyor. Bazı uzmanlara göre, bazı araçların hala çalışıyor olması bile bir mucize.
Fransa, Mali’de olduğu gibi savaşa “tek başına” girmekle veya Libya’da olduğu gibi “en ön sırada” girmekle böbürlense de bu durum ordunun yetersizliklerini gizlemeye yetmiyor. Fransız ordusu zaman ilerledikçe harekete geçmekte, uçuş ikmali yapmakta ve hava istihbaratı sağlamakta güçlükler yaşıyor. İşte bu yüzden, Amerika’dan alınacak insansız hava araçları, devletin savunma alanındaki “ihmallerini” göz önüne sermesi bakımında son derece hassas bir konu.
Le Figaro | Papa Francis, Kilise’yi nasıl altüst ediyor
Eğer papa olmasaydı, ‘Arjantinli bu kardinal provokasyon yaratmayı seviyor’ derdik. İki ay önce papa seçilen Francis için kimse bunu söylemeye cesaret edemiyor ama birçok kişi böyle düşünüyor.
Papa Francis, dünkü Hamsin Yortusu ayini sırasında 200 bin kişilik kalabalığın karşısında yine kendi tarzını ortaya koydu. Şok eden formüllerini, şok edici bir tarzda anlattı.
Bu kez Kilise’nin kendi içine kapanmasına karşı çıkan Papa Francis, “Bizler sakince çaylarını yudumlarken teolojiden konuşan Hristiyanlar olmamalıyız. İsa’nin yüce ruhunu aramalı, sokaklara çıkmalıyız” diye konuştu.
Hristiyan toplumunu yardımlaşmaya çağıran Papa, şöyle devam etti:
“Bankalardaki yatırımlar azalmaya başlayınca herkes endişeleniyor. Ancak yiyecek yemeği olmayanlar için kimse kılını kıpırdatmıyor. Evsiz birinin soğuktan ölmesi artık bir haber bile değil. Artık hiçbir şey yapmadan yerimizde durmaya devam edemeyiz.”
İtalya BasınıLa Repubblica | “İşsiz gençler için plan”
Çalışma Bakanı Enrico Giovannini hükümetin önceliğini açıkladı.
Haziran ayına kadar genç nüfusun iş problemine yoğunlaşacaklarını ifade eden bakan Avrupa Birliği’nden alınacak yardımlar sayesinde 24 yaş altındaki gençlere 100 bin yeni iş pozisyonu sağlanacağını açıkladı. Genç işsiz oranını yüzde 8 azaltarak yüzde 30 seviyesine getirme niyetinde olan hükümet bu planını gerçeğe dönüştürebilmek için bugünden itibaren çalışmalara başlıyor.
Bakan Giovannini yarından sonra sendikalar ve işveren temsilcileriyle bir araya gelerek neler yapılabileceğini görüşecek. Hükumetin iş planında süreli sözleşmelerde esneklik sağlanması, emeklilik şartlarının kolaylaştırılması ve sosyal güvenlik kurallarının yenilenmesi maddeleri var.
Avusturya Basını
Liberal Avusturya gazetesi Der Standard'da, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama arasında yapılan Suriye konusundaki görüşmelere ilişkin hafta sonunda bir yorum yayınladı. Yorumda şu görüşlere yer veriliyor:
“Suriye’deki iç savaştan çıkış için eğer bir Erdoğan-Obama hareket planı var ise bu plan ya gizli, ya da sadece ABD ile Rusya’nın siyasî sponsorluğunda yapılacak ve Esad rejimi ile Esad karşıtlarının da yer alacağı olası bir uluslararası konferansa kadar geçerliliği kalacak bir plan bu. Türkiye başbakanı bu son diplomatik girişimi kabul etti ama aynı zamanda ABD’yi ziyareti sırasında bu girişimden fazla bir beklentisi olmadığını da ifade etti. Ankara’nın istediği şeyler başka: Muhalefete Amerikan silahlarının temin edilmesi, sivil halka yardım sevkiyatı ve milis bölgelerinde yeniden toprak kazanabilmek için askerî açıdan güvenlikli koridorlar açılması ve olabilirse uçuşa yasak bölge oluşturulması.”
Rusya BasınıKuzey Kore dün yine kendi karasularının doğusuna üç kısa menzilli füze fırlatarak test yaptı. Kuzey Kore’nin denemelerine bugün de devam ettiği bildiriliyor. Rus Kommersant gazetesinin konuya ilişkin yorumunda şu satırlar göze çarpıyor:
“Kuzey Kore kısa bir aradan sonra kısa menzilli füze denemelerine başlayarak, komşuları ve ABD ile sinir harbine de yeniden start vermiş oldu. Bu güç gösterisi, Batı'nın Kuzey Kore’ye uyguladığı yaptırımları gözden geçirmesi ve bu ülkeye bazı tavizler vermesi hedefine yönelik. Ne var ki bu silah geri tepti. Seul, füze denemelerini provokasyon olarak nitelendirdi ve kendi füze sistemlerini Kuzey Kore sınırına yerleştirdi. ABD’de de, Pyöngyang’ın girişimlerinin bu ülkenin uluslararası arenada sadece daha fazla izole olmasına hizmet edeceği yönünde uyarılar dile getiriliyor.”
İsviçre Basınıİsviçre’nin Neue Zürcher Zeitung adlı gazetesi ise yorumunda ABD'de ekonominin yeniden canlanmasına dikkat çekiyor:
“Obama’nın liderliğinde Amerikan finans sektörü ve otomobil sanayi hızlı ve radikal bir biçimde sağlığına kavuşturuldu, Amerikan ekonomisi, alt yapıya ilişkin yatırımlar ve ucuz paranın devreye sokulmasıyla canlandırıldı. Sonuç şimdi gözle görülebiliyor. Ekonomik göstergeler pembe bir tablo çiziyor, tüketici şimdiye dek olmadığı kadar iyimser, işsizlik sayısı da düşmekte. Bazı bütçe giderlerinin azaltılmasına ve bazı vergi kalemlerinin yükseltilmesine rağmen ekonomik canlanma devam ediyor. Tüm bunlar devletin bütçesinin iyileşmesine yol açıyor. Borçlanma da daha önce tahmin edilenden daha az olacak gibi görünüyor. Ayrıca, kullanılan yeni yöntemler sayesinde ABD’de bir doğal gaz ve ham petrol patlaması bekleniyor. ABD’nin 2030 yılına kadar net ham petrol ihracatçısı olması bekleniyor. Kısacası, sözde topal ördek olarak görülen bir liderliğin yönetimindeki ülkenin durumu sürpriz bir biçimde iyi gibi görünüyor.”
(bbc türkçe/dw türkçe/trttürkhaberdar)

YORUM YAZIN