Header Ads

Fikir Kulüpleri Federasyonu'nu Yeniden Kuran Öğrenciler Anlatıyor: Tüm Üniversiteliler Bu Sürecin Bir Parçası Olmalı



15 Mart'ta ODTÜ'de toplanan Üniversite Kongresi'nin, aldığı tarihi kararla Fikir Kulüpleri Federasyonu'nu yeniden kurduğunu ilan etmesinin ardından, kongreyi düzenleyen öğrencilerle hem kongreyi hem de FKF'yi konuştuk.

180'in üzerinde öğrenci kulübünün destek verdiği, Türkiye'nin dört bir yanından 600 delegenin katılımıyla gerçekleştirilen Üniversite Kongresi'nin ardından alınan kararları ve önümüzdeki süreci üniversite öğrencileriyle konuştuk.

Kongreyi toplamaya nasıl karar verdiniz? Yola çıkarken beklentileriniz nelerdi?

Mert (İÜ BAL -Biyolojik Arastırmalar Laboratuvarı):
Açıkçası ben kendi adıma söyleyeyim, ben kongreye şöyle dahil oldum: Beraber iş yaptığımız kulüplerle birlikte bana böyle bir durumun olduğu söylendi ve ben bunun sonucunda artılarını ve eksilerini düşünerek kesinlikle artılarının daha yoğun olduğuna kanaat getirdim ve böyle bir oluşuma girdik.

Kongre sonucunda beklentilerimiz de ortak hareket edebileceğimiz bir kulüp havuzunun oluşmasıydı. Bu havuzun kesinlikle oluştuğuna inanıyorum. İletişime geçtiğimiz bir sürü kulüp vardı. Kongreye katılan 180'in üzerinde kulüp var. Temel bilimlerde ise onun üzerinde kulüp var. Onlarla ortak çalışmalar kesinlikle hepsine daha yararlı olacaktır. Tek başına bir kulübün iş yapması elbette ses getiriyor ama birkaç kulübün ortaklaşa bu işi yapması çok daha büyük etkiler yapıyor. Özellikle evrim konusunda... Biz bu konularda çok sıkıntı çektik. Kendi üniversitemizde bile -İstanbul Üniversitesi- siz orada daha rahat yaparsınız deyip geçiyorlar ama bakıyoruz gene biz de sorunlar yaşıyoruz. Ama böyle birkaç kulüp birleşince daha bir destekleyeni oluyor, daha örgütlü oluyor bir iş. Ve çok da hoş oldu bu işin sonunda elde ettiklerimiz.

Öner (İTÜ Sinema):
Bu kongre kararı olmadan önce TÜBİTAK evrim kitaplarını yasakladıktan sonra 10-15 bilim kulübü bir araya gelip bir metin hazırlamışlardı. Bilim kulübü olmamamıza rağmen biz de İTÜ Sinema Kulübü olarak biz o metne de destek vermiştik. Sonra Türkiye'de de bütün kulüplerini bir araya gelip fikirlerini tartışabileceklerini ve Türkiye'ye dair söz söyleyebilecekleri bir ortamın oluşacağı haberini alınca biz de hem bunun çağrıcısı olduk hem imzalarımızı attık. Beklentimizi ise, bunu bütün kulüplere yaymak, oradan çıkardığımız sonuçları kulüplere anlatmak ve daha çok kulübü katmak.

Doğacan (GÜ -Sosyal Bilimler Kulübü):
Biz Galatasaray Sosyal Bilimler Kulübü olarak bu meseleye girerken aslında bir rahatsızlıktan dolayı hareketlendik. Üniversitenin kendisi için de bunu söyleyebilirim. İlk önce rektöre karşı, söz hakkının hiçe sayılmasına karşı, üniversitenin bizim adımıza savaş kışkırtıcılığını, bilim düşmanlığını desteklemesine ve ODTÜ'deki arkadaşlarımızı hedef göstermesine karşı aslında üniversitede bir hareketlilik başladı. Bu hareketlilik giderek kongre metinlerinde de gözüktü. Orada da göründüğü gibi biz sadece "istemiyoruz" demekten, gençliğin doğruları söylemesine evrilmesini istedik bu rahatsızlığın. Kongre bunu sağlayacak bir adım attı.

