İnşaat Sektörü İçin Çanlar Çalıyor: 700-800 Bin Konut Fazlalığı Var
Geçtiğimiz yıl "dünyanın en hızlı gelişen ekonomisi" olarak açıklanan Türkiye ekonomisi, düşüşte. Düşünün en belirgin yaşandığı yer ise inşaat sektörü.
Türkiye ekonomisinin lokomotifi olarak değerlendirilen inşaat sektöründeki ve ekonomideki gelişmeleri İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi Nevzat Ersan ve iktisatçı yazar Mustafa Sönmez ETHA'ya değerlendirdi. Ersan, inşaat sektöründeki küçülmenin diğer sektörleri de etkileyeceğini belirtirken, Sönmez bu küçülmenin yıl sonuna doğru işten atmaları hızlandıracağına dikkat çekti.
'İNŞAAT SEKTÖRÜ SADECE KONUT DEĞİLDİR'
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Yönetim Kurulu üyesi Nevzat Ersan, inşaat sektörünün arz talep dengesine göre yaşadığı dalgalanmaya dikkat çekerek, 700-800 bin konut stok fazlalığı bulunduğunu belirtti. "İnşaat sektörü zaman zaman belli bir trend kaydeder. Genel anlamda da konut stoğu ile alakalı olarak arz talep dengelerini oluşturmak adına bazı yıllar büyüme kaydeder" diyen Ersan, şu değerlendirmede bulundu: "Bazı yıllar ise arz talep dengesindeki denge değişikliği nedeniyle duraklama sürecine girer. TÜİK verilerine göre, inşaat sektörü yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1.2 oranında bir düşüş göstererek geçen yıla göre yüzde 0.4 büyüme kaydetmiştir. Zaten geçmiş yıllarda 2006'da yüzde 18.5 büyüme gösteren inşaat sektörü, 2007 yılında hız kesmiştir. 2008 ve 2009 yıllarında ise küçülme göstermiştir. Bu inşaat sektörünün fazla üretim, arz talep dengesi nedeniyle zaman zaman bunu gösterdiği aşikardır. Bugün de ülkemizdeki inşaat sektörünün durumu 700-800 bin konut stok fazlalığının olduğu düşünüldüğü için böyle bir talep dengesizliğinden dolayı ciddi bir büyüme kaydedilememiştir. Bugün yaşanan süreç de bunlardan biridir."
Ersan, bu dengesizliğin nedenlerine ilişkin olarak ise, "Dünyadaki kriz ve ülkemizdeki sıkı para politikaları, banka kredilerinin yüksekliği nedeniyle vatandaşın krediye fazla talep göstermemesi ve stok fazlalığı. İnşaat sektörünü sadece konutla kıyaslamamak lazım. Bunun yanı sıra kamunun küçülerek, kamu yatırımlarının azalması da bu sektöre diğer yıllara göre daha az katkı sunmuştur. Bundan dolayı inşaat sektörünün bugünkü konumu budur" diye konuştu.
'KENTSEL DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ KURTARMAZ'
İnşaat sektörünün kentsel dönüşüm projesiyle ilişkisini de ele alan İMO Yönetim Kurulu üyesi Nevzat Ersan, kenstel dönüşüm projesinin de inşaat sektörünü kurtaramayacağını belirtti, "Çok kısa bir sürede kentsel dönüşümle, inşaat sektörünün iyi bir konuma geleceğini düşünmek çok doğru olmaz. Çünkü kentsel dönüşüm çok uzun vadede düşünülebilen bir olaydır. Ki bugün bile kentsel dönüşümün bir takım soru işareti olan içeriği vardır. Bunlar da giderilmediği için inşaat sektörünü hızlandıracak bir konumda olduğunu düşünmüyorum" dedi.
İnşaat sektörünün Türkiye ekonomisinde lokomotif bir sektör olduğunu altını çizen Ersan, şunları söyledi: "İnşaat sektörü kendi bünyesinde yaklaşık 300 civarında alt sektörleri barındırmaktadır. İnşaat sektöründe sadece deniz, kum, çimento değil. Bu sektörün bünyesine giren tüm malzemelerin bu sektör içerisinde matalaa edilmesi lazım. Onun için üretici sektörler bu sektörün hızıyla alakalı gelişme gösterecekler. Lokomotif sektör olması nedeniyle ülkenin ciddi şekilde etkileneceğini düşünüyoruz. Hepimizi, sokaktaki herkesi bu sektör etkileyecektir. Sadece konut alma-satma yönünde değil; konutumuza yaptıracağımız her türlü tadilat bile bu sektörün bünyesinde ihtiva edilir. Sektörü bu anlamda değerlendirmek lazım. Sektörün ekonomik anlamda hayli sıkıntılar yaratacağı aşikardır."
'İŞTEN ATMALAR ARTACAK'
ETHA'ya konşan iktisatçı Mustafa Sönmez, ekonomideki genel düşüşe dikkat çekti, "Bu sanayi üretiminde kendisini gösteriyor. Avrupa’ya ihracatta düşüş var. İç pazarda daralma var. İnsanlar borçlanmada bir sınıra geldiler. O nedenle daha az tüketiyorlar. Dış pazarda da Avrupa krizi, o bölgeye olan ihracatı azalttı" dedi.
Bu durumun sanayide üretim düşüşü anlamına geldiğini söyleyen Sönmez, sonucunun ise işçi çıkarmalar olacağını belirtti, "Tıpkı 2008 sonlarında olduğu gibi işten çıkarmalar yaşanabilir" uyarısını yaptı.
Sanayinin özellikle ihracata dönük otomotiv, mobilya, giyim ve plastik sektörlerinde hissedilir bir üretim düşüşü olduğunu vurgulayan Sönmez, şöyle konuştu: "Yıl sonuna doğru bu fabrikalarda işçi çıkarılması söz konusu olabilir. Bu da haneye giren gelirde ciddi yoksullaşmaya yol açabilir. 2008 sonlarında olduğu gibi bir daralma yaşanabilir. Dünyada bir küresel kriz zaten yaşanıyor. Türkiye bunu 2009 yılında ciddi olarak yaşadı. Sonra 2010-2011 yılında bir büyüme dönemi yaşadı. Sonra yüzde 3'lük bir gelişme ile bir daralma yaşadı. Önümüzdeki dönem daralma devam edebilir."

YORUM YAZIN