Türkiye: Muhafazakar, İşkenceyi Normal Bulan, Kürtajı Onaylayan ve Parayı Ön Planda Tutanların Ülkesi
Boğaziçi Üniversitesi ve Açık Toplum Vakfı'nın işbirliği ile yapılan 'Türkiye'de Muhafazakarlık: Aile, Cinsellik, Din' araştırmasının sonuçları açıklandı. İlki 2006 yılında gerçekleştirilen araştırma 6 yıl sonra 16 ilde, toplam 1200 kişi ile yüz yüze görüşülerek güncellendi.
İşte araştırmanın sonuçları ve araştırmayı yürüten B. Ü. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yılmaz'ın yorumları:
MUHAFAZAKARLIK ANA AKIMSiyasal ve özel hayata ilişkin muhafazakarlık tutumlarında uç noktalardan ortalara doğru bir toplaşma eğilimi var. Kadın-erkek ilişkilerinde 'kendimi hiç muhafazakar bulmuyorum' diyenlerin oranı yüzde 21,1'den 15,7'ye; 'kendimi muhafazakar buluyorum' diyenlerin oranı yüzde 35,2'den 30'a inerken 'kendini ortada konumlandıranlar' yüzde 39,5'den 49,9'a çıkıyor.
Siyasal görüşler konusunda 'kendimi muhafazakar bulmuyorum' diyenlerin oranı yüzde 24,2'den 17,2'ye; 'kendini muhafazakar bulanların' oranı yüzde 29,7'de 27,5'e düşerken; 'kendini ortada görenlerin' oranı yüzde 39,9'dan yüzde 49,2'ye çıktı.
BİREYSELLEŞME HIZLANDIToplumda 'bireyselleşme' süreci hızlandı. Bunun en temel göstergesi 'eşitlik, dayanışma, özgürlük' değerleri arasında özgürlüğün en çok tercih edilen temel değer olması. 'Muhafaza edilmesi gereken en önemli değer' olarak özgürlüğü görenlerin oranı 2006'da yüzde 37,4 iken 2012'de 42,5'e çıktı.
STATÜKOYU SEVİYORUZ
Toplumsal ve siyasal hayatta değişim isteyenlerin oranı azaldı. 'Hayatımız değişmelidir' diyenlerin oranı 2006'da yüzde 63 iken, bu oran yüzde 40'a indi. 'Hayatımız aynı kalsın' diyenlerin oranı 2006'da yüzde 34 iken; 2012'de yüzde 54. Toplum daha statükocu bir tutuma kaymış. 'Elinizde olsa hayatınızın neresini değiştirirdiniz?' sorusuna tıpkı 2006'da olduğu gibi 'Ekonomik düzenimizi değiştirirdim' yanıtı verildi. Bu oran yüzde 47,3'ten yüzde 54,1'e yükseldi. DÜZENLİ İBADET EDENLER AZALDIÇarpıcı sonuçlardan biri de namaz ve oruç gibi temel ibadetlerin düzenli olarak yerine getirilmesinde bir gevşeme meydana gelmesi. Öte yandan, dini kurallara uygun yaşamayanlardan rahatsız olanların oranı azalmış.
LİDER TERCİHİNDE YÜZDE 9'LUK ARTIŞSeçimlerde hangi partiye oy vereceğime karar verirken, bu partinin liderinin dini inançlarını hesaba katarım' diyenlerin oranı 2006'da yüzde 62.9 iken, yüzde 9 artarak, yüzde 71.9'a yükselmiş.
FARKLIYA BAKIŞTA YUMUŞAMAAçık giyinen kadınlardan rahatsız olanların oranı 2006'da yüzde 52'den 2012'de yüzde 35'e; alkollü içki içenlerden rahatsız olanların oranı 2006'da yüzde 65'den 2012'de yüzde 52'ye; bara, gece kulübüne gidenlerden rahatsız olanların oranı 2006'da yüzde 61'den 2012'de yüzde 49'a düşmüş.