Kongre nasıl geçti? Hangi konular tartışıldı? Nasıl kararlar alındı?

Murat (MİFTOK -Marmara Tiyatro Topluluğu):
Kongrenin nasıl geçtiğine dair ilk söyleyeceğim 600 civarında delege ve Türkiye'nin birçok yerinden insan vardı. Total düzeyde ülkenin nabzını tutabilmek için bir kongrede ve üniversitede yapılacak en iyi işlerden biriydi gibi geliyor bana. Oraya gittiğimizde farklı coğrafyalardan aynı dertleri aynı sorunları görmek, aynı noktaların üzerine eğilmek, o solukları duyabilmek şahaneydi. Kongrenin ilk toplantısı olması sebebiyle soyut konulara pek eğilemedik. Böyle bir toplamı bir araya getirmek hiç kolay değil, büyük bir başarıydı. Gelecekte en çok görmek istediğimiz şey; yapacağımız üretimlere katkı sağlayacak, ayakları yere basan bir yapının olması.

Farklı sesler aykırı sesler kesinlikle duyduk kongrede. Tek seslilik değil çokseslilik istiyoruz diyerek biz zaten kulüp olarak kongreye de gelmiştik. Demokratik bir tartışma ortamı bizim öğrenciler olarak yarattığımız bir şeydi. Farklı görüşlerden olanların görüşü duyulabildi. Bu noktalarda kongrenin gördüğümüz güncelliklerden farklı olması esasen hoş bulduğum nokta bu.

Mert (BAL):
Biz aslında bu işe başlarken kongrede her şeyi konuşacağız, deklarasyona yazdıktan sonra bitecek her şey diye başlamadık. Asıl işin temelinin atılacağı bir merdiven olarak görüyorduk kongreyi açıkçası. Hazırlık komitesinde hep bunları konuşmuştuk.

Çeşitli görüşler oldu, itirazlar oldu, ortaklaşmalar oldu. Bu noktada ben bizim kulüpten bir arkadaşımızdan bir alıntı yapacağım. "Küçük millet meclisi" oluştu gibi bir benzetme yapmıştı, hakikaten öyle oldu. Biz bunu bir kıvılcım olarak görüyoruz. Bundan sonra yapılacak işler daha önemlidir.

Doğacan (GÜ Sosyal Bilimler Kulübü):
Ben en azından bizim üniversiteden hareketle kongre tartışma ve delege seçimi toplantılarının son derece verimli geçtiğini, güzel tartışmaların yapıldığını düşünüyorum. Keza kongrede nitelikli tartışmaların yapıldı, yer yer foruma dönen bir birleşim oldu. Bundan sonraki süreçte kongrenin toplanmasını sağlayan iradenin devam etmesi hatta daha da ileriye taşınması gerekir. Bana kalırsa güzel bir iş çıktı ortaya devamı gelecektir.

Toplumcu Hukukçular Kulübü:
Kongrede söz alan bir arkadaşımız ''Bugün bu işi yapıyoruz, kongre topluyoruz ama önemli olan yarın ne yapacağımız'' dedi. Bence de son derece doğru söyledi.


Gençliğin ülkeye, topluma ve üniversiteye dair sözünü söylemesi, toplumun bir çok kesimin heyecanlandırdı. Kongredeki tartışmalar sizi tatmin etti mi? Beklentileri karşıladı mı?

Öner (İTÜ Sinema Kulübü):
Toplumu heyecanlandırması şaşılacak bir durum değil. Zaten üniversite gençliği her zaman ülkemizdeki toplumsal muhalefetin öncüsü olmuştur. Üniversite gençliği herhangi bir hareket içerisinde yer aldığı zaman bunun toplumdaki yansımalarını görebiliyoruz. Kongredeki tartışmalar konusuna gelirsek, bir çok yönden Türkiye ve üniversite gündemi ele alındı. Mümkün olduğu kadar çok delegeye söz hakkı verildi. Genel anlamda tatmin olunduğunu kendi adıma söyleyebilirim. Birçok gündemi altı başlığa sıkıştırıp tartışmak durumundaydık ama kısıtlı imkanlara rağmen güzel tartışmalar oldu. Özellikle anayasa ve bağımsızlık konusunda nasıl bakmamız gerektiğine dair ortaklaşa hareket etmek konusunda bir neticeye vardığımızı düşünüyorum.

