'İstanbul'da Yaşayan Suriyeli Sığınmacılar' Raporu: Tedavi Olamıyor, Ağır Sömürü Altında Çalışmak Zorunda Kalıyorlar
Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (GÖÇ-DER) ile Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, "Gözardı edilenler: İstanbul'da yaşayan Suriyeli sığınmacılar" başlıklı raporunu açıkladı.
Cezayir Toplantı Salonu'nda düzenlenen basın toplantısına GÖÇ-DER Genel Başkanı İlyas Erdem, GÖÇ-DER üyesi Gülay Kılıçaslan ve Eşit Haklar İçin İzleme Derneği'nden Görkem Duru katıldı.
Raporu açıklayan Kılıçaslan, Suriye'de çatışmaların ikinci yılını doldurduğunu söyledi. BM verilerine göre 1.1 milyon Suriyeli'nin ülkesini terk etmek zorunda kaldığını, bunlardan 400 bininin Türkiye'de olduğunu belirten Kılıçaslan, Türkiye'de 8 ildeki 17 kampta "geçici koruma" statüsü altında 185 bin 982 Suriyeli sığınmacı bulunduğunu, 200 binden fazla kişinin de kamp dışında, kayıtsız bir şekilde yaşamını sürdürmeye çalıştığını ifade etti.
"Gözardı edilenler: İstanbul'da yaşayan Suriyeli sığınmacılar" raporu, sadece Suriye'den gelen Kürt sığınmacıları kapsıyor. İstanbul'da Arap ya da diğer milliyetlerden sığınmacıların da olduğunun tahmin edildiği ancak bunlara ulaşılamadığı belirtildi. Toplam 136 sığınmacı ile görüşen dernek çalışanları, Eminönü, Kanarya ve Esenyurt'ta yapılan 19 aile ile kayıtlı görüşme sonucu raporu hazırladıklarını bildirdi.
Rapora göre, sığınmacıların büyük bölümü (yüzde 75) kadın ve çocuklardan oluşuyor. Aileler, kötü ve sağlıksız ortamlarda barınıyor, günlük temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Çoğunlukla tek odada, çok sayıda kişi yaşıyorlar. Barındıkları gecekondu ve otel odaları nemli, yeterli havalandırma, aydınlatma ve ısıtma olanakları bulunmayan yerler. Kötü koşullarına rağmen yüksek kiralar ödüyorlar.
TEDAVİ OLAMIYORLARSığınmacılar arasında sürekli tedavi hizmeti alması gereken hastalar olmasına rağmen hem Türkçe bilmemeleri hem de sağlık hizmetinin paralı olması nedeniyle sağlık kuruluşlarına gidemiyorlar. Ancak çevredekilerin yardımı ile ilaç alabiliyorlar. Çocukların çoğu hasta.
5-12 yaş arası çocuklar ailenin geçmini sağlamak için sokaklarda para topluyor. Bu çocuklar her türlü istismar riski altında ve korunmasız. Sığınmacılar özellikle çocuklar yeterli beslenemiyor. Çocuklar herhangi bir eğitim hizmeti ya da yaşadıkları travmayı rehabilite edecek psiko-sosyal destek hizmeti de alamıyor.
SIĞINMACILAR AĞIR SÖMÜRÜ ALTINDASığınmacıların büyük çoğunluğu gündelik kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Bazı durumlarda ücretlerini alamıyor ve haklarını da arayamıyorlar. Kayıt dışı çalıştırılan sığınmacılar ağır bir sömürü altında.
KAMPLAR İZOLE EDİLMİŞ DURUMDARaporda, İstanbul'daki sığınmacıların yaşadıklarının yanı sıra kamplardaki yaşam koşullarına da dikkat çekildi. En büyük sorun kampların uluslararası yardım kuruluşları, insan hakları örgütleri, kadın ve çocuk örgütleri ve basına kapalı olması. Raporda, kamplardaki Suriyeli sığınmacılara tam bir tecrit ve izolasyon uygulandığı belirtilirken, kamplara gitmeyi tercih etmeyen sığınmacıların "kapasite sorunu, fiziki koşullar, çatışma bölgesine yakın olması, izolasyon ve hareket özgürlüğünün engellenmesi, etnik ve dini kökene dayalı ayrımcılık, kadın ve kız çocuklarına yönelik taciz, tecavüz ve şiddet riski, politik olarak taraf seçmek zorunda bırakılmaları"nı gerekçe olarak sundukları aktarıldı.
NELER YAPILMALI?Raporda, bu sorunlara karşı çözüm önerileri de sunuldu:
-Suriyeli sığınmacı sayısı sürekli artarken, Türkiye'nin bu duruma karşılık verebilecek insani mekanizmaları acilen oluşturması gerekiyor.
-Kamp dışında yaşayan sığınmacılar için Valiliklerde kayıt masaları oluşturulmalı.
-Valilik, muhtarlık, belediyeler, sosyal hizmetler ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla koordinasyon masası oluşturulmalı ve çözüm konusunda işbirliği yapılmalı. Bu masalarda Kürtçe ve Arapça bilen tercümanlar görevlendirilmeli.
-Ücretsiz sağlık hizmeti alabilmeleri için gerekli belgeler düzenlenmeli ve Sağlık Bakanlığı bir genelge yayınlamalı.
-Çalışma Bakanlığı çalışabilir durumdaki Suriyeli sığınmacılar için çalışma izni düzenlemeli.
-Çocuklara eğitim, sosyal ve psikolojik destek hizmeti sunulmalı.
-Medya organları sığınmacıları ötekileştiren, aşağılayan ve hedef haline getiren haber dilini değiştirmeli.
Basın toplantısında konuşan GÖÇ-DER Genel Başkanı Erdem, sığınmacıların kayıt altına alınmadığı durumda hükümetin yasal sorumluluklarından kurtulmuş olduğunu belirterek, sığınmacıların savaş bittikten sonra evlerine dönmek istediklerini söyledi.
Erdem, sığınmacıların çok dağınık olduğunu, Kürtlerin buradaki akrabaları vasıtasıyla İstanbul'a geldiğini, sürekli yer değiştirdiklerini, Araplar da olduğunu tahmin ettiklerini ama ulaşamadıklarını da ekledi. (etha)
YORUM YAZIN