HAKLARI İÇSELLEŞTİREMEMİŞİZ
Araştırma 'haklar devlet tarafından tamamen kısıtlanabilir' diyenlerin oranında yıllar içerisinde büyük düşüşler olmadığını gösteriyor. Prof. Dr. Yılmaz, bu durumu 'Demek ki hakları içselleştirme konusunda belirgin bir zihniyet dönüşümü 2006'dan bugüne gerçekleşmemiş' sözleriyle durumu yorumluyor. Ancak 'toplantı ve gösterişi yürüyüşü yapma hakkı, dernek ve sendika kurma hakkı, siyasi partilerin eşit şartlarda rekabet etmesi, düşünce ve ifade hürriyeti, medyanın özgürce yayın yapması ve sansür edilmemesi' haklarının kısıtlanmasına karşılar. İŞKENCEYE EVET HOMOSEKSÜELLİĞE HAYIR'Kimseye işkence yapılmama hakkı askıya alınabilir, yani birilerine işkence yapılabilir' diyenlerin oranı 2006'da 23,4 iken bu oran 2012'de 23,5. 'Eşcinsellik gibi farklı cinsel tercihlerin serbestçe yaşanması hakkı gerektiğinde devlet tarafından tamamen kısıtlanabilir' diyenlerin oranı da 2006'da yüzde 58 iken, 2012'de bu oran yüzde 54. Büyük bir değişim yaşanmadığını gösteriyor.
KÜRTAJA ONAYBir başka ilginç bulgu da tartışmalı konulardan kürtaja dair. Tamamen isteğe bağlı kürtajlarda bile toplumda genel bir onaylama eğilimi var. Daha fazla çocuk istememe, yoksulluk, tecavüz veya sağlık sorunları onaylamanın oranını yükseltiyor.
HAMARAT VE NAMUSLU SEVERİMAraştırma, toplumun ideal kadın tipinde de hiçbir değişim olmadığını ve eşit, hamarat ve namuslu kadının ideal olarak tanımlandığını gözler önüne seriyor.
Sınıf için kültür değil para önemli
PROF. Hakan Yılmaz'ın başkanlığında yapılan ve sonuçları açıklanan bir diğer araştırma 'Türkiye'de orta sınıfı tanımlamak'
İlki 2007'de yapılan Mart-Nisan 2012'de 16 ilde 18 yaş üstü toplam 1200 kişiyle tekrar edilen araştırmaya göre, 'Türkiye'nin AB üyeliği için bir halk oylaması yapılsa destekler yönde oy kullanırdım' diyenlerin oranı yüzde 57,6'dan yüzde 51,7'e düştü. Öte yanhdan Halkın laikliğin bu halinden de memnun olduğu ve reform talebinin olmadığı belirlendi. Araştırmanın diğer önemli verileri şöyle:
- Kendini, öznel düzeyde, orta sınıftan veya ortanın üstünde görenlerin oranı azaldı; buna karşılık, 'ortanın altındayım' diyenlerin oranı çoğaldı.
- Orta sınıf mensubu olmanın ölçütü 'kültürel sermaye'ye sahip olmak gerektiğini düşünenlerin oranı azaldı. 'Ekonomik sermaye' diyenler arttı.
- Hanelerin mali durumlarının geçmişe göre kötüleştiğine ve yakın gelecekte daha iyi olmayacağına ilişkin algıda yükseliş var.
- Bir insanın neden yoksul veya zengin olduğunun nedenleri arasında seçim yapılırken, çalışmak, çabalamak ve eğitimli olmak gibi objektif nedenler daha az öne çıkarılırken; yolsuzluk yapmak, adam kayırmak, sömürü gibi sübjektif nedenler ise daha çok vurgulandı.
- Kendini sağda ve merkezde görenlerin oranı değişmedi. Solda görenlerin oranında kayda değer bir yükseliş var.
*Akşam Gazetesi'nden alınmıştır.

YORUM YAZIN