Murat (MİFTOK):
Biz böyle bir tartışma ortamına böyle bir birlikteliğe açtık. Çevremizde gündeme dair, bize dair o kadar çok şey oluyor ve bunlar bizim haberimiz dahi olmadan gerçekleşiyor.

Biz kendi kararlarımızı kendimizin alabileceği, bir sözümüzün olabileceği çok sesli bir toplama açmışız... Ben bunu anlayabiliyorum. Kongrede söz alan delegelerin mikrofonu bırakamayacak kadar söyleyecek çok şeyinin olduğunu gördük.

Doğacan:
Artık sadece tartışmalar ile yetinebilecek bir noktada değil gençlik, önemli olan üniversitelerimizde bu tartışmaları somutlamaktır. Bundan sonra da bu yönde çalışmalar yürütülecek, özellikle "Ne Yapmalı" başlığında aldığımız karar bunu getirecektir.

Kongrenin en fazla ilgi çeken kararlarından biri de FKF'nin kurulması kararı oldu. Kongre sonrasında bu karar ilişkin nasıl tepkiler aldınız?

Mert (BAL):
İlk önce insanlar bu kararın alındığını duyduktan sonra "eski yapılanma tekrar faaliyete mi geçiyor" diye sordular. Hayır birebir eski FKF yeniden oluşturulmuyor. FKF'nin kurulması gençlik hareketine yeni bir canlanma getirecektir. Sadece dersine girip çıkan, düşünmeyen, üretmeyen bir üniversite gençliğin yerine, düşünen, üreten, ülkeye dair geleceğe dair sözü olan bir üniversite gençliği yaratmak FKF'nin hedeflerinden biri olacaktır.

Barış Koç (Toplumcu Hukukçular Kulübü): 
Geçmişte tarihte baktığımızda FKF, yanlış hatırlamıyorsam 5-6 kulüp toplanıp kuruluyor. Şimdi baktığımızda ise 180-190 kulüpten bahsediyoruz. Gerçekten büyük bir etki yaratıyor bu. Benim özel olarak farkında olduğum şey de sosyal medyada gerçekten büyük etki yarattı. İnsanlar sürekli paylaştı, üzerine konuştu, aynı şekilde okullarda da böyle... Olumlu olumsuz eleştiriler aldık, “Eski FKF mi, onun dönemi geçti” gibi.

Murat(MİFTOK):
FKF'yi öncelikle fikirleri olan kulüplerin federasyonu diye düşünüyorum. Geçmişte oluşmuş, kurulmuş bir yapılanmadan bahsediyoruz. Ama yeniden kurduğumuz, hep birlikte ağlarını örmeye çalıştığımız 2013’ün başlangıç tarihi olduğu FKF geçmişin taklidi değil, geleceğin inşası olacak olan bir yapıdır. Ve yeni üniversiteli bireyi yaratacak olan bir yapılanma olduğunu düşünüyorum.

Barış Koç (THK):
Ancak şunu da belirtmek lazım eski FKF çok iyi işler yapmış, ülkeyi etkilemiş bizim için örnek olan bir yapı.

FKF’nin kuruluş süreci nasıl ilerleyecek? Soruya hazırlık komitesindeki arkadaşlar daha kolay cevap verecektir sanırım.

Mert (BAL):
Önce kendi komisyonlarımızı nasıl işleteceğimizi, nasıl işlerlik sağlayabileceğimizi tartışmaya başlayacağız. Komiteye bu noktada gene bayağa bir iş düşüyor.

Doğacan:
Şu anda Kongre Hazırlık Komitesi aslında FKF Kuruluş Komitesi adını alıyor ve kongrede de karara bağlandığı gibi, bu "kuruluş komitesine" başvuruda bulunan bütün kulüpler alınabiliyor. Bunun dışında kongre hazırlık toplantılarında kongrenin ardından değerlendirme toplantıları yapılması kararı da alınmıştı. Bu birazcık fiilen FKF’nin kuruluş toplantılarına dönüşecek gibi duruyor. Tüm öğrenciler, tüm üniversiteliler bu toplantılara katılarak bu sürecin bir parçası olmalılar diye düşünüyorum.

Yani somut adımlardan ziyade daha çok önümüzde şöyle bir süreç var gibi bir şey tarif ediyorsun değil mi?

Doğacan:
Evet. Yani bunlar konuşulacak, üzerine tartışılacaktır konular daha.

Mert (BAL):
Alt komisyonlardan bahsediyorduk bu kongreden önce de. Bilim komisyonu, kültür-sanat komisyonu, düşünsel komisyonu, hukuk komisyonu vs. gibi. Komisyonların ortak çalışmasıyla belki de bir FKF oluşacak.

Kongreye birçok alandan kulüp katıldı, FKF bunların çalışmalarını nasıl ortaklaştıracak?

Doğacan (GÜ Sosyal Bilimler Kulübü):
Benim aklıma ilk gelen şey şu: TÜBİTAK bir skandala mı imza attı, tüm ülke gündemine oturan tüm üniversitelilerin de gündemine alması gereken bir olay mı yaşandı; mesela FKF kendi içinde şöyle bir karar alır ve der ki “Önümüzdeki haftayı farklı alanlarda çalışma yapan tüm kulüpler olarak Bilim ve Aydınlanma haftası ilan ediyoruz.”

Mert (BAL): 
Daha öncesinde Evrim Kongresi bilim tabanlı bir kongre oluyordu. Biz bunu İstanbul Üniversitesinde kendi çabamızla yapmaya çalıştık 2010 da. Fakültemizin bünyesinde olan Müzik kulübü, Amatör Astronomlar, Biyolojik Araştırmalar ve Fizik Kulübü olarak birleştik ve disiplinler arası kongre düzenledik. O zaman araştırdığımızda Türkiye’de bunun daha önce hiç yapılmadığını gördük. Bu çok küçük bir örnek tabi ki de. Bunu FKF’nin çatısı altında yaptığımızı düşündüğümüzde mesela bir haftalık bir kongre boyunca bir yerde bilim tartışılıyor, bir yerde sahne var oyun oynanıyor, bir yerde sahne var konser oluyor, bir yerde gökyüzü inceleniyor, bir yerde anayasa tartışılıyor... Açıkçası ben buna şimdi hayal diyorum ama gerçekleştirebileceğimiz bir yapılanmaya doğru gidiyoruz.

Barış Koç (THK):
Mesela hükümetin evrime karşı saldırıları, baroya karşı saldırıları gibi durumlar var. Böyle saldırılar bence disiplinler arası bir kaynaşmayı, ortaklaşmayı sağlayacak. En başta dediğimiz gibi fikirleri olan insanların federasyonu FKF. Bir çizgimiz var, muhalifliğimiz var, doğru yolda gidiyoruz o zaman ortaklaşacağımız şey çok basit! Böyle bir ortaklaşma için çok fazla neden, somut saldırı var. Bence kolay olacak, zorlaşacağını düşünmüyorum bu konuda.

Öner (İTÜ Sinema Kulübü):
Biz zaten bu kongreye dahil olduğumuz süreçteki süreci hep örnek aldık: Daha kongre toplanmadan evrime yönelik saldırılara karşı toplanan bilim kulüplerinin etkisini gördük. Türkiye'deki tüm bilim kulüpleri birleşirse ne olur sorusunu sorunca görüyoruz ki gerçekten iyi bir mücadele kanalı açabiliriz burada. Bunun içerisine üniversite kulüplerinin kendi sorunlarını da koyabiliriz. Arkadaşımız telif haklarından bahsetti, evrime ve bilime saldırılar, bilim ve sanat kulüplerine yeterli bütçe ayrılmaması, mühendislikte ve teknik üniversitelerde öğrencileri sürekli kariyerizme doğru sürüklemeleri vs...

Buralarda da tabi ki tek ses olup bu doğrultuda da birlikte mücadele etmek önemli. Tabi bunun dışında da Türkiye’nin meselelerine de beraber bakmamız çok önemli. Bugün okulumuzdaki bir tiyatro salonunun inşa edilememesi ile İstiklal’de Emek Sineması’nın kapatılması paralel. Ayrıca Emek Sineması’nın kapatılması sadece kültürel bir olay değil, Taksim projesi ya da Kentsel Dönüşümü de kapsıyor. Bunlar iktidarın uyguladığı politikalar. Bu noktalarda bizim tek ses olmamız lazım ve bu mücadeleyi örmemiz lazım.

(soL)